Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Amed Ruha
Amed Ruha

Dedi ki kitap olsan saatlerce seni okusam, dedim ki sende özgürlüğüm olsan saatlerce senin gözlerine baksam…

  • sevdiğim sözler14.01.2018 - 08:49

    Bedevi bir kadına bir gün en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormuşlar.
    Kadın şöyle yanıt vermiş:
    Hasta olanı iyileşene kadar, en küçüğü büyüyene kadar, yolda olanı da eve dönene kadar.

  • Kendi Kendime Dedim ki14.01.2018 - 08:46

    Öfkeyle geçen her dakikanız, mutluluğunuzdan çalınmış 60 saniyedir.

  • Bana Bir Şarkı Söyle11.06.2017 - 09:15

  • mutlu insanların hikayesi olmaz09.03.2017 - 06:56

    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    Hep böyle havalar besler fırtınaları
    Korkarım bu mavi ışık çabuk sönecek
    Duymazdım durgun suların bezgin türkülerini
    Alışmak ölümün bir başka adıymış bilmezdim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Bir rüzgar kulaklarımdan hiç eksilmiyor
    Esirgenmiş bir dünyada müthiş yalnızım
    Geri dönsen bile ben artık o ben olmayacağım
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Ben mısralarımı kerpiç gecelerinden çekmişim
    Beş numara lamba kaderi var mısralarımda benim
    Deli çizgi gözlerimi kör etmiş, kör etmiş, kör etmiş
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar dönüyor garipsi
    Çığlık çığlığa kuşlar dönüyor evcil ve tedirgin
    Gök mavisi bir türkü dolanmış yüreciğime
    Selsele yolculuklar tütüyor gözlerimde, neyleyim
    İnsan demişim, kitap yüzlü insanlar demişim gidemiyorum

    Kaderim kaderleri demişim güzelim
    Sen olmasan ben böyle değildim
    Böyle uysal ve kırılmış değildi şiirlerim
    Bir yangın sonu yorgunluğu yakıyor avuçlarımı
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek

    Rüzgar gibi ağustos geçti ellerimizden
    Meyvalar bizi bal renkli günahlara çağırıyorlar
    Bir yanda yaşanmamış günlerin hırsı
    Bir yanda boşa geçen gecelerin acısı
    Malum o dramın en güzel perdesindeydik
    Ağustos şarap olmuş, kanımıza akmıştı
    Göçmüş kıtalar üstünde kuşlar gibiydik
    Her gören didik didik bizi denetliyordu
    Biz kendi derdimize düşmüştük

    Orda da akşamlar olacak güzelim
    Kanlı mendil gibi ağustos akşamları
    Şu benim çektiklerimi görmeyeceksin
    Belki yanında başkaları olacak
    Belki düşlerine bile girmeyeceğim
    Gün oldu acıların şiirini yaşadım
    Gün oldu zehir gibi yokluğunu yaşadım
    Bana sen ne diye duyurdun yalnızlığımı
    Ne diye gurbet gibi mısralarıma sindin
    Dokunsan parmaklarıma tutuşacağım

    Yere batan şehrin tek yalnızıyım
    Yüzyılın ağrısını anlayarak çekiyorum
    Ekmeğime barut sinmiş bulanık özgürlükler
    Tepmişim rahatımı, boynu bükük mutluluğumu
    Yaşıyorsam erkekçe yaşıyorum

    Düşün ki coğrafyanın en güzel yerindeyiz
    En güzel günlerinde gençliğimizin
    Ölümden ötesini aklım almıyor
    Beterin beteri var diyenlere inanmıyorum
    İstesek cenneti kurtarabiliriz
    Ben bir ışık için tepmişim rahatımı
    Bu güleç yüzlülerin, bu acı türkülerini
    Bu yoksul yerleri anlayarak seviyorum
    Delicesine anlayarak güzelim
    Yüreğim sızlıyor bu roman iyi bitmeyecek.

  • Sonra dedim ki02.03.2017 - 11:24

    Dünyam benim;
    Küçücük dünyam,
    İşim,
    Aşım,
    Uğraşım.
    Kusurum, yanlışım, yanılmışlığım,
    Kızgınlığım, kıskançlığım, alınganlığım,
    Birdenbire evrenliğim;
    Birbaşıma kalmışlığım bir anda.
    Belalara koşmuşluğum;
    Sinmişliğim inimde.
    Dünyam benim;
    Küçücük dünyam benim,
    Sevincim, üzüntüm, gerçeğim benim.

    Dünyam benim;
    Kocaman dünyam benim.
    Gündüzlere, gecelere sığmayanlığım,
    Caddelere, alanlara sığmayanlığım,
    Kocaman dünyam benim.
    Kulübede bir ölüm,
    Dağbaşında bir ışık,
    Kafeste bir kanarya,
    Saksıda bir tohumcuk,
    Bilinende acım benim.
    Bilinmezde kurtuluşum.
    Yana yana kül oluşum,
    Külde çiçek açışım,
    Özlemim, susuzluğum, kaçışım benim.
    Kocaman dünyam benim.

  • Göbeklitepe08.01.2017 - 10:21

    Tarihin doğduğu yer....

  • serbest kürsü20.12.2016 - 18:22

    Barış hemen şimdi......

  • vurdumduymaz30.09.2016 - 12:00

    İnsan olan vatanını satar mı?
    Suyun içip ekmeğini yediniz.
    Dünyada vatandan aziz şey var mı?
    Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

    Onu didik didik didiklediler,
    saçlarından tutup sürüklediler.
    götürüp kâfire: 'Buyur...' dediler.
    Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

    Eli kolu zincirlere vurulmuş,
    vatan çırılçıplak yere serilmiş.
    Oturmuş göğsüne Teksaslı çavuş.
    Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

    Günü gelir çarh düzüne çevrilir,
    günü gelir hesabınız görülür.
    Günü gelir sualiniz sorulur:
    Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

  • serbest kürsü30.09.2016 - 11:58

    Mürdüm eriği
    çiçek açmıştır.
    - ilkönce zerdali çiçek açar
    mürdüm en sonra -
    Sevgilim,
    çimenin üzerine
    diz üstü oturalım
    karşı-be-karşı.
    Hava lezzetli ve aydınlık
    ' fakat iyice ısınmadı daha '
    çağlanın kabuğu
    yemyeşil tüylüdür
    henüz yumuşacık...
    Bahtiyarız
    yaşayabildiğimiz için.
    Herhalde çoktan öldürülmüştük
    sen Londra'da olsaydın
    ben Tobruk'ta olsaydım, bir İngiliz şilebinde yahut...
    Sevgilim,
    ellerini koy dizlerine
    ' bileklerin kalın ve beyaz '
    sol avucunu çevir:
    gün ışığı avucunun içindedir
    kayısı gibi...
    Dünkü hava akınında ölenlerin
    yüz kadarı beş yaşından aşağı,
    yirmi dördü emzikte...
    Sevgilim,
    nar tanesinin rengine bayılırım
    ' nar tanesi, nur tanesi '
    kavunda ıtrı severim
    mayhoşluğu erikte..........»
    .......... yağmurlu bir gün
    yemişlerden ve senden uzak
    ' daha bir tek ağaç bahar açmadı
    kar yağması ihtimali bile var '

    Nazım Hikmet Bursa Ceza evi

  • serbest kürsü30.09.2016 - 11:55

    Behey! kaburgalarında ateş bir yürek yerine
    idare lambası yanan adam!
    Behey armut satar gibi
    san'atı okkayla satan san'atkar!
    Ettiğin kar
    kalmayacak yanına!
    soksan da kafanı dükkanına,
    dükkanını yedi kat yerin dibine soksan;
    yine ateşimiz seni
    yağlı saçlarından tutuşturarak
    bir türbe mumu gibi damla damla eritecek!
    Çek elini san'atın yakasından
    çek!
    Çekiniz!

    Bıyıkları pomadlı ahenginiz
    süzüyor gözlerini hala
    koyda çıplak yıkanan Leyla'ya karşı!
    Fakat bugün
    ağzımızdaki ateş borularla
    çalınıyor yeni san'atın marşı!
    Yeter artık Yenicami tıraşı,
    yeter!
    Ayağa kalkın efendiler...