Değer, dışarıdan zorla yüklenen bir kıyafet değil, kişinin kendi eylemleriyle şekillenen ve diğerinin gözünde dokunan bir kumaştır. Birine verdiğimiz değer, aslında o kişinin bize sunduğu aynanın bir yansımasıdır. Onun duruşu, sözleri, eylemleri, bize hissettirdikleri bu kumaşı oluşturur. Biz ise bu kumaşı alır, ona uygun bir kıyafet diker ve üzerine giydiririz.
Zorla dikilen bir değer ne uyum sağlar ne de taşınabilir. Bu yüzden, içten gelmeyen veya hak edilmemiş bir değer, varlığını sürdüremez. Gerçek değer, karşılıklı bir ahenk içinde, kendiliğinden oluşur ve giyildiğinde hem taşıyanı hem de karşısındakini sıcak tutar.
Değer vermek, bir sanat gibidir: İyi bir eser için doğru malzemeler, sabır ve içten bir emek gerekir.
Görünenden de öte, göremediğimiz güzelliklerin, Her nefeste bize sunduğun mucizelerin farkındayız. Minnet doluyuz; varlığın için, Hayatın her anı için şükrediyoruz.
(sağlığımla ilgili bugün aldığım mucizelerle dolu habere şükürler olsun, herkes için en iyiyi duymaya da niyetle)
Bedenimiz, ruhumuzun evidir; her adımda bizi taşıyan, en zorlu günlerimizi bizimle aşan bir yol arkadaşıdır. Peki, hiç ona teşekkür ettiniz mi? Sağlıklı bir haber aldığınızda sevindiğiniz kadar, bu sağlığı sağlayan bedeninize "aferin" dediniz mi?
Bugün, rahatsızlıklar yaşayan bedenime daha çok şefkatle yaklaştım, dua ettim, teşekkür ettim. İyi bir haber aldığımda ise şükürlerimi sundum. Çünkü bedenimiz bir araç değil; bizim için çalışan, bizi yaşatan bir mucizedir.
Şimdi sizi, kendinize teşekkür etmeye davet ediyorum. Biraz sevgiyle, biraz şefkatle... Çünkü buna değersiniz.
( süreklilikle teşekkür ediyorum ayna da ve her an gördüğüm kadına, yani kendime )
Teşekkürler Allah'ım; Bizlere sunduğun hizmetler, verdiğin nimetler, Her sabah bizi uyandıran güneş, İçimize dolan huzur, Sevdiklerimizin varlığı, Doğanın güzellikleri, Yağmurun bereketi, Ve hayata dair hissettiğimiz tüm şükür sebepleri için,
Değer, Kendi Dokumasını Yapan Bir His :
Değer, dışarıdan zorla yüklenen bir kıyafet değil, kişinin kendi eylemleriyle şekillenen ve diğerinin gözünde dokunan bir kumaştır. Birine verdiğimiz değer, aslında o kişinin bize sunduğu aynanın bir yansımasıdır. Onun duruşu, sözleri, eylemleri, bize hissettirdikleri bu kumaşı oluşturur. Biz ise bu kumaşı alır, ona uygun bir kıyafet diker ve üzerine giydiririz.
Zorla dikilen bir değer ne uyum sağlar ne de taşınabilir. Bu yüzden, içten gelmeyen veya hak edilmemiş bir değer, varlığını sürdüremez. Gerçek değer, karşılıklı bir ahenk içinde, kendiliğinden oluşur ve giyildiğinde hem taşıyanı hem de karşısındakini sıcak tutar.
Değer vermek, bir sanat gibidir: İyi bir eser için doğru malzemeler, sabır ve içten bir emek gerekir.
Huri Çalışkan
Teşekkürler Allah’ım,
Görünenden de öte, göremediğimiz güzelliklerin,
Her nefeste bize sunduğun mucizelerin farkındayız.
Minnet doluyuz; varlığın için,
Hayatın her anı için şükrediyoruz.
Teşekkürler dünya...
Kendine Teşekkür Etmeyi Unutma
(sağlığımla ilgili bugün aldığım mucizelerle dolu habere şükürler olsun, herkes için en iyiyi duymaya da niyetle)
Bedenimiz, ruhumuzun evidir; her adımda bizi taşıyan, en zorlu günlerimizi bizimle aşan bir yol arkadaşıdır. Peki, hiç ona teşekkür ettiniz mi? Sağlıklı bir haber aldığınızda sevindiğiniz kadar, bu sağlığı sağlayan bedeninize "aferin" dediniz mi?
Bugün, rahatsızlıklar yaşayan bedenime daha çok şefkatle yaklaştım, dua ettim, teşekkür ettim. İyi bir haber aldığımda ise şükürlerimi sundum. Çünkü bedenimiz bir araç değil; bizim için çalışan, bizi yaşatan bir mucizedir.
Şimdi sizi, kendinize teşekkür etmeye davet ediyorum. Biraz sevgiyle, biraz şefkatle... Çünkü buna değersiniz.
( süreklilikle teşekkür ediyorum ayna da ve her an gördüğüm kadına, yani kendime )
Huri Ç.
Teşekkürler Allah'ım;
Bizlere sunduğun hizmetler, verdiğin nimetler,
Her sabah bizi uyandıran güneş,
İçimize dolan huzur,
Sevdiklerimizin varlığı,
Doğanın güzellikleri,
Yağmurun bereketi,
Ve hayata dair hissettiğimiz tüm şükür sebepleri için,
teşekkürler dünya...
üşümüş bulutlar
güneşi yasak duvarlar gibi...
öyle işte.
Huri Ç.
uçsuz bucaksız gökyüzünde kanat çırpan martıların,
sonsuz huzuru anlatan denizin MAVİLİĞİNDE gördükleri,
tohumun toprağı yararak çıkması,
çiçeklerin açması kadar,
dağlardan akan suların şelalerden akması kadar Eşsiz HAYAT.!
gülümsedikçe ve umut ettikçe yaşamaya değer....
Huri Çalışkan,
bir demet, sevgi bıraktım.
göz önce surete aldanır,
lakin, kalp yüreğe söze vurulur.
öyle işte..
Huri Ç.
bir At bir Adam,
tüm Ordu'nun kaderini değiştirebilir.
ve..öyle işte.!
Huri Ç.
At üzerindekine göre yol alır,
Yola Göre DEĞİL.!
Huri Ç.
bense gökyüzüne yüzümü dönmekle aptallık ettim, aydınlığa sahipken
karanlık duvarları senin uğrana sevdim.
Huri Ç.