Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
  • Esmaül Hüsna09.03.2026 - 00:01

    Yani, insan cennet yerine kıyamet demeyebilir veya demek zorundadır, dersek bütün bunları anlamış oluruz ve hatta bilmek bile mümkün olur ama bu ibadet ettiği anlamını taşımayabilir...

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 23:59

    Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre Resûlullah (sav), “Şakî (bedbaht)
    dışında kimse cehennem ateşine girmez.” buyurmuş, “Ey Allah’ın Resûlü,
    şakî kimdir?” diye kendisine sorulunca da, “Şakî, Allah için hiçbir taatte
    (ibadet ve amelde) bulunmayan ve Allah için hiçbir kötülüğü (günahı) terk
    etmeyen kimsedir.” cevabını vermiştir.
    (İM4298 İbn Mâce, Zühd, 35; HM8578 İbn Hanbel, II, 349)

    İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav), Mekke’nin fethi günü
    insanlara hitap ederek şöyle buyurmuştur: “Ey İnsanlar! Allah sizden câhiliye
    gururunu ve atalarla övünme âdetini gidermiştir. İnsanlar iki gruptur: İyi, takva
    sahibi, Allah katında değerli kişi ve günahkâr, bedbaht Allah katında değersiz kişi.
    İnsanlar, Âdem’in çocuklarıdır ve Allah, Âdem’i topraktan yaratmıştır...”
    (T3270 Tirmizî, Tefsîrü’l-Kur’ân, 49; D5116 Ebû Dâvûd, Edeb, 110, 111)

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 23:46

    Hz. Ali (ra) anlatıyor:
    “Bir keresinde Medine’deki Bakî’ Kabristanı’nda bir cenazede
    bulunuyorduk. Peygamber (sav) yanımıza gelip oturdu. Biz de onun
    çevresine toplandık. Elinde bir çubuk vardı. Başını düşünceli bir şekilde
    aşağıya doğru eğdi ve elindeki çubukla yerde çizgiler çizmeye başladı.
    Sonra, ‘Hiçbiriniz, (hatta) hiçbir canlı yoktur ki cennet ve cehennemdeki
    gideceği yer ile saîd (mutlu) veya şakî (bedbaht) olduğu (önceden) yazılmış
    olmasın.’ buyurdu.”
    (B1362 Buhârî, Cenâiz, 82; M6731 Müslim, Kader, 6)

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 23:28

    Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav)
    şöyle buyurmuştur: “Şahitlerin en hayırlısını size bildireyim mi? Kendisinden
    talep edilmeden şahitlik yapan kişi.”
    (M4494 Müslim, Akdiye, 19)


    “İbn Abbâs’ın yanında oturuyordum. Iraklı bir adam ona gelerek: ‘Ben şu resimleri yapıyorum, bu konuda ne dersin?’ diye sordu. İbn Abbâs, ‘Yaklaş, yaklaş!’ dedi. Ben Muhammed’in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: ‘Kim dünyada (tapınmak üzere) bir resim yaparsa kıyamet günü kendisinden o yaptığı resme can vermesi istenir, fakat o, ona can veremez.’” (Nesâî, Zînet, 113)


    Nu’man b. Beşîr’den nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle
    buyurmuştur: “Allah Teâlâ’nın koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu
    sınırları ihlâl eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi içerisindeki yerleri
    kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı
    geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır.
    Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir
    süre sonra), ‘(Sudan) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da
    yukarıdakileri rahatsız etmesek.’ derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin
    isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat
    onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur.”
    (B2493 Buhârî, Şirket, 6)

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 23:19

    Ukbe b. Âmir’in işittiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Müslüman, Müslüman’ın kardeşidir. Kusurunu açıkça söylemeden, bir
    Müslüman’ın diğerine herhangi bir ayıplı malı satması helâl değildir.”
    (İM2246 İbn Mâce, Ticâret, 45)


    Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre,
    Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Kim hakkı olmadığı hâlde bir karış yeri alırsa, Allah kıyamet günü yedi kat
    yeri onun boynuna dolar.”
    (M4136 Müslim, Müsâkât, 141)

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 22:59

    Semüre’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
    “Haseb (kişiyi halk nazarında yücelten nitelik) maldır, kerem (kişiyi Allah
    katında yücelten nitelik) ise takvadır.”
    (T3271 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 49)
    Abdullah (b. Mes’ûd) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber
    (sav) şöyle derdi: “Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği
    i stiyorum.”
    (M6904 Müslim, Zikir, 72)


    ...

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 22:54

    Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, bir gün Resûlullah (sav), “Müflis
    kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashâbı, “Bize göre müflis, parası ve
    malı olmayan kimsedir.” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “Şüphesiz
    ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Aynı
    zamanda şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını
    dökmüş ve şunu dövmüş bir hâlde gelir. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı şuna
    buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin
    günahları kendisine yüklenir. Sonra da cehenneme atılır.” buyurdu.
    (M6579 Müslim, Birr, 59)

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 22:44

    Beni Sorarsan?

    Boyanın üstüne boya yoktur
    Yemez içmezsin karnın toktur
    Yolun uzun azmin ile yarışılmaz
    Beni sorarsan iyiyim

    Gerçi dedik temiz ve iyi
    ve masum ve güçlü
    ve adil ve gururlu
    ve sağı solu belli olmaz
    baktığım her yerde gördüm

    Boş ver burada hoş kaçmaz
    Beni sorarsan iyiyim

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 20:21

    Bugün Son

    Bugün son baktığım yerde
    kalbimi sakin bir günün huzurunda bıraktım
    Asla düşünmediğim kadar hızlı
    bir daha dönüşü olmayan bir yolda
    Çabuk ve asi gülleri sulayan rüzgarın
    ılık ilhamıyla yalanın yatağında
    Asla pişman olmadığım kadar korkak
    sayısız günün hevesinde kurumuş çamurlarda
    Bırakıyorum dumanını yalnızlığın
    aklımın en soluk inancında
    Eyvallah diyecekler
    Sabah ola hayrola

  • Esmaül Hüsna08.03.2026 - 19:35

    Abdullah b. Ömer’den (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) şöyle
    buyurmuştur: “Zulüm, (zalim için) kıyamet gününde zifiri karanlıklardır.”
    (B2447 Buhârî, Mezâlim, 8; M6577 Müslim, Birr, 57