Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Atilla İlhan
Atilla İlhan

"Hakikatini kaybetmiş bir toplumda yalancıya herkes inanır." ( ben tabii ki)

  • serbest kürsü19.03.2018 - 19:07

    Birileri ulaşıyor ama aynı kişi olduğunu tesbit edip sizi haberdar edip sizinde salak yerine konmamanız için sizi uyarıyor yanlış mı anladım. Peki aynı Mod neden bu kadar dedikodu yapıyor.
    Ben bilmediğimden olsa gerek mesela küfür ve tehditler konusunda pek duyarlı değil...

  • serbest kürsü19.03.2018 - 18:42

    Sayın Wolf benim de ismim kuantumac dı hatırlarsanız dediğim gibi mesele o değil.. Mesele insanların IP adreslerini kişilerin isimlerini ifşa etmeye varacak tehditler savuran insanları meşru gibi gösteriyor olduğunuzun farkında değilsiniz... Bu işi tib yaptığında bile üstelik anayasal bir kurum olmasına rağmen ne gibi terörist uygulamalarda kullanıldığını milletce gördük.. Hala neyin kafası IP adreslerini kurcalayan insanları meşru görmek... Varsa devletin bir sıkıntısı kilitlesin... Hatta yasaklasın... Ama kimsenin evine girmesin... En temel insan haklarının çiğnenmesi meşru bir durum değildir. Bunu savunmakda... Bir gün herkese temel insan hak ve özgürlükleri sahip olur...

  • serbest kürsü19.03.2018 - 18:06

    Akıllım daha önce Wolf du... Sonra mesut oldu... Zaten sözüm oraya değil... Mesela ben küfür etmiyorum ya... Bir bakıyorum aynı tarz küfür eden bir sürü karakter aynı anda kürsüde beliriveriyor... Mesela hiç merak etmiyorum kim bunlar hasta mı ruh hastası mı diye... Ben işimi yapar çıkarım... Banane milletin enses ilişkilerinden...

  • serbest kürsü19.03.2018 - 17:21

    Demek ki neymiş "kişi başkasını kendi gibi bilir" diye bir deyim yerinde bir deyim denilenlerden anlaşılan...

  • serbest kürsü19.03.2018 - 12:00

    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.
    MEHMET AKİF ERSOY

    Bu kısmı anla yeter

  • serbest kürsü19.03.2018 - 02:32

    Bizim edebiyatımız da Araplar kadar iyidir sayın Wolf... Temsil ettiği hakikat bakımından ve bu hakikat uğruna şehit olacak kadar Muhammed dir... Üstelik direk Muhammed'dir... Onun için Şehiddirler ve makamları Onun yanıdır...

  • serbest kürsü19.03.2018 - 01:43

    Bilmeyenler için bilgidir. Türk askerine "mehmetçik" denmesinin sebebi her birinin "Muhammed" olmasıdır.. Bu ülkeyi bize bize vatan bırakanların birini diğerinden bu yüzden ayırmayız... Büyük komutanlar büyük askerlerden oluşur. Büyük askerlerde büyük Devletleri... Bu ülke işte bu büyük komutan ve askerlerin ülkesi dir... Onların isimlerini büyük yapan büyük Türk milleti dir....

  • serbest kürsü19.03.2018 - 00:39

    Göktürklerden Cumhuriyet e Hakkı ve Hakikati yaşatmanın adıdır Türk... Cengizhan olur, Attila olur, Fatih olur, Atatürk olur...

  • serbest kürsü18.03.2018 - 23:48

    Ne Mutlu Türk'üm Diyene...
    M.K. ATATÜRK

  • serbest kürsü18.03.2018 - 13:17

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı! "
    Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer. (1)
    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da, (2)
    Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, (3)
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, (4)
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

    MEHMET AKİF ERSOY