Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • nasihat12.02.2005 - 23:09

    Tut atarlar sözün kalb i selim ol
    Gönülden gönüle yol var demişler
    Giden yavuzluğu tab-i halim ol
    Keskin sirke küpüne zarar demişler

    Bilirsin alçağa kamaktadır su
    Kamilin cahile nasihati bu
    ikrarın gözet olma abes gu (abes gu =Abes Söyleyen)
    Birdir iman ile ikrar demişler

    Aldanma cihanın sakın varına
    Bir nefesin verme cihan malına
    Bugunun işini koyma yarına
    Yar yıkıldığı gün tozar demişler

    Bir mürşidi kamil bulmayanlara
    Bu nasihatten ders almayanlara
    Sözünün subutu olmayanlara
    Dipsiz kile boş bir ambar demişler

    Güneş balçıkla sıvanmaz ey dil
    Bi zeban da olsa bellidir kamil (bi zeban = dilsiz)
    kendinden gayriıyı beğenmez cahil
    Kendi çalar kendi oynar demişler

    Yırtıcı kuşların ömürleri az
    Bir ipte iki canbaz oynamaz
    Şahrahta kuyuyu kametince kaz Şahrah=büyük cadde
    Ez kaza ayağı kayar demişler

    Levni nasayani pirlerin böyle
    Durub emsali nazm ile söyle
    Meydanı hünerde ağırlık eyle
    Ağır basan yeğni kalkar demişler (Yeğni = hafi, kolay)


    Levni'nin Atasözü destanı'n dan bir kesit

  • Teknoloji08.02.2005 - 19:04

    TEKNOLOJI ASKI

    Seni ram'ının alamayacağı kadar çok seviyorum.
    Zipsiz, zapsız olduğun gibi...
    Seni ilk gördüğüm anda formatlandım.
    Bana öyle bir sistem transfer ettin ki,
    hiç bir komut artık beni senden ayıramaz.
    Seninle çoklu ortamlar da dahil, her ortamda
    mutlu olabileceğimi biliyorum. Senin megahertz'in
    beni de ateşliyor. Bakışların beni taa derinden scan ediyor.
    Sana çok güveniyorum, bu mektubumu başkasına
    forward etmeyeceğini de çok iyi biliyorum.
    Ben, seninle evleneceğim @sli. Evleninceye kadar da söz;
    sana hiç bir şey inser etmeyeceğim. Evlenmeden önce
    DR NORTON' dan randevu aldım, ikimiz de usulen bir virüs
    taramasından geçeceğiz. Merak etme hiç bilmediğim softwareler'le
    ilişkim olmadı. Senin için hardware'i taş gibi diyorlar,
    ancak biliyorsun ki benim için software güzelliği
    hardware güzelliğinden önde gelir.
    @sli, seninle biz çok dvd'ler seyredeceğiz.
    Sana evlilik yıl dönümünde 24 hızlı rewritable dvd alacağım.
    Pembe slotlu kasamız, içinde nur topu gibi hard disklerimiz olacak.
    Tatillerimizde ikimiz de birer Windows gezgini olacağız.
    Daha sonra da ver elini İnternet. Sana güzel görünmek için
    öyle çok çalışacağım ki, üç hafta sonra karsına yirmi bir inch
    plazma ekran gibi çıkacağım. Ondan sonra istersen beni duvarına
    bile asabilirsin. Akşamları dizlerinin üzerinde bir laptop gibi
    yatacağım. Asla uyku moduna geçmeyeceğim @sli.
    Biz seninle ışıkları kapatıp kucaklarımızda klavye sabahlara
    kadar chat edeceğiz. Ancak ilk yıllarda senden biraz tasarruflu
    olmanı isteyeceğim, onun için screen saver, standbye modu vs.
    anlarsın ya açık dikkatli olmanı isteyeceğim. Salonumuzun baş köşesine
    babamın eski 10 megabaytlık bilgisayarını koyacağım, malum sark
    köşeleri bana hep çok sıcak gelmiştir, yanına da 5,25 lik disketler.
    O biçim nostalji olacak. Hatta yılbaşı akşamları tetris falan oynayabiliriz.
    Kendimizi hep geliştireceğiz, zaman hangi ram'i gerektiriyorsa uyacağız.
    Birbirimizden fikir download'unu bir gurur meselesi yapmayacağız.
    Aramızda ayrı gayri olmayacak, herkes birbirinin sörfüne saygı duyacak.
    O seni istemeye anasını gönderen herifin sitesini crack ettim,
    anasını da hack edeceğim. Ben geleneklere sadık kalmak istiyorum şeker @slicigim.
    TV kartını kız tarafı alırmış. Seni, çeyiz sandığındaki emek emek
    doldurduğun CD-rom'larla bekliyorum. Ben de sana amazon.com dan
    beş taşlı bir yüzük siparişi verdim bile. Nikahımızda da real player çalacak...
    Home page'indekilere de çok selam, her baytını öpüyorum,
    CPU'm daima seninle...

  • sınav31.01.2005 - 14:43

    İşte size değişik bir sınav

    John Blanchard oturdugu banktan kalkti,
    uzerindeki denizci uniformasini duzeltti ve
    sehrin buyuk tren istasyonundaki insanlari incelemeye koyuldu.
    Gozleri o kizi ariyordu, kalbini cok iyi bildigi,
    ama yuzunu hic gormedigi, yakasinda gul olan o kizi.
    Ona olan ilgisi bundan on uc ay once Florida'da bir kutuphanede baslamisti.
    Raflardan aldigi bir kitabin icindeki yazidan cok etkilenmisti...
    Kitaptan degil sayfalardan birinin kenarinda kursun kalemle yazilmis minik notlardan...
    Yumusak el yazisi, dusunceli bir ruhu ve insanin icine isleyen bir karakteri yansitiyordu.
    Kitabin bas sayfasinda, o kitabi en son okuyan kisinin ismini gordu:
    Bayan Hollis Maynell Biraz zaman ve caba sonunda adresini buldu.
    Bayan Maynell New York'da yasiyordu.
    Blanchard ona kendisinitanitan ve mektup arkadasi olmayi teklif eden bir mektup yazdi.
    Ertesi gun de ikinci Dunya Savasi'na katilmak icin Avrupa'ya dogru yola cikti.
    Daha sonraki bir yil bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanidilar.
    Hermektup kalplerine dusen bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm basliyordu.
    Blanchard kizdan bir resmini istemisti, ama kiz reddetti.
    Kendisini gercekten onemsiyorsa nasil gorundugunun ne onemi vardi.
    Sonunda Blanchard'in Avrupa'dan donus gunu geldi catti. ilk bulusmalarini ayarladilar.
    New YorkTren istasyonunda aksam saat tam 7'de.
    'Beni tanimak icin ' diye yazmisti kiz mektubunda,
    'Ceketimin yakasinda kirmizi bir gul takili olacak'.
    iste saat tam 7'ydi ve Blanchard yuzunu daha once hic gormedigi,
    ama kalbini sevdigi o kirmizi gullu kizi ariyordu.
    Hikayenin gerisini Bay Blanchard'dan dinleyelim:
    'Birden genc bir kizin bana dogru yurudugunu fark ettim.
    ince ve uzun boylu, sari saclari o guzel kulaklarinin onunden omuzlarina dusmus...
    cicek rengi mavi gozlu. Dudaklarinin ve cenesinin muntazam kivrimlari ve
    acik yesil giysisiyle insana sanki baharin geldigini mujdeleyen bir kizdi.
    Ben de ona dogru yurumeye basladim.
    O kadar etkilenmistim ki yakasinda gul olup olmadigina bakmak aklima bile gelmedi.
    Ona yaklasinca, dudaklarinda hafif ve tahrik edici bir gulumsemeyle bana
    ' Benimle ayni yonemi gidiyorsun, denizci? ' diye fisildadi.
    Neredeyse kontrolsuz bir sekilde ona dogru bir adim attim ve o anda Hollis Malley'i gordum.
    Kizin tam arkasinda duruyordu.
    40'ini coktan gecmis, grilesmeye baslamis saclarini sapkasinin altinda toplamis...
    sismana yakin, kisa boylu, kalin bilekli ayaklari topuksuz ayakkabilara gomulmus.
    Kafami cevirdim, yesil giysili kiz hizla uzaklasiyordu.Kendimi ikiye bolunmus hissettim;
    arzularim kizi takip etmemi,
    ta icimden gelen bir istek ise ruhuma bir yildir bana eslikeden kadinla kalmami soyluyordu.
    iste orda oylece duruyordu.
    Solgun kirisik surati kibar ve duygulu, gri gozleri sicakti. cekinmedim.
    Beni tanimasini saglayacak mavi deri ciltli kitabi ona dogru tuttum.
    Bu ask olamazdi, ama, mutlaka degerli, belki askan da guzel,
    coktan beri minnettar oldugum ve olacagim bir arkadaslik gibi bir sey olabilirdi.
    Kadini selamladim,
    her ne kadar gizlemeye calistiysam da pek basaramadigim hayal kirikligimi belli eden sesimle
    'Ben Tegmen John Blanchard, siz de Bayan Maynell olmalisiniz.
    Sizinle bulusabildigim icin cok mutluyum. Sizi yemege goturebilir miyim? ' diye sordum.
    Kadinin yuzune bir gulumseme yayildi:
    'Neden bahsettigini bilmiyorum delikanli' dedi,
    'Ama su az once buradan gecen yesil elbiseli kiz,
    bu kirmizi gulu yakama takmami rica etti benden ve
    eger siz beni yemege davet edecek olursaniz,
    kendisinin sizi caddenin karsisindaki buyuk restorantta bekledigini soylememi istedi.
    Dedigine gore bu bircesit sinavmis....'

  • k.d.v31.01.2005 - 14:34

    Kazık Daima Vatandaşadır :))

  • aşk15.01.2005 - 22:12

    Koklaya Koklaya

    Gel yarim yeter bekledim
    Gülü koklaya koklaya
    Gözlerime yaş ekledim
    Seli koklaya koklaya

    Bir derdime bin ekledim
    Aşkın boynuma yükledim
    Seherde haber bekledim
    Yeli koklaya koklaya

    Gurbet gezdim adım adım
    Asla olmadı muradım
    Sırma saçın hatırladım
    Teli koklaya koklaya

    bayplay ım bak zamana
    Kara bağrım yana yana
    Kerem oldum Aslı Han'a
    Külü koklaya koklaya

  • sen09.01.2005 - 23:52

    Sen
    Ölü doğmuş bir bebeğin
    Annesine duyduğu öfke kadar manasız
    Yavru ceylanın bir kartal pençesinden
    Annesine son bakışı gibi bakansın bana...


    Ve sen bitanem
    Mart güneşinin aldattığı
    Zamansız açan çiçekler kadar sabırsız
    Yar etmeyip ellere alıpta sevdasını
    Dağlara kaçırtan fermansın bana...


    Sen
    Yağmura hasret çöllerin
    El açması gibi yağmura hep dilimde duam
    Elimi uzatıpta tutacağım sandığım
    Gökteki yıldızlar kadar uzaksın bana...


    Ve sen aslında
    Köroğlundan bir acı nara
    Bolu dağlarında ömürlük konaksın bana
    Anamın sütü kadar helalsin amma
    Zalimlerin koyduğu yasaksın bana


    Şairi ben değilim. :))

  • dolunay09.01.2005 - 23:46

    parçalı bultlarla gece birleştiği zaman muhteşem estetik bir görüntü yaratan olgu.

  • aşk09.01.2005 - 23:39

    Ya çok mutlu olmak, yada acı çekmek miş aşk,,,

  • düşünmek04.01.2005 - 08:46

    Düsünüyorumda, Düsüncelerin En güzeli, Senin Beni Düsünüp Düsünmedigini
    >Düsünürken,
    >Düsündügünü Düsünmek Olsa Gerek Diye DÜSÜNÜYORUM

  • Recep Tayyip Erdoğan04.01.2005 - 08:45

    Şu avrupalı liderler karşısındaki duruşun yeter.Sayın Ecevit'in Clinton karşısındaki durusunu ne cabuk unuttu Türkiye. Yürü be başbakanım. Tüm ülke arkandayız. Allah yar ve yardımcınız olsun