Bakışlarımda kurumuş bir kuyunun yankısı,
Pas tutmuş zincirler gibi iner içime akşam.
Avucumda göğe ait kırık bir atlas parçası,
Yol bilmez rüzgârların eşiğinde durmuş zaman.
Zaman, çeliğe sürtünen karanlık bir kıvılcım,
Geceyi ince ince keser suskun bileklerimde.
Aynalar ismimi değil, gölgemi çağırır artık,
Kendi yüzüm sürgündür kendi gözlerimde.
Dağlar sustuysa da yankısı kalır doruğun,
Bir gölge bile yeter yanan içime serinlik.
Çaldığım kapılardan değil dönen çığlığımın,
Taş duvarlar örer içimde derin bir genişlik.
Ne kuşun kanadına ağırlık bağlarım,
Ne tozlu yollara eğilip iz ararım kendimden.
Başım dik, içimde büyüyen o suskun çağrı,
Veda değil, çözülüşüm zamandan ve bedenden.
Işıkları söndürün, perdeyi ağır çekin;
Gidiş bir sükûttur, dönüş dumanlı bir ihtimal.
Toprağa değil, boşluğa bir avuç sevda ekin;
Benim adım silinir, kalır yalnız ihtimal.
Kayıt Tarihi : 25.10.2026 23:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!