Çocuklarımıza yaptığımız en büyük kötülük onu korkularla büyütmektir. Özellikle de dini korkulara değinmek istiyorum. Anneler ve babalar ve büyük ebeveynler tarafından dinde korkulara yönelik öğretilerle çocukların güzel ahlaklı olacağını zannederek o küçücük ve tertemiz beyinlerini birçoğu asılsız korkularla doldururlar. Allah korkusu, cehennem korkusu, akabinde çocuğu uyması zorunlu hissettiren dışlanma korkuları geliştiren öğretiler. Allah korkulacak bir mecra değildir! Cennet Cehennem kimsenin bir takım ibadetlerle tekeline alacağı bir yer de değildir! Çocuklarımıza işlediğimiz asılsız korkular sayesinde ileriki hayatlarında başta kişilik bozuklukları olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlıklara imzanızı atmış olursunuz! Siz ona Allah korkusu aşılarken beraberinde hiç bilincinde bile olmadığınız hastalıkların temelini de kendi ellerinizle atmış olursunuz. Bugün suç makinesine dönüşmüş şalvarlı tekke müdavimleri korkularla duygularını bastırarak hiç istemedikleri insanlara dönüşmüş çocuklardan başkaları değildir. Sosyal açıdan da ne kadar büyük zarar gördükleri ortada olan bu insanlar o çocukluk günlerinde aldıkları yaradan dolayı böyle olduklarının farkında bile değiller ve onlarda bu yönde yaşamaya ve aynı kendileri gibi nesiller yetiştirmeye devam ediyorlar. Çocuklarımıza dini bilgileri onlara korku aşılamadan vermeli ve onları özgür birer birey olarak düşünen insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Yıllardır tarikat ve cemaatler tarafından kendilerine köleler yapacak öğretilerle beyinlerimize attıkları zehirlerin ceremelerini bugün bir şekilde bizleri yöneten kadrolara yerleştirerek ağlarını epeyce genişletmeyi başardılar. (Çünkü psikolojik rahatsızlıkları olan insanlar çok rahat aramızda yaşamaya devam ederler her meslek grubuna dahil olabilirler bu dışarıdan anlaşılmaz)
Her şey eğitimle başlar çocuk gelişimi ülkeler için en önemli eğitim birimidir ve olmalıdır. Çocuklar korkuyla değil, hem vücut hem akıl sağlığı açısından özgüvenli bireyler olarak yetiştirilmelidir. Bizler hala dini tartışmak yerine bilimi tartışmalıydık. “Nasıl daha güzel ve refah yaşanır?” Sorusuna cevap aramalıydık! Bugün yaşadıklarımız ise bu sorunun daha on yıllar boyunca sorulup tartışılmayacağının göstergesidir. Temennim bir an evvel düşünce yapımızın değişmesi. Sağlıkla kalın.
Peygamberimiz çocukları hiç ayırt etmeden sadece çocuk oldukları için sevdi. Cesaretle ses çıkaran insanlar sevilmez ama doğru sevmeyi en çok bilenler de onlardır.
Merhaba son şövalye, Zaman Zaman buraya bir şeyler karalayıp şiir olarak düzenliyorum. Önerinizi değerlendireceğim teşekkürler ve güzel bir gün dileklerimle…
Şiirci kuşlar var gökkuşağı gibi kimi zaman bir anka, kimi zaman haberci bir güvercin… bazı sabahlar çocuk şarkıları gibi günaydın nidaları ötüşlü kimi zaman hüzünlü bir anne burukluğuyla ağlamaklı…geceleri bazen sevda yüklü bulutların gözlerine inmesi aşıkların. Bazen geçim derdine düşmüş sakolu bir beybaba. Şiirci kuşlar var gökkuşağı gibi Rengarenk…
Yazdıklarından çıkardığım öyleyse empati yeteneğin çok yüksek ve bu durumda merhamet duygunda öyle.
Son zamanlarda yaşanan ülkemizdeki sıkıntılardan dolayı etrafımızda eskiye nazaran çok daha fazla üzüntüler yaşıyoruz. Maddi manevi sıkıntılar çoğaldı ve bundan dolayı intihar vakaları olsun, çocuklarımızın karşılaştığı sıkıntılar olsun, kadınların başına gelebilecek en vahim olaylar olsun. Elbette ki çoğumuzu etkiliyor. Bunun yanında dolaylı olarak eş dost akraba sıkıntıları da var elbette ne kadar uzak dursak da zaman zaman can sıkıcı olabiliyor. Ama o son sitem bambaşka:)) çok bireysel ( göz kırpan yüz) :)
“Canı yandığında merhamet etmeyeceğim insanlar biraz daha çoğaldı Bu benim zihnimin kirliliğinden mi onların karanlık zihniyetlerinden mi?”
Merhamet ve değer burada ikili olarak incelenmeli. Birisine fazla değer vermek. (gereksizce) kişiyi değersizleştirir… sizin canınızın acıdığını umursamaz birine merhamet de duyamazsınız! Bu hastalıklı bir duygudur. Bazı etkenlerden dolayı bir süre sabır gösterilse de bir zaman sonra kişi eğer normal düşünüyorsa karşı çıkacak ve oradan uzaklaşacaktır. He manevi boyutuna bakarsak o kişi bunun cezasını farklı bir şekilde yaşar mı onu bilemem. Bu yazıda çok içten bir sitem hatta beddua dedikleri kötü temenniler var. Enerjiler gerçektir kim bilir belki de hakikaten yaşar Nurgülcüğüm seni hiç böyle okumamıştım. Umarım sıkıntın her ne ise bir an evvel atlatırsın.
Kalbin temiz mi kirli mi olduğunu Allah’tan başka bilen yoksa neyle ölçülüyor acaba merhamet. Yanılma payını ben göze alamam şahsen. Öyle ya muhatabın şaşmaz bir adalet onun karşısında birini afaki yargılamak akıl karı mı..?
Çocuklarımıza yaptığımız en büyük kötülük onu korkularla büyütmektir.
Özellikle de dini korkulara değinmek istiyorum. Anneler ve babalar ve büyük ebeveynler tarafından dinde korkulara yönelik öğretilerle çocukların güzel ahlaklı olacağını zannederek o küçücük ve tertemiz beyinlerini birçoğu asılsız korkularla doldururlar.
Allah korkusu, cehennem korkusu, akabinde çocuğu uyması zorunlu hissettiren dışlanma korkuları geliştiren öğretiler. Allah korkulacak bir mecra değildir! Cennet Cehennem kimsenin bir takım ibadetlerle tekeline alacağı bir yer de değildir! Çocuklarımıza işlediğimiz asılsız korkular sayesinde ileriki hayatlarında başta kişilik bozuklukları olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlıklara imzanızı atmış olursunuz! Siz ona Allah korkusu aşılarken beraberinde hiç bilincinde bile olmadığınız hastalıkların temelini de kendi ellerinizle atmış olursunuz. Bugün suç makinesine dönüşmüş şalvarlı tekke müdavimleri korkularla duygularını bastırarak hiç istemedikleri insanlara dönüşmüş çocuklardan başkaları değildir. Sosyal açıdan da ne kadar büyük zarar gördükleri ortada olan bu insanlar o çocukluk günlerinde aldıkları yaradan dolayı böyle olduklarının farkında bile değiller ve onlarda bu yönde yaşamaya ve aynı kendileri gibi nesiller yetiştirmeye devam ediyorlar. Çocuklarımıza dini bilgileri onlara korku aşılamadan vermeli ve onları özgür birer birey olarak düşünen insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Yıllardır tarikat ve cemaatler tarafından kendilerine köleler yapacak öğretilerle beyinlerimize attıkları zehirlerin ceremelerini bugün bir şekilde bizleri yöneten kadrolara yerleştirerek ağlarını epeyce genişletmeyi başardılar.
(Çünkü psikolojik rahatsızlıkları olan insanlar çok rahat aramızda yaşamaya devam ederler her meslek grubuna dahil olabilirler bu dışarıdan anlaşılmaz)
Her şey eğitimle başlar çocuk gelişimi ülkeler için en önemli eğitim birimidir ve olmalıdır.
Çocuklar korkuyla değil, hem vücut hem akıl sağlığı açısından özgüvenli bireyler olarak yetiştirilmelidir. Bizler hala dini tartışmak yerine bilimi tartışmalıydık.
“Nasıl daha güzel ve refah yaşanır?”
Sorusuna cevap aramalıydık! Bugün yaşadıklarımız ise bu sorunun daha on yıllar boyunca sorulup tartışılmayacağının göstergesidir. Temennim bir an evvel düşünce yapımızın değişmesi.
Sağlıkla kalın.
…ve Allah çocuğa, çocuk olmaktan başka bir vazife vermemiştir.
Peygamberimiz çocukları hiç ayırt etmeden sadece çocuk oldukları için sevdi.
Cesaretle ses çıkaran insanlar sevilmez ama doğru sevmeyi en çok bilenler de onlardır.
Merhaba son şövalye,
Zaman Zaman buraya bir şeyler karalayıp şiir olarak düzenliyorum. Önerinizi değerlendireceğim teşekkürler ve güzel bir gün dileklerimle…
Şiirci kuşlar var gökkuşağı gibi
kimi zaman bir anka, kimi zaman haberci bir güvercin… bazı sabahlar çocuk şarkıları gibi günaydın nidaları ötüşlü kimi zaman hüzünlü bir anne burukluğuyla ağlamaklı…geceleri bazen sevda yüklü bulutların gözlerine inmesi aşıkların. Bazen geçim derdine düşmüş sakolu bir beybaba. Şiirci kuşlar var gökkuşağı gibi
Rengarenk…
?si=nk3AauQzMPCrFBi0
Aslı Birer
Dünyayı omuzlarında taşıyan yürekler var, bir de diğerleri!
Aslı Birer
İyi ki varlar iyi ki hala şiirler yazılıyor.
Nurgül hanım ve sinan bey:)
Yazdıklarından çıkardığım öyleyse empati yeteneğin çok yüksek ve bu durumda merhamet duygunda öyle.
Son zamanlarda yaşanan ülkemizdeki sıkıntılardan dolayı etrafımızda eskiye nazaran çok daha fazla üzüntüler yaşıyoruz. Maddi manevi sıkıntılar çoğaldı ve bundan dolayı intihar vakaları olsun, çocuklarımızın karşılaştığı sıkıntılar olsun, kadınların başına gelebilecek en vahim olaylar olsun. Elbette ki çoğumuzu etkiliyor. Bunun yanında dolaylı olarak eş dost akraba sıkıntıları da var elbette ne kadar uzak dursak da zaman zaman can sıkıcı olabiliyor.
Ama o son sitem bambaşka:)) çok bireysel ( göz kırpan yüz) :)
“Canı yandığında merhamet etmeyeceğim insanlar biraz daha çoğaldı Bu benim zihnimin kirliliğinden mi onların karanlık zihniyetlerinden mi?”
Merhamet ve değer burada ikili olarak incelenmeli. Birisine fazla değer vermek. (gereksizce) kişiyi değersizleştirir… sizin canınızın acıdığını umursamaz birine merhamet de duyamazsınız! Bu hastalıklı bir duygudur. Bazı etkenlerden dolayı bir süre sabır gösterilse de bir zaman sonra kişi eğer normal düşünüyorsa karşı çıkacak ve oradan uzaklaşacaktır. He manevi boyutuna bakarsak o kişi bunun cezasını farklı bir şekilde yaşar mı onu bilemem. Bu yazıda çok içten bir sitem hatta beddua dedikleri kötü temenniler var. Enerjiler gerçektir kim bilir belki de hakikaten yaşar Nurgülcüğüm seni hiç böyle okumamıştım. Umarım sıkıntın her ne ise bir an evvel atlatırsın.
Çiçekli böcekli değil de öylesine gelsene günüme öylece kendinle…
Aslı Birer
Kalbin temiz mi kirli mi olduğunu Allah’tan başka bilen yoksa neyle ölçülüyor acaba merhamet. Yanılma payını ben göze alamam şahsen. Öyle ya muhatabın şaşmaz bir adalet onun karşısında birini afaki yargılamak akıl karı mı..?