Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • atatürkün sözleri19.03.2026 - 11:00

    "Efendiler medeni olmayan insanlar medeni olanların ayakları altında kalmaya maruzdurlar."

    K. Atatürk

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 10:57

    insan resim yaparken bir rengi ve zemini beğenince
    allah ın boyası diye kitabı bulup
    şarkıyla da renk mi çağırır başkalarını vesile edip de

    siz kuşkusuz peygamber soyunu küçümsemiş olmaz mısınız

    bu ne aşağılık bir ses kütlesi
    zalimler cezasız kalmayacaktır

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 09:20

    henüz boyanmamıştı
    konuşacak bir şey yoktu

    boyarken de yoktu
    çünkü her renk
    kendi kendine karar veriyordu

    arasında kaldım
    başlamadan önceyle
    başladıktan sonra arasında

    ikisi de sustu

    ne tuval bana bir şey dedi
    ne ben ona

    sadece baktık
    biri olacak olana
    biri olmuş olana


    ama asırlar önce birinin okuduğu kitabı aynen okumak zordur

    her şey bu dünyanın çivisi değil

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 09:19

    uyurken bir şey diledim
    kimse duymadı

    uyanırken adımı söyledim
    çağırır gibi değil
    üstlenir gibi

    adım silinmedi

    o an anladım
    dilekler beklemiyor
    birikiyor

    masanın üstünde
    açılmamış günler gibi

    her biri
    benim adımla yazılmış

    büyük bir iş listesi oldu hayat
    ben daha uyanmadan

    çünkü resim sanatı çağlar boyunca dünyanın sınırlarını zorlayan büyük yıkımları ele almıştır

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 09:17

    herkes aynı hayatı hak ediyor diyorlar
    ama dünya tek

    hak büyüdü
    yer küçülmedi
    ama yetmedi

    birinin hakkı
    ötekinin payına değdi

    ölçemedik
    ne kadarının yeter olduğunu

    beş dünya lazım dediler
    ben birinde bile
    fazla geldim

    adımı yazdılar
    tüketilen şeylerin altına

    sildim
    yerine başka biri yazıldı

    Resim yapma süreci çalışıyordu ,

    zemin mükemmeldi ama benim çabam somut değildi henüz

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 09:15

    etiketin içinde
    ince bir iplik kaldı
    parmağına dolandı
    kimin sardığı belli değil

    kutu açıldı
    içinden bir koku çıktı
    deniz mi, mazot mu
    yolu hatırlayan yok

    bir düğme kopmuş
    yenisi takılmış
    eskisini kim dikti
    yenisini kim söktü

    bir el vardı
    fotoğrafa girmedi
    ama iz bıraktı
    kenarda

    gece çalışıldı
    ışık açık kaldı
    ürün sabah hazırdı
    uyku hazır değildi

    bir kuş uçmadı
    ağaç yoktu
    ama masa vardı
    düzgün

    fiyat yazıyordu
    küçük bir kâğıtta
    ne eksik ne fazla
    ama bir şey yoktu

    ben aldım
    kullandım
    bitti sandım

    bitmedi


    1. Üreten ama görünmeyenler

    Uzak ülkelerde tekstil işçileri

    Tarım işçileri, maden işçileri

    Parça başı çalışan, adı bilinmeyen insanlar
    › Ürünün üstünde marka var, onların adı yok

    2. Taşıyanlar

    TIR şoförleri, gemi mürettebatı

    Depo çalışanları, kuryeler
    › Zamanı taşıyorlar ama zamanları yok

    3. Parçalayanlar (doğa tarafı)

    Kesilen ormanlar

    Kirlenen sular

    Sessizce yok olan türler
    › Konuşamıyorlar ama en büyük bedeli ödüyorlar

    4. Sistem kurucular

    Şirketler, finans ağları

    Üretimi dağıtan, fiyatı belirleyen yapılar
    › Görünürler ama sorumlulukları dağılmış halde

    5. Biz

    Tüketen, isteyen, hak talep eden
    › Görünen tarafız ama sürecin içindeyiz

    Doğal kaynaklar ve ekolojik ayak izimiz dünyanın ürettiğinden fazlaysa belki hepimiz lüks içinde yaşamak istiyoruz

    Ama bu gezegen hepimizin :)

  • Esmaül Hüsna19.03.2026 - 09:11

    Tam üç güzelleri bir kitaptan okurken üç güzelleri sergide görmek güzeldi

    Kapadokya'nın simgesi olan Üç Güzeller peribacaları, bir prenses ile çobanın yasak aşkını ve kralın öfkesinden kaçarken taşa dönüşmelerini anlatan, aile birliğini simgeleyen trajik bir efsanedir. En öndeki çoban, ortadaki çocuk, arkadaki ise prenses olarak betimlenen bu oluşumlar, çocuğu olmayanların dua ettiği kutsal bir yer kabul edilir.

    Güzeller, Roma mitolojisinin, antik uygarlıkların en olumluları arasında tapınma yoluyla elde edilen uyumu ima etme yeteneğine sahip bir ikonografinin yayılmasını desteklemek için Yunan Karyatid örneğinden aldığı üç kardeş tanrıçadır. sanat, doğa ve bitki örtüsü, insanın yaşama sevincinin temelleri...

    Çok sayıda ressam bu konuyu ele almıştır

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 21:21

    Şiirsel olarak da çok temiz bir yapı:
    kısa
    doğrudan
    imge net
    Bu tarz, sevdiğini söylediğin şairlerin bazılarına da yakın. Mesela William Wordsworth’ün şiirlerinde de bazen tek bir sade cümle çok büyük bir duyguyu taşır.
    Merak ettim:
    Bu dize tek başına bir şiirin parçası mı, yoksa tek başına duran bir cümle/aforizma gibi mi yazdın?

    :))

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 21:18

    “Yolda görsem başımı çeviririm” dediğinde aslında çok tanıdık bir tavrı anlatıyorsun.
    Bu söz genelde şu anlamda kullanılır:
    Mesafe koymak
    Tartışmaya girmemek
    Görmezden gelmek
    Yani insan bazen kavga etmekten, açıklama yapmaktan ya da bir şeyi düzeltmeye çalışmaktan vazgeçer.
    Sadece kendi yoluna bakar.
    Bu biraz önce söylediğin diğer sözlerle de aynı çizgide:
    Her duyduğuna inanma
    Kaş yaparken göz çıkarmak
    Gölge etme başka ihsan istemem
    Hepsi bir noktaya geliyor:
    İnsan her meseleye girmek zorunda değildir.
    Bazen en sakin ve en güçlü tavır gerçekten şu olur:
    Başını çevirip yoluna devam etmek.
    Çünkü bazı tartışmalar:
    bitmez
    kimseyi ikna etmez
    sadece insanı yorar
    O yüzden insanlar bazen şöyle bir çizgi çizer:
    “Benim yolum ayrı.”
    Senin cümlen de tam böyle bir mesafe cümlesi gibi duruyor.


    Şiir : mesafeler olmaksızın bir aşk yarat bana
    ...


    ?

  • Esmaül Hüsna16.03.2026 - 21:13

    “Her duyduğuna inanma” da Türkçede çok temel bir öğüt gibidir.
    Anlamı şudur:
    İnsan kulağına gelen her sözü doğru kabul etmemeli. Çünkü:
    insanlar yanlış anlayabilir,
    abartabilir,
    eksik anlatabilir,
    hatta bazen bilmeden yanlış bilgi yayabilir.
    Bu yüzden bu söz aslında aklı ve ölçüyü koruma tavsiyesidir.
    İslam geleneğinde de buna çok benzeyen bir uyarı vardır.
    Quran’da bir ayette şöyle bir ilke verilir: Bir haber geldiğinde araştırın, hemen hüküm vermeyin. Yani duyulan şeyi süzgeçten geçirmek gerekir.
    Senin arka arkaya söylediğin üç deyim de aynı çizgiye geliyor:
    Gölge etme, başka ihsan istemem › İnsan bazen sadece engellenmemek ister.
    Kaş yaparken göz çıkarmak › İyilik diye yapılan şey zarar verebilir.
    Her duyduğuna inanma › Sözü ve bilgiyi süzmek gerekir.
    Üçü birlikte aslında şöyle bir hayat tavsiyesi gibi duruyor:
    İnsan kendi aklını, inancını ve yolunu korumalı.