iş güç.. çalış didin.. bir paket gelmiş sana altına imzanı at.atmam! atmazsan vermem; verme! hem ne veriyorsun sen vaad ettiğin nedir senin kargocu çocuk, sadece bir paket.. imza isteme benden sana bir paket marlboro vereyim, içer misin? önce şu örümceğe koklat dumanını, nereden bileyim içinde metan gazı olmadığını? ama metan gazı varsa zaten havaya uçarız hep beraber. iyisimi sen paketle çakmağı al ben de örümcekle sigarayı dışarıda halledelim bu işi. örümceğe sigarayla çakmağı verelim sonra uzaklaşalım oradan saklanalım şuradaki çukura.. olmaz! neden olmaz kargocu çocuk? ya genişleyerek yayarsa basıncını etkileniriz bizde. en iyisi ağaca çıkalım.yukarı doğru basınç yapmaz bu patlama. olmaz öyle ben derim ki yoldan bir serçe çevirip kanatlarına binelim kargocu çocuk.. olur be teslim alıcı gidelim buralardan. bıktım akşama kadar gez dolaş zaten. ama müsaade et toparlanayım. hayır! vaktimiz yok; bari iğne iplik alayım? tamam çabuk ol...... geldim, çağır şu serçeyi..geldi.. teslim alıcı? efendim kargocu çocuk.. paketi merak etmiyor musun? sahi versene paketi açayım imzan gerekiyor söylesene, ver atayım.. ........ ne çıktı içinden? kahretsin.. ne oldu acil bir durum yetiştirmem lazım sen git istersen ama peki ya sen.. gelemiyorum, bir daha ki kargoya inşallah sen bilirsin güle güle dönek herif doğru konuş..
“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarını, hristiyan kültürünü, hristiyan ahlakını aşılayalım…”(1)
“Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeye inanmıyorlar…”(2)
1) Rahip Samuel Zwemer tarafından misyonerlere yönelik bir konferans da söylenmiştir. İlkadım Dergisi, Mayıs 2004 sayısı
(2) Rahip Louis Massignon tarafından söylenmiştir. İlkadım Dergisi Mayıs 2004
Oruç tutmak ile Futbol takımı tutmak arasında ki fark nedir? yoksa aralarında bir fark yok mudur? tuttuğumuz takımın bizim onu tuttuğumuzdan haberi yoksa -ki yoktur- tuttuğumuz orucun bizim onu tuttuğumuzdan haberi var mıdır? Tutmak nedir? İnsan mı oruç tutar, Yoksa oruç mu insanı? tutmanın zıddı bırakmak ise eğer Oruç mu insanı bırakır İnsan mı orucu?
bir kentte azınlıkların yaşadığı semt. ayrıca venedikte bir yahudi mahallesinin ismi.
Herkesin, olaylara; 'durduğu yer', 'baktığı pencere' veya sahip olduğu 'meşrebe' göre baktığı, şu son 'Fransa olayları' sebebiyle gündeme gelmişti gettolar..
uykum var. ayırdedemiyorum gerçekleri. sıyırıp kurtaramıyorum kendimi düşmelerden. uykum var ve ben uyuyorum. bir teknedeyim denize açıldım. balık yemek istiyor canım. misinamın ucundaki solucan! söyle seni yiyecek olan balığa beklesin biraz. uyandırmasın beni oltayı sallayarak. hele büyük balıksa hiç açgözlülük yapıp yanaşmasın sana. uğraşamam onunla. gitsin kendine küçük balıklar bulsun.ama.. ama esiyor burası, hem bu kayıkta yumuşak bir şey yok mudur başımı koyacak? anladım. yüzdüreceksiniz beni sonunda. denize dalıp kendime süngerimsi, yumuşakçalardan bir canlı bulacağım. kimbilir bir hazineye rastlarım belki. hazineyi alır karada bir yerlere saklarım bir kısmını. bir define haritası çizip o haritanın en önemli kısmını, defineyi gösteren yerini yırtarım. arasın dursunlar. bir kısmı bende hazinenin hala. çil çil altınlar... sahi suda seker mi bu altınlar ince çakıl misali... yada her bir altını dünyanın heryerine itinayla yerleştirmeli teker teker. gören ümitlensin bunlardan daha çok vardır belki diyerek kazsın bulduğu yeri. dünya delik deşik olsun.dünyanın her yerinde kazılar yapılsın. özellikle çöllere savurmalı kimbilir su çıkar kazılan yerlerden belki.fırlatmalı gökyüzüne sonuncusunu ve bir rövaşata atmalı tam düşerken.. düşerken! düşmek..başım düşüyor. sahi uykum var benim! uğraşmayın benimle!
iş güç.. çalış didin.. bir paket gelmiş sana altına imzanı at.atmam! atmazsan vermem; verme! hem ne veriyorsun sen vaad ettiğin nedir senin kargocu çocuk, sadece bir paket.. imza isteme benden sana bir paket marlboro vereyim, içer misin? önce şu örümceğe koklat dumanını, nereden bileyim içinde metan gazı olmadığını? ama metan gazı varsa zaten havaya uçarız hep beraber. iyisimi sen paketle çakmağı al ben de örümcekle sigarayı dışarıda halledelim bu işi. örümceğe sigarayla çakmağı verelim sonra uzaklaşalım oradan saklanalım şuradaki çukura.. olmaz! neden olmaz kargocu çocuk? ya genişleyerek yayarsa basıncını etkileniriz bizde. en iyisi ağaca çıkalım.yukarı doğru basınç yapmaz bu patlama. olmaz öyle ben derim ki yoldan bir serçe çevirip kanatlarına binelim kargocu çocuk.. olur be teslim alıcı gidelim buralardan. bıktım akşama kadar gez dolaş zaten. ama müsaade et toparlanayım. hayır! vaktimiz yok; bari iğne iplik alayım? tamam çabuk ol...... geldim, çağır şu serçeyi..geldi..
teslim alıcı?
efendim kargocu çocuk..
paketi merak etmiyor musun?
sahi versene paketi açayım
imzan gerekiyor
söylesene, ver atayım..
........
ne çıktı içinden?
kahretsin..
ne oldu
acil bir durum yetiştirmem lazım sen git istersen
ama peki ya sen..
gelemiyorum, bir daha ki kargoya inşallah
sen bilirsin
güle güle
dönek herif
doğru konuş..
sıcağım sıcak!
dokunanı yakarım!
“Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım. Başka yollar, başka çareler deneyelim. İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara, hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarını, hristiyan kültürünü, hristiyan ahlakını aşılayalım…”(1)
“Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet’ten uzaklaştırdık. İslamiyet’i öğrenmeyi, yaşamayı, namaz kılmayı ve Kur’an-ı Kerim öğrenmeyi, suç ve gericilik olarak göstermeyi başardık. Artık çoğu, tam olarak, hiçbir şeye inanmıyorlar…”(2)
1) Rahip Samuel Zwemer tarafından misyonerlere yönelik bir konferans da söylenmiştir. İlkadım Dergisi, Mayıs 2004 sayısı
(2) Rahip Louis Massignon tarafından söylenmiştir. İlkadım Dergisi Mayıs 2004
yorumsuz..
Oruç tutmak ile Futbol takımı tutmak arasında ki fark nedir?
yoksa aralarında bir fark yok mudur?
tuttuğumuz takımın bizim onu tuttuğumuzdan haberi yoksa -ki yoktur-
tuttuğumuz orucun bizim onu tuttuğumuzdan haberi var mıdır?
Tutmak nedir?
İnsan mı oruç tutar,
Yoksa oruç mu insanı?
tutmanın zıddı bırakmak ise eğer
Oruç mu insanı bırakır
İnsan mı orucu?
Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse,
her namuslu insan gericidir.
Cemil MERİÇ
1. keçi ayaklı orman yaratığı,
2. gülünç ve müstehcen kimse, şaklaban
bir kentte azınlıkların yaşadığı semt.
ayrıca venedikte bir yahudi mahallesinin ismi.
Herkesin, olaylara; 'durduğu yer',
'baktığı pencere' veya sahip olduğu
'meşrebe' göre baktığı, şu son
'Fransa olayları' sebebiyle gündeme gelmişti gettolar..
uykum var. ayırdedemiyorum gerçekleri. sıyırıp kurtaramıyorum kendimi düşmelerden. uykum var ve ben uyuyorum. bir teknedeyim denize açıldım. balık yemek istiyor canım. misinamın ucundaki solucan! söyle seni yiyecek olan balığa beklesin biraz. uyandırmasın beni oltayı sallayarak. hele büyük balıksa hiç açgözlülük yapıp yanaşmasın sana. uğraşamam onunla. gitsin kendine küçük balıklar bulsun.ama.. ama esiyor burası, hem bu kayıkta yumuşak bir şey yok mudur başımı koyacak? anladım. yüzdüreceksiniz beni sonunda. denize dalıp kendime süngerimsi, yumuşakçalardan bir canlı bulacağım. kimbilir bir hazineye rastlarım belki. hazineyi alır karada bir yerlere saklarım bir kısmını. bir define haritası çizip o haritanın en önemli kısmını, defineyi gösteren yerini yırtarım. arasın dursunlar. bir kısmı bende hazinenin hala. çil çil altınlar... sahi suda seker mi bu altınlar ince çakıl misali... yada her bir altını dünyanın heryerine itinayla yerleştirmeli teker teker. gören ümitlensin bunlardan daha çok vardır belki diyerek kazsın bulduğu yeri. dünya delik deşik olsun.dünyanın her yerinde kazılar yapılsın. özellikle çöllere savurmalı kimbilir su çıkar kazılan yerlerden belki.fırlatmalı gökyüzüne sonuncusunu ve bir rövaşata atmalı tam düşerken.. düşerken! düşmek..başım düşüyor. sahi uykum var benim! uğraşmayın benimle!
asıl yazılışı 'ankut' olmakla beraber
ermenice de merhametsiz, anlayışsız anlamına geliyor.
'an' olumsuzluk veren önek
'kut' anlayış, merhamet..
'kabul' yüzünü dönme, benimseme
'istikbal' yönelme, kabul etme
'müstakbel' kendisine yönelinen..