Müziğin de ötesinde, metafizik bir uzanışı var bu parçanın...
...
-Öte yandan bu fügdeki yorumunuz oldukça yalın... Tema gereçlerini dikkatlice dağıtan, armoni yürüyüşünde merdivenleri aynen uygulayan doğal bir yaklaşım... Hatta bazen romantizm fazlasıyla hissediliyor... Ne dersiniz?
-'Bach'ta romantizm yoktur' diye bir şey söylenemez... Romantik dönemin önde gelen bestecilerinden Liszt'in bu esere boşuna eğilmediğini de düşünmeliyiz... Ancak 'füg'de söz konusu olan, kapalı ve gizli bir romantizmdir... Aynı özellik, 'Air' parçasında, ya da 'Matthesus Passion'un birçok yerinde hissedilmiyor mu? Ben bu 'füg'de, açık söyleyeyim, kendi extralarımı göstermek niyetiyle yorumculuk taslamıyorum... Yapmak istediğim, kendimi soyutlayıp eseri doğal estetiği içinde görüntülemek...
'...İstanbul'da büyük bir deprem bekleniyor... Meşhur 17 Ağustos 1999 depremi ve ardından Kasım'ın 12'sinde yaşanan deprem sonrasında, artık sıranın İstanbul'da olduğu ilmi verilerle ortaya konuluyor... Devlet, uzmanlardan rapor istiyor... Aralarında Turgut Cansever'in de bulunduğu 100 kişilik bir heyet raporunu tamamlıyor... Beklenen büyük depremde yaşanacak can kaybıyla ilgili Turgut Bey'in tahmini (ki bir mimar olduğu için önemli) , 2 veya 3 milyon kişinin öleceği... Ancak, tahminini belirttikten sonra şunu söylüyor:
'Dünya'da imar ve deprem sahasında en değerli araştırmalarda bulunan, alim bildiğim bir Fransız dostum beklenen depremle ilgili bir konferansa katılmak için buradaydı... Kendisine, İstanbul'daki yapıların durumunu anlattım; %88'inin tehlikede olduğu, deniz kumu kullanıldığı v.s. Ve tahminimin 2-3 milyon olduğunu söyledim... Bana heyecanla söylediği şu: 'Siz ne diyorsunuz! Ölü sayısı 10 ila 12 milyonu bulur gerisi de yaralı! Bunu Ankara'ya da ilettim! '
İstanbul'da büyük bir deprem bekleniyor... Başta belirttiğimiz 'depremlerin hangi zaman aralıklarıyla' zuhura geldiği meselesinde, yerbilimleri önümüze şu tabloyu koyuyor:
İstanbul, 100, 250, 500 ve 1000 yıllık periyotlarla ve şiddetleri de küçükten büyüğe (ki, küçükten kasıt 7 ve 7,3 arasıdır) doğru artan bir görünüm takip eder... Bunlar 1892, 1766, 1509 ve 986 depremleridir... 1509 depremi için tarihimizde 'kıyamet' benzetmesi yapıldığını hatırlatalım!
Beklenen deprem ne 100, 250 ve ne de 500 yılda bir olan depremdir! Beklenen deprem, bütün bu depremlerin de kuvvetini içinde barındıran 1000 yılda bir olan büyük depremdir! 100 yıllık periyot dolmuştur, 250 yıllık periyot dolmuştur, 500 yıllık periyot dolmuştur ve nihayet 1000 yıllık periyot dolmuştur!
Hatırlayınız, İstanbul'daki beklenen depremle ilgili araştırmaları T.C. adına yürüten en etkili isimlerden olan kemalist Celal Şengör, beklenen depremin 8 şiddetinden az olmayacağını yıllardır kıçını yırtarcasına bağırıyor... Ve diyor; Bu, Gölcük depreminin 200 ila 400 katı büyüklüğünde bir depremdir! '
'...yengeç avcılarının, av sepetlerinin üstü açık olurmuş... Öteki hayvanlar kaçmasın diye sepet kapalı tutulurken yengeçler için hazırlanan sepetlerde ona ihtiyaç duyulmazmış... Sebebi yengeçlerin çok kıskanç ve birbirlerini çekememeleriymiş... Hal böyleyken, yengeç avcısı avladığı yengeçleri üstü açık bu sepete atarmış ve yengeçler de başlarmış didişmeye kavga etmeye, yengeç avcısı ava devam ededursun bunlar kavgaya, dövüşmeye devam ettiklerinden, kısaca birbirlerine düştüklerinden kurtulmayı akıllarına bile getirmez enerjilerini birbirlerine harcar, ölüp giderlermiş...'
-I think I'm afraid of death 24 hours a day... That's why I'm in a train now... I could've flown to Paris, but I'm too scared... I know the statistics say it's safer... Whatever... When I'm in a plane, I can see it, I can see the explosion... I'm so scared of those few seconds of consciousness before you're gonna die, when you know for you're gonna die... I can't stop thinking that way... It's exhausting...
...
Müziğin de ötesinde, metafizik bir uzanışı var bu parçanın...
...
-Öte yandan bu fügdeki yorumunuz oldukça yalın... Tema gereçlerini dikkatlice dağıtan, armoni yürüyüşünde merdivenleri aynen uygulayan doğal bir yaklaşım... Hatta bazen romantizm fazlasıyla hissediliyor... Ne dersiniz?
-'Bach'ta romantizm yoktur' diye bir şey söylenemez... Romantik dönemin önde gelen bestecilerinden Liszt'in bu esere boşuna eğilmediğini de düşünmeliyiz... Ancak 'füg'de söz konusu olan, kapalı ve gizli bir romantizmdir... Aynı özellik, 'Air' parçasında, ya da 'Matthesus Passion'un birçok yerinde hissedilmiyor mu? Ben bu 'füg'de, açık söyleyeyim, kendi extralarımı göstermek niyetiyle yorumculuk taslamıyorum... Yapmak istediğim, kendimi soyutlayıp eseri doğal estetiği içinde görüntülemek...
...
'...İstanbul'da büyük bir deprem bekleniyor... Meşhur 17 Ağustos 1999 depremi ve ardından Kasım'ın 12'sinde yaşanan deprem sonrasında, artık sıranın İstanbul'da olduğu ilmi verilerle ortaya konuluyor... Devlet, uzmanlardan rapor istiyor... Aralarında Turgut Cansever'in de bulunduğu 100 kişilik bir heyet raporunu tamamlıyor... Beklenen büyük depremde yaşanacak can kaybıyla ilgili Turgut Bey'in tahmini (ki bir mimar olduğu için önemli) , 2 veya 3 milyon kişinin öleceği... Ancak, tahminini belirttikten sonra şunu söylüyor:
'Dünya'da imar ve deprem sahasında en değerli araştırmalarda bulunan, alim bildiğim bir Fransız dostum beklenen depremle ilgili bir konferansa katılmak için buradaydı... Kendisine, İstanbul'daki yapıların durumunu anlattım; %88'inin tehlikede olduğu, deniz kumu kullanıldığı v.s. Ve tahminimin 2-3 milyon olduğunu söyledim... Bana heyecanla söylediği şu: 'Siz ne diyorsunuz! Ölü sayısı 10 ila 12 milyonu bulur gerisi de yaralı! Bunu Ankara'ya da ilettim! '
İstanbul'da büyük bir deprem bekleniyor... Başta belirttiğimiz 'depremlerin hangi zaman aralıklarıyla' zuhura geldiği meselesinde, yerbilimleri önümüze şu tabloyu koyuyor:
İstanbul, 100, 250, 500 ve 1000 yıllık periyotlarla ve şiddetleri de küçükten büyüğe (ki, küçükten kasıt 7 ve 7,3 arasıdır) doğru artan bir görünüm takip eder... Bunlar 1892, 1766, 1509 ve 986 depremleridir... 1509 depremi için tarihimizde 'kıyamet' benzetmesi yapıldığını hatırlatalım!
Beklenen deprem ne 100, 250 ve ne de 500 yılda bir olan depremdir! Beklenen deprem, bütün bu depremlerin de kuvvetini içinde barındıran 1000 yılda bir olan büyük depremdir! 100 yıllık periyot dolmuştur, 250 yıllık periyot dolmuştur, 500 yıllık periyot dolmuştur ve nihayet 1000 yıllık periyot dolmuştur!
Hatırlayınız, İstanbul'daki beklenen depremle ilgili araştırmaları T.C. adına yürüten en etkili isimlerden olan kemalist Celal Şengör, beklenen depremin 8 şiddetinden az olmayacağını yıllardır kıçını yırtarcasına bağırıyor... Ve diyor; Bu, Gölcük depreminin 200 ila 400 katı büyüklüğünde bir depremdir! '
-All the way down from London, I wondered if I'd find you here... And here you are...
'Kalifornia' (1993)
Dominic Sena
İçimdeki büyük aşkı hangi kitap, hangi şiir, hangi şarkı anlatacak
Anlatsam da bu derdimi hangi dostum, hangi dostluk, sevgilim mi anlayacak
Gelmedin bir kere öldürdün bin kere
Bıraktın ellere yalnızım her gece
Birbirini kovalayan aylar gibi yıllar gibi hep ayrıyız
Birleşiyor görünsek de raylar gibi yollar gibi hep ayrıyız
Gelmedin bir kere, öldürdün bin kere
Bıraktın ellere hadi gel bu gece
İçimdesin sıcak sıcak arıyorum köşe bucak, ne vardı ki ayrılacak
Ayrılsakta bu sevgimiz ömür boyu, hayat boyu, hayal boyu yaşayacak
Gelmedin bir kere, öldürdün bin kere
Bıraktın ellere yalnızım her gece
Gece aysız, gönül yarsız olur mu hiç, olur mu hiç, a vefasız
Bakmadın mı, görmedin mi hangi ağaç, hangi fidan, var ki dalsız
Gelmedin bir kere öldürdün bin kere
Bıraktın ellere hadi gel bu gece...
'...yengeç avcılarının, av sepetlerinin üstü açık olurmuş... Öteki hayvanlar kaçmasın diye sepet kapalı tutulurken yengeçler için hazırlanan sepetlerde ona ihtiyaç duyulmazmış... Sebebi yengeçlerin çok kıskanç ve birbirlerini çekememeleriymiş... Hal böyleyken, yengeç avcısı avladığı yengeçleri üstü açık bu sepete atarmış ve yengeçler de başlarmış didişmeye kavga etmeye, yengeç avcısı ava devam ededursun bunlar kavgaya, dövüşmeye devam ettiklerinden, kısaca birbirlerine düştüklerinden kurtulmayı akıllarına bile getirmez enerjilerini birbirlerine harcar, ölüp giderlermiş...'
'...aşkı,aşk olarak tutan sihir,onu uzaktan seyretmek ve görmektir...'
Bunca yıl herkesten kaçtın
En sonunda buldum sandın
Ansızın içini açtın
Yapma dedim yaptın gönül
Gözleri senden uzaktı
Fark edilmez bir tuzaktı
Sana böylesi yasaktı
Yapma dedim yaptın gönül
O bir yolcu sen bir hancı
Gördüğün en son yalancı
İçinde ki derin sancı
Gitmez dedim kaldı gönül
Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonunda ben de sevdim
Şimdi beni kurtar gönül
Gözlerin bakar da görmez
Ellerin tutar da bilmez
Gece gündüz fark edilmez
Demedim mi sana gönül
Sabahın tam üçündesin
Dertlerin en gücündesin
Hâlâ onun peşindesin
Gitme dedim gittin gönül
Böylesi sevdiğin için
Bir kördüğüm oldu için
Ağlıyorsun için için
Demedim mi sana gönül
Sen istedin ben dinledim
Senden ayrı olmaz dedim
En sonunda ben de sevdim
Şimdi beni kurtar gönül...
-I think I'm afraid of death 24 hours a day... That's why I'm in a train now... I could've flown to Paris, but I'm too scared... I know the statistics say it's safer... Whatever... When I'm in a plane, I can see it, I can see the explosion... I'm so scared of those few seconds of consciousness before you're gonna die, when you know for you're gonna die... I can't stop thinking that way... It's exhausting...
Ay bulutta bulutta mendilim kaldı dutta
Geleceksen gel gayrı on yedi benli Şadiye'm
Daha gönlüm umutta
Ay buluta gidiyor gözüm yari güdüyor
Geleceksen gel gayrı on yedi benli Şadiye'm
Gençlik elden gidiyor
Aya karşı duramam dama kilit vuramam
Ay buluta girince on yedi benli Şadiye'm
Bağlasalar duramam...