Kültür Sanat Edebiyat Şiir

tımarhane duvarı sizce ne demek, tımarhane duvarı size neyi çağrıştırıyor?

tımarhane duvarı terimi Maria Puder tarafından 26.10.2017 tarihinde eklendi

  • Sarp Yokuş
    Sarp Yokuş 23.11.2017 - 18:53

    Şu duvara bir tablo gerek
    https://i.hizliresim.com/6yEb89.jpg

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 23.11.2017 - 15:01

    Tesekkur ederim efendim onur duydum

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.11.2017 - 10:31

    Güzel gün ve günaydin dilegiyle degerli Askin Romansi Hanim,
    Kusura bakmayin ben hergün buraya ugrama firsatim olmadigindan ve cogunlukla bilgisayara birseyler fisildasip kalem oynatmak durumlarinda gezinip bakindigimdan sordugunuza biraz geciktim.
    Hayir ben silmedim ve tam tersine cok memnun oldugum bana iliskin buraya iletip yolladiginiz hatir ve selami. Genelde yönetim yapiyor diye biliyorum bu gibi yaz-boz isleri. Bunun disinda kimi üyelerin herkesin hesabini kolaylikla kurcalayip kullandigina dair veya yönetimden bazilarinin ara sira sahaya inip siradan üyeymis gibi toz duman bürüyüp bulandiran ortaliklara dahil olduklari yönünde sezintilerim var ama sadece sezintiden ibaret.
    Hani hep bilinen beylik laftir YALAN DÜNYA diye diye….nice eskinin yalan dünyasina bugünün hicbir konuda saglamligi ve tutarliligi olmayan ve bütün kiriyle pasiyla kiniyle enkaziyla yitigiyle zayifiyla zaafiyetiyle kacak yapan arizalardan akil-vicdana sigmaz artik ve pislik toplayip biriktiren cöplük poseti veya HURDA MIKNATISINA kokusmus eprimis YANLIS INSAN üstüste ve yanyana cullanip cökünce, saglikli ilgi ve iletisimini bir türlü kuramamaya hersey foya, hersey sahte, hersey yalan hersey yanlisa iz yol yön ve yordam sürmekte.
    Antoloji gibi yerler bizim hicbir emek ve cabamiz olmaksizin söze yaziya dair dilinde ve dagarciginda birikimi olan veya merak duygusu uyanmis her insanin paylasilani edinmesi yahut kendini duyurmasi yönünde gayret güdüp kafa yorarken, ne yaziktir ki hemen hemen her konuda KORKUNC ayrisma ve bölünmeler yasamanin üzen yoran kahir küfür kalabaligini -beklentiye dönük veya ben merkezli dayatilana taraf olma itaatliligi odaklanip kilitlenmeyi- dolup bosaldigimiz hir-gürler cinnetinde neredeyse bu sunum zenginligini saygi-sevgi degerinde hic mi hic kullanamamaktayiz.
    Bakiyor görüyor günboyu birbirini lanetlemekten baska derdi davasi olmayan cinnet cerahatine Antoloji, sürekli hep ariza izleyip sakat gözlemlemekten yile yorula bir de bakmissin ki onlarda bu sakatin benzesip bulasan parcaciklari oluvermis…ki basta tüm iyi niyeti ziyana maruz bu durum, maalesef hic de yadirganacak bir hal degildir.
    Özellikle Laik-Dindar, Kürt-Türk eksenli basliklara en ölümül girisimcilikle YIKIM sirketciligi yaparak yüklenen cok tarafli ve cok cikar ortakli PUSU, agzindan hic kin nefret haram küfür düsürmeyenerle DiN kurtariciligi yaptirirken, ATATÜRK`ü kendi hesabina malolmus ve yüzde hesabi envantere kayitli tükenmez sermayesi olarak görenlerin LAiK `ligin düzgün mahle bekciligini yaptirmasi, geri planinda Türk-Kürt ayrisma ve bölünme mayasini yoguran ayni küresel ve kimyasi bozuk hamurkarliligin HIR-GÜR`den baska ilgi uyandirip iletisim kuramama kuru kalabaliklarini delirtip hortlatan bize dönük kiyamet fisegidir.
    Bu yüzden oyuncularinin neredeyse hepsinin yabanci oldugu, kundaktaki bebeden mezar arafesi ihtiyara kadar ve bilhassa ve bile bile hic ilgisi zirnik alakasi olmayan kadinlari sirf bol küfür ve bagirtisi olan IC BOSALTMA`si var diye özel olarak üstünde labaratuar calismasi yapilip simdilerde emen hemen herkesin Besiktas`li, Trabzon`lu, Galatasarayli veya Fenerbahceli olmazsa kendini adamdan saymadigi, kapali, kirli, karanlik, kinci, ayrismis, bölünmüslükte saygidan sevgiden yitik tek tip tek tek kalip birbirini bogazlamak niyetiyle ve en gözü dönmüs bögürtüler arasinda, gercek olan tek sey, saha kenarinda iki büklüm taytakcisiyla beraber her faul durumu aninda ilk yakalamaya tin tin tin tin tin yakin dikiz yapan, naklenci düsük yövmiye kamareman televoleci…
    Durum böyle Degerli Askin Romansi Hanim. Her zaman her firsatta yazip paylastigim gibi özellikle KÜRSÜ`de gittikce sayginligini yitiren her hali gercek fakat her bir hali iletisimi zor sizinti, buralardan akip dökülenlerin birebir kesintisiz yansimasi.
    Herkese ayni yakinlikta olsun diye sanirim, benim yazdiklarimin da cogu zaman silinip süpürülüyor. Maria Puder Hanim`in en son yazip ilettigine dair birkac deger bilir satir düsmüstüm. Silmisler ve silinenleri yeniden iletip sevgiyle selamliyorum.
    Sizi de ici disi bir, duygu yogunluklu ve hayata en dogal halli duyarlikli olusunuzla, sayisi cogu bulmayan buradaki tanidigim birkac insandan biri biliyor ve size özgü duygu düsünce yogunluklu paylasimlarinizin hic eksik kalmamasini diliyor, selam sevgilerimi yolluyorum.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.11.2017 - 10:30

    Kimin kiralik katili oldugunu bile bilmeyen, sürpiyasa kundaklamaciliginin her türlü elverisli kullanimina tarifsiz ve tarifesiz müsait olan KATLiAM arac gerecleri gibi bütün insanliginin hükmü terbiyesi verilmis USAKLIK taimatlari üzerinden bahsi bahanesi ne olursa olsun hicbir akla vicdana sigmayan ve hicbir sebeple aciklayici haklilik karsiligini bulmayan dehset sacimini ve ölüm kusumunu Türkce`nin gücünün yetkin eliyle tam ve eksiksiz anlatmissiniz degerli Maria Puder Hanim. Bakin görün iste NATO merkezli ayni kiyim ve katliam üssü, `cizmeyi astiniz nizami sastiniz ve hedeftesiniz ` tehdidiyle Türkiye`ye dönük kiyamet zebaniligini güncelleyerek, yillar yilindan buyana sizin hikayenizde sözkonusu olan uygun usak mayinciligi detaylari kiralayip kullandiydi. Yürek yoran yaziniza ve nice diger paylasimlariniza selam ve sevgiyle.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 23.11.2017 - 09:43

    yok üzüldüğümden filan değil de ruhsal durumu iyi olmayan biri gelip geçtikçe yapmış her halde. zavallıcık

  • Sarp Yokuş
    Sarp Yokuş 22.11.2017 - 23:06

    Yav boşverin. Yorum başı 8 dislike alıyorum üye olduğum günden beri :D

    Selam verdim, yeniyim dedim bi baktım 8 dislike. Sonra dedim ki neyse boşver, şiirini yaz çık.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 22.11.2017 - 19:55

    Sayin Seyfi karaca siz mi dislikeladiniz yorumlarimi size yazdiklarimi hani. Yani tamamen size yazilmis seyleri siz dislike lamazsaniz kim yapacak onu. Hasta olmasi lazim o baska biri ise o baska birinin

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 21.11.2017 - 23:26

    Levla hikayesi tutunamayanlar ne kadar guzel bir roman. Ve ben bir tutunamayan olarak kendimi buldum yeniden tskler

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 21.11.2017 - 23:25

    Sayin Seyfi karaca sizi okumak bir zevk benim icin

  • Levlâ Hikâyesi
    Levlâ Hikâyesi 21.11.2017 - 13:54

    - Acaba iyi birşey olacak mı Olric?
    - Hayır efendim. İyi şeyler birdenbire olur, bu kadar bekletmez insanı.
    - Yoruldum... Daha ne kadar dayanacağız Olric?
    - Sabrımız ve gücümüz bitene kadar efendim.
    - O'nu düşünerek yazdıklarımı acaba o kimi düşünerek okuyor Olric?

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 21.11.2017 - 12:12

    Ey güzel insan sus benden saz senden, de ki sözümüz sohbetimiz sevgiden beri gelsin..!

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 21.11.2017 - 12:06

    ……….
    IVON ERTESi
    …….
    Uzun uzadiya sura mi olsun burda mi tozup turlayalim gibilere hergün heraksam citir keyfine kanepede koltukta oynas-güles serilip yayilarak, kisrak zamani sarpaya serip keyfimize kiyak yürürlügü ilkbahara sürüp yorduktan sonra, son kararda Irlanda`ya gidecektik.
    Gerci O` bunu cok da icten istediginden degildi. Burdan daha soguktur, gör bak simdi yagmur zamanidir, insanlari daha cok resmidir, kara bira ve soguk cay hergün sofran mezen olacaktir….dediyse de sirf ben kimi zamanlar köpüklü ilik suda ikimiz ikimize gelisine güzel ve rastgele konustuklarimiz arasinda dünyanin firsatini buldugumda görmeyi dilediklerim arasinda Irlanda oldugunu bildigi icin, gönlümü Prag, Marakkes, Libzon gibilerle heveslendirmeye calistiysa da, bakti gördü cok da Irlanda`dan daha agir basmiyor..`eh madem Irlanda olsun öyleyse` diyerek omzuma egilip yaslanan basiyla yüzümü yanagimi öptü kokladi.
    Benim ingilizcem hic yoktu-ki halen de hic denecek kadar hic...- ve onun tatil günü benden daha coktu. Bu yüzden o benden bir dört gün önce Ingiltereyi gezecek, ben motorla Strasburg`a gidecegim, iki gün orda takildiktan sonra motoru oraya birakacak ve Fransa`nin o yillarda henüz yeni acilan denizalti Mans tünelinden trenle devam edip Ingiltere`de bana sayisiz kere yerini tarif ve tembih ettigi yetmemis gibi yazip detayladigi yerde bulusacaktik. Ordan da birlikte Irlanda`ya gececektik..
    Gitti tüm yer, yol ve yön ayrtmalarini en ince ayrintilarina kadar ayarlayip ödemelerini yapti.Bana ait yalnizbasima olanlari bana verirken`sakin sana verdiklerimi ve kimligini yanina almayi unutma ayrica bulusacagimiz günü saati yeri sasirip baska yere gitme, gerci seni bilirim ama yine de her yere saatinden evvel bulunmaya calis. Gönlüm sensiz böylesine hic razi degil ve icimde tuhaf gariplik var ama neyse`... …dedikten sonra sanki beni bir daha hic göremeyecekmis gibi bogar ve bogulurcasina boynuma sarildi. Kasima kirpigime kadar hic birakmazcasina öpen kilitlenmislikle yumusacik yanaklarini yüzüme boynuma sürdü sivadi. Saat geldi binip giderken bile gözü üstüm basi gözüm üstünde dolapta ne var ne yok sayiyor, aklimin kendinde olmasini diliyor, saatlerce hatirlattigi yol tembihlerini tekkrar tekrar ediyordu. Bindigi yolculuk gözden kayboldugunda yüzümde kalan ilik ve islak onun biraktigi gözyaslari vardi..
    O gittikten sonra sabah aksam oluktan bosanan yagmurlar yagdi günlerce. Biraz soguklatip biraz üsütme hallerine girince zaten yagan yagmur altinda motorla hic sevmedigim Strasburg`yolculugunu gözüm gönlüm kesmeyip, her vardigimda sofralar serip pür hayal odalar hazirlayan Müze Müdüresine veilac fabrikasinda muhasebeci olarak calisanbalikcinin kizina paylastirip taksim ettim Ivon`suz gecen gece ve günü.
    Zaten yagmur hic dinmedi bense baligi pastasi tatlisi etlisi sütlüsü birgün onda birgpn ondalarla iki kasaba arasi ve hergün ayri ayri kadin koynu ve gerdani...
    Galiba gitmedigimin asil sebebi `seni kimseyle düsünemem bundan sonra bu beim intiharim olur `demisti ve bana köyümü ilimi soyumu soracak kadar benimseyen, gözünden bile esirgeyen, annesi babasiyla hic istemeye istemeye tanistiktan sonra ömrünün ortagi gibi sarilip sahip cikiyordu. Bana göreyse Ivon, günde günlük hatirasi birbirine karisan nice sevdi gecti serüvenlerimden baska fazlasi olmayan biriydi.Ona bu yüzden her daha derinlesen ilgisiz yakinligim sinirsiz bir kabus, kasvet, kaygi ve düskirikligi yikimini viran edecegi sebebiyle beni bildigi tüm yollari degistirdim, ugrak yerlerime ugramaz oldum, bilardoyu kestim, motoru sattim, evi degistirdim…ama O ne yagmur dedi ne uzak ne yorgunluk her is cikisimda saatlerce ana giris kapisinin önünde hic kimildamadan, bütün insanlarin en sonuncusunun sonrasinda belki simdi gibi her kimildayan belirtiye aylarca …ve bense onun uzaklasip gittiginden tamamen emin olmadikca peceresinde cinar olan yukaridan ona üzülerek bakip durdugum..
    Edemedim isten ayrildim. Sehri terkettim.En son gördügümde sahil kiyisi solgun ve uzak bir sonbaharda oturuyor cakil taslarina serpilip toplanan dalgalari seyrediyordu Hannover`den tanistigimiz ve sen varsin diye bana yakina tasinip bir daha dönmeyen Ivon. Sonra araya yillaaar yillar girdi. Kendi serüveninde ikimizden kaybolan masal gibiydi, ondan sonra Ivon`u ne isittim ne de gördüm.

    Kasim / 17

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 21.11.2017 - 12:05

    Cok tesekkür ederim Degerli Askin Romansi Hanim,
    Insan misin duyan sezen hisseden yüreginle ve aglar-güler hal ve ahvalinle birsin ve ortaksin. Her ne kadar ISTANBUL genisligi kocamanmis gibi görünen insan seli kadar herkesin kendine göre Istanbul`u olsa da, oturup ictigin demde kahve molasini insana yorarsan, bakip görüyorsun ki tüm calgicilar, cerciciler, dükkancilar, kahveler, barlar, sekerlemeciler….bildigin tanidigin kalple dokunsan, sensing ve aynisi insan…
    Bu bakimdan ne kadar yasarsak o kadar hayatimiz olan, ne kadar kalbimzden geceni diler ve dillenirsek o kadar Türkce`den güzellik efsanesi yagdiran, yazip paylastikca biz güzel dünya daha da bir güzel. Lütfen sizde hic eksik kalmayin bundan. Nice degerli paylasimlara size de selam ve sevgiyle.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 20.11.2017 - 11:09

    ben akıllı bir okur olarak gereksiz ayrıntılarda boğulmak istemiyorum ve bu yazıda bunu fazlasıyla buldum.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 20.11.2017 - 11:08

    sayın seyfi karaca son yüklediğiniz tebrik kartlarında kalan dün yazınıza bayıldım. gerçekten . bir yazardan beklediğim ne varsa her şey vardı, coşkulu söz kalabalığından uzak yalın anlatım. sezdirme yolula olayların üstünden geçiş. yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Levlâ Hikâyesi
    Levlâ Hikâyesi 20.11.2017 - 01:22

    Maskelerim duvarın öbür tarafında, gerçekliğin adıymış delilik.

  • Maria Puder
    Maria Puder 17.11.2017 - 15:19

    BOMBA PATLARKEN BEN ORADAYDIM


    - Ya kızım baksana kadın hamile ve ayakta . Meltem biz ne biçim insanlar olduk Allah aşkına ?
    - Üzüldüm bende şimdi. Yazık kız rengi de sararmış . Midesi falan bulanıyordur belki .
    - Bilmiyorum ki .. Offf . Şey pardon bakar mısınız beyefendi . Tepenizde dikilen bir hamile bayan var. Eminim fark etmediniz . Yoksa yer verirdiniz değil mi ?
    - Ha evet tabi ki . Buyurun siz .
    Senin o taktığın kravata bıraktığın bıyığa tüküreyim ben . Baksan adam diye geziyor işte. Tipe bak ya. Kelli felli adamsın bıraksana hamile otursun.
    Hamile kadın bana döndü ve
    - Çok teşekkür ederim .
    - Sorun değil .
    Otobüs içinde ilerledik . Yeni gelenlerle insan istifi durumundayız. Duraklarda bir iki binen oldu. Yaşlı genç bir insan yığını olarak devam ettik yola. Otobüs durağa yakın bir yerde durdu. Haydaa ..! Bozuldu mu yani ? İnanmıyorum ya. Yanımda iki genç kız var. Biri öne bakarak seslendi .
    - Şoför bey bozuldu mu otobüs ?
    Ses yok
    -Hey şoför otobüs mü bozuldu ?
    Başka bir adam bağırıyor bu kez
    - Kardeşim bozulduysa aç kapıları da inelim . Neden cevap vermiyorsun ?
    Otobüsün içinde homurdanmalar arttı .Herkes kapıları zorladı ama açılmıyorlar. Ne oluyor ki ? Şoför neden cevap vermiyor. Homurdanmalar bağırmaya dönüştü
    - Açsana şu kapıları be adam. Ya da bir cevap ver.
    Şoför bir zahmet yerinden kalkmadan yanıt verdi. Gürültüden çok az duyuldu. Herkes birbirine ne olmuş diye soruyor . İnsanlar tedirgin oldu. Bir adam yüksek sesle konuşuyor.
    - Kapılar arızalanmış . Yardım geliyormuş . Öyle dedi şoför.
    Sesler , konuşmalar …. Herkes tedirgin . Hepimizin canı sıkıldı. Otobüs içinde ilerlerken tam da şu göbekte ki akordeon bölümde sıkışıp kaldım . Meltem de yanımda huzursuz bir şekilde söylenip duruyor. Biraz ilerlemeye çalışınca camın yanında bir yer buluyoruz kendimize. Buna bile şükrettik Meltem’ le.

    Camdan bakarken askeri servis aracını gördüm. Kısa bir anda gördüğüm yüzler ne kadar gençti. Yanımızdan geçiyorken bir ses. Bu nedir ? Büyük bir gürültü . Karanlık…. Kulaklarım duymuyor . Çınlama sesi … İğrenç bir ses bu .. Ne oluyor ya ? Gözlerimi hafifçe aralıyorum . Kıyamet koptu sanırım .. Yanık et kokuyor . Çok keskin .. ! Midem bulanıyor. Bana ne oldu ki ? Etrafıma bakınmaya çalıştım. Başım müthiş ağrıyor. Birileri koşuşturuyor. Hafifçe başımı döndürdüm sağıma doğru. Gördüğüm manzara ya inanamadım. Gözlerimi kapatıp yeniden açtım. Etrafıma bir sürü insan parçası var. Eller , gövde , kol, askeri üniformalı bacaklar… Kabus olmalı bu.

    Bir adam eğildi bana doğru. Dehşeti gözlerinde gördüm. Karnını tutuyordu. Kan var. Her yerde kan var.

    - Yaşıyorsun çok şükür. Sakin olmaya çalış. Bak sanırım bomba patlattılar. Cehennemdeyiz. Ağrın çoksa kımıldama.
    - Ben … ! Şey bilmiyorum …. Kalkmayı deneyeceğim bir daha.
    - Dene .. Kalkabilirsen birilerine yardım et.
    Adam bunları söylerken gözleri kaydı ve yığıldı yanıma. Yerimden biraz doğrulup elini karnından çektim. İç organlarını görünce kusmaya başladım. Çok sıcak. Daha kısa bir süre önce soğuktan yakınırken şimdi hava ne hızla ısındı böyle ? Korkuyorum . Çok korkuyorum. Ağlamaya başladım. Artık oturmayı başardım. Etrafımı daha iyi görebiliyorum. Bir insan pazarı .. İnleme, bağırma ve ağlama sesleri. Biraz ilerimde bir asker var. Çok inliyor. Sürünerek yanına yaklaştım. Yüzü kan içinde . Vücudu yanmış. Beni gördü.
    - Abla yardım et. !

    Ne yapabilirdim bu asker için. Düşündüm. Aklıma hiçbir şey gelmiyor. Beynim durmuş gibi. Elini tutmak istedim. Kendi elimi o anda fark ettim. Elim parçalanmış benim . Parmaklarım sallanıyor. Yeniden kustum. Şimdi yeniden üşüdüm. Çok üşüdüm hem de. Kan kaybediyorum muhtemelen. Hiç canım acımıyordu. Şimdi elimin ağrısından duramıyorum. Benim inlemelerim de diğerlerine karıştı.

    Biraz daha sürünüyorum. Uzaklaşmak istiyorum buradan. Çok korkuyorum. Hamile kadının bedeninin yarısı yok. Gözleri dehşetle açılmış yatıyor. Ölmüş .Allah’ım bu nasıl bir felaket. Biraz daha ileriye bakıyorum. Mavi gözlü kız bu .. Küçük kız kanlar içinde. Annesi parçalanmış ama hala kollarıyla sımsıkı küçük kızı tutuyor. Kız annesini kaldırmaya çalışıyor.
    - Canım gel benim yanıma. Bak annen derin uykuda. Biraz dinlensin
    - Ama bana sarılmış ki. Uyanır şimdi. Gitmemi istemiyor annem.
    Ağlayarak cevap vermeye çalıştım. Tek elimle kurtarmayı denedim.
    - Bitanem bak ben yardım ediyorum sana çık annenin kolları arasından. Hadi gayret et.
    - Hayır annemi bırakmam ben.
    Ben de onu bırakamadım. Birlikte parçalanmış annenin başında kalakaldık. Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum. Çok üşüyorum ve çok halsizim. Küçük kız için uyumamaya çalışıyorum. Meltem nerede ? Canım arkadaşım seni nasıl unuttum ben. Meltemi aradım gözlerimle. Yok ..! Lütfen Allah’ım Meltem ölmesin.
    Sonunda ambulanslar geldi. Bir sürü insan var. Bize yardıma gelmiş olmalılar. Ayakta koşuşturanlar yaralı değil. Küçük kız ve benim yanıma bir sağlık ekibi geldi. İki bayan görevli. Ağlıyordu onlarda. Önce kızı gördü birisi . Ağlayan gözlerle gülümsedi ona .Sonra anneyi fark etti. Daha çok hıçkırarak ağlıyordu şimdi.
    - Bunu yapan insan olamaz. Ayfer şu insanların haline bak. Askeri araç ta karşı tarafa savrulmuş. Paramparça bütün insanlar yola saçılmışlar. Kim neden yapmış bunu ? Neyi savunmak bunca ölen insanın bedeli olabilir ? İnsan katliamı yapmak hangi haklı nedene sığabilir ?
    Sağlık görevlisi bunları ağlayarak konuşurken bir yandan bana serum takıyordu. Sonra yüzünü bana çevirdi.
    - İyisin üzülme . Her şey daha iyi olacak. Elin ve ayağın için en iyisini yapacaklar. Ölmedin .! Bunu düşün ve dua et.
    Saçlarımı geriye itti ve düzeltti. Yüzümü sildi sonra. Ayağın mı dedi ? Ayağım da ne vardı ki ? Bakmaya korkuyorum ayağıma .. Derin bir nefes alıp ayağıma baktım ki ayağım yanmış benim. Ben o yüzden sürünüyordum demek. Ayağa bir türlü bu nedenle kalkamıyordum . Çığlık atmaya başladım. ‘Ayağım yanmış benim ?’ diye bağırıyordum.
    - Sakin ol canım . Yani ben ayağını gördün sanmıştım. Çok özür dilerim. Bak şimdi oraya dezenfektan dökeceğim . Biraz yakacak ama enfeksiyon kapmasın diye yapmak zorundayım.
    Bir serumu açtı ve ayağımın üzerine boca etti. Şimdi daha çok bağırıyordum . Canımın acısından beynim yerinden fırlayabilirdi. Görevli hem ağlıyor hem de beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Bir sedye geldi sonra. Beni sedyeye almaya çalışırlarken hala çırpınıyordum. Sonra bir an Meltem aklıma geldi.
    - Durun.! Diye bağırdım. Lütfen durun bir şey söyleyeceğim.
    Sedyeyi kaldırmadan beklediler ve bana baktılar. Sabırsız görünüyorlardı.
    - Benim arkadaşım vardı yanımda .Meltem adı .Sarışın yeşil gözlü. Siyah bir kaban var üzerinde. Gördünüz mü lütfen söyleyin ?
    Erkek olan başucumda ki oldukça genç sağlık görevlisi tebessümle baktı yüzüme.
    - Hayır görmedim .Ama görür görmez sizin yaşadığınızı ona söyleyeceğim. Eminim oda yaşıyordur ve belki de çoktan ilk giden ambulanslarla hastaneye ulaşmıştır. Lütfen şu anda sadece kendinizi düşünün. Endişelenmeyin her şey daha iyi olacak.
    Kendimi düşüneyim . Zaten toplum olarak sürekli olarak yaptığımız şey bu değil mi ? Hiç zorluk çekeceğimi sanmıyorum. Bencilliklerimiz yüzünden bir bombayla yollara paramparça saçılmadık mı biz bu gün. Hırslarımız yüzünden birilerinin uşağı olup bir sürü insanın ölümünden sorumlu olmadık mı yani ?

    Şu anda sağ elimden yoksun ve sol ayağımsa yanmış bir halde en çok kendimi düşünmem gereken durumdayken neden bunu başaramıyordum ? Bizlerin insan olduğumuzu hatırlamamız için bir felaket yaşamamız şart mı ?

    Görevliler sedyeyi kaldırdılar ve yürüdüler. Etrafıma baktıkça hıçkırıklarıma engel olamıyorum. Sivil ve askeri kıyafetli bir yığın et parçası her yerdeydi. Canlı kalan bazıları acı içinde kıvranıp bağırıyorlar. Bazıları yaşıyor mu bilmiyorum. Parçalanmamışlar ama öylece hareketsiz yatıyorlar . Bir anda onu görüyorum .

    - Meltem işte Meltem orda yerde yatan . Ne olursunuz ona bakalım . Yalvarıyorum yaşıyor mu diye bakın .
    - Tamam ablacım sakin ol bak sedyeden düşeceksin. Yanına doğru gidiyoruz bak. Ama senin de en kısa zamanda hastaneye yetişmen gerekiyor. Yaşıyorsa başka arkadaşlar ilgilenecekler.

    Yanına vardığımızda sedyeyi bıraktılar ve ayak ucumda ki bayan görevli Meltem’e yöneldi. Yüzüstü yatıyordu. Çevirdi usulca. Umutsuzca yüzünü döndü bize doğru. Başını olumsuz anlamda sağa sola salladı ve yere eğdi sonra. Başka bir söze gerek yoktu. Can arkadaşım ölmüştü . Buna inanamıyordum .Daha kısa bir süre önce ona durakta boktan bir sebepten bağırmıştım. Neymiş efendim soğukmuş .! Artık azarlayabileceğim bir Meltem yok . Bu gerçek olamaz. Artık ağlayacak gücüm bile kalmadı ki benim.


    Ambulansa bindirilirken sesler uzaklaşıyordu. Sanırım bayılmak üzereyim…


    D...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 17.11.2017 - 15:00

    Ey güzzel insan sus benden saz senden, de ki sözümüz sohbetimiz sevgiden beri gelsin..!

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 17.11.2017 - 14:57

    ……….
    Tebrik Kartinda Kalan Dün
    ………
    Uzun ve hic dinmeyen bahar sagnaklari döküldü yagdi dünyaya o sene. Mayistan hemen sonra cagla cicege bürünüp boyandi heryer. Ormanda buldugum leylak renkli bisikleti götürüp karakola vermistim, sahibi arandi fakat bulunamadi bisiklet senindir yazisiyla bana devredilen cok vitesliyle dag senin düz benim..
    Yüzüne agustos vuran tugla duvarinda dursun istedigim ve eteklerine kadar inen ipek yumusakligi saclariyla bana baktikca sevincin delisini ucurup kanatlanan fotografini cekmistim, elleri hasret koynu, kolu kucagi bahce orkidesi ve su lalesi gibiydi. Onun bisikleti vitessizdi fakat pesinden gidip yetismekte zorlanansa hep ben..
    Iskeleler gezdik, sahiller yüzdük, uzak gemiler baktik…topladigi kir ciceklerini ben ona degil o bana, yine bunaltici bir sicak günün bitimine yakin orman sacagindan filiz kopardigina `beraberligimizin hatirasina bahceye dikecegim ` dediydi. Sinirsiz ve kendinden geckin ucaklasmak neyse ordan, serenserpe uzandigimiz kugu gölüne bakan bayirdan kalkip dogruldugumuzda üatümüz basimiz sapsari cicek bulasigiydi. Ev kimsesiz, gece yalniz, biz bize…piyanosunun üstüne sokak lambasindan sizan isiktan baska kimsecikler ne gördü ne duydu..
    Ailesiyle kuzeye gittiler yaz bitmeden. `Hamburg`ta büyük gemilere bakiyor ve hep seni düsünüyorum diyordu `
    Tebriklerden bu yana zaman, simdi bir tren camindan sonbahara bakiyorken aklima geldi kaldirimda devrilmis bir bisiklet ve her halde kugulardir, `ne cbuk da geldi gecti devirdevran` der gibi dalip gitmisim..

    Kasim / 17

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 17.11.2017 - 14:56

    Sagolasiniz degerli Askin Romansi Hanim,
    Fakat benim adim SEYFI KARACA . Alttaki yazilardan birinde özellikle vurgulamistim. Ziyani yok bir kere daha hatirlatayim.Seyfullah degil, SEYFI KARACA`yim ben. Saygi ve selamlarimla.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 17.11.2017 - 12:42

    teşekkür ederim efendim. varlığımıın bu şekilde görülüp kabul edilmesi beni onurlandırdı. siz de değerlisiniz. tüm üyeler bir kazanım bir zenginliktir tabii ki siz de seyfullah bey

  • Maria Puder
    Maria Puder 16.11.2017 - 16:33

  • Maria Puder
    Maria Puder 16.11.2017 - 16:05

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 16.11.2017 - 14:22

    Degerli Askin Romansi Hanim,
    Ne noktada niye anlasilamadigimi tam olarak bilmemekle- cünkü üstüne egilip kalem dokundurdugum her konuda önemsedigim seyin mümkün olabildigince karanlikta ve karamsarlikta kalmamasi gerektigi duyarliligimla uzuuun uzun yazmak tutkunuyum ki, okuyani ziyadesiyle sabrini tüketir ve yorar cogu zaman– beraber; sevgi, saygi, emek, fedakarlik,sefkat,onur, adalet, samimiyet, güven,özgürlük, özgüven, kültür, bilgi, ilgi, beceri, cesaret,sadakat,paylasim….gibi ortak yasam degerlerini her sartta önemseyip üstün tutan karakter ve kisilikle nefes alip vermekteyim.
    Bildigim ve sarsilmaz –yikilmaz tutkuyla inandigim birsey var ki, SEVGiDiR herseyin basi ve sonu. Sevgidir, sebebi ne olursa olsun yokluk ve yoksunuguyla insani ruhsuz, gamsiz, gayretsiz,duygusuz ve duyarsiz kendi disinda herseyin kanina girip canina okuyan hortlaga canavarlasir, varligindaysa deger kiymet bilirlerle imar ve ihya olur dünya ve insanlik. Sevgi varsa ayin günesin yagmurun ifade ettigi anlam yeryüzü cennetine tarif edilip canli cansiz hersein kendi degerince hayat buldugu insanda dengesini bulurken, sevgiyoksa, herbirseyin basi ve sonu hicbir vakit hicbirseyle yeterlilik ve huzur bulmayan cigirdan cikmisligin azap-gazabina yaratiklasir. Sevgi varsa insanla mahluk arasindaki tercihini akliyla ölcüp kalbiyle tartarak inancini ve itibarini yalnizca kendiyle anlamlandirip hayati bedelinde varlik gösterir kisi, sevgi yoksa sirf mahluk dürtüsüyle isine nasil geliyorsa oraya dönüp sapmakta hicbir ihtiyat duygusu göstermeksizin kendinden baskayi ne umur eder, ne de duyarlilik gösterir. Sevgi yoksa insan ne ahlak, ne saygi, ne özgürlük, ne sefkat, ne aidiyet, ne itibar, ne ilgi, ne bilgi, ne bellek, ne hatir, ne hatira, ne vicdan, ne akil ne kültür, ne güven, ne samimiyet; herseye usanmis üsenmisten BOSVERMIS ve hicbirseyi yasanilasi hayati degerden saymayan bencilligin ve acimasizligin tutsagi olur. Tam da bundan öteye insanliktan coktan özünü itibarini kesmis ve koparmis siddetli saldirganliligiyla, insanlik degeri adina (adalet, özgürlük, saygi, özgüven…) hicbir seyi paylasamayarak herseye karsi inanc ve güvencesini yitirir. Yasam inancim budur benim. Kisilere veya topluluklara karsi hicbir önyargili BAGNAZLIGA ve kisir döngülü TARAFGiRLiLiGE pirim vermeyerek; ama kim oldugumu, nerden geldigimi, ve yukarda siraladigim bana hayat ve emek veren Toplumsal degerlerimi hicbir kosulda hicbir zaman keyfe kalmisligin buyruguna ödün vermeyerek, had hudut sekil bicim usül sinir tanimaksizin her yerde herkese mesafesi bir insanin özü sözü kadar ,ortaya koydugu kisiligine bakarak deger kiymet bicip muhatap alir veya almama yoluna giderim.
    Bana göre yazilan yazidan cok yorum yapilirsa asinir ve sarsintiya ugrar. Ama kalpten katilmak gerekirse hic üzülür incinirmise bakmadan ortaya konan emege gercek hak ve degerini mümkün oldugunca gecikmeye birakmaksizin vermek, hem onurum hem de gururumdur herzaman. Maria Puder ( azar isitir miyim diye cok önemsedigim fakat gercek ismiyle kisileri ansam keske diyen yerde kalakaldigim ) Edebiyat`in icinde tüm dil ve kalem inceliklerini fikredip yoran yazilarin emekler ve degerler katip paylasiyor ortak gönül soframiza. Neyi nasil yazarsa yazsin cok güzel yazmakla beraber yazilan her satirin emegi kendi özgün kaleminden ve cesaretinden kaynakli. Onun buradaki varligi ve onu paylasan kalple okumasi bir edebiyat sitesi icin büyük bir zenginliktir bence.
    Sizin de duyu, düsünce, duygusal ve kaygisal paylasim zenginliginiz oldukca yüksek Askin Romansi Hanim, Hic yazmasam ve sürekli yukardaki deger bütünlük ve zenginliginizle sizlerin yazip paylastiklarinizi okumasi bile, bana huzur ve dinginlik verecektir. Nice ortak paylasimlar dilegiyle.

  • Maria Puder
    Maria Puder 16.11.2017 - 14:15

    Seyfi bey ; okumak başka okuduğunu anlamak başkadır. Okuduğunu anlama vasfına sahip biri tarafından takip edilmek güzel bir duygu. Teşekkür ederim.

  • Maria Puder
    Maria Puder 16.11.2017 - 14:13

    Aşkın Romansı yazdıklarınızın benim yazımla bir ilişkisini kuramadım. Yinede teşekkürler.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 16.11.2017 - 09:05

    hatta son yıllarda bazı şeylerin sadece sezdirilmek suretiyle okura ya da izleyiciye aktarılması o kadar ileri boyuttadır ki bir çok ciddi yapımda aşk sahnelerine rastlanmaz. önemli olan orada mesajın bütünlüğüdür yani doğru soru şu olmalı ben yazdıklarımı kitabımdan ya da eserimden çıkardığımda yani bir bölümü, anlam daralmıyor mesaj yine de aynen veriliyorsa o bölümler tamamen gereksizdir. bunlar yazarın yazma jimnastiği olarak kabul edilip eserinden çıkarması gereken bölümlerdir. yazar aksini yapmadığında söz kalabalığı kirlilik oluşur eserinde.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 16.11.2017 - 09:00

    bir iki naçizane sözüm de maria puder arkadaşa olacak. tabii almak ve değerlendirmek yine de kendisine kalmış, ben bir okur olarak bazı şeylerin bana bırakılmasını isterim. iğrenç bir tecavüz sahnesinin, ya da şöyle söyleyeyim yaşanmış bir sahnenin aynını vermek yazında maharet sayılmamalıdır, maharet bir beynin bütün kıvrımlarında gezen alt bilinçtekileri de bilinçlilik alanında sunabilmektir. bu şey gibidir, hani resim yapılamya başlanırken nüülerle çalışılır, natürmort çalışılır, ve var olan tablolar baştan yaptırılır ressam adaylarına. bunların hepsi taklit çalışmalardır ama nihai nokta bu değildir.nihai nokta herkesin görmediği açıları yakalayarak resim yapmaktır. yazın da böyledir, önemli olan görülmeyeni, bastırılanı ortaya çıkarmaktır. bilmiyorum aslında pek anlatamadım ama belki yine de sizler anlamışsınızdır. başarılar.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 16.11.2017 - 08:53

    seyfi bey buraya yazılanları ve yorumları da dikkatle izlediğini düşünen biri olarak söylemek istediklerinizin ne olduğunu anladığımı sanıyorum ve hani temaslar olur. dersiniz ki işte bu evet bu. öyle pek çok nokta olduğunu belirtmek isterim. sevgiyle kalın.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 15.11.2017 - 20:03

    Ey güzel insan sus benden, saz senden, de ki sözümüz sohbetimiz sevgiden beri gelsin....!

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 15.11.2017 - 19:59

    Insan kendieder kiymetinde gercekligi olan hayati ve kisiligiyle yasam sürmeli degerli Maria Puder Hanim. Sürmeli ki, en basta kendi suretinin düsüp döküldügü gölgelerden baslamak üzere, kendine esdeger saydigi herseye hicbir kafa kaygisi ve vicdan azabi yasamaksizin inanilir samimiyetten kurdugu her iliskide huzur bulsun. ISMINCE yasamak veya ISMINE layik olmak bu yüzden bence cok önemli. Fikri`ye Fikret demekse aynisi olmayan iki farkli kisidir. O` bakimdan ismimin yanlis yazilmisligi üzerinde durdum.
    Sizin benim IMLA hoyratligim üzerinde titizlikle durdugunuzu coktan biliyorum artik. Bir taraftan Türkce`mize dönük sahiplenmenizi cok önemsiyor ve seviniyorken, diger taraftan hizla amansiz cürümeler ve cöküsler kiyamatinde sekilselligin ötesinde asil önemli olanin tasiyici degerler oldugunu ve tam da SEKILSELLIGE adeta tapinarak sürekli cürüyüp cökerek her degerini hice sayan kan ve can kayipli acil vaka komalik insana odaklanmak gerektigini bilen ve inanan olarak, dökülmüs sacilmislara bakmiyor ve yazdigim gibi nasilsam öylece yükleyip tasiyorum sözü yaziyi. Tabi böylesi herkese yol, usül tarz olsun diye degil, kendim böyle daha özgür, huzurlu,rahat ve gercekligimle özdes oldugum icin olagelen durumdur. Takmayin cok. Imzam gibi bir sey olarak algilayin ve böylece bu yerde daha cooooook paylasimlarda bulunacagiz insallah..
    SPY baslikli yaziniz digerleri gibi okunma degeri cok yüsek bir emek. Böyle icerigi derin ve agir konulu yazilarin kolay kolay yazilmadigini ve sadece asagidaki yaziya denk orta düzen romanin rahatlikla yazilabileceginden oldukca eminim. Okurken insanin kani donuyor ve kaskati kesiliyor.Düsle gercek arasinda cok da bir farkin kalmadigi, daha dün iki ihtiyar kadini kafasini gözünü dagitarak evlerine tecavüz edip el harcliklarina cullanan kiyameti artik neredeyse her yerde görmenin hic de garipsenecek sey olmadigi kabus kiyamet döngüsü, hikayenizde bahsi gecen konunun ( her türlü kücük büyük kiyim ve katliamlarin ) ön elemesiz isaret pusulasi gibi sanki. Paylasiminiza en icten tesekkürlerimle diyerek, plakcalar ekliyorum simdilik buraya. En icten selam ve sevgilerimle.

  • Maria Puder
    Maria Puder 15.11.2017 - 14:12

    Seyfi bey ;

    Öncelikle size Seyfullah bey demişim üzgünüm :)) Çok sevdiğim bir öğretmen arkadaşım var böyle kitap üstüne sohbetlerimizin olduğu adı Seyfullah . İsim yakın olunca hitap karıştı..


    Yazılarımı okuyup beğenmenize çok sevindim. buraya düştüğünüz notları tebessüm ile okudum. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim .

    Yazdığınız sohbet tarzında ve birazda gezi notlarını anlatan mistik yazınızı okudum. Samimi ifadeler ile olanı biteni güzel anlatmışsınız. Ama yine diyorum ki illa ama illa imla :)))

    Yeni yazılarınızı bekliyorum.

    Sevgilerimle..

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 15.11.2017 - 14:00

    SPY devam etmeli Puder...
    Eski TRT günlerindeki arkası yarınlar gibi...
    Hoşgeldin bu arada yeniden.

  • Maria Puder
    Maria Puder 15.11.2017 - 10:42

    SPY

    Çenemi tutup yüzümü kendine çevirdi. Burnumun dibine kadar gelmişti. Nefesi ölü bir köpek gibi kokuyordu. Sapsarı dişlerini göstere göstere sırıtırken ağzından salyalar saçılıyordu. Hayatımda bundan daha iğrenç yaratıklar görmüştüm ama ilk kez bu kadar iğreniyordum.

    - Artık konuşmaya başlasan iyi edersin güzelim. Yoksa bu ana dek yaşadıkların sana istirahat gibi gelecek .
    Yüzüm gözüm kan içindeydi. Bir gözüm kapandığı için çok net göremiyordum. Başım yeniden önüme düştüğünde yerdeki kan gölünü görünce fazla vaktimin kalmadığının farkına vardım. Biraz daha dişimi sıkacak olursam konuşmadan ölebilecektim. Beni artık yaşatmaya çalışsalar da verimli olmayacağımı onlarda biliyorlar.

    Tişörtümden kalan parçaları o çirkin kıllı elleriyle parçalayıp göğüslerimi tamamen ortada bıraktıktan sonra bir iki adım geriye gidip yeniden sırıtmaya başladı . Yeniden yaklaşım memelerimi ellerken son gücümle kolunu ısırdım. Ona göre hafif sayılabilecek bir yumrukla yüzümün kalanını da dağıtmış oldu. Dudağımın parçalandığını hissediyordum.

    - Zaten öleceksin ve zaten yeterince işkence görüyorsun uslu dursan olmaz mıydı sürtük. Kolumu ısırmak da nereden çıktı. Şu çirkin memeler için bu yumruğu yemeye değmezdi.
    - Benim için büyük zevkti pislik.
    - Hahhahahaha . O dudaklarla hala konuşabiliyorsun demek . O zaman bana işe yarar bir şeyler söylemeye ne dersin ? Belki artık işkence çekmezsin. Belki artık huzurlu bir ölümü hak etmişsindir ha ne dersin ? Sen bana istediğimi ver bende seni acı çekmekten kurtarayım.
    - Senin o aptal Generalin’in bana neler anlattığını mı merak ediyorsun ? Gidip ona sorsana .


    Ağzımda yuvarlayarak kelimeleri zar zor çıkarıyordum. Ancak bu hayvanın hakkımda ne kadarını bildiğini öğrenmeden ölmeye niyetim yoktu. Beni sorguya çektiğini sanan bu insan azmanından öğrendiklerim hiçbir işime yaramasa da ölene dek görevimi yapmış olacağım .

    - Salak karı benimle dalgamı geçiyorsun sen ? General sadece seni becermek için bir sürü palavra sıkmış . Sende kendini bir numaralı casus sanıp uydurma bilgileri aktaracağım diye yakalandın. Çok komik değil mi sence de ? hahahahahha
    - Ahhh … Yaklaş …. Mad.. Mademm ıhhhh öyle neden bu kadar korkuyorsunuz ?
    - Bu korku değil tedbir. Artık konuş yoksa sırada tırnak bakımı var. Senin gibi güzel bir kadının bakımsız görünmesini istemeyiz. Odun kafa birazdan gelip o narin ellerinden başlayarak tırnaklarını tek tek sökecek. Şimdi seni öldürmemek için biraz serum göndereceğiz. Yani artık ölümün eşiğindeyim diye düşünüyorsan çok yanılıyorsun bebek.

    Ağzımda biriken kanı tükürüp başımı güçlükle ona doğru kaldırdım. Ellerim oturduğum sandalyeye bağlı olduğundan suratına sağlam bir yumruk atamadığım için çok öfkelendim. Ayaklarıma eğilip baktığımda bağlı oldukları sandalye bacağının yanında mosmor olduklarını görünce istemeden ağlamaya başladım. Onu böyle keyiflendirmek istemezdim ama artık çözülmeye başladığımı gösteren bu ağlama hiç de iyi değildi. Komutanın söylediklerine odaklanmaya çalıştım. Hatırlamalıydım. Hah evet yüzü gözlerimin önündeydi. Ve bana yapmam gerekenleri anlatıyordu.

    - Senin bir kadın olman onlara göre en zayıf halka olduğun anlamına geliyor. İşte şaşırtmaca burada başlayacak. Sen on erkekten daha güçlüsün . Bunu ben görüyorum ve kendini de buna inandıracaksın. On erkeğin dayanamayacağı işkencelere sen tek başına sabredeceksin. Sen o işkence günü gelirse tek kelime sır vermeden ölmeyi başaracak ve tarihe geçeceksin. Senin silahın kadın olmak. Onlardan korkmadığını onlara gösterdikçe daha acımasız olacaklar. Sen konuşmadıkça işkencenin dozunu artıracaklar . Ama sen pes etmeyeceksin. Sen onların bütün bildiklerinin yanlış olduğunu onlara göstereceksin.

    İşkenceye maruz kaldığın süre boyunca kendinden uzaklaş. En sevdiğin yemeği ,sevgilini ,aileni yada buna benzer şeyleri düşün. Bedeninden uzaklaş. Sen başka bir yerde iken bırak onlar bedenine istediklerini yapsınlar. Onlara kulaklarını tıka . Sana ne kadar korkunç şeyler söyleyip yapsalar da duyma ,hissetme. İşte şimdi çalışacağın konu bu .

    Benimle bu konuşmayı yaptıktan hemen sonra odaya diğerleri girmişti. Günlerce süren işkence dersinden sonra komutanın odadan çıkmadan az önce kulağıma fısıldadığı sırrı asla ama asla söylemedim. O gün söylemediysem bu günde söylemeye niyetim yoktu. O gün komutanın kulağıma fısıldadığı şeyi tüm dünya biliyor bile olsa benim saklamam gerekmişti. Gülümseyerek tekrar ettim ‘’ veni, vidi, vici..’’

    Tam o sırada kafamdan aşağıya bir kova buz gibi suyu döktüler. Damarıma gönderdikleri serumu söktüklerine göre sıra tırnaklarıma gelmişti. Ağzımda biriken kanı yeniden tükürüp derin bir nefes aldıktan sonra başımı zorda olsa dik tutmaya çalıştım. Ben tırnaklarımı sökeceklerini düşünürken onlar meme uçlarıma kablolar bağlıyorlardı. Sanırım elektrik seansı başlamak üzereydi.

    Oğlumu düşündüm o an. Burada ölüp gidecektim ve oğlum benim onun annesi olduğumu asla öğrenemeden ölüp gidecektim. Onun güvenliği için güvenilir bir aileye emanet etmek çok akıllıca bir fikir gibi gelmişti. Ancak onun büyüdüğünü uzaktan izlemek burada yaşadıklarımdan çok daha ağırdı. Yakışıklı bir delikanlıya dönüştüğü ana kadar bana bahşedilmiş tüm anlarını yeniden canlandırmaya başladım .

    Bedenimden uzaklaşmayı başarmıştım. Şu anda oğlumun anılarıyla gezintiye çıkmıştım. Vücuduma verilen yüksek voltaj sadece bedenimi sarsıyordu. Hiç acı hissetmiyordum. Öyle güçlü bir akımdı ki çenemin hareketleriyle dilimi ağzımı ısırıp bazı yerlerini kopartıyordum. Bilerek ağzıma koruyucu takmadılar. Ellerinden geleni yapıyorlardı . Ama ben hiç konuşmuyordum . Sağlam bir tokatla kendime geldiğimde o pisliğin iğrenç nefesi yine yüzümdeydi. Kendi kan kokum bile daha güzeldi.

    - Evet sarışın ne diyorsun bakalım . Tamam mı devam mı ? Aşırdığın haritaları nerede saklıyorsun ? Generalle konuştuklarınızı kime anlattın ? Bizim hakkımızda edindiğin bilgileri kime ötüyordun. Sen kime çalışıyorsun ? Senin kalan parçalarına daha günlerce işkence edebilirim. Hadi güzelim konuş ve hepimiz rahatlayalım. Hahhhahaa en önce seni rahatlatacağım söz veriyorum.

    O konuşurken altıma işemeye başladım. Kendimi tutamadığım için çok kızdım. Bacaklarımın arasındaki kesikler çiş yüzünden acımaya başladı. Canım fena halde yanıyordu. Demek ki kesikler tahminimden büyüktü. Peki bunca yarayla ben hala neden yaşıyordum ?

    Birden kapı açıldı. Gözlerim artık çok iyi göremediği için net seçemiyordum. Ancak metruk odanın içinde yaşanan arbede , kesilen boğaz sesi, bıçak darbelerinin sesi çok tanıdıktı. Biri beni sırtına aldı ve hızla koşmaya başladı. Arkasından iki yada üç kişi daha geliyordu. Bu bir kurtarma operasyonuydu. Bir helikoptere bindirildiğimi sanıyorum. Beni sırtından alıp sedyeye indiren adamın kulağında ki kafatası şeklindeki küpeyi gördüm. Sonra bayılmışım….

    Bir hastane odasında uyandığımda etrafımda yüzleri tanıdık gibi duran ama aynı zamanda yabancı insanlar vardı. Benim uyanmamdan çok mutlu oldular ve birbirlerine sarıldılar. Tanrı’ya dualar ettiler. Gelip benim ellerimi sevdiler. Defalarca şükrettiler. Odaya giren uzun boylu yakışıklı doktor sakin adımlarla yanıma yaklaştı.

    - Geçmiş olsun. Ciddi bir trafik kazasını atlatmışsınız. Birkaç operasyon geçirdiniz ve işte sonunda karşımızdasın. 20 gündür komadaydınız. Çok zor bir süreç atlattınız. Bazı hafıza kayıpları yaşayabilirsiniz. Zamanla düzeleceksiniz. Hiçbir şey için endişe etmeyin ve sakin kalmaya çalışın.
    - Teşekkür ederim ..

    Aklım karmakarışıktı. Sadece teşekkür edebilmiştim. Ama kendi sesime yabancıydım. Ne yani ben şimdi bir casus falan değilmiydim? Hepsi sadece kötü bir rüyamıydı. Doktorun yanında duran dazlak adam bana gülümsüyordu. Gözlerimi kısıp onu daha net görmeye çalışınca …..

    - Sen kimsin? O kulağındaki küpe….

    O anda odadaki herkes bana bakmaya başladı. Hepsinin yüzü bir anda gerildi. Neler oluyordu ……. ?


    D...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 13.11.2017 - 16:37

    Sevgidir ve miraslarin en güzel topragidir vardir ve mutlaka olmalidir sevgili Abdullah kardesim. Eger…Eger insan üstüne alinmiyor, yük sayiyor, güceniyor, yüksünüyor, kiymetsiz mülkten veya tedavülsüz eften püften igretiden sayiyorsa; bir türlü kalbinde bulamadigi dünya güzelliginin azmis sapmis uzak ve corak cöllerine düser. Halbu ki sunca dünya zamandan sonra tüm zaaf ve kusuruyla aradigi dünya hzurunu kendine yol göstermesi gereken akli ve hayatina can veren kalbine varip sigacak kadar insan bilmiyorsa, oldum bittim KIBiRiNiN yasama son verdigi IBLiS AHMAGINA biter ve son bulur insan. Cünkü dogustan ölene kadar insan, uyandirdigi merakiyla hayatina ihtac ekmek su gibiden ilgi, bilgi, beceri, kanaat,inanc ve kararlilliga en cocuksu halinden gereksinim duyar. Onun bu gereksinimi tipki dalgalarin gel-giti veya zamanin sürekli akip caglayan nehirleri gibi hayata tutunusunu ve yasama olan duyarliligini saglayan degerdir. Sayisiz kere tipki bugünün cogu yeryüzü cografyasinda oldugu gibi dün ve daha evveli kiyamet esiginden zar zor dönüp, fakat hemen ertesinde kaldigi yerden fazlasiyl körükleyip köpürten SABIKA SUCLUSUYSA insanlik ve alem; -ki ne yaziktir bugünün dünyasi harfiyen böyledir- O`zaman hic bir pusula insani tarif eden huzura ve sukunete kimseyi iletip götürmeyecektir. Ortada can cekismelere kalan sevgi ve selamiysa, mirasini hic etmis insana benzer kuru dallar, dünyasiz cöller,harap haller veya yerden göge biten tozsuz topraksiz beton binalar badanalanip bulasiklasacaktir.
    Maria Puder yeri yurdu EDEBIYAT olan buranin saygin kalemi ve kendine özgün degerde Yürek ve Kalem incisidir. Butonlarda kafadan keyfebuyruk ücü besi tuslayan nesi nicesi kontaga bastikca begenme dürtüsü uyanan belirsizligin, hic mi hic ne önemi vardir ne de kiymeti harbiyesi. Her yazip paylastigina tesekkürü borc bilerek, kalben sevgi ve selamlarimla sevgili Abdullah kardesim.

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 13.11.2017 - 14:07

    Her bir gidenin vasiyeti varmıdır ki acaba Seyfi abi?
    Yaşanan ömrü bize Bahşeden'e layık bir şekilde yaşayıp gidiyorsak ne âlâ bize.
    İnsan olmanın ve de insan kalmanın bilinci ile,
    Allah azze ve Celle.!
    Teşekkürler üstadım.

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 13.11.2017 - 14:01

    Maria Puder'in bu yazısı niye bu kadar dl almış anlamadım.
    Kişinin adını görüp bir şeyi okumadan onaylamak veya onaylamamakta neyin nesi arkadaşlar.?
    Size arkadaşça tavsiyem okuyun okumaktan zarar gelmez. İnsanların ismine bakaraktan okumaktan vazgeçmeyin.
    Yazın ve paylaşımın için teşekkürler Maria.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 13.11.2017 - 13:57

    ………..
    ESKI HARMAN YELLERINDEN ESiP GÖCEREK
    ……………
    Usul ugrun ve iraklarca gittigi yere vardigi göcün körpesini kuzusunu ekinini kadrini kiymetini bilfiil sulanmis ekmek ve tuzlu yarelerde sarilmis yüklenmis yavan kurusu katiksiz hasret sofralariyla aziklanip iller diyarlar güderek, insanligin ilk aklibariligi ve deligönüller devresidir; her yerinden yikinerek yüke vurulan nice yolculuklar seyrinin yasadikca yer-yurt tutan kesif siralarinda dikilen agaclar, kurulan evler, bahcelenen baglar, gidilen gelinen yollar kadar, gecmisi okuyup gelecekte kaybolmamak adina kurulan dünyalar ve izlenen yollar boyu, dikilen taslarin insan nufusuna kayitli bilinc ve belege taniklik ettigi…
    Mentese….daglar burcusu düzler incisi yagmur ve bulutlar hisari nice yeller yollar yillara ömrü bahtiyar gönül evimizin kutsal kapisi ve dünya hayatimizin diyar esigi ve toprak besigi düzüyle deresiyle bozkir güzeli Mentese, bizden önce sularin seyrini, daglarin izini, mevsimlerin demini, sürüp savusan adsiz sansiz uygarliklarin gelecekte kaybolmamak ve insanliktan ziyan olmamak adina Kursunlu `dan Höyüge, Höyükten Atöyüne, Atöyünden ( Atahöyügünden ) kücük-büyük Kavacik`lara, Kavacik`lardan Sarikaya`ya tepeler yigmislar, kendini her firsatta kolayca bulmanin yerini yöresini beldelemisler.
    Böyle bir insanlik ailesi mirasinin, sogugun karli buzlu cat ayazinda ve kizgin katran günlerin yakip kavuran Temmuz Agustos`unda, metrelerce esilmis tpraga göversin de salkim koruk versin diye kaysi sacagini, bag cubugunu, dut kökünü, erik fidesini veya sögüt ve kavaklari sulu özlere ve sulak cay derelerine …
    Kendi caglayaninda akip bulanan irmak bile degil artik bülbül calisi ve kanarya cilpisi. Sabahin seherinden baslayarak büklüm büklüm heybelenip kürtünlenen baglar yöresi ve daglar koyagi yollarla, suyuna yetkin yerinden düsen kizarmis kaysi, sekerlenmis dut ve sararmis armutlarin dallar budaklari arasindan, sanki hic oylum oymak insan katarlari gelip gecmemis gibi…siraneler viran, asmalar hozan, örtmeler odsuz ocaksiz kül künyesi viran ören..
    Artik bir biri ardina, yalniz kimsesizligin uzak kapisinda sefil sürgün köse bucaginda kaldigina kuvvetli kanaatle, sanki bütün kaybolmamak üzere kerpic üstüne kerpic, ocak üstüne ocak, cira yaninda cira, bag bahceler yaninda gertne ve tarla beldelenip yurt diyar olan künyesinden kalan sicilini söküp göcüyor bizi taniyan toprak ve bizim urumuz aslimiz kökümüz olan halimiz hasbihalimiz insan.
    Gündüz sicaginda gece yelinde, gündüz seherinde gece seferinde sanki sürüler güden yozlar sagan bebeler besikleyen ocaklar yakan komsuluklar yapan ses, soluk, seda, meram ve muhabbet burali degildi ve hep mosmor esip yikinen basibos aci yellerin felfeleye hükümdar oldugu susta pustaymis gibi yukari bayirlar, asagi isikler, kupkuru agaclar ve giden gelenden ugru yakasi kesik yollar yolculuklar…
    Yitimosmanin harmani fener yakardi, Anisin Osmanin cira, Alidayininki Lüküs, Koca Ömer Emmininki ne bulduysa onu kibritleyip cakmaklayarak, devrini konu kmsulugu ayni insanlariyla birlikte aldi götürdü savuran tig, dogan aydede, esen eleyen kalbur gözerler..
    Simdi son kalanlarini cagrilms sala ile ve her gidenin kendi salacasini kendi omzunda tasidigi yitik yalniz matemde, kerpic damli ocaklardan sönük kül benizli eski harman yellerinin `geldi gecti bir devran ` gicilayip seslenisleriyle, künyesi hazin mi bilmem, her gidenden vasiyeti yokluga kalan, viran yüklü kervan matem miydi neydi…?!

    Seyfi Karaca……..Kasim / 17

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 13.11.2017 - 13:55

    Daha önce sokak köpeklerine edilen eziyetten dolayi gösterdiginiz tepkiyi ve insani duyarliligi yine Antoloji` deki sizi yazan satirlarinizdan okumustum. Keske yuvasiza düsmüs yarali serceye ara engelli korku perdesini kaldirarak ulasmanin mümkününü bulabilseymissiniz. Cünkü bazan acima, merhamet,merak, kesif, yardim,telas gibi bir anda birbirine karismisligin kusatilmisligiyla insan kabus kilitlenmisliginin ezici cengel takintisina saplanip, tanimadigimiz dünyaya kendi öznel varligimizla yakinlasmaktan uzak ve yabanci kalabiliyoruz. Uzak ve yabanci kaldigimiz kaldigimiz herseybize göre veya biz odakliymis gibi duran aksesuarlar algisin bogup sürgün ediyor bizi. Bizle bir fakat bizimle ayni dünyaya ortak tüm diger hayati varliklarla kurabildigimiz saglikli, samimi, yakin ilgi ve iletisimlerse yasam kaynagimiz, dünya güvecemiz ve ortak sevincimiz oluyor. Bana göre fikre dayali hayati hikayelemeler hic de kolay ve siradan bir is degildir ve ne yazik ki bura genis kapsamli Antoloji`de neredeyse hic mi hic yok denecek kadar kitliga ve muhanete düsmüslügün, güzel yazan kalemi olarak asagidaki yaziniz gibilerle cok degerli katkilarda bulunuyorsunuz Maria Puder Hanim. Balzac…yeryüzünün derin ve buzla kapli derin sularinda yazar gibidir. Tabi ceviren kisinin kendi katkisina da bagli olmakla beraber agir vagonlu yük trenine bener yazdiklari sabir gerektirir ve her yazdigi sabir gerektirenler arasina kendinden ilan olacak olan tek cümle özetliligi gizleyip saklanir. Bu hal onun HITSCKOK türü damga vurusudur her yazip yayinladigi tür ve seylere. Yasamla ölüm, varla yok, sevgiyle nefret arasinda kil inceligi araliklari kollayip kovalasiyoruz artik. Yazinizin duydugu kaygiyi ben böyle anliyor, zaten kendimce de böyle biliyor, paylastiginiz bu degerli satirlarin hep daim olmasini diliyorum. Ayrica ismim ben beni bildim bileli, onda hayat bulup onurla gururla onda yasadigim SEYFI KARACA`dir Seyfullah degil. Sizin isimlendirdiginizden olsaydim onunla ögünür dünya gezerdim fakat degil; Seyfì demis anam babam bana. Kisaca düzeltmis olayim. Selam ve sevgiyle diyerek bir yazi da ben ekledim bu deli dolu, hatirli gönüllü duvara.

  • Maria Puder
    Maria Puder 13.11.2017 - 08:54

    BİR GÜN BİR GÜN BİR ÇOCUK

    En çok neyin hayalini kurduğumu anımsayınca tebessüm yüzümde asılı kaldı. Yeniden anlatmayacağım yaşananları. Sonra mektubu okuyunca değerli dostlar; unutmadıklarımla bir kez daha selamlaştık.. Niye yazıyorum şimdi bunları bilmiyorum. Sanırım yazmak ruhum için iyi bir tedavi yöntemi. Yazdıklarımı her zaman paylaşmıyorum .. Bazen su kabına sığmıyor işte.

    Yaşamak ve ölmek bizim seçimimizmiş gibi durur. Aslında insan olarak öyle çok dürtümüz var ki hayatta kalmak için bizim sandığımız bedenimiz asla bizim yönetimimizde değil. Yaşama tutunma arzusunu tetikleyen pek çok şey aynı zamanda yaşamdan vazgeçmek sebebi de olabiliyor.

    Dibe vurduğumu hissettiğim zamanlarda aklıma üşüşen pek çok yaşamsal dürtüler arasında bir çocukluk anımda var.

    Hemen aktarıyorum :
    Yedi yaşlarında falandım. Evimizin küçük ,sevimli bir bahçesi vardı. Bir kaç ağaç ve çiçekler güzel bir ortam yaratmıştı. Ben bahçede oynarken bir serçenin ağaç dalları arasında sürekli kanat çırptığını fark ettim. Zaten öyle çok ses çıkarıyordu ki fark etmemek imkansızdı. Bir sorunu var gibi duruyordu. Bütün dikkatimi kuşa vermiştim. Babamın da beni izlediğini görmedim bile.

    Kuş dakikalarca uğraşmasına rağmen tutunamayıp ağaçtan düştü. Yanına kadar gidip yanına diz çöktüm. Ona yardım etmek istiyordum ama dokunmaya korkuyordum. Gagasıyla bana zarar verecek diye tedirgin oldum. Kalkmaya çalıştı .. Yeniden…. Denedi…. En sonunda bir kanadında bir sorun olduğunu anladım. Öyle üzüldüm ki ağlamaya başladım. Ama yine de zavallı kuşa yaşam mücadelesinde sadece elimi gagalayacak diye yardımcı olmadım.

    Ben kuşa öyle yoğunlaşmıştım ki sarı renkli acımasız kedinin sinsi sinsi yaklaştığını hiç görmedim. Kuşun telaşını görüyordum ama benden korktuğunu sanıyordum. En sonunda kedi kuşu bir iki hamlede ağzına alıp hızlıca yanımdan uzaklaştı. Ben artık çığlık çığlığa ağlıyordum.

    Babam tüm olanları sadece izlemiş. Benim sakinleşmemi bekledi ve konuşmamız gerektiğini söyledi.
    - Kızım az önce yaşadıkların senin için zordu .Ancak asla unutmayacaksın. Bu gün olanlardan öğrenmen gerekenler var.

    Öncelikle eğer sen korkmayıp o kuşu eline alsaydın kediye yem olmazdı. Demek ki başka birine yardım edebilmemiz için cesur olmalıyız.
    Şimdi çok üzülüyorsun . Demek ki kendimiz içinde güçlü olmalıyız. Elimizde olmadan birine yardım edemediysek bile kendimizi çabuk toparlamalıyız. Belki çok kısa bir süre sonra yeniden kendimize ya da bir başkasına iyilik yapmak zorunda kalabiliriz. Eğer yaşadığımız olumsuz şeylere çok fazla üzülürsek güçlü olamayız. Şimdi olduğu gibi gereken dersi alacağız . Gerekirse üzüleceğiz. Ancak kendimizi en kısa sürede daha iyi hissetmenin bir yolunu bulacağız.

    Bu anı beynime kazınmış olanlardandır. Yine de bu nasihatleri uygulayacak gücü bulmam zaman alıyor kimi zaman. Hayat asla adil değil . Hele benim için çoğu kez değil. Aldığım yanlış kararların sonuçları için kendimden başkasını hiç suçlamadım. Bir insanın kendine verebileceği en ağır ceza bu bence.
    Bak şimdi de aklıma Balzac geldi. Bilirsiniz ‘Tılsımlı Deri ‘ isimli eserini. Antikacının verdiği derinin her küçülmesiyle hissettiklerini okurken yazara defalarca kez hayran oluyorsun. Ölümü istemek mi yoksa ölümü beklemek mi daha ağır ?

    Elimden alınmış bir canla ölmeyi çok kez düşündüm. Sonra benim de bir tılsımlı derim oldu . O büyürken benim yaşamım eksildikçe telaşlanıyorum şimdilerde. Eksilen bensem aynı zamanda kaybetme korkusunu da taşıyan neden benim ? Eğer bana ihtiyacı kalmadığı güne kadar yanında olamazsam diye korkuyorum. Neyse ki onu çok sevdiğimi söylemekle ömrümden eksilmiyorum. Bu bir nimet. Birine aşık olduğunuzu ve onu istediğinizi söylemek, ya da sadece sevdiğinizi söylemek (dostça, sevgili gibi , evlat gibi…. ) ömrünüzden eksiltmiyorken gidin ve bunu hemen yapın…

  • Maria Puder
    Maria Puder 13.11.2017 - 08:54


    Senden delisi var mı bilemem ama senden daha şirin bir deli yoktur sanırım :))

  • Maria Puder
    Maria Puder 13.11.2017 - 08:53

    Seyfullah bey ;

    Değerli yorumunuz ve ziyaretiniz için teşekkür ederim. Eğer eklemek istediğiniz bir yazı olursa duvarlarda hep boş yer vardır :)))

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim 12.11.2017 - 02:38

    tüh ya şimdi işin yoksa kötü kalpli avcı ara bul..

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim 12.11.2017 - 01:34

    duvar duvar söyle bana

    benden delisi varmı şu dünyada?

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 12.11.2017 - 00:26

    Hey güzel memleketim benim.
    Ne bereketli toprakların var senin.
    Şerefsizi de, haysiyetsizi, vatan haini, teröristi, dinime sövüp, bayrağıma saldıranıda yaşatıyorsun üzerinde . Allah onları altına alacağımız zamanlarıda görmeyi nasip etsin.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.11.2017 - 18:24

    Degerli Maria Puder Hanim, Eski Antoloji de DENEMELER kapisindan girilen bir bölüm vardi hatirladigim kadariyla. Burasi bu degerde cok güzel bir yer olmus. Yazmaktaki titizliginiz ve tutkunuz bildigimiz bir sey artik. Hic bir degeri olmayan laf zibillesmelerinin girla gittigi dilsiz dagarciksizlikta, duygusu ve duyumu derin, kalemi saglam her özgün yaziyi yürekten alkisladigim gibi, bu ve böylesi yazilarinizdan hic eksik olmayin diyerek selam e svgilerimi yolluyorum.

  • Maria Puder
    Maria Puder 10.11.2017 - 10:00

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 09.11.2017 - 16:18

    Tek kelime Puder, " HARİKA".!
    Sol yanına değil sağ yanında kalan o ruhuna selam olsun.

  • Maria Puder
    Maria Puder 09.11.2017 - 13:41


    YA TUTARSA-3

    ‘’Raskolnikov’’ dedi aniden adam. Kendi sesindeki heyecana hayretle donup kaldı ardından. Sustular bir süre daha. Hakan ilk kez kendini bu kadar savunmasız hissetti. Bir sürü şey konuşmak istiyordu ve fakat tek kelime edemiyordu bir türlü. Şaşkındı, gücendi bildiklerine… Öğrendiği onca kelime, okuduğu onca cümle, satır satır akıp giden serüvenler nereye kaybolmuştu. Sonra yine aniden;
    - Adım Hakan ve okuduğunuz kitabın benim için anlamı büyük. Onu demek istedim. Yani şey için…
    - ‘’Eğer ben insanlar arasında bir hiçsem, diğer insanların benim için ne değeri olabilir?’’ dedi Raskolnikov. Sanırım o bizim için yeterince konuşmuş.

    Hakan adını bile bilmediği kadının büyüsüne kapılıp inmesi gereken durağı bile kaçırdı. Kadın ayağa kalkıp ineceği durağa vardığında sohbetin bittiğini henüz anladı. Daha kötüsü kadının hayatına anlık girişinin bu tren yolculuğu ile sınırlı kalacağının bilincine vardı. Panik ve cesaret arası bir duygu karması ile kadını bir kahve içmeye davet etti. Kadın sanki bunu bekliyormuş gibi hiç tereddüt etmeden kabul etti. Aralarında olup biten her ne ise ikisi de o anda bunu sorgulamak niyetinde değildiler.
    Üç ay sonra…

    Hakan adının Su olduğunu öğrendiği kadınla sevgili olmuştu. Onun zor bir hayatı ve mücadeleci bir kişiliği olduğunu öğrenmişti. Aralarındaki yaş farkı her ikisinde de çekincelere yol açmıştı. Kadın son zamanlarda sanki bir yerlere gidecekmiş gibi çok dikkat ettiği toplumsal saygı gereklerini umursamaz olmuştu. Yazı yazmayı çok seviyordu ama bunu bile artık dikkatli yapmıyordu. Yazdığı denemeler eski yazdıklarına göre oldukça sığ duruyordu.

    Hakan ters giden bir şeyler olduğunu hissediyordu. Ancak bir türlü adını koyamadığı şeyin üzerine gitmekten de korkuyordu. Sorguladığında öğreneceği şeylerin öğrenmek istedikleri olduğunu hiç sanmıyordu. Bunca zamandır aradığı kadını nihayet bulmuşken…!
    Su ile yaptıkları en son sohbetlerinde Sylvia Plath’in yazdıkları kadar yaptıklarıyla da ilgilenmesi dikkatinden kaçmamıştı. ‘’ Onun hiç olmazsa bıraktığı bir fanusu var ve hepimizi davet ediyor. Keşke tek bir kum saatim olsa idi her tanesinde beni anlatan’’ dediğinde ne anlatmak istediğini tam olarak bugün öğrenecekti.

    ‘’Ya tutarsa’’ sadece bir fıkradır…


    Su yazdığı mektupla aslında bir veda bile etmemişti. O sadece kendini alıp gitmişti.



    Sevgili Kendim;

    Yaşıyorsam öldüğümü bildiğim içindir. Bir kaç duygu sonrasından hiç olabilmek umuduyla devam ediyorum sınırlarımı zorlamaya.

    Ben bir Ağustos olduğum için mi bilmem kaynayan bir ateşin ortasında olmayı seviyorum en çok. Her şeye dair bu söylediğim. Ama en çok aşka yakışıyor ateş.

    Kıkırdayarak gülüyorum bu sözlerime ve sen kendim gülümsüyorsun okurken bile. Henüz tüm yapraklarını dökememişlerken gülümse çiçeğim.

    Her darbesi ağır hasarlı yaşamaktan vazgeçene kadar ölmeyi bu kadar sevmiyorsun. Bazen kendimle sınırlı; sınırsız sohbetlerimde tüm duygularımdan tek tek hesap sormaya başlarım. İki ayağımla yürüyebiliyorken kökleri yere batırılmış bir ağaç kadar özgür değilim. Toplumsal denge her şeyden önemli...

    Tut ki bir gün kural dışı davranmayı göze aldım. Hımm..! Mesela hiç olmazından bir aşk edindim. Kuytu köşelere saklamak zorunda kalabileceğim kadar aykırı. Bir kez ışık sızdı mı tüm karanlık uyanır. Aralarında acı içinde kıvranırken farkımda olmayan diğerleri sahip çıkarlar bana. Namus bu..!!!

    Ruhumla besleyip kendime büyüttüğüm bu koca yürekli aşk saklı kaldığı sürece süreli.

    Asi yönlerimle karşı çıkmaya çalışma. Ben çiçek açsam da, cesurca göğe yükselmeyi göze alsam da bu aşkın iki tarafı yok mu?

    ’’sana çok aşığım’’ dedi biri. Bunu ilk söylediğinde belki de doğruydu. Benim bilmediğim neyi biliyor bu küstah kelimeler?

    Ve sonra ;’’seni seviyorum’’ dedi....

    Alacakaranlıkta yansıyan silueti ne kadar çekici aşkın. Oysa elimden tutup gün ışığına çıkaramıyorsa... Sevmeye değil de göstermeye utanıyorsun demek? Bu işte bir yarım kalmışlık yok mu?

    Gökten gönderdiğin kancalı Eros bir güzel göğsümüzü deşiyor Tanrım. Ve herkesten sonra ediyorken listedeki yerim tavan arasındaki o eski siyah beyaz hatıralardan farkım ne ki benim? Bir gün meyve soyarken aklına gelip bir zahmet yayıldığın koltuktan doğrulursun ve kimsenin görmesini istemediğin çıplak fotoğraflarına bakar gibi hissedersin beni.

    Eksik olsun… Eksiksem olsun…

    Biri dışında kimseye söyleyemeyeceğin bir aşkın o birisi bensem anlamı ne ki tufanların. Çürüyor eyleme geçemeyen tüm hayaller toplumun bakış açısında. Kokuşmuş düşlere sarılıp uyuyorsun ardı sıra.

    Bir gün sevgilim dediğime isyan edersem… Hapsolduğum naylon poşetten sızıp onun havasına karışmak istersem… Havada rengimden izler çıkararak yükselirsem onca gizlenmeye rağmen. Olmazların gerçeğinde hiçbir aşk sürpriz doğurmaz. Yalancı gebeliğin sancıları sonunda elinde kalan kan; kirlenmiş duvarlarımda yeni izlere neden olacak hepsi bu.

    Yani kendim; şu dünyada bir ağaç kadar özgür değilsin iki ayağınla ve kollarınla ve hatta duygularınla… Yürüyebilen bir kötürüm olan ruhuma ötanazi istiyorum. İşlevsel ve sıradan bir beden ile ölü kalmak zamanıdır. Taşınmaza çevirdim duygularımı damarlarını imha ederken. Soluksuz kalıncaya kadar boğazını sıkıyorum her bir hayalin. Haraç mezat satıyorum düşlerimi yazarak bu aralar. Alıcısı bol algı operasyonumuzun gün dönümünde bayat vaatleri tezgâhın altından sunuyorum. Kendimi bana karşı savunmasız bırakmamak için elimizde ne var ne yok …. Yok, işte hiçbir şey yok!

    Gözlerimle vedalaşacağım en son. Deniz kabuklarından benim göz kapaklarım… Sert olan şeyler çabuk kırılır…

    Usulca çekiliyorum aşkın kıyılarından. Beni olduğum gibi hatırladığı halimle anlatsın dalgalar.

    Slyvia; benim kum saatimi gördün mü?


    D...

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan 08.11.2017 - 12:32

    Ya tutarsa 2....
    Tutacak gibi görünüyor M.Puder.
    Güzel bir yazı çıkıyor ortaya.
    Tebrikler...
    Devamını bekliyoruz.