Nas ... Faizler düştü, bir kesim kredilendi. Alınan krediler dövize gitti O döviz kur korumalı ya yattı. Yani Bilinçli bir politikayla aynı kesime iki yolla servet transferi yapıldı.
Üretimde bilinçli bir şekilde maliyet yüksek tutuluyor, tarlada ürün bedava isteniyor, aracı iki kere fiyat artırarak kazanıyor.
Borçlanan toplum kendi derdiyle uğraşırken, üst katman istediklerini gerçekleştirme kolaylığını sağlıyor. Üstte çok şey değişiyor ama alt tabaka anlama çaresi elinden alınmış olarak tehditle gözünü kapatıyor ve hiç haberi yokmuş gibi üç maymunu oynamak zorunda bırakılıyor.
Gözünü açarsa ne değişir ? Hiç bir şey değişmez, çünkü bu ortamı değiştirme riskine girenler, mecburi bir dönem sıkıntılarla hareket etmek zorunda ve bu yıllar alır. İşte bu geçen sürede bu halk geçmişi idrak edip, gözünü gönlünü açıp destek verirmi. Burası gerçekten kocaman hayır. Gelenin elinde sihir var sanki, ertesi gün herşey düzelsin bekler, sonraki güne tahammül göstermez maalesef. Bunun örneğini geçmişte yaşadık ve bugünlerin var olmasına destek verdik. Sonrası değişir mi? Gerçekten inancım kalmadı. Her insani duyguyu kaybetmiş olmak, yarını da gayet açık anlatıyor.
Diz çökmedim ... çökemem eğilemem asla Benim başkaldırım bir çığlıktır sisteme Yok sayar da beni gecelerin buğulu karası İsyanım güneş gibi Yakarak doğacak tüm sabahlara
"Vaktim yoktu" dedik, "yorgundum" diye ekledik, Ne yorgunluk gerçektir, ne de hayatın hızı, Sadece bir dekordur bahaneleri, Dağ aşmak isteyene, her yokuş düz gelir, Gönlü olmayana ise, bahar bile güz gelir. Sığınma o gölgeye, gün gelir güneş batar; İnsan, kurduğu bahanelerin en altında yatar.
Gözünün önünde sana rağmen bir şeyler yapıldığını hissediyorsan, mesela hafta içi alelade bir gün bir yaprak düşüyorsa senden izinsiz, o kaldırımda dur!
Güneş doğdu madem, sönmez artık bu kutsal ateş, Gönlümün göğüne tek sensin, en parlak güneş! Cihan dönse ne çıkar, durdu zaman dizlerinde, Menzilim sensin artık, kayboldum gözlerinde...
İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır; Sonra geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.
1) Seni başkası aracılığıyla davet edenin davetine gidilmez. 2) En son senin hatırlandığın davete gidilmez. 3) “Geleceksen gel” diyenin davetine gidilmez.
Ayrı gayrı kalmadı, yan yana olmak zorunluluk.
“Kafeste doğan kuşlar, uçmayı bir hastalık sanır”
Düşman kör nişancıdır da, dost bilir nereden vuracağını.
Nas ... Faizler düştü, bir kesim kredilendi.
Alınan krediler dövize gitti
O döviz kur korumalı ya yattı.
Yani
Bilinçli bir politikayla aynı kesime iki yolla servet transferi yapıldı.
Üretimde bilinçli bir şekilde maliyet yüksek tutuluyor, tarlada ürün bedava isteniyor, aracı iki kere fiyat artırarak kazanıyor.
Borçlanan toplum kendi derdiyle uğraşırken, üst katman istediklerini gerçekleştirme kolaylığını sağlıyor. Üstte çok şey değişiyor ama alt tabaka anlama çaresi elinden alınmış olarak tehditle gözünü kapatıyor ve hiç haberi yokmuş gibi üç maymunu oynamak zorunda bırakılıyor.
Gözünü açarsa ne değişir ?
Hiç bir şey değişmez, çünkü bu ortamı değiştirme riskine girenler, mecburi bir dönem sıkıntılarla hareket etmek zorunda ve bu yıllar alır.
İşte bu geçen sürede bu halk geçmişi idrak edip, gözünü gönlünü açıp destek verirmi. Burası gerçekten kocaman hayır.
Gelenin elinde sihir var sanki, ertesi gün herşey düzelsin bekler, sonraki güne tahammül göstermez maalesef.
Bunun örneğini geçmişte yaşadık ve bugünlerin var olmasına destek verdik.
Sonrası değişir mi?
Gerçekten inancım kalmadı. Her insani duyguyu kaybetmiş olmak, yarını da gayet açık anlatıyor.
Aynaya bakıp özeleştiri yapma vakti artık
Diz çökmedim ...
çökemem eğilemem asla
Benim başkaldırım bir çığlıktır sisteme
Yok sayar da beni gecelerin buğulu karası
İsyanım güneş gibi
Yakarak doğacak tüm sabahlara
"Vaktim yoktu" dedik, "yorgundum" diye ekledik,
Ne yorgunluk gerçektir, ne de hayatın hızı,
Sadece bir dekordur bahaneleri,
Dağ aşmak isteyene, her yokuş düz gelir,
Gönlü olmayana ise, bahar bile güz gelir.
Sığınma o gölgeye, gün gelir güneş batar;
İnsan, kurduğu bahanelerin en altında yatar.
Tereddütün varsa Cuma’dan; Pazartesi’den vazgeç…
En başından bellidir yanlış giden şeyler… Sessiz sessiz yumruğunu indirir…
Gözünün önünde sana rağmen bir şeyler yapıldığını hissediyorsan, mesela hafta içi alelade bir gün bir yaprak düşüyorsa senden izinsiz, o kaldırımda dur!
Gerçeğin bir kısmını bükemezsiniz. Gerçek, bir bütün olarak kaplamalı yüreğini…
Güneş doğdu madem, sönmez artık bu kutsal ateş,
Gönlümün göğüne tek sensin, en parlak güneş!
Cihan dönse ne çıkar, durdu zaman dizlerinde,
Menzilim sensin artık, kayboldum gözlerinde...
Kışlar şimdi bahara döndü
Döndü talihimiz şansımız döndü
Yüzümüz mutluluğa huzura döndü
Gün döndü ay döndü
Bak seven gönüller geriye döndü...
Bakışın kışsa, kucağım bahar
Gelmeye hazırım.
Sende son bulsun bütün dünyalar,
Ölmeye razıyım...
Çarelerin tükendiği yerdeyim
Durma gel
Üşüdüm iliklerime dek
Yokluğun ecel...
Altı Mayıs
Karanlıklar Güneş doğurur
Kendi yolunu bulamayan, bütün yolları boşuna yürür.
Soğuk suya geç girmek, onu daha sıcak yapmayacak
İnsan, uzaklarda kalan bir gülüşün peşinden yürürken, zamanın ince ince ördüğü ağlarda sıkışır;
Sonra
geceler, yıldızlarıyla birlikte içindeki boşluğu yavaş yavaş örer. O vakit; boşluklarda yaşamak bir varoluş biçimin olur.
Fırın tava geldi hamur tükendi
Akıl başa geldi ömür tükendi
Büyüğünü bilen, büyüğünden büyüktür.
Koza, kanatların bedelidir.
Kiminle dertleşirken eline koz vermiş gibi hissetmiyorsan, o kişi senin dostundur
İnsan, insanın rengini alır.
Üç davete gidilmez:
1) Seni başkası aracılığıyla davet edenin davetine gidilmez.
2) En son senin hatırlandığın davete gidilmez.
3) “Geleceksen gel” diyenin davetine gidilmez.
"Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
Tolstoy
Eskiler şu 5 şeye güvenilmez demişler:
1- Şems-i şita
2- Sükunet-i derya
3- İltifat-ı Umera
4- Nasihat-i a'da
5- Cilve-i nisa
(kış güneşi
durgun deniz
amirin iltifatı
düşmanın nasihati
kadının cilvesi)
Hiç haber yoksa bu iyi haberdir.
Gözlerin gelir gözlerime değer
İçimde serçeler güvercinler öter
Ansızın ters köşe yapınca lambalar söner
Yemezsen büyümezsin dedikleri kazıkmış meğer...
Kırk gün kar yağar bir gün av olur.