Kanunî Sultan Süleyman devri, hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim, kültür, hukuk ve maliye gibi konular açısından, Osmanlı Devleti’nin zirvelere yükseldiği bir dönemin adıdır. Çünkü Kanunî Sultân Süleyman, hem büyük bir asker, hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet adamı idi. Bu günkü sıkıntılarımızın belkide ilk sırada geleni, böyle devlet adamlarına artık sahip olmayışımız, tek tük çıkan adam gibi adamlarıda hemen ortadan kaldırmış olmamız gelir.
Bir kaç arkadaş özelime mail atarak, Hz. Ebubekir'in bu sözü söylemiş olamayacağını, Ebubekir'in kafirler için böyle söylemiş olmasının mümkün olmadığını belirtmişlerdir. . 'Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” sözü kimilerince Hz. Ebu Bekir’e kimilerince Beyazid-i Bistamî’ye âittir. Burada kimin olduğunun aslında önemi yok, Elbette Her ikiside Cehennemin kim için yaratıldığını bilmekteydi, gereksiz yaratılmadığınıda bilmekteydi. Bu sözü söyleyen kim olursa olsun, müslümanın her daim herkese merhametle bakması gerektiğini, cezalandıracak olanın ancak Allah olduğunu anlatmak için bir örnekti. M. Fethullah Gülen'in Fasıldan Fasıla kitabından bu konudaki soruya verdiği yanıtta aşağıdadır. Selamlarımla. ================================================= M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla 2 Soru: Hz. Ebu Bekir’in “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin” sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap: Hz. Ebu Bekir’e isnat edilen böyle bir söz var: “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” Bu sözün Hz. Ebu Bekir’e isnadı oldukça zayıftır. Bazıları da aynı ifadenin Beyazid-i Bistamî’ye âit olduğunu nakletmektedirler. Üstad Bedîüzzaman’ın Tarihçe’sinde de benzeri bir ifadeye rastlanır. Gerçi Tarihçe’deki bu ifade, ayniyle, Üstad’a âit midir, değil midir bilemeyeceğim? İhtimal ki onun söylediği bu meâldeki bir sözü, Eşref Edib o üsluba ifrağ etmişti. Her ne şekilde olursa olsun, aynı ma’nâya gelen bu ifadeyi Bedîüzzaman da kullanmıştır, diyebiliriz. Ne var ki, bütün bunlardan, bu şahısların cehennemi hafife aldıkları ma’nâsını çıkarmak da fevkalade yanlıştır. Bunlar ve benzeri ifadeler, belli şartlar altında ve belli hallerde (buna tasavvufî ma’nâda sekir hali dememiz de mümkündür) söylenmiş sözlerdir ve umûmi kanaati aksettirme gibi bir mülâhaza da söz konusu değildir.
Kaldı ki, bazı ahvalde hemen hepimiz aynı şeyi hem söyler, hem de yaparız. Bir şefkatli baba düşünün ki, evladı mahsur kaldığı bir yangın içinde biraz sonra cayır cayır yanacaktır. Böyle bir durumda evladından yükselen feryad, babanın ciğerini dağlarken, böyle bir babanın davranışları nasıl akıl ve mantık kriterlerini aşar, öyle de, ümmet-i Muhammed’e karşı azami ölçüde şefkatli bu büyük zatların, ümmetin düştüğü durum itibariyle müstehak oldukları neticeyi düşündükçe, yukarıdaki ifadeye benzer sözler sarfetmeleri gayet normaldir.. ve bu türlü sözler değerlendirilirken böyle bir ölçü içinde değerlendirilmelidir. Yoksa umûmi ma’nâda bu sözleri ölçü almak doğru değildir. Zaten böyle yanlış ölçüler onların kavgasını verdikleri doğrularla da hep bir çatışma halindedir. Efendimiz sabah akşam “Allahım bizi cehennem azabından koru” diye duâ ederdi. Bütün büyüklerimiz de aynı duâyı vird edinmiş ve cehennemden korunmak için, Cenab-ı Hakk’a bu kabil duâ ve yakarışlarda bulunmuşlardır.
Bir kaç arkadaş özelime mail atarak, Hz. Ebubekir'in bu sözü söylemiş olamayacağını, Ebubekir'in kafirler için böyle söylemiş olmasının mümkün olmadığını belirtmişlerdir. . 'Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” sözü kimilerince Hz. Ebu Bekir’e kimilerince Beyazid-i Bistamî’ye âittir. Burada kimin olduğunun aslında önemi yok, Elbette Her ikiside Cehennemin kim için yaratıldığını bilmekteydi, gereksiz yaratılmadığınıda bilmekteydi. Bu sözü söyleyen kim olursa olsun, müslümanın her daim herkese merhametle bakması gerektiğini, cezalandıracak olanın ancak Allah olduğunu anlatmak için bir örnekti. M. Fethullah Gülen'in Fasıldan Fasıla kitabından bu konudaki soruya verdiği yanıtta aşağıdadır. Selamlarımla. ================================================= M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla 2 Soru: Hz. Ebu Bekir’in “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin” sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap: Hz. Ebu Bekir’e isnat edilen böyle bir söz var: “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” Bu sözün Hz. Ebu Bekir’e isnadı oldukça zayıftır. Bazıları da aynı ifadenin Beyazid-i Bistamî’ye âit olduğunu nakletmektedirler. Üstad Bedîüzzaman’ın Tarihçe’sinde de benzeri bir ifadeye rastlanır. Gerçi Tarihçe’deki bu ifade, ayniyle, Üstad’a âit midir, değil midir bilemeyeceğim? İhtimal ki onun söylediği bu meâldeki bir sözü, Eşref Edib o üsluba ifrağ etmişti. Her ne şekilde olursa olsun, aynı ma’nâya gelen bu ifadeyi Bedîüzzaman da kullanmıştır, diyebiliriz. Ne var ki, bütün bunlardan, bu şahısların cehennemi hafife aldıkları ma’nâsını çıkarmak da fevkalade yanlıştır. Bunlar ve benzeri ifadeler, belli şartlar altında ve belli hallerde (buna tasavvufî ma’nâda sekir hali dememiz de mümkündür) söylenmiş sözlerdir ve umûmi kanaati aksettirme gibi bir mülâhaza da söz konusu değildir.
Kaldı ki, bazı ahvalde hemen hepimiz aynı şeyi hem söyler, hem de yaparız. Bir şefkatli baba düşünün ki, evladı mahsur kaldığı bir yangın içinde biraz sonra cayır cayır yanacaktır. Böyle bir durumda evladından yükselen feryad, babanın ciğerini dağlarken, böyle bir babanın davranışları nasıl akıl ve mantık kriterlerini aşar, öyle de, ümmet-i Muhammed’e karşı azami ölçüde şefkatli bu büyük zatların, ümmetin düştüğü durum itibariyle müstehak oldukları neticeyi düşündükçe, yukarıdaki ifadeye benzer sözler sarfetmeleri gayet normaldir.. ve bu türlü sözler değerlendirilirken böyle bir ölçü içinde değerlendirilmelidir. Yoksa umûmi ma’nâda bu sözleri ölçü almak doğru değildir. Zaten böyle yanlış ölçüler onların kavgasını verdikleri doğrularla da hep bir çatışma halindedir. Efendimiz sabah akşam “Allahım bizi cehennem azabından koru” diye duâ ederdi. Bütün büyüklerimiz de aynı duâyı vird edinmiş ve cehennemden korunmak için, Cenab-ı Hakk’a bu kabil duâ ve yakarışlarda bulunmuşlardır.
Kapitalizm, acımasızdır, ezer geçer, insafı hoşgörüsü yoktur. Ancak, nasıl İnsanlar ve eşyanın bir ömrü varsa, nasıl en büyük denen devletlerin imparatorlukların bir ömrü varsa, sistemlerinde aynen öyle ömürleri vardır. Sistemlerde doğar gelişir ve ölürler yani çokerler. Kapitalizminde bundan kurtuluşu olmayacak.
Sınıf savaşının olmadığı dönem yok insanlık tarihinde. Belki ilk insan Hz. Adem'in çocuklarından Kabil'in Habil'i öldürmesinin altında bile bir üst sınıfa tabi olmanın düşüncesi vardı.
SİZE SORUYORUM SANAT NEDİR? Sorusu biraz azarlar gibi olmamış mı? . Sanat insanın iç ve dış dünyasında yaşadığı duygu selinden, eserler ortaya çıkarmasıdır. Sanat; heykeldir, resimdir, karikatürdür, şiirdir, yazıdır, mimaridir...
Kendini var sanma hali. Ego. Allah Resulü buyurmuşlar ki; ' FAKR”ımla iftihar ederim ”. Yani Yokluğumla iftihar ederim. Burada ki FAKR elbetteki Fakirlik, yoksulluk hali değildir. Allah Resulü yoksulluğumla iftihar ederim dememiştir, ince bir ifade ile Fenafillah Allah'ta yok olma halinden bahsetmiştir. Allah'ı varlığı dışında ikiinci bir varlığın olmadığını, dolayısıyla kendisinin de HİÇ lşiğine değinmiştir. Yani BENLİK sadece varsayımdır. Gerçekte Allah'ttan başka hiç bir şey yoktur.
Kanunî Sultan Süleyman devri, hem devletin sınırlarının genişlemesi yani siyâsi ve coğrafi açıdan ve hem de ilim, kültür, hukuk ve maliye gibi konular açısından, Osmanlı Devleti’nin zirvelere yükseldiği bir dönemin adıdır.
Çünkü Kanunî Sultân Süleyman, hem büyük bir asker, hem kudretli bir idareci ve hem de eşine ender rastlanır bir devlet adamı idi.
Bu günkü sıkıntılarımızın belkide ilk sırada geleni,
böyle devlet adamlarına artık sahip olmayışımız,
tek tük çıkan adam gibi adamlarıda hemen ortadan kaldırmış olmamız gelir.
İŞİTMEYE TAHAMMÜL EDEMEYECEĞİN ŞEYİ KENDİN DE SÖYLEME(ŞEYH ŞADİ ŞİRAZİ)
Bir kaç arkadaş özelime mail atarak, Hz. Ebubekir'in bu sözü söylemiş olamayacağını, Ebubekir'in kafirler için böyle söylemiş olmasının mümkün olmadığını belirtmişlerdir.
.
'Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” sözü kimilerince Hz. Ebu Bekir’e kimilerince Beyazid-i Bistamî’ye âittir.
Burada kimin olduğunun aslında önemi yok, Elbette Her ikiside Cehennemin kim için yaratıldığını bilmekteydi, gereksiz yaratılmadığınıda bilmekteydi.
Bu sözü söyleyen kim olursa olsun, müslümanın her daim herkese merhametle bakması gerektiğini, cezalandıracak olanın ancak Allah olduğunu anlatmak için bir örnekti.
M. Fethullah Gülen'in Fasıldan Fasıla kitabından bu konudaki soruya verdiği yanıtta aşağıdadır.
Selamlarımla.
=================================================
M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla 2
Soru:
Hz. Ebu Bekir’in “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin” sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap:
Hz. Ebu Bekir’e isnat edilen böyle bir söz var: “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” Bu sözün Hz. Ebu Bekir’e isnadı oldukça zayıftır. Bazıları da aynı ifadenin Beyazid-i Bistamî’ye âit olduğunu nakletmektedirler. Üstad Bedîüzzaman’ın Tarihçe’sinde de benzeri bir ifadeye rastlanır. Gerçi Tarihçe’deki bu ifade, ayniyle, Üstad’a âit midir, değil midir bilemeyeceğim? İhtimal ki onun söylediği bu meâldeki bir sözü, Eşref Edib o üsluba ifrağ etmişti. Her ne şekilde olursa olsun, aynı ma’nâya gelen bu ifadeyi Bedîüzzaman da kullanmıştır, diyebiliriz. Ne var ki, bütün bunlardan, bu şahısların cehennemi hafife aldıkları ma’nâsını çıkarmak da fevkalade yanlıştır. Bunlar ve benzeri ifadeler, belli şartlar altında ve belli hallerde (buna tasavvufî ma’nâda sekir hali dememiz de mümkündür) söylenmiş sözlerdir ve umûmi kanaati aksettirme gibi bir mülâhaza da söz konusu değildir.
Kaldı ki, bazı ahvalde hemen hepimiz aynı şeyi hem söyler, hem de yaparız. Bir şefkatli baba düşünün ki, evladı mahsur kaldığı bir yangın içinde biraz sonra cayır cayır yanacaktır. Böyle bir durumda evladından yükselen feryad, babanın ciğerini dağlarken, böyle bir babanın davranışları nasıl akıl ve mantık kriterlerini aşar, öyle de, ümmet-i Muhammed’e karşı azami ölçüde şefkatli bu büyük zatların, ümmetin düştüğü durum itibariyle müstehak oldukları neticeyi düşündükçe, yukarıdaki ifadeye benzer sözler sarfetmeleri gayet normaldir.. ve bu türlü sözler değerlendirilirken böyle bir ölçü içinde değerlendirilmelidir. Yoksa umûmi ma’nâda bu sözleri ölçü almak doğru değildir. Zaten böyle yanlış ölçüler onların kavgasını verdikleri doğrularla da hep bir çatışma halindedir. Efendimiz sabah akşam “Allahım bizi cehennem azabından koru” diye duâ ederdi. Bütün büyüklerimiz de aynı duâyı vird edinmiş ve cehennemden korunmak için, Cenab-ı Hakk’a bu kabil duâ ve yakarışlarda bulunmuşlardır.
Bir kaç arkadaş özelime mail atarak, Hz. Ebubekir'in bu sözü söylemiş olamayacağını, Ebubekir'in kafirler için böyle söylemiş olmasının mümkün olmadığını belirtmişlerdir.
.
'Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” sözü kimilerince Hz. Ebu Bekir’e kimilerince Beyazid-i Bistamî’ye âittir.
Burada kimin olduğunun aslında önemi yok, Elbette Her ikiside Cehennemin kim için yaratıldığını bilmekteydi, gereksiz yaratılmadığınıda bilmekteydi.
Bu sözü söyleyen kim olursa olsun, müslümanın her daim herkese merhametle bakması gerektiğini, cezalandıracak olanın ancak Allah olduğunu anlatmak için bir örnekti.
M. Fethullah Gülen'in Fasıldan Fasıla kitabından bu konudaki soruya verdiği yanıtta aşağıdadır.
Selamlarımla.
=================================================
M. Fethullah Gülen, Fasıldan Fasıla 2
Soru:
Hz. Ebu Bekir’in “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin” sözünü nasıl anlamalıyız?
Cevap:
Hz. Ebu Bekir’e isnat edilen böyle bir söz var: “Ya Rabbi vücûdumu o kadar büyüt ki, cehennemi ben doldurayım. Oraya bir başkası girmesin..” Bu sözün Hz. Ebu Bekir’e isnadı oldukça zayıftır. Bazıları da aynı ifadenin Beyazid-i Bistamî’ye âit olduğunu nakletmektedirler. Üstad Bedîüzzaman’ın Tarihçe’sinde de benzeri bir ifadeye rastlanır. Gerçi Tarihçe’deki bu ifade, ayniyle, Üstad’a âit midir, değil midir bilemeyeceğim? İhtimal ki onun söylediği bu meâldeki bir sözü, Eşref Edib o üsluba ifrağ etmişti. Her ne şekilde olursa olsun, aynı ma’nâya gelen bu ifadeyi Bedîüzzaman da kullanmıştır, diyebiliriz. Ne var ki, bütün bunlardan, bu şahısların cehennemi hafife aldıkları ma’nâsını çıkarmak da fevkalade yanlıştır. Bunlar ve benzeri ifadeler, belli şartlar altında ve belli hallerde (buna tasavvufî ma’nâda sekir hali dememiz de mümkündür) söylenmiş sözlerdir ve umûmi kanaati aksettirme gibi bir mülâhaza da söz konusu değildir.
Kaldı ki, bazı ahvalde hemen hepimiz aynı şeyi hem söyler, hem de yaparız. Bir şefkatli baba düşünün ki, evladı mahsur kaldığı bir yangın içinde biraz sonra cayır cayır yanacaktır. Böyle bir durumda evladından yükselen feryad, babanın ciğerini dağlarken, böyle bir babanın davranışları nasıl akıl ve mantık kriterlerini aşar, öyle de, ümmet-i Muhammed’e karşı azami ölçüde şefkatli bu büyük zatların, ümmetin düştüğü durum itibariyle müstehak oldukları neticeyi düşündükçe, yukarıdaki ifadeye benzer sözler sarfetmeleri gayet normaldir.. ve bu türlü sözler değerlendirilirken böyle bir ölçü içinde değerlendirilmelidir. Yoksa umûmi ma’nâda bu sözleri ölçü almak doğru değildir. Zaten böyle yanlış ölçüler onların kavgasını verdikleri doğrularla da hep bir çatışma halindedir. Efendimiz sabah akşam “Allahım bizi cehennem azabından koru” diye duâ ederdi. Bütün büyüklerimiz de aynı duâyı vird edinmiş ve cehennemden korunmak için, Cenab-ı Hakk’a bu kabil duâ ve yakarışlarda bulunmuşlardır.
Antolojiye moderatör olacağım ve şu üzdüğü üyeleri sevindireceğim.
Kapitalizm, acımasızdır, ezer geçer, insafı hoşgörüsü yoktur.
Ancak, nasıl İnsanlar ve eşyanın bir ömrü varsa, nasıl en büyük denen devletlerin imparatorlukların bir ömrü varsa, sistemlerinde aynen öyle ömürleri vardır. Sistemlerde doğar gelişir ve ölürler yani çokerler.
Kapitalizminde bundan kurtuluşu olmayacak.
Sınıf savaşının olmadığı dönem yok insanlık tarihinde.
Belki ilk insan Hz. Adem'in çocuklarından Kabil'in
Habil'i öldürmesinin altında bile bir üst sınıfa tabi olmanın düşüncesi vardı.
OKU, emri her ne kadar Kur'an-ı Kerim için ifade edilmiş isede;
OKU, emrine uyarak,
OKUyabildiği herşeyi OKUmalı insan.
SİZE SORUYORUM SANAT NEDİR?
Sorusu biraz azarlar gibi olmamış mı?
.
Sanat insanın iç ve dış dünyasında yaşadığı duygu selinden,
eserler ortaya çıkarmasıdır.
Sanat; heykeldir, resimdir, karikatürdür, şiirdir, yazıdır, mimaridir...
Kendini var sanma hali. Ego.
Allah Resulü buyurmuşlar ki; ' FAKR”ımla iftihar ederim ”.
Yani Yokluğumla iftihar ederim.
Burada ki FAKR elbetteki Fakirlik, yoksulluk hali değildir.
Allah Resulü yoksulluğumla iftihar ederim dememiştir,
ince bir ifade ile Fenafillah Allah'ta yok olma halinden bahsetmiştir.
Allah'ı varlığı dışında ikiinci bir varlığın olmadığını, dolayısıyla kendisinin de HİÇ lşiğine değinmiştir.
Yani BENLİK sadece varsayımdır.
Gerçekte Allah'ttan başka hiç bir şey yoktur.