Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • Gökyüzüne Giden Yol03.09.2024 - 14:51

    .

    .
    ki yaralı retinam,
    işte böyleyken;
    bir martı kanadını bile bile,
    gözlerime batırmışken,
    yaralı retinam,
    refakatçi balıklar başucumda ağlarken,
    şaşkın sözcükler
    ellerimde yapış yapış
    ve uğultusunda yalnızlığın
    acemi hüznü
    tıka basa dolmuşken içime,
    dökülmez mısralara inci taneleri, yâr;
    yâr balların balı,
    kırıldı içimde bir dal,
    bir ağıttır ücra suskunluğum,
    değişen her gün ile
    gömülüyorum ey en sana…,
    ah;
    .

    .
    hangi yeryüzü, gökyüzüne bakmaz…
    ve sanılıyor mu ki,
    gökyüzü de yeryüzüne meftun değildir,
    ah;
    .

    .

  • derdimi ummana döktüm, asumana inledim03.09.2024 - 14:44

    e/y\n/ sevgili\aşk…,
    biz;
    kadim yadigâr, tuna ve nil…
    t\aksim görmüş bulutların altında,
    hürriyetleri ellerinde,
    avuç avuca muhîbanız biz;
    aydınlık kuytumuzda
    ikimiz biz…
    ki ezelden ebede birbirine akan
    ve ummanına hasret çeken her demde
    biz ikimiz,
    senlik ve benliksiz,
    \ah\
    .

    .
    heyhat,
    bu bir girdap;
    kalbimin kuytusundan beni kendine çeken,
    kederli dağın, gönül uçurumu…

    ah
    eyv/ah,
    avcıdan habersiz
    ırmağa inişi karacanın
    ve eğilip berrak suya,
    kana kana içmesi kendi kanını,
    vurulunca kalbinden…;
    ki büyü/d/l/ü suda
    kana bulanık halkalar iç içe,
    iç içe,
    halka ve girdap...
    ah,
    .

    .

  • fay31.08.2024 - 08:14

    saklanırız bizde saydam buzlar ardına
    paytak paytak yürüyen penguenim,
    üşüyen kalbine sular serperek gel artık,
    kopuyor bir parçası daha buz dağının bak yine,
    ve büyüyor ibne dünyanın deliği...,

    evren manikleşiyor,
    hızla dönüyor; hızla hızla hızla hızla...,
    hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor mevsimler,
    zaman allak bullak,
    dönüyor başı; başı başı,
    ve sarhoş tik taklar,
    tik/tak/tak/tik/tik tak;
    beceremiyor bir türlü yürümeyi düz bir çizgide,

    elimden tut paytağım;
    işte şimdi kandırdık yuvarlak topu,
    minicik bir elma şekeri ile,
    çift kutuplu bir gecede ve
    buz gibi bir igloda,

    eksi seksensekiz derecede yanarken insanlık,
    matematiksel bir kavuşma olsun bizimkisi,
    haklısın; bırak artık o
    oblomovun miskinliğini anlatan
    romanı da okumayı…,
    tam seksensekizinci sayfada,

    ve unutma,
    fay hatları an gelir bir gün,
    kutuplardan da geçer,
    ah;

  • ötelemek31.08.2024 - 07:15

    turna katarları geçer her kandilde içimden,
    ve yutkunarak akar içime kanat sesleri,
    göç mevsimi...,
    ah;

    uzatsam elim sanki dokunacak
    öteler yakınımdayken hep, lakin
    her bağım koptuğunda dağılıyorum senden
    ve yokluğunda yaşaması tuhaf kaçıyor hayatı,
    nicedir özlediğim hekimim…,

    allahın şarkılarından bir buhur sonrası,
    döşeği topraktan tahta bir sedire kıvrılıp,
    dualarla üstünü örtmüşken insanlar,
    hayatla aralarındaki paravan aralanır...,
    ve herkes kendi kadar özlediğiyle kalır,
    ah kalbimizi kussak bedenimizden,
    safrası hayattır ve,
    sarı bir gül gibi uzanır aramıza,
    ötelerle…,

    benliğimizde ötelediğimiz ayrılık;
    kavuşturur bizi esasında sevdiklerimize
    unutmayalım ve çıplak bir tebessümün asıldığı,
    kefen altındaki yüz kadar bizdedir ki…,
    zahirle çevrelenmiş gözlerimin,
    en kuytu yerindeki gözyaşı kadar gönlümde,
    ve bana aitsin ayrılık,
    aşk belki de sadece imkansıza meyyaldir,

  • sonbahar ekinoksu31.08.2024 - 05:05

    ah üstad;
    bu sonbahar resmindeki,
    ruhuma dökülen ıslak, sarı, kızıl yapraklar,
    örtmüyor sevdalı çınarımın üstünü,
    kanadı kırık kollarımı talan ediyor hüzün...,

    ah sevgili hocam, sonbaharım...;
    kuru yaprakların uçuştuğu göğün harasında,
    ak yeleli bir burak koşturur...,
    yorgunmuş, gözlerine sis çökmüşmüş,
    ne münasebet,
    ve yüzümün kan çanağına,
    durgun aksin yansıyor…,

    pür dikkat ve halka halka gözlerin ve,
    harf harf, hece hece, tane tane ama karmaşık
    tam üç dilde hatırıma gelen sözlerinle,
    aklımın bulanık suyu çekilirken,
    kalbimin bypa/ss izleri kıyıya vurur,
    buruk bir tebessümün,
    umur görmüş omuzlarından kayan;
    parka misali…,

    susması rahmet,
    konuşması zahmet lisanımın;
    eflatun bir gülüşün
    gözleri yumulu olur,
    ve kenarında bir kardelen uyurmuş,
    mukaddes sonbaharım...,

    solgun bir söğüt,
    dallarını yüzüme eğmiş
    ve yapraklarının;
    yanık bir şiir dizesi gibi,
    yürek patikasına düştüğü bu demde,
    akıp giden zaman şırıl şırıl,
    gözlerimin kenarına,
    sensiz çizikler atar…,

    ah üstadım,
    gözlerinden inciler dökülse,
    sağnak sağnak nola kalbimin kuytusuna,
    ağlamaklı bir susuş kadar
    üşümezdim belki o dem,
    son yaprağı da düşen dalın
    gün batımı gölgesinde...,

    güzel kardeşim,
    sevdayı bilir misin…,
    var mıdır çekmişliğin…,
    o halde ağlamayı da bilirsin...,

    hayat, sunulmuş bir armağan mıdır
    kullara tamamen acaba,
    ve acaba kalbimdeki dönme dolap durdu da,
    başladı mı dönmeye atlıkarınca,

    bak dostum,
    ömrüne vurduğun kilit kadar özgürsün
    ve aşkın kadar prangalısın gerçek hayata
    unutma, ki tutsaklığınca yudumluyorsun
    sevdayı…,

    ki üstadım; ciğerimin köşesi,
    sana bağlaya bağlaya umutlarımı
    tutunuyorum hayata...
    /unutma bunu/
    parantezli ve hicaplı bir iç ses daha işte,
    ah;

  • yunus26.08.2024 - 00:04




    Ne zaman anarsam Seni
    Kararım kalmaz Allahım
    Senden gayrı gözüm yaşın
    Kimseler silmez Allahım

    Sensin ismi bâki olan
    Sensin dillerde okunan
    Senin aşkına dokunan
    Kendini bilmez Allahım

    Sen yarattın cism-ü canı
    Sen yarattın bu cihanı
    Mülk Senindir kerem kânı
    Kimsenin olmaz Allahım

    Okunur dilde, destanın
    Açılır bağ-ü bostanın
    Sen baktığın gülistanın
    Gülleri solmaz Allahım

    Aşkın bahrına dalmayan
    Canını feda kılmayan
    Senin cemalin görmeyen
    Meydana gelmez Allahım

    Zar olur aşıkın işi
    Durmaz akar gözü yaşı
    Senden ayrı düşen kişi
    Didarın görmez Allahım

    Aşık Yunus seni ister
    Lûtf eyle cemalin göster
    Cemalin gören aşıklar
    Ebedi ölmez Allahım

  • kaside25.08.2024 - 23:34



    nutuk - odabaşı dergahı şeyhi kelamî mustafa efendi

    Ey Gönül bakma cihâna gün gelir seyran gider
    Durma ağla gözlerim gel bu kafesten can gider

    Sağlığı sen bil ganîmet gönlünü ezkâre ver
    Çağrılır kabre girersin sonra bu meydan gider

    Sıdk ile Allâh'a kul ol mâl ü dünyâ fitnedir
    Bir kefen giyip gidersin servet ü sâman gider

    Uyma gel ehl-i zamâna çokca sohbet eyleme
    Çünkü onlar ehl-i Hakk'a her cihette yan gider

    Cümle halk ehl-i seferdir devr-i Âdem'den beri
    Pençe-i mevte takılmış günde bin kervan gider

    Hâzır ol mevte Kelâmî gâfil olma bir nefes
    Dost gider, düşman gider, ağyar gider, ihvan gider

  • ve insan22.08.2024 - 07:22

    Gel ey gurbet diyârında esir olup kalan insan,
    Gel ey Dünya harâbında yatıp gâfil olan insan.
    Gözün aç perdeyi kaldır duracak yer mi gör Dünya,
    Kati mecnun durur buna gönül verip duran insan.

    Kafeste tutiye sükker verirler hiç karar etmez,
    Aceb niçün karar eder bu zindâna giren insan.

    Ne müşkül hâl olur gaflette yatup hiç uyanmayıp,
    Ölüm vaktinde Azrâil gelince uyanan insan.

    Kararmış kalbin ey gâfil nasihat neylesin sana,
    Hacerden katıdır kalbi öğüt kâr etmeyen insan.

    Bu derdin çâresin bul sen elinde var iken fırsat,
    Ne ıssı sonra âh u zâr edüp hayfâ diyen insan.

    Niyâzî bu öğüdü sen ver evvel kendi nefsine,
    Değil gayriye andan kim tuta her işiten insân.

  • ğayril mağdubi aleyhim21.08.2024 - 04:14

    Gayril mağdubi aleyhim ne demek?
    “Sırâtallezîne en'amte aleyhim”: O da, peygamberlerin, sıddıkinlerin, şehitlerin ve sâlihlerin yoludur. “Gayri'l-mağdûbi aleyhim”: Gazaba uğrattığın Yahûdîlerin yoluna değil... “Veleddâllîn”: Senin doğru yolundan sapmış Hıristiyanların yoluna da değil...

  • Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)13.08.2024 - 07:40

    86. Târık Sûresi
    Mekke döneminde nâzil olmuştur. 17 âyettir. Geceleyin ortaya çıkan her şeye “târık” denilir. Ünlü kişiye de mecâzî olarak bu ifade kullanılır. Karanlık câhiliye dönemini aydınlatan, sabahı müjdeleyen kişi olarak Peygamber Efendimiz de buna benzetilmiştir. Yıldızlar da geceleyin doğduklarından bu ismi almıştır. Adını ilk âyetteki aynı kelimeden almaktadır.

    Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla

    1-2-3. Andolsun, göğe ve Târık’a. Târık’ın ne olduğunu nereden bileceksin? (Bilemezsin. O, parlak ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.