Aşk inan aptalca bir şey Günlerce insana bir şey yedirtmez Aylarca kalbine bir söz geçirtmez Damarlara giren zehir gibi bir şey Bazen tatlı bir acı verir kalbe Bazen de uğur böceğiyle gelir O çiçeklerde bilinir, özlenir.
Aşk biraz da çılgınca bir şey Bazen canım bedenleri köprüden atlatır Bazen de arabanın gaz pedalını kökletir Mantığın zorlandığı kahır gibi bir şey Zorlamaya gelmez çabuk kaybolur Bir melek gelir çalarsa kalbini O kara toprakta verilir, ödenir.
Aşk olması gereken en güzel duygudur.Bağlılığın en derin ifadesidir.Aşk haz veren en yakıcı olgudur.Bedeni ruhu yapılaştıran insanı tamamlayan duygulardan ebem kuşağı, duygu demeti vazgeçilmez arzuların tek ifadesidir.
aşK insanın ayaklarını yerden kesiyor ben aşık olmayı çok istedim ama bulamadım mesela ben aşık olmuştum bir kere dediğim gibi ayaklarım yereden kesilmişti kimseyi gözüm görmüyordu şiirler yazmaya başladım hergün onu düşünmeye başladım kısacası aşk çok güzel birşeydir aşk bir hastalıktır ama çok çabuk aşık olursan benim gibi o aşk sana çok acılar verir....
Ask, bence evrensel bir seydir.Tarif etmek imkansiz.Ama, bir agacin sararmis yapraklarini izlerken farkettigin rengin farki bir asktir.Dolunayin herzamanki halindan biraz daha parlak olmasi bir asktir.Yagmurdan sonra islak otlarin kokusunu hissetmek bir asktir.Ne biliyim, Ya da herseyiyle güzel bir insana hayran olmak bir asktir.Kisacasi, ask, aninda hissettigin tarifi edilemez duygulardir..Hayranliktir.Saygidir..
aşk bir sudur iç iç kudur. hah hah haaaah aşk kabızlık başlangıcıdır. aşk başlı başına bir problemdir. kafasını yormak istemeyen kişilerin bulaşmaması gerekir. aşk sigaradır, alkolün her türlüsüdür. tüm insanlık için çok zararlı birşeydir.
dünyadaki herkes için(buna kariyer düşkünü kadınlarda dahil) en önemli şeydir düşünsenize bi sabah evden çıkarken neden süsülenip püsleniyoruz neden her adım başı ayna var diğer insanlara güzel görünmek için değil sadece bir kişi var bizim hayatımızda bazılarımız platonik bazılarımız aşk bazılarımız ise karşılıklı mutlaka birisinden hoşlanırız işteee bu yüzdeeen
Aşk gibi bakıyordu kadın... Uysal iklimlerinin hepsi çantasında duruyordu… Yılların su gibi geçtiği gözlerinde yeşil yosunlar, açık denizler ve her yürek dalgalanmasında köpüren suskunlukları vardı… Yabancı toprakların yaşanmışlığına inat özlemler büyütüyordu… Aşk gibi gelmeliydi sevisi, dokularına işlemeli, adımlarını dolaştırmalı, içini titretmeliydi…
Aşk gibi bakıyordu kadın, baş ucunda duran fırtınalara aldırmadan, yıkılmadan, dik başlı inatları vardı yaşama, karşı koymuşluklarını elinde tutuyordu… Direnmişti ve direniyordu, içindeki tüm nefretleri gülümsemeye dönüştürecek formüller üretiyordu yer çekimsiz yüreğinde…Artık açık denizlerde değil, evreni arşınlamanın yorgunluğunu sakin bir kıyı kasabasında, balkon önü çiçeklerini sulayarak, bahçesindeki domatesleri toplayarak, toprağın kokusunda sevdiğinin dizleri üzerinde yatarak, çocuklarıyla oynayarak geçirmek istiyordu…
Oysa şehir alacalı bıkkınlığını sürmelemişti kadının aşk gibi bakan gözlerine… Kalabalık acılar, metro ayinleri, vapur biletleri, bir sürü ulaşılmazlık ve koşuşturma… Hepsi bir gün içine sığan çokluklardı…Rutin düzlemlerde hep aşkı ertelemek zorunda kalıyordu, toplantılar, iş gezileri, kağıtlar, formaliteler,insanlar…insanlar…insan..lar…
sadece birkaç yıl geçmişti üzerinden…
kayıplarının…
çocuklarının..
kocasının…
Mezar taşı arkası saklanmalarını kabullenemiyordu bir türlü…Tanrıyı bile yaşadığı hastanenin uçları sivriltilmiş demir korkulukları arkasında bırakmıştı…
O geniş, cıvıl cıvıl kuşların öttüğü, güneşin yorgun bedenini ısıttığı bahçenin tahta bir bankında otururken, Aşk gibi bakıyordu kadın elinde tuttuğu aynasından bir geçmişe…
Bir düğüm daha hayat nakışına Ne zamanki bir rüzgar geçse tenimden hüzün bulanır karanlıklarıma.İliklerime dokunurda geçer soğuk...
Dalar gözlerim amansız boş uzanan hayal vadilerine.İçimi garip bir korku sarar,anlamların anlamsızlığını anlarım bir an.Küslüğüm başlar kendime,dalar gözlerim görmediklerime.Yalın kalır yağan yağmurun damlalarına karşı coşkum.Kilitlenir uzaklara gözlerim...Karmaşık duyguların yoğrulduğu gel – git lerle uğraşırım düşlerimi serdiğim derinliklerde.Ellerini uzatır hüzün, alır beni koynuna umarsızca.Gıdıklar ruhumu ince ince sızılar.Yağmura karışır hayallerim.Çıkmaz sokaklara dönüşürüm, hep yolun sonunda engellenen.Boğuk, iştahsız mırıltılara karışır seslerim.Hasrete yürürüm, damlacıklar buhar olur yüreğimde...
Yollar bitti.Kuruldum gönül penceresine...Bakıyorum öylece. Sakin, umarsız, öyle boş, öyle yalın... Yağmurlarla birlikte ıslak hüzünler damlıyor yüreğime, tutup alıyor beni avucunun içine.Karanlıklara bürünüyor gözlerim,yarattığım kabusların ortasında kalıyorum.Bir umut dercesine çırpınıyorum dalan gözlerimle...
Pencereme vuruyor keder yüklü damlacıklar.Birden bir hareket beliriyor ardından.Ayağını burkmuş bir serçe geliyor, konuyor kalbime.Ürkek bakışları sarsıyor bir anda.Savunmasız, çaresiz,bir günahın bedeli gibi ağır duruyor.Eş görüyorum kendime onu.O üşüyor, ben üşüyorum.Hala bekleyişte, sabaha dönmeyi bekleyen gece gibi.Kıpırtısız bir masumlulukla hareketsiz.Dokunamıyorum ona,ama hissediyorum hissettiklerini... Kalbime dokunuyorum, onun kalbini hissediyorum.Kalp atışları ses katıyor karanlığıma...Bir can oluyor, bir umut oluyor kabusuma.Siyah korkunun hakimliğinde ıssız bir sokaktan geçişteki ayak seslerinin, kalp atışlarına karıştığı anı yaşıyorum kalbinde.İkimizde yalnız,ikimizde ürkek, ikimizde yorgun.Derinliklerimde kalan umut kırıntıları çıkıyor yüzeye, serçenin kınalı kanadını çırpışıyla.Bir umut var yarınlarımıza,parçalanmış olsak ta bütün haline dönmeye çalışıyoruz.Tohumlarımızın yeşeren, filizlenen hayaline takılıyor gözümüz, sabrediyoruz.Kimi zaman savruluyoruz hayat rüzgarlarında, ama her dağılan,savrulan parçamız yerine birini ekliyoruz.Bir düğüm daha atıyoruz hayat nakışına.İnadına...
Bir büyü gibi geliyor bana hüsranlarımın sonunda karşıma çıkan.Bir ümit,bir sevinç, bir kıpırtı.Sessizce çabasını izliyorum.Adım atmak istiyor, belli ki canı yanıyor alev damlıyor gözlerinden...Pes etmiyor! yalınayak bir çığlıkla bastırıyor etraftaki sesleri.Bir iç çekimi kadar kısa kanat çırpışı geliyor kulağıma...Bakıyorum bir çaba, bir direniş, küçük,kanatlarında.Yeniyor burukluğu.Yeniyor yağmuru.Yeniyor umutsuzluğu.Bir gayret ve son hareket.Kanat çırpışıyla sevinç katıyor yüreğime.Uçuyor gönlümden serçem, uçuyor gökyüzüne.Kıskanıyorum mücadelesini.Yağmurları aşıp, coşan, özgürlüğe karışan iradesini, gecenin ırmağında göğe yükselişini...Bense bakıyorum ardından,boş hissiz camlardan,kalın beton barakalardan...
Islaklıkların arkasında sızıyor güneş,kavuştu gün ışığına,yine yaldızlarını saçtı etrafa...Bir ben yorgunum,bir ben durgun. Isıttı umutları sabah.Gece aldı karamsarlıklarını göçtü uzaklara,geriye kaldı ruhsuz bedenlerle dağlanan yüreğim.
Aşk yalnız iki cins in birbirine duyduğu haz yani kadın-erkek arasındaki cinsel ilişkiden kaynaklanan duygu yoğunluğu değil.Soyut bir kavramdır.Adalet,özgürlük,barış vs. fenomenler gibi görecelidir.Bir insan bir kadına aşık olur.ülkesine aşık olur.işine aşık olur.bir nesneye aşık olur.müziğe,edebiyata,sanata aşık olur.bu durum sevgidir.ve yaşam sevgisi,sevgiliye olan sevgi,çocuk sevgisi,anne sevgisi,vatan sevgisi gibi uzayıp gider. Bu göreceli haliyle insan bir sevgi ürünüdür.Sosyal insan kendini severek bunu dışa vurur.bütün iyi davranış özellikleri ile kendisini dayatır. Eğer aşk ve sevgi yoksa,yaşam azap olur yaşanmaz! Aşk ve sevgi dolu bir dünyada kardeşçe,dostça birlikte yaşamak dileği ile sıcak dostluk sevgilerimle...
Bence aşkın tarifinin sınırlarını çizmek imkansız.Aşk:Geceleri uyuyamama ve doğal olarak sabahları kalkamama halidir bence.
bence aşk, düştüğümüz hayat uçurumda,önümüze çıkan sığınaktır..ve ne demişti sair bütün sığınaklar uçurumlara açılır..
Aşk inan aptalca bir şey
Günlerce insana bir şey yedirtmez
Aylarca kalbine bir söz geçirtmez
Damarlara giren zehir gibi bir şey
Bazen tatlı bir acı verir kalbe
Bazen de uğur böceğiyle gelir
O çiçeklerde bilinir, özlenir.
Aşk biraz da çılgınca bir şey
Bazen canım bedenleri köprüden atlatır
Bazen de arabanın gaz pedalını kökletir
Mantığın zorlandığı kahır gibi bir şey
Zorlamaya gelmez çabuk kaybolur
Bir melek gelir çalarsa kalbini
O kara toprakta verilir, ödenir.
Cafer Tayyar ÖZKAN
Allah belasını versin diyorum başka da bir şey demiyorum
Aşk öldü!
Yaşasın Aşk!
İşte bunu çağrıştırıyor:
Kad enâr el-aşkı li'l-'uşşâki minhacil-huda
Sâlik-i râh-i hakikat aşka eyler iktida
.............................................................
Fuzuli
Gerçek olmadıktan sonra olsa ne yazar olmasa ne yazar.
Aşk uykunun en güzel yerindeki en güzel rüyadır.Taaki uyanana dek.
önü yokluk sonu bokluk
aci..
Aşk olması gereken en güzel duygudur.Bağlılığın en derin ifadesidir.Aşk haz veren en yakıcı olgudur.Bedeni ruhu yapılaştıran insanı tamamlayan duygulardan ebem kuşağı, duygu demeti vazgeçilmez arzuların tek ifadesidir.
rüya ve uyanıştan ibaret AŞK...
aşk anlatılmaz yaşanır hiç hesapsızca gelir nedensizce sevilir
bittiğinde inkara kalkılır ama şüphesiz aşk vaaardırr
aşK insanın ayaklarını yerden kesiyor ben aşık olmayı çok istedim ama bulamadım mesela ben aşık olmuştum bir kere dediğim gibi ayaklarım yereden kesilmişti kimseyi gözüm görmüyordu şiirler yazmaya başladım hergün onu düşünmeye başladım kısacası aşk çok güzel birşeydir aşk bir hastalıktır ama çok çabuk aşık olursan benim gibi o aşk sana çok acılar verir....
nehirler yarışır, çağıldar gözlerinde
o nehirler benim nehirlerimdir
aşk
ki azar azar benim yerimdir
üşüyorsam, sokaktaysam, yalnızsam
gözlerin ey yâr benim evimdir...
AŞK die bişey yoktur.bunlar gelip geçici şeyler...
aşk özgürlüktür
sevginin ötesinde bile bile tutsaklıktır
aşk, gece uykumdan uyanış nedenim... içimdeki mutluluk iksiri.....
çok yazılmış çok çizilmiş.
yıpratılmış.
sonra ne olmuş
hiç
Ask, bence evrensel bir seydir.Tarif etmek imkansiz.Ama, bir agacin sararmis yapraklarini izlerken farkettigin rengin farki bir asktir.Dolunayin herzamanki halindan biraz daha parlak olmasi bir asktir.Yagmurdan sonra islak otlarin kokusunu hissetmek bir asktir.Ne biliyim, Ya da herseyiyle güzel bir insana hayran olmak bir asktir.Kisacasi, ask, aninda hissettigin tarifi edilemez duygulardir..Hayranliktir.Saygidir..
Kainatın mayası desem. Hakiki aşka götüren tali yol desem.
çoooksevdim...ama sonunda anladığım tek gerçek var...bu kadar büyük kalbe bir fani yetmez... ve hiç kimse o değildir...ben de yüzümü hakka döndüm...
aşk tarif edilmez yaşanır bazen bulutların üzerine çıkartır bazen candan usandırır kaçarsın kurtulamazsın ararsın bulamazsın
aşk bir sudur iç iç kudur. hah hah haaaah
aşk kabızlık başlangıcıdır.
aşk başlı başına bir problemdir. kafasını yormak istemeyen kişilerin bulaşmaması gerekir.
aşk sigaradır, alkolün her türlüsüdür.
tüm insanlık için çok zararlı birşeydir.
dünyadaki herkes için(buna kariyer düşkünü kadınlarda dahil) en önemli şeydir düşünsenize bi sabah evden çıkarken neden süsülenip püsleniyoruz neden her adım başı ayna var diğer insanlara güzel görünmek için değil sadece bir kişi var bizim hayatımızda bazılarımız platonik bazılarımız aşk bazılarımız ise karşılıklı mutlaka birisinden hoşlanırız işteee bu yüzdeeen
Okyanusu izleyen...ona hasret...yıllar sonra kavuşmuş yaşlı bir balıkçının dinginliğindeyim...
Deniz kabuklarından...huzurun sesini duyuyorum...
Kulaklarımda mütemediyen bir şarkı...
Dudaklarımdaki gülümsemeye hakim olamadan mırıldanıyorum...
Farklı birşeyler var artık...dün...dünde kaldı...
^^Özlemim....gel artık....
Kurtar bu zavallı ruhumu zalimlerin elinden....
Elimden tut...ve mavi ummanlara götür beni....
Yeşil ormanlara götür...
Gökkuşaklarını göster bana....
Göster ki...
Artık üşümesin yüreğim....
Ağlamasın gözlerim.....
Varlığınla....can ver bana......
O kadar ki....
Ana rahmine dönen kalbimden...
Bir bebek doğsun dünyaya...
Ve o bebeğin adı....AŞK....olsun....^^
Eternal
Aşk Gibi Bakıyordu Kadın
Aşk gibi bakıyordu kadın... Uysal iklimlerinin hepsi çantasında duruyordu… Yılların su gibi geçtiği gözlerinde yeşil yosunlar, açık denizler ve her yürek dalgalanmasında köpüren suskunlukları vardı… Yabancı toprakların yaşanmışlığına inat özlemler büyütüyordu… Aşk gibi gelmeliydi sevisi, dokularına işlemeli, adımlarını dolaştırmalı, içini titretmeliydi…
Aşk gibi bakıyordu kadın, baş ucunda duran fırtınalara aldırmadan, yıkılmadan, dik başlı inatları vardı yaşama, karşı koymuşluklarını elinde tutuyordu… Direnmişti ve direniyordu, içindeki tüm nefretleri gülümsemeye dönüştürecek formüller üretiyordu yer çekimsiz yüreğinde…Artık açık denizlerde değil, evreni arşınlamanın yorgunluğunu sakin bir kıyı kasabasında, balkon önü çiçeklerini sulayarak, bahçesindeki domatesleri toplayarak, toprağın kokusunda sevdiğinin dizleri üzerinde yatarak, çocuklarıyla oynayarak geçirmek istiyordu…
Oysa şehir alacalı bıkkınlığını sürmelemişti kadının aşk gibi bakan gözlerine… Kalabalık acılar, metro ayinleri, vapur biletleri, bir sürü ulaşılmazlık ve koşuşturma… Hepsi bir gün içine sığan çokluklardı…Rutin düzlemlerde hep aşkı ertelemek zorunda kalıyordu, toplantılar, iş gezileri, kağıtlar, formaliteler,insanlar…insanlar…insan..lar…
sadece birkaç yıl geçmişti üzerinden…
kayıplarının…
çocuklarının..
kocasının…
Mezar taşı arkası saklanmalarını kabullenemiyordu bir türlü…Tanrıyı bile yaşadığı hastanenin uçları sivriltilmiş demir korkulukları arkasında bırakmıştı…
O geniş, cıvıl cıvıl kuşların öttüğü, güneşin yorgun bedenini ısıttığı bahçenin tahta bir bankında otururken, Aşk gibi bakıyordu kadın elinde tuttuğu aynasından bir geçmişe…
Bir düğüm daha hayat nakışına
Ne zamanki bir rüzgar geçse tenimden hüzün bulanır karanlıklarıma.İliklerime dokunurda geçer soğuk...
Dalar gözlerim amansız boş uzanan hayal vadilerine.İçimi garip bir korku sarar,anlamların anlamsızlığını anlarım bir an.Küslüğüm başlar kendime,dalar gözlerim görmediklerime.Yalın kalır yağan yağmurun damlalarına karşı coşkum.Kilitlenir uzaklara gözlerim...Karmaşık duyguların yoğrulduğu gel – git lerle uğraşırım düşlerimi serdiğim derinliklerde.Ellerini uzatır hüzün, alır beni koynuna umarsızca.Gıdıklar ruhumu ince ince sızılar.Yağmura karışır hayallerim.Çıkmaz sokaklara dönüşürüm, hep yolun sonunda engellenen.Boğuk, iştahsız mırıltılara karışır seslerim.Hasrete yürürüm, damlacıklar buhar olur yüreğimde...
Yollar çamur, yollar sessiz,yollar sensiz, yollar bensizdir hep.Her adımımda hissediyorum gece ayazını.Üzerimde yalnızlığın paltosu, gam yüklü ağır omuzlarım çekiliyor yere doğru.Ayaklarım sekiyor taşlara çarparak,inadına ıslanıyorum yağmurda.Ruhum okşanıyor serin sularda...Değişmiyor! yollar sessiz, yollar sensiz, yollar bensiz...Toprak kokusu sarmış etrafı.Yeşiller grileşmiş,betonlar yığılmış sağıma soluma, çamur örtmüş bütün günahları..
Yollar bitti.Kuruldum gönül penceresine...Bakıyorum öylece. Sakin, umarsız, öyle boş, öyle yalın...
Yağmurlarla birlikte ıslak hüzünler damlıyor yüreğime, tutup alıyor beni avucunun içine.Karanlıklara bürünüyor gözlerim,yarattığım kabusların ortasında kalıyorum.Bir umut dercesine çırpınıyorum dalan gözlerimle...
Pencereme vuruyor keder yüklü damlacıklar.Birden bir hareket beliriyor ardından.Ayağını burkmuş bir serçe geliyor, konuyor kalbime.Ürkek bakışları sarsıyor bir anda.Savunmasız, çaresiz,bir günahın bedeli gibi ağır duruyor.Eş görüyorum kendime onu.O üşüyor, ben üşüyorum.Hala bekleyişte, sabaha dönmeyi bekleyen gece gibi.Kıpırtısız bir masumlulukla hareketsiz.Dokunamıyorum ona,ama hissediyorum hissettiklerini... Kalbime dokunuyorum, onun kalbini hissediyorum.Kalp atışları ses katıyor karanlığıma...Bir can oluyor, bir umut oluyor kabusuma.Siyah korkunun hakimliğinde ıssız bir sokaktan geçişteki ayak seslerinin, kalp atışlarına karıştığı anı yaşıyorum kalbinde.İkimizde yalnız,ikimizde ürkek, ikimizde yorgun.Derinliklerimde kalan umut kırıntıları çıkıyor yüzeye, serçenin kınalı kanadını çırpışıyla.Bir umut var yarınlarımıza,parçalanmış olsak ta bütün haline dönmeye çalışıyoruz.Tohumlarımızın yeşeren, filizlenen hayaline takılıyor gözümüz, sabrediyoruz.Kimi zaman savruluyoruz hayat rüzgarlarında, ama her dağılan,savrulan parçamız yerine birini ekliyoruz.Bir düğüm daha atıyoruz hayat nakışına.İnadına...
Bir büyü gibi geliyor bana hüsranlarımın sonunda karşıma çıkan.Bir ümit,bir sevinç, bir kıpırtı.Sessizce çabasını izliyorum.Adım atmak istiyor, belli ki canı yanıyor alev damlıyor gözlerinden...Pes etmiyor! yalınayak bir çığlıkla bastırıyor etraftaki sesleri.Bir iç çekimi kadar kısa kanat çırpışı geliyor kulağıma...Bakıyorum bir çaba, bir direniş, küçük,kanatlarında.Yeniyor burukluğu.Yeniyor yağmuru.Yeniyor umutsuzluğu.Bir gayret ve son hareket.Kanat çırpışıyla sevinç katıyor yüreğime.Uçuyor gönlümden serçem, uçuyor gökyüzüne.Kıskanıyorum mücadelesini.Yağmurları aşıp, coşan, özgürlüğe karışan iradesini, gecenin ırmağında göğe yükselişini...Bense bakıyorum ardından,boş hissiz camlardan,kalın beton barakalardan...
Islaklıkların arkasında sızıyor güneş,kavuştu gün ışığına,yine yaldızlarını saçtı etrafa...Bir ben yorgunum,bir ben durgun. Isıttı umutları sabah.Gece aldı karamsarlıklarını göçtü uzaklara,geriye kaldı ruhsuz bedenlerle dağlanan yüreğim.
Bir de minik serçe hayaline takılan gözlerim...
Alıntı
Aşk yalnız iki cins in birbirine duyduğu haz yani kadın-erkek arasındaki cinsel ilişkiden kaynaklanan duygu yoğunluğu değil.Soyut bir kavramdır.Adalet,özgürlük,barış vs. fenomenler gibi görecelidir.Bir insan bir kadına aşık olur.ülkesine aşık olur.işine aşık olur.bir nesneye aşık olur.müziğe,edebiyata,sanata aşık olur.bu durum sevgidir.ve yaşam sevgisi,sevgiliye olan sevgi,çocuk sevgisi,anne sevgisi,vatan sevgisi gibi uzayıp gider.
Bu göreceli haliyle insan bir sevgi ürünüdür.Sosyal insan kendini severek bunu dışa vurur.bütün iyi davranış özellikleri ile kendisini dayatır.
Eğer aşk ve sevgi yoksa,yaşam azap olur yaşanmaz!
Aşk ve sevgi dolu bir dünyada kardeşçe,dostça birlikte yaşamak dileği ile sıcak dostluk sevgilerimle...
karanlıkta yolu ararken birinin elindeki muma üflemesi ve öylece g.t gibi ortada kalmak.........