okunulmadığı zaman aralığında ki o önemde hissedilen açlık, iftar saatini beklemek gibi, öylesine susuzlukta hissedilen dudak çatlağı.
roman bitiminde, kişisel gelişim kitapları ve bunların arasında ruhun hissettiği, açlık ve susuzluğu gidermek için Mesnevi sayfalarında ki o doyum anı, böylesi muazzam döngünün kitap raflarında ki kumanda halleri.
,, zaman zaman kitaplara hal hatır da sormalı derim, tozlu raflara terkedilmemeli, hiç bir kitap...'' zira her hevesle alınan kitapların arasında unutuldu, yine hevesle konulan, unutulan kuruyan güller.
bahçelerimizde yetişen sardunyalar, ortancalar, ıhlamur çiçeklerinin zenginliğine sahip olmamıza rağmen bilmiyor, görmüyorsak bu güzelliği, uzaklarda olan, görülmeyen ve sahip olunmayan bu ufuktaki büyülü bahçelerin hayali mutlu eder mi.?
sahip olduğumuz şeylere şükür hakim ise ufuk da olan o bahçeye kavuşum anında hissedilen minnettarlığın duygusunu bilirim lakin ifade edebilir miyim emin değilim.
bu şiiri layığıyla okuyan ve ruh veren en güzel yorumdur.
ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya
ona sorarsanız, Lafı bile edilemez, mikroskopik bi zaman
bana sorarsanız, On senesi ömrümün
bir kurşun kallemim vardı, ben içeri düştüğüm sene
bir haftada yaza yaza tükeniverdi
ona sorarsanız, bütün bi hayat
bana sorarsanız,
ADAM SENDE Bİ HAFTA...
,, Piraye'ye ''
ne güzel şey hatırlamak seni
ölüm ve zafer haberleri içinden
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken
ne güzel şey hatırlamak seni
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti
parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti
.....
bulutlar adam öldürmesin
yıl 62 Mart 28
Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım
akşam oluyor
dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
......
sevgiye bulaşmanın mutluluğu olsun, alıp kabuledenlerde.
?feature=shared
öyle bir gel demelisin ki;
yollar kulağıma fısıldamasın.
,, gitme!"
Avluda Yürüyen Gölgeler, Roman'ından
okunulmadığı zaman aralığında ki o önemde hissedilen açlık, iftar saatini beklemek gibi, öylesine susuzlukta hissedilen dudak çatlağı.
roman bitiminde, kişisel gelişim kitapları ve bunların arasında ruhun hissettiği, açlık ve susuzluğu gidermek için Mesnevi sayfalarında ki o doyum anı, böylesi muazzam döngünün kitap raflarında ki kumanda halleri.
,, zaman zaman kitaplara hal hatır da sormalı derim, tozlu raflara terkedilmemeli, hiç bir kitap...'' zira her hevesle alınan kitapların arasında unutuldu, yine hevesle konulan, unutulan kuruyan güller.
hangi bilgiyle karşılaşırsan karşılaş, kendi zihninin süzgecinden geçirmelisin, çünkü her birimiz kendi deneyimleriyle bakarız penceremizden.
senin pencerenden bakabilir lakin gören sinsindir. ,, bakmak ile görmek arasında ki o ince çizginin içindedir detaylar.''
o yüzdendir ki;
manzaranın sahibi görendir, izlemelerine izin verebilirsin fakat sahip olmalarına müsaade etmemelisin.
,, bu da benim kendi gördüğüm '' süzgeç sende :))
Namaste.
bahçelerimizde yetişen sardunyalar, ortancalar, ıhlamur çiçeklerinin zenginliğine sahip olmamıza rağmen bilmiyor, görmüyorsak bu güzelliği, uzaklarda olan, görülmeyen ve sahip olunmayan bu ufuktaki büyülü bahçelerin hayali mutlu eder mi.?
sahip olduğumuz şeylere şükür hakim ise ufuk da olan o bahçeye kavuşum anında hissedilen minnettarlığın duygusunu bilirim lakin ifade edebilir miyim emin değilim.
rengim çoktur kendimde, tahammülüm önce kendime.
Namaste,