Gelişimin bağlamsallığı, mesela; gelişebilmek için aynı ortamları kullanırız; okul gibi, dini binalar gibi, akran gurupları gibi, mahalleler, ülkeler gibi benzer ortamlarda yetişir ve gelişiriz. Bağlamlar da bireyler gibi değişir. Normal olarak:) Normatif etkileri üçe ayırabiliriz . Yaşa bağlı etkiler; aynı yaş grubunda benzer etkiler, işte bunlar nelerdir? Menopoz, osteoporoz gibi.
Tarihsel etkileri vardır. Aynı yaştaki insanlar belli tarihsel olaylara tanıklık etmişlerdir. Mesele Türkiye’den örnek vereyim. 80 kuşağı siyasi, askeri darbelere tanıklık etmişlerdir. Bu deneyimleri paylaşırlar.
Bir de normatif olmayan etkinlikleri vardır. Bunlar bireyin kendisini bağlayan ve sadece bireyi ilgilendiren etkilerdir. Bir çocuğun tacize uğraması, çocuklukta yaşanan ebeveyn kayıpları, vs.
Aslında anlatmak istediğim bunlar değildi ama madem örnek istedin arkadaş az da olsa seni fikir sahibi yapacak nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Yazının ana fikri ise; bu kadar ortak yaşadığımız dünyayı kolaylaştırmak varken, neden birbirimizi rencide ederek yaşamayı zorlaştırıyoruz!? İdi:)
Aşağıda yazdığım yazı için biri; şu yazdığına örnek verebilir misin ki? Demiş. Arkadaş; onları kendim yazıyorum fırsat bulduğum zaman örneklendiririm. Normatif yaşam şekillerini anlamamış olabilirsin. Bunu sormanın daha doğru yolları vardır. Yazacağım merak etme.
Gelişimimizin bağlamsal olduğu ve normatif yaşam şekilleriyle birbirimize bu kadar benzer koşullarda yaşarken, birbirimizi ötekileştirme çabası içinde olmak çok mantıksız geliyor bana. Ata kızı
Nedir bu kıyamet? Sanki ruhlar kıyımı Ne zaman sebat edecek arzular Berrak sularda? Taşkın seller ile emsal kör karanlığı Hangi ışık anlatır kararan yüreklere?
Hangi güneş ısıtır kin ve nefret ayazını? Işık tutar mı ay, cehaletin gölgesine? Güler mi dersin üstat! küskün dudaklar? Köhne masama yaren olmuş vazodaki karanfil, ağlıyor savrulan yapraklarına! Çelikten kalemi kırabilir mi -kahpe esaretin kirli elleri? Celal’i Ekber ruhumda, hangi beşer Hüküm sürebilir? Hangi ferman -eğdirebilir başımı? Vallahi öpmem kimsenin eteğini!! Secde etmişken hüdaya tevekkül ile Hangi kula minnet eder bu asi başım?
Güzel bir güne kahveyle başlanır, yakamozları seyrederken de şiirler dokunur gecenin tenhasına, güneşin ilk Işık’larına hediye olarak… dalar gidersin iki mavinin birleştiği yerde…
Müşfik baharlı kırlangıcım, ne hoş, o berrak ruhunda, ruhun da müneccimdi de rüyalara mı yattı? Yattın ki düşmüş düş perisi yadına savk esintili yakamozlu bir hilal! Gibi, Kıpırdatma kirpiğini düşmeyeyim geceden. Zümrüt bakışında bir anka olayım düşünde. Can!
…ve zerdali renginde tatlı baharlara benziyorsun demişti yüreğinden gözlerime esen kavak yelleri. Sesin diyorum sevgilim, kulaklarıma öyle çarptı ki çok sevdiğim keman utandı çalmaya sustu.
Sustuk severken
Severek sustuk biz…
Baba yazmış kitabın ortasından
?si=LSJR31XTrW8Iz-9j
Hayat, avuçlarımda kum gibi ne kadar sıksam o kadar çabuk akıyor boşluğa.
Ata kızı
Gelişimin bağlamsallığı, mesela; gelişebilmek için aynı ortamları kullanırız; okul gibi, dini binalar gibi, akran gurupları gibi, mahalleler, ülkeler gibi benzer ortamlarda yetişir ve gelişiriz.
Bağlamlar da bireyler gibi değişir.
Normal olarak:)
Normatif etkileri üçe ayırabiliriz .
Yaşa bağlı etkiler; aynı yaş grubunda benzer etkiler, işte bunlar nelerdir?
Menopoz, osteoporoz gibi.
Tarihsel etkileri vardır.
Aynı yaştaki insanlar belli tarihsel olaylara tanıklık etmişlerdir. Mesele Türkiye’den örnek vereyim. 80 kuşağı siyasi, askeri darbelere tanıklık etmişlerdir. Bu deneyimleri paylaşırlar.
Bir de normatif olmayan etkinlikleri vardır.
Bunlar bireyin kendisini bağlayan ve sadece bireyi ilgilendiren etkilerdir.
Bir çocuğun tacize uğraması, çocuklukta yaşanan ebeveyn kayıpları, vs.
Aslında anlatmak istediğim bunlar değildi ama madem örnek istedin arkadaş az da olsa seni fikir sahibi yapacak nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Yazının ana fikri ise; bu kadar ortak yaşadığımız dünyayı kolaylaştırmak varken, neden birbirimizi rencide ederek yaşamayı zorlaştırıyoruz!? İdi:)
Ata kızı
Aşağıda yazdığım yazı için biri; şu yazdığına örnek verebilir misin ki? Demiş.
Arkadaş; onları kendim yazıyorum fırsat bulduğum zaman örneklendiririm. Normatif yaşam şekillerini anlamamış olabilirsin. Bunu sormanın daha doğru yolları vardır.
Yazacağım merak etme.
Gelişimimizin bağlamsal olduğu ve normatif yaşam şekilleriyle birbirimize bu kadar benzer koşullarda yaşarken, birbirimizi ötekileştirme çabası içinde olmak çok mantıksız geliyor bana.
Ata kızı
Nedir bu kıyamet?
Sanki ruhlar kıyımı
Ne zaman sebat edecek arzular
Berrak sularda?
Taşkın seller ile emsal kör karanlığı
Hangi ışık anlatır kararan yüreklere?
Hangi güneş ısıtır kin ve nefret ayazını?
Işık tutar mı ay, cehaletin gölgesine?
Güler mi dersin üstat! küskün dudaklar?
Köhne masama yaren olmuş
vazodaki karanfil,
ağlıyor savrulan yapraklarına!
Çelikten kalemi kırabilir mi
-kahpe esaretin kirli elleri?
Celal’i Ekber ruhumda, hangi beşer
Hüküm sürebilir?
Hangi ferman
-eğdirebilir başımı?
Vallahi öpmem kimsenin eteğini!!
Secde etmişken hüdaya tevekkül ile
Hangi kula minnet eder bu asi başım?
Her şeyin rengi var ya hani
Düşüncelerin, onların da rengi var mı?
Mesela;
Sustuklarımızdan gökkuşağı olur mu?
Ata kızı
Güzel bir güne kahveyle başlanır, yakamozları seyrederken de şiirler dokunur gecenin tenhasına, güneşin ilk Işık’larına hediye olarak… dalar gidersin iki mavinin birleştiği yerde…
Müşfik baharlı kırlangıcım, ne hoş, o berrak ruhunda, ruhun da müneccimdi de rüyalara mı yattı? Yattın ki düşmüş düş perisi yadına savk esintili yakamozlu bir hilal! Gibi, Kıpırdatma kirpiğini düşmeyeyim geceden. Zümrüt bakışında bir anka olayım düşünde. Can!
Ata kızı