Muhteşem bir giriş şarkısı, aşağıda verdiğim sayfada var ama ekleyemeden duramıyacağım:
Clémentine, gözlerini kapadığında Sen en iyi olanı tahmin edersin. Clémentine, bizi mavi kabarcığının içine al Bu çok tehlikeli olsa bile.
Yalnızca 10 yaşında iken Her zaman daha büyük olmayı isterdik Bir rüzgar darbesinin uçurduğu bir uçakla gitmek için Orada ufuğa karşı Küçük Clémentine gibi davranırız. Çin gecelerini, okşayan geceleri hayal ederiz. Ve Hemera size kollarını uzattığında her şey daha iyi olur. Kötülük kaçar, kötülük uzaklaşır.
Clémentine, sen gece ve gündüz dövüşürsün Hastalığa meydan okursun Clémentine, seni terk etmeyeceğiz. Ve bir gün her şey yoluna girecek.
Dünya gökyüzüyle çok güzel Bu insana güneşin yanında yaşama isteği verir. Pervanenin her dönüşünde, çığlıklar atarız, hayran kalırız Kanatlara sahip olmak ne kadar güzel
Hep birlikte dolaşmaya gidelim Ve engel olunmadan dünya turu yapalım Tanışmak istediğimiz o kadar çok arkadaş var ki Clémentine bize yol gösterecek
Hep birlikte dolaşmaya gidelim Ve engel olunmadan dünya turu yapalım Tanışmak istediğimiz o kadar çok arkadaş var ki Clémentine bize yol gösterecek
....
Clémentine, quand tu fermes les yeux Tu devines le merveilleux Clémentine, prend nous dans ta bulle bleue Tant pis si c'est dangereux
Quand on a seulement 10 ans Souvent on voudrait bien être plus grand Pour partir en avion en s'envolant d'un coup de vent Tout là-bas vers l'horizon On fait comme la p'tite Clémentine On rêve de nuits de Chine, de nuits câlines Et tout va beaucoup mieux quand Hemera vous tend les bras Le mal fuit, le mal s'en va
Clémentine, tu te bats jour et nuit Tu défies la maladie Clémentine, on ne te quitt'ra pas Et un jour tout s'arrang'ra
La Terre est si belle vue du ciel Ca donne envie de vivre près du soleil A chaque tour d'hélice, on pousse des cris, on s'émerveille Comme c'est bon d'avoir des ailes
Allons ensemble nous promener Et faire le tour du monde sans nous presser Il y a tant d'amis qu'on a envie de rencontrer Clémentine va nous guider
Allons ensemble nous promener Et faire le tour du monde sans nous presser Il y a tant d'amis qu'on a envie de rencontrer Clémentine va nous guider
Hatırlar mısınız bilmem, Fransız yapımı eskiden bir çizgi film vardı. Uçan Kaz, Var Yemez Amca, Voltran, Şirinlerin olduğu zamanlarda... fakat onlardan daha karanlık daha ürkütücü bir yapısı olan çizgi film.
Başlangıç müziğinin ürpertici bir çekiciliği vardı. Neyse fazla uzatmayım. Bu başlık ile ilgili süper bir başlık buldum. Orada her şey ama her şeyi yazıyor. Yine de eklemek gerekirse:
Fransızca Adı: Clémentine: les merveilleux voyages de Clémentine et ses amis Bölüm Sayısı: 39 Yapım Yılı: 1985 Türkiye'de Yayınlayan: TRT 1, ShowTV (sanırım kısa bir süre) Yapıt: Fransız ve Japon ortak yapımı Yapımcı: Antenne 2, Tele-Hachette, Narcisse X 4 Yazar: Bruno-Rene Huchez Senaryo: Gilles Taurand, Olivier Massart Dizayn: Pascale Moreaux Müzik: Paul Koulak Giriş Şarkısını Seslendiren: Marie Dauphin Tür: Fantazi, Dram, Korku
Resimleri ve detaylı bilgileriyel tanıtım sayfası:
Banet Suat nedir? Banet Suat rumuzlu kardeşimizi tanıyana kadar pek sormamıştım bu soruyu. Bu konuyla ilgili bir kaç yerde bir şeyler okumuştum ama tam olarak bilmediğimden rumuzun sahibiyle sohbetlerimiz de sordum, ve bana açıklayacı bir e-mail ile anlattı. Artık Peygamberimiz'in pek bilinmeyen yoksa bilinmek istenilmeyen bir tarafımı diyeyim, en iyisi şu e-mail'i size aktarayım:
'''Banet Suat''' Hz. Peygamber döneminde yazılmış bir aşk şiiri..üstelik sahibini ölüm cezasından kurtarmış bir şiir..bu kadarını pek çoğumuz tahmin bile edemez..şiirin ilk mısrası, şairin Suat adlı sevgilisinden bahseder..'Suat bu gün benden ayrıldı.. gönlüm öylesine üzgünki..onun peşinde kurtulması imkansız, ayağı bukağlı bir köle gibi..' Şairi Kab bin Züheyr, bu gün pek çok dindar geçinenin okuyamıyacağı bu şiiri Hz. Peygambere, üstelik mescitte okumuştur..
Kısaca olay şu şekilde cereyan etmiştir. Kab bin Zühyr, şair bir babanın genlerini taşıyan güçlü bir şair..yalnız talihsizdir çünkü Hz. Peygamberin karşı safında yer alır ve Hz. Peygamberi, İslamı küçük düşüren pek çok şiir söyler. Mekke'nin fethi sırasında genel af ilan edildiği halde üç beş istisnadan birisi de Kab'tır. Bulunduğu yerde öldürülsün diye verilir hakkındaki ferman.. Kab kaçar uzaklara gider.. gider ama gitmesine insan içindeki gerçekten nereye ve ne zamana kadar kaçabilir?
Araya aracı koyup Hz. Peygamberden af dilemek ister. Ama nedense kimse aracı olmaya yanaşmaz. En sonunda her aşık gibi o da, kelleyi koltuğa alıp sonucu ne olursa olsun derdini anlatmaya karar verir... ve kılık değiştirip Medine'ye geri gelir.. bir sabah namazı vakti, namazdan sonra öne çıkar ve derki; bir bedevi size şiir okumak istiyor kabul edermisiniz ey Allah'ın Rasülü der.. (hayatında hiç bir şeye 'hayır' dememiş büyük insan buna mı olmaz diyecektir? asla!) buyrun der.. ve Kab içindeki hüznü damla damla döker.. her damla biraz daha yumşatır yüce Nebiyi.. yüce elçi şiiri sonuna kadar dinler ve sen O'musun? der. Kab, 'evet' Allah'ın elçisi değince; mükafaat olarak sırtındaki hırkayı çıkarır ve önüne atar.. şairin hayatı bağışlanmıştır. Aşkın ve şiirin gücü öfkeyi sevgiye dönüştürmüştür.. işte o gün bu gün Suat'ın ayrılığına dayanamayan aşıklar, bekleyenler Hz.Peygambere dert yanar ve önlerine serilecek o güzel hırkanın hayaliyle uykuya dalarlar..
Şilili (Marksist-Stalinist) şair Pablo Neruda'nın 1950'de çıkartığı Canto general (Evrensel Şarkı) adlı şiirler dizisi...
Suçlama ile duygudaşlığın egemen olduğu bu ilahi havalı yapıtıyla Neruda, Latin Amerika'yı mitleri ve tarihiyle, doğası ve politik/sosyal durumlarıyla bir bütün olarak yansıtmaya çalıştı. (www.denizce.com/pabloneruda.asp)
Timsahların gecesiydi bu,
Bazı hayvanlar Kertenkelenin şafağıydı bu. Dili, gökkuşağı parıltılı dağdoruğundan avladı bir mızrak gibi yemyeşil çimende. Papaza benzeyen karınca-yiyen girdi balta girmemiş ormana melodik adımlarla, oksijen kadar hafif Guanaco, geniş, koyu yamaçlarda altın çizmeler giyiyordu, açarken lama suçsuz gözlerini çiy içindeki dünyanın lezzetine, sabah alacasının genişliklerinde maymunlar sonsuz bir şehvet ipliği ördüler, değil mi ki unufak ettiler çiçektozlarının duvarlarını ve şaşırttılar Muzo`lu kelebeklerin mor firarını. dokunulmaz gece, çamurdan yükselen sürü sürü domuzburnuyla kaynaşan; ve uykuya boğulmuş bataklıklardan döndü zırhların tok sesi, geriye, yeryüzünün kaynağına. Fosfor ışığı ayrılışıyla dolanıyor yaprakları jaguar, puma yokeden ateş gibi koşturuyor dalların arasında parıldarken vahşi ormanın alkolik gözleri üzerinde. Porsuklar ırmak boyu toprağını altüst ediyor ve havaya kaldırıyorlar yuvaları ki kırmızı dişlerle saldırmaya hazırlar onların çarpıcı güzelliğine. Ve genişce suyun derininde dinleniyor, kutsal çamurla kaplı, herşeyi yalayıp yutan, sofu, muazzam boa-yılanı, dünyanın çapı gibi.
Pablo Neruda
(`Canto General` den, Türkçeye çeviren: İsmail Aksoy)
Bakara, 255. Ayet: ''Allah'dan başka hiç bir tanrı yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok ulu ve çok büyüktür. ''
Türkçe Web Sayfası:
http://www.anime.gen.tr/haberler.html
Bravo dedirtitecek kadar kapsamlı bir bir web sitesi.
http://www.anime.gen.tr/diger_clementine.html
Muhteşem bir giriş şarkısı, aşağıda verdiğim sayfada var ama ekleyemeden duramıyacağım:
Clémentine, gözlerini kapadığında
Sen en iyi olanı tahmin edersin.
Clémentine, bizi mavi kabarcığının içine al
Bu çok tehlikeli olsa bile.
Yalnızca 10 yaşında iken
Her zaman daha büyük olmayı isterdik
Bir rüzgar darbesinin uçurduğu bir uçakla gitmek için
Orada ufuğa karşı
Küçük Clémentine gibi davranırız.
Çin gecelerini, okşayan geceleri hayal ederiz.
Ve Hemera size kollarını uzattığında her şey daha iyi olur.
Kötülük kaçar, kötülük uzaklaşır.
Clémentine, sen gece ve gündüz dövüşürsün
Hastalığa meydan okursun
Clémentine, seni terk etmeyeceğiz.
Ve bir gün her şey yoluna girecek.
Dünya gökyüzüyle çok güzel
Bu insana güneşin yanında yaşama isteği verir.
Pervanenin her dönüşünde, çığlıklar atarız, hayran kalırız
Kanatlara sahip olmak ne kadar güzel
Hep birlikte dolaşmaya gidelim
Ve engel olunmadan dünya turu yapalım
Tanışmak istediğimiz o kadar çok arkadaş var ki
Clémentine bize yol gösterecek
Hep birlikte dolaşmaya gidelim
Ve engel olunmadan dünya turu yapalım
Tanışmak istediğimiz o kadar çok arkadaş var ki
Clémentine bize yol gösterecek
....
Clémentine, quand tu fermes les yeux
Tu devines le merveilleux
Clémentine, prend nous dans ta bulle bleue
Tant pis si c'est dangereux
Quand on a seulement 10 ans
Souvent on voudrait bien être plus grand
Pour partir en avion en s'envolant d'un coup de vent
Tout là-bas vers l'horizon
On fait comme la p'tite Clémentine
On rêve de nuits de Chine, de nuits câlines
Et tout va beaucoup mieux quand Hemera vous tend les bras
Le mal fuit, le mal s'en va
Clémentine, tu te bats jour et nuit
Tu défies la maladie
Clémentine, on ne te quitt'ra pas
Et un jour tout s'arrang'ra
La Terre est si belle vue du ciel
Ca donne envie de vivre près du soleil
A chaque tour d'hélice, on pousse des cris, on s'émerveille
Comme c'est bon d'avoir des ailes
Allons ensemble nous promener
Et faire le tour du monde sans nous presser
Il y a tant d'amis qu'on a envie de rencontrer
Clémentine va nous guider
Allons ensemble nous promener
Et faire le tour du monde sans nous presser
Il y a tant d'amis qu'on a envie de rencontrer
Clémentine va nous guider
Clémentine
Hatırlar mısınız bilmem, Fransız yapımı eskiden bir çizgi film vardı. Uçan Kaz, Var Yemez Amca, Voltran, Şirinlerin olduğu zamanlarda... fakat onlardan daha karanlık daha ürkütücü bir yapısı olan çizgi film.
Başlangıç müziğinin ürpertici bir çekiciliği vardı. Neyse fazla uzatmayım. Bu başlık ile ilgili süper bir başlık buldum. Orada her şey ama her şeyi yazıyor. Yine de eklemek gerekirse:
Fransızca Adı: Clémentine: les merveilleux voyages de Clémentine et ses amis
Bölüm Sayısı: 39
Yapım Yılı: 1985
Türkiye'de Yayınlayan: TRT 1, ShowTV (sanırım kısa bir süre)
Yapıt: Fransız ve Japon ortak yapımı
Yapımcı: Antenne 2, Tele-Hachette, Narcisse X 4
Yazar: Bruno-Rene Huchez
Senaryo: Gilles Taurand, Olivier Massart
Dizayn: Pascale Moreaux
Müzik: Paul Koulak
Giriş Şarkısını Seslendiren: Marie Dauphin
Tür: Fantazi, Dram, Korku
Resimleri ve detaylı bilgileriyel tanıtım sayfası:
http://www.anime.gen.tr/diger_clementine.html
Selçuk Erdem'i karikatürleriyle tanıdık, bu başlık altında da öyle tanıtalım:
http://expert.ics.purdue.edu/~acan/fun/SelcukErdem/index.html
Banet Suat nedir? Banet Suat rumuzlu kardeşimizi tanıyana kadar pek sormamıştım bu soruyu. Bu konuyla ilgili bir kaç yerde bir şeyler okumuştum ama tam olarak bilmediğimden rumuzun sahibiyle sohbetlerimiz de sordum, ve bana açıklayacı bir e-mail ile anlattı. Artık Peygamberimiz'in pek bilinmeyen yoksa bilinmek istenilmeyen bir tarafımı diyeyim, en iyisi şu e-mail'i size aktarayım:
'''Banet Suat''' Hz. Peygamber döneminde yazılmış bir aşk şiiri..üstelik sahibini ölüm cezasından kurtarmış bir şiir..bu kadarını pek çoğumuz tahmin bile edemez..şiirin ilk mısrası, şairin Suat adlı sevgilisinden bahseder..'Suat bu gün benden ayrıldı.. gönlüm öylesine üzgünki..onun peşinde kurtulması imkansız, ayağı bukağlı bir köle gibi..' Şairi Kab bin Züheyr, bu gün pek çok dindar geçinenin okuyamıyacağı bu şiiri Hz. Peygambere, üstelik mescitte okumuştur..
Kısaca olay şu şekilde cereyan etmiştir. Kab bin Zühyr, şair bir babanın genlerini taşıyan güçlü bir şair..yalnız talihsizdir çünkü Hz. Peygamberin karşı safında yer alır ve Hz. Peygamberi, İslamı küçük düşüren pek çok şiir söyler. Mekke'nin fethi sırasında genel af ilan edildiği halde üç beş istisnadan birisi de Kab'tır. Bulunduğu yerde öldürülsün diye verilir hakkındaki ferman.. Kab kaçar uzaklara gider.. gider ama gitmesine insan içindeki gerçekten nereye ve ne zamana kadar kaçabilir?
Araya aracı koyup Hz. Peygamberden af dilemek ister. Ama nedense kimse aracı olmaya yanaşmaz. En sonunda her aşık gibi o da, kelleyi koltuğa alıp sonucu ne olursa olsun derdini anlatmaya karar verir... ve kılık değiştirip Medine'ye geri gelir.. bir sabah namazı vakti, namazdan sonra öne çıkar ve derki; bir bedevi size şiir okumak istiyor kabul edermisiniz ey Allah'ın Rasülü der.. (hayatında hiç bir şeye 'hayır' dememiş büyük insan buna mı olmaz diyecektir? asla!) buyrun der.. ve Kab içindeki hüznü damla damla döker.. her damla biraz daha yumşatır yüce Nebiyi.. yüce elçi şiiri sonuna kadar dinler ve sen O'musun? der. Kab, 'evet' Allah'ın elçisi değince; mükafaat olarak sırtındaki hırkayı çıkarır ve önüne atar.. şairin hayatı bağışlanmıştır. Aşkın ve şiirin gücü öfkeyi sevgiye dönüştürmüştür.. işte o gün bu gün Suat'ın ayrılığına dayanamayan aşıklar, bekleyenler Hz.Peygambere dert yanar ve önlerine serilecek o güzel hırkanın hayaliyle uykuya dalarlar..
Şilili (Marksist-Stalinist) şair Pablo Neruda'nın 1950'de çıkartığı Canto general (Evrensel Şarkı) adlı şiirler dizisi...
Suçlama ile duygudaşlığın egemen olduğu bu ilahi havalı yapıtıyla Neruda, Latin Amerika'yı mitleri ve tarihiyle, doğası ve politik/sosyal durumlarıyla bir bütün olarak yansıtmaya çalıştı. (www.denizce.com/pabloneruda.asp)
Timsahların gecesiydi bu,
Bazı hayvanlar
Kertenkelenin şafağıydı bu.
Dili, gökkuşağı parıltılı
dağdoruğundan
avladı bir mızrak gibi
yemyeşil çimende.
Papaza benzeyen
karınca-yiyen girdi
balta girmemiş ormana melodik adımlarla,
oksijen kadar
hafif Guanaco,
geniş, koyu yamaçlarda
altın çizmeler giyiyordu,
açarken
lama
suçsuz gözlerini
çiy içindeki dünyanın lezzetine,
sabah alacasının
genişliklerinde
maymunlar sonsuz bir
şehvet ipliği ördüler,
değil mi ki
unufak ettiler çiçektozlarının duvarlarını
ve şaşırttılar
Muzo`lu kelebeklerin
mor firarını.
dokunulmaz gece, çamurdan yükselen
sürü sürü domuzburnuyla
kaynaşan;
ve uykuya boğulmuş bataklıklardan
döndü zırhların tok sesi, geriye,
yeryüzünün kaynağına.
Fosfor ışığı ayrılışıyla
dolanıyor yaprakları
jaguar,
puma yokeden ateş gibi
koşturuyor dalların arasında
parıldarken
vahşi ormanın
alkolik gözleri üzerinde.
Porsuklar ırmak boyu toprağını
altüst
ediyor ve havaya kaldırıyorlar yuvaları
ki kırmızı dişlerle saldırmaya
hazırlar
onların çarpıcı güzelliğine.
Ve genişce suyun derininde
dinleniyor,
kutsal çamurla kaplı,
herşeyi yalayıp yutan, sofu,
muazzam boa-yılanı,
dünyanın çapı gibi.
Pablo Neruda
(`Canto General` den, Türkçeye çeviren: İsmail Aksoy)
domates, biber, patlıcan
Oruç tutan terbiyeli olur diye bir kural yok. İnsan kendini terbiye eder, oruç bir reçete gibidir, uyulduğu sürece işler.
Bakara, 255. Ayet:
''Allah'dan başka hiç bir tanrı yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok ulu ve çok büyüktür. ''