… ÖĞRETİLMİŞ SERBEST PAZAR PİYASA KÖLELİĞİNE …. Güzel renk aşikarı güzelliğin talibidir aynı zamanda. Söyleyemediği ve varamadığı nice sonsuzlukları barındırır güzel ve gizemli kalbinde. Yani aşık olan, aşktır da kendisi. Evet mallesef uçsuz bucaksız ruhsuzluğu kokuşmuşluğu ve tükenmişliği harcanarak yaşıyoruz.
Kişinin kendi olmadığı siparişten maskeleri değer ölçüsü bilerek, AŞAĞILIK düşkünlük doyumsuzluk hırs tamah gösteriş eziklik ve değersizlik dürtüsünün kamçıladığı marka ve maskeleşmelere gerçeğimiz olan kendimizden hep SAKLANARAK ve referans alınan özenti yarışındaki kıran kırana ölerek yapay zekayı üstün kıldığımız hücre ve algı tutsaklığıyla sanatın bile beş paralık çıkar ve ayrıcalıklı konfor ilişkilerine satılık raf ürünü halini aldığı asosyal çöplükte kendimizden sonrasızlığa magazin medyatikliği soytarısı, ünlü takipçisi, idol hayranı veya örenkeşlik takasına anlamsızlaşmaya içerik üreten abuk subukluğun döküp saçtıklarını dişirip toplayan fenomen fanatikliği tabutunda her şeyimizi kaybetme pahasına mezatlaşarak mezarlaşıyoruz.
İstihdam eğitim ulaşım kanalizasyon arıtma beslenme barınma sağlık güvenlik imar yol trafik iletişim kültür edebiyat sanat… gibi hayati ihtiyaç gereklilik ve zorunlulukların her türlü alt yapısı sağlıklı çağdaş liyakatli sorumlu duyarlı bilimsel ve öz kaynaklarıyla temelden gelişerek büyümeyen çirkin ve çarpık yapılaşmalar, en başta işsizlik gibi tüm ekonomik başlıklı yaşamsal döngüyü işlemez çalışmaz sorunlar yığını tıkanıklıkta felç ederek, hiç kimsenin kimseye kabulü ve tahammülü olmadığı hırsızlık yolsuzluk rant düşkünlüğü zorbalık kayıtsızlık karamsarlık şiddet vurgun soygun tefecilik sahtekarlık sapkınlık acımasızlık kanunsuzluk sadistlik bencillik gericilik görgüsüzlük kişiliksizlik yağmacılık ve başına buyrukluk gibi yıkıcı artçıları olan toplumsal çöküşün var olan kendi kaderine terkedilmiş kısıtlı imkanları seçkinler zümresinin keyfiyet çıkarcılığına servis ederek geri kalmışlığın istikrarsız geçimsiz bütün olumsuzluklarını sorunları biriktikçe artan ve kanıksayarak yaşayan sefil yoksul muhtaç aciz ezik ve mahkum kalabalıkların tüketimine terk ederler.
Öğretilerek eğitilmeye kendi emeğinin katkısı düşüncesi duyarlılığı sorumluluğu gayreti ilgisi araştırması bilgilenmesi yorumlaması sorgulaması ve çabasıyla donanımlılığın hiç bir yatkınlığını ve yakınlığını gösteremeyen bilgi ve iletişim kirliliği karmaşası ağlarının ve örgülerinin bağımlısı boşluklara ve aralıklara kimsenin girme şansının olmadığı.. Daha ana rahmine düşmeden herkesi tıpkı fenerli galatasaraylı trabzonlu veya beşiktaş fanatiği olmak mecburiyeti varmış gibi kısır kurak ve yapay gerilimlerin birbiriyle tokuşup boğuştuğu amansız ayrışma kutuplaşmayı hayatın yağma yıkımlara terkedilmiş bütün somut gerçeklikleri yerine algı yönetimi ve magazin dolgulamasıyla kışkırtıp kodlayarak markaları yarıştıran; maskeleri kapıştıran; mal mülk makam verci servet ziynet cevher kostüm kılıf kalıp yüz çehre surat etiket ve ünvanları ve hatta yoksullukları çilekeşlikleri ve acıları köpürtüp kıran kırana kapış kapış kızıştıran ihtişam ve gösteriş ahmaklığının pazar piyasası alabildiğine global serbestin esir kampına dönüştü dünya.
Herkesin en mükemmeli, en üstün rakipsizi ve asla erişimsizi olmaya yüksek başarının, her şartta asla kaybetmeyip sürekli kazanan birincilik mükemmeleciliğinin, herkesi geride bırakan ve aska geriye düşmeyen servet güç otorite ayrıcalık kederkeşlik veya derbederlik sahipliliğinin, her zaman herkesten çok ülke gezerliğini gütmek takip etmek kovalamak veya yakalamak uğruna tezgahta vitrinde tartıda akılda vicdanda onurda haysiyette ahlakta ilişkide sicilde kişilikte ve karakterde bozulan insan, bozuldukça daha çok kendini kamçılayıp kundaklayan azmış sapkınlıkların yapay dolgulamalı sahtekarlığını alışmış kudurmuştan beterdir bağımlılık mahkumu ruhuna bedenine suretine suratına giydirdi yedirdi. Bankaların borsaların holdinglerin tüccarların tasarımcıların müteahhitlerin mimarların sarı sendikacıların modacıların reklamcıların soyguncuların sömürücülerin gammazların hurafecilerin tefecilerin sivil toplumcu şirketleşmelerin dolandırıcıların mafyaların tarikatçıların pazarlamacıların din ve kimlik bezirgancılarının sağlıktan gıdaya, spordan barınmaya, tüm toplumsal hayatı kendi ganimet çıkarcılığına felakete sürükleyip felç ederek korkunç çürümeyi ve çöküşü bütün çarpık çirkef kanunsuz ve kayıt dışı iletişim çarkıyla kurdukları sistemin aksam parçası olan medyatik sanayi ve kirli siyaset taşeronluk ve tetikçilik etti.
Sabırsız tahammülsüz hızla kayıp giderek dünyadan insanlıktan ve zamandan Başka değerleri anlayıp kavrayamama sebebiyle hem kendi farkındalığını duyumsayamaz hem de kurduğu ve zaman ayırdığı saygın iletişim bağıyla hayattan zevk alıp mutlu olma doyumunu sindirip koruması gereken yaşamsal değerleri özümsemeyemez insan.
Yanlış ve kopuşlar üzerine sağlamlaşmış sürdürülemez ilişkisizlikler, saplantı kabus ve örtü örgü duvar ve kabuklarından dışarıya çıkamayan birlikteliklerin birbirleriyle sürekli enerjilerini tüketerek geçimsizlik üreten çekiş döğüş hır gür yarış nizah nefret üste çıkma ve nispetlerde şizofreni derecesinde bunalım gerilim depresyonlarını kavgalaştığı iletişim alışkanlık ve ilişki bozukluğunu katmanlaşan yoğunlukta kendini körelten ve kendi kendini baskılayan çürümeye terkettiği ve bütün canlı diri sağlıklı hünerli ilgili bilgili atılgan katılımcı cesur becerikliliği sağlayan yaşama yetenek ve hünerlerini yitirerek etrafındaki bütün çevrelerine hiç bir saygın ortak yaşam belirtisi kalmayacak şekilde kendi yıkım felaketlerini yayar ve bulaştırırlar.
Hızlı ve çılgın tüketim çağında her şeyin başında insan, ilk liste sıra başı olarak büyük çöküş yıkım çürüme ve bozulmalar yaşıyor. Yaşadığı bozulmalarla yozlaşmışlığı vazgeçilmez hayatilikten, azgın sapkınlıkları saygınlıktan, akıl fikir irade kültür ve bilinç kayıplarını liyakatten, kısır döngüleri ve şiddetli geçimsizlikleri haktan huzurdan, her türlü lanetli kahırlı özenti bağımlılıklarını özgürlükten,, duyarsız kaypak ve duruma göre değişken kişiliksiz ve kimliksizleri onur ve itibardan, sayıp bilerek alıştığı kanıksadığı her olumsuzluğu onaylayıp yücelterek olağan hale yaygınlaştırıyor.
Özgür iradesi , özgün kişiliği, saygın öz benliği, aklı fikri ve vicdanı onurlu yaşam ilişkilerini çekip çevirmeye yetecek kadar deneyimli donanımlı hayat ve karakter birikiminden yoksun; ve ortak yaşamaya ve toplumsal aitliliğe dair hiç bir paylaşma alışkanlığı, sorumluluk bilinci, dayanışma kültürü, sorgulama cesareti, liyakat anlayışı, vicdan muhasebesi, özgürlük kimliği, özveri fedakarlığı, sosyalleşme eğilimi, adalet duygusu, duyarlılık refleksi, ahlaki ihtiyati, kişilik yeterliliği, mutluluk çıkarımı, paydaşlık kaygısı ve bütün değer ve kazanımlardan birlikte faydalanma ve koruma inancı olmayan; sırf kendi bencil bağnaz bunak özenti çöplüğünden bulaşan soyut medyatik yapay ve magazinsel salgınların alıştırıp uyuşturduğu egosunu tatmin etmek ve üstün seçkin ayrıcalıklılığa kibir gösteriş hırs yarış şiddet duyarsızlık umursamazlık gibi saplantı bağımlılıklarını doyurmak için asla hiçkimseden geri kalmamaya ve daima herkesten öncelikli olmaya bütün kanun kural ülke devlet ve insanlık kazanımlarını hiçe sayarak sorgusuz sınırsız yağma yıkım tecavüz talan sömürü ve soygun düzenekli çöküşün dayattığı şartlanmışlıklara göre kuruyor ve kurguluyor artık kendini insanlar.
Voleyi vurayım, hayatını kurayım cinsinden kolay, kayıtdışı ve kara para üçlemesiyle herkesin iştahını kabartarak dönüp dolaşan hayatta her şeyin hazır kalıplarda izole edilmiş kalabalıklara empoze edildiği bilgi kirliliği ve algı yönetimi en başta olmak üzere alışkanlıklarına yol gösterip yön veren afyon dolgulamaları da bu garami döngüsünün tezgahında kotarılan dondurulmuş kusuntu hazır kalıplarından aşılanıp empoze edildiği, artık kimsenin özgün ahlaklı, kararlı, bilinçli, onurlu duyarlı saygın ve ahlaklı ne adı var, ne kişiliği var, ne sözü var, ne güvenirliği var, ne inanırlığı var, ne samimiyeti var, ne kimliği var, ne gerçekliği var, ne itibarı var, ne sosyal ilişkisi car ne toplumsal kaygısı yahut sorumluluğu var, ne paylaşma alışkanlığı var, ne kendine ait aklı fikri iradesi var ne de orası burası ustura neşter botokslaması oynanıp kurcalanmamış bedeni veya yüzü var artık.
İnsanı kendinden soğutarak yabancılaştırma ve iğdişleme operasyonculuğuna seksenli yılları milat alarak topyekün yeryüzü soygun sömürü işgal talan yıkım tecavüz ve ölüm zulüm çarkından beslenen sülüklerinin Yeni Dünya Düzeni diye markalaştırdıkları sosyal siyasal kültürel ve ekonomik bakımdan hiç kimseyi dılarda bırakmayan GLOBALİZM ablukasıyla herkesi kolayca avladı,tuzağına düşürdü, kendiliğinden köleleştirdi ve pazar piyasa soytarısına çekti çevirdi. Aynı yıllarda Türkiye’ de tedavüle konulan Kenan Darbesi yağma yıkım kundaklamasıyla da ne yazık ki sevgili ülkemiz ve toplumumuz cunta yerini Bop Eşbaşkanlığı’ na devreden Oniki Eylül’ ün Yeni Dünya Düzeni ortaklığından zarar ziyan çürüme çöküş hasar ve yıkım nasibini aldı ve almaya devam etmekte. Bunda tüm kirli siyaset ortak suçum sekreteryası olduğu gibi, modernize edilerek alt yapısızlığa yığılıp sürekli biriktirdiği çözümsüz sorunlarıyla daha içinden çıkılmazlığa varoşlaşan çarpık ve çirkin kentleşme erozyonunu, yapısında fuhuş furya uyuşturucu her pisliğin döndüğü dizi sinema medya mafya magazin mekan kredi ve emlak endüstrisinin içli dışlı olarak birbirini beslediği ve birbirinden beslendiği bozuk çarka her konuda amansız ayrışıp kutuplaşan liste başı konumundaki spor fanatikliğinin yan kortej kulvarında Tarkan ve Sezen nesli seksenli laboratuarlarda üretilerek topyekün arabeskleşmenin vitrin kılıfı, sahne tezgahı ve mega marka kostümü giydirilerek toplum mühendisliğinin yapay dokunuşlarla kamçılayıp köpürttüğü kapış kapış tüketici tedavülüne konuldu.
Yedi meşaleciler fecri ati ve serveti finun’ un savunduğu şiirde sürekli yenilik arama, yerel ve milli duyguların ağır bastığı konulardan ve toplumculuktan arınma, tekrara düşmeme, dış dünyaya değil içe kapanıklığın biriktiği yerden hayale önem verme, imge ve simgelere yer verip zor anlaşılır olma batılı ölçülerle sanat sanat içindir parolasında tablo yapar gibi şiir yazmaya odaklanıp öne çıkararak birinci ve ikinci yeniye yataklık etmekle işe başlamış; ancak zaten batı taklitçiliğinden aldıkları soyut kaynakla hep kendilerini koydukları ilkelerde boğup zamanla yataylaşarak zaten sağlam iradeli inançla çıkmadıkları yoldan geri dağılarak çok sürmemiş ve iflas etmişler . Onlardan sonra gelenler de (bir ,ikinci yeni ve güncel ardılları) eskiyi düzeltiyim derken alt yapısı özgün kaynaklardan olmayan yenileşmek adına her pahasına batılılaşmayı umursayan ve sanat sanat içindir anlayışıyla kurgusal, sembolik, anlamsızlık, şekilcilik, imalı dolaylı yüzeyselliğin ve taklitçiliğin bireyselciliği önemseyerek tüm toplumsal değerleri gerçeklikleri ve sorunları yok saydığı, parıltılı imgeler bataklık çukuruna düşerek aynı akıbetin bugünkü bencil bunak hiçkimseye hiç bir duygusal yahut duyarlılık ortaklığı olmayan ve herkese her konuda lümpenlik sahtelik sinmişlik soğukluk kötümserlik karamsarlık eziklik yetersizlik ve değersizlik aşılamakla yaşam savaşını kaybetmeyi örgütleyen kendini imha etme yoluna sapmış tükenmişler.
Bu yüzden de bu günün ortak toplumsal hayatında çıkar amaçlı kullanışlı her şeyin özelleştirildiği ve kimsenin kimseye katlanıp kabulü ve tahammülü olmadığı şiddetli ağır depreşme ve şizofreni sarmalında magazin modeli insan, ağzı dili davranışı karakteri kişiliği pis laflar kokan ve çatışma sataşma hesaplaşma saldırı kötülük karanlık kin nefret ve gerilim çatırdayışları kovalayan yaşam biçimi üreteni ve tüketeni halini aldı.
Gün boyu uyumsuz mutsuzluklardan beslendiği bütün aşağılık yitiklik ve eziklik duygusunu örtbas etmek için sataşıp saldırganlaşacak gerilim bunalım pislik bela kabus dövüş çatışma aranarak enerjilerini ağzı davranışı dili tavrı kişiliği ve ilişkisi bozuk hır gür kavga hışım kin nefret karanlık kötülük çatışma kutuplaşma ve kargaşaya odaklı harcanıp tükenenlerin alıştıkları kahırlı küfürlü dışında bilip tanıdıkları saygın aydın çağdaş bilge ve verimli yaşam biçimleri anlayışları algıları kültürleri ve ilişkileri yoktur.
Çünkü sorgulayarak yaşamak ilkesi, hayatın özü esası hassas refleksi ve dengeli canlı dinamiğidir. Sorgulamaksa gerek olumluya gerek olumsuza hiç bir fanatiklik bağnazlık adanmışlık ön yargıcılık ve tarafgirlik salgını ve saplantısına kapılıp kilitlenmeden akıl fikir vicdan ve ahlaki birikimlerle ve özgür iradeli bakış açısıyla övülmeyi hakedene takdir, yerilmeyi gerektirene hiç ertelemeden eleştiri tepkisini koyabilmektir. Çünkü sadece ve her şartta katıksız iyi niyetli yaklaşım gereksiz istismarcılığı körükleyebileceği gibi zamanla katmanlaşarak yerleşik yanlışların ve sorunların çözümsüzlüğünü tetikler ve donatır. Ayrıca ortak ilişkileri sürdürülebilir kabulde ve saygınlıkta yürütmek de sadece iyi olmayı aşan; ve sorunları yönetmede veya yaşama sevincini artırmada paylaşma bilgi beceri özveri gibi donanımlı kişilik zenginliğini gerektiren bir olgudur.
Köksüzlüğün, yani hiç bir yere ait olmayan iki derede bir arada kalmışlığın her şeyi iflasa sürükleyerek ve kendi gücüne dayalı olmayan yapay ve yanlış kamburlaşarak çoğalmayı veya gösterişli vitrin donatmayı kalkınmış gelişmişlik olarak algılayan pençik pinçik yıkımların edebiyat hikayelerini, acı gerçeklerini ve kurgusal platonik hayalimsi hadsiz hesapsız özenti savurganlığını Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Araba sevdası, İntibah, Kiralık Konak, Şıpsevdi veya Aşkı Memnu gibi çağına tanıklık eserlerle bundan ikiyüz yıl evvelisinden bu günlere varan ve aynı zamanda toplumdan kopuk toplum üstü imtiyazlı yaşamın İstanbul günlüğünü tutarak yazılageldi.
Cumhuriyetimizin ilk çeyreğiyle ekonomik sosyal siyasal ve kültürel her alanda özgün samimi özverili çağdaş ve gerçek düzeyde kalkınmanın ivmesi yakalanmışken bilhassa altmışlı yıllarla beraber yeniden batıyla doğu arasında gidip gelen büyük çalkantı çürüme tıkanmışlık ve yıkım müteahhitliği elit ve seçkinler namına hüküm sürmeye başladı. Alt yapısına bulduğu her değeri kökten yıkarak arazi kapışması ve çirkin yapılaşma rantiyesinden başka hiç bir ülke devlet ve toplumsal sorumluluk liyakatliliği koymayan karanlık ve kapkaç tünelinden ( yetmişli yılların tüm kaç - göç çelişkilerini içinde kamburlaştığı tepkisel duruşun yerle bir edildiği )On İki Eylül ile taçlandırılmış bütün anlayış ve davranış bozukluğuyla batıya öykünüp özenen fakat hurafeci cehaleti kutsayıcı gericilikten asla vazgeçmeyen iki derede bir arada sıkışmış serveti funun seviyesinden bile düşük yapay sahtelikte herkesin her alanda birebiriyle kapışıp yarıştığı toplumdan ve gerçeklikten kopukluğun bu günlere gelindi.
Sinema müzik edebiyat resim mimari taslak tasarım gibi toplumsal damarı ören kuran ve örgütleyen stün taşları niteliğindeki iletişimin her türlüsü … ünlü ayrıcalıklı şöhretli ve konforlu alanını kurtarma esasına dayalı birbirini kotaran ve kollayan sanayi çarkında sponsorsuz aracısız veya AJANSSIZ asla kurulu tezgahta yerini almadığı bencillliği ve ÖZELLEŞMEYİ kutsayan raf ürünü duygusuz duyarsızlığa çarpık yapılaşma karakterinde sessiz sinik sönük uzak kayıtsız pantomim tarzı kayıplara karıştı gitti ilim bilim hak hukuk ve kültür sanat . Bu yüzden de ülke kaderiyle aynısını yaşayan İstanbul, uçakla yapılan yolculuklarda üstünden geçerken onlarca dakika suyun kenarına yıkılmış ve yığılmış tıpkı siyasetin ekonominin kültürün tarımın kimliğin sanatın edebiyatın toplumun ve insan ilişkilerinin batı ile doğu arasındaki iflasın eşiğinde taksit taksit köprüleri ve oto yolları özelleştirerek durum kurtarmaya çalışan hafriyat molozu gibi gözükmekte.
Çünkü…
Hiç bir emek sorumluluk çaba kaygı özveri samimiyet ve paylaşma bedeli ödemeden çok şeyin sahibi olma çıkar düşkünlüğünün beleşçi talancı vurguncu bedavacı hileci hurdacı torpilci imtiyazcı haydut ve dalavere haramiliğiyle kendini gelişmiş olgunlaşmış donanımlılığa bir türlü tamamlayamamış, tamamlamak üzereyken gerek sivil gerek cunta darbeleriyle toplumsal akıl bilinç ahlak anlayış kural düzen bellek hafıza ve birikimi yerle bir eden kanunsuzluğa keşmekeşliğe düşkünlüğe gösterişe ihtişama tantanaya foyaya cehalete karanlığa tutarsızlığa kaypaklığa yozlaşmaya kokuşmuşluğa ve magazin özentisine mahkum eden çöküşün bütün salgın ve mikroplarını yaşayarak taşıyan sosyal mezarlaşma kayıtsızlığında hayatı kararan toplumsal döngü, geçmişe öykünerek kendinden kaçışların izolasyon sığınağı yapıldı …
Adalarsa, şurda burda yeşillik kotasına boya çalınmış özel sitelerle istanbul içine çekinilen inzivanın kifayetsiz yetersiz kaldığı geçmişe hiç kimseye veya Robinson’ a kaçışları gibi şimdilik turistik nefes alma yerleri.
Rakipsiz, herkesin en mükemmeli, herkesten farklı, herkesten ayrıcalıklı, başarı grafiğine erişilmez ve kusursuzluğun herkesi kendine hayran bırakan tanrı veya tanrıça fenomen idol/ modeli olmalar uğruna özendiği bütün bozuk berbat ve bulaşık TEK TİPLEŞMENİN marka ve maskelerinin esir aldığı cehaleti yıkımı kısadan köşeyi dönmeyi ve karanlığı yücelten cinsiyetsiz, kimliksiz, duyarsız, acımasız,duygusuz, ilgisiz, kayıtsız, iradesiz, aidiyetsiz, doyumsuz, ruhsuz, bencil, soyut, karamsar, ve sahteliklerin tüketici düşkünü emek ve değer kavramını yitirmişliğiyle, ortak yaşama sevincine liyakati ve riayeti olmayan her türlü bağımlılıkların birbirine benzer küresel çarpıklığa özenti tutsaklığını kanıksadı ve kabullendi yerelden uyarlanmış ayarlanmış Bop labaratuar türevli toplumsal bozgun.
Yani.. doğru dürüstlüğün izinde ve yolunda gitmeyenlerini kendi haline bırakarak yalan yanlışların çoğalmasına sebep olunuyor. Ve her gün kalıp rutinleri değişmezliğin çevrim çarkına kendini bozmakla işe güce başlayan günsüz geçimsiz insan, fert başı katılım sicil sabıka ve cürüm payıyla sözüne iradesine güvenilmez dostluğu da bozuyor, sohbeti de bozuyor, aileyi de bozuyor, toprağı da bozuyor, çevreyi de bozuyor, samimiyeti de bozuyor, dili de bozuyor, adaleti de bozuyor, sağlığı da bozuyor, mimariyi de bozuyor, sporu da bozuyor, kültür sanatı da bozuyor, gıdayı da bozuyor, trafiği de bozuyor, siyaseti de bozuyor, ticareti de bozuyor, üretimi de bozuyor, pazarlamayı da bozuyor, iletişimi de bozuyor, inancı da bozuyor, ülkeyi de bozuyor, eğitimi de bozuyor ve en nihayetinde güdümlü saplantıları uğruna içinde ve sayesinde yaşadığı bütün ortak değerleriyle birlikte saygı sevgi sorumluluk ve aidiyet duygusuyla kazanılmış olan ülkeyi devleti ve toplumu da bozuyor.
.. RANT ve YAĞMA ŞANTİYECİLİĞİNDE BOP KISIR DÖNGÜSÜ … Bir avuç toprak, bir ömürlük yavan yaşık yemiş ve gönül sofrası, bir tutam yeşillik, bir nefeslik hayat ,kendi aşk kadar güzel olunca insan, hoşgilmişsin ey SEVGİLİ olan huzur demeye ne kalır ki…?! Ancak ve lakin…!
Dünyanın istisnasız her yerinde, ortak gelir ve kazanımlardan elde edilen zenginliğin adil ve hukukun üstünlüğüne göre dağılımı yapılmayan büyük pasta gelir ve pay kısmı geçinmekte zorlanan yoksulluğun yaşam hakkına çapulculuk ederek çökmüş ve çöreklenmişlerin her türlü sağlıklı ve saygın gelişme büyüme istikrar iskan ve kalkınmaya köstekçi haydutluk ganimetidir.
Her günün akşam oluşuyla pencereleri karşıdan görünen ışıkları yanar çevreyi saran karanlığa sessiz ve ılık sıcaklıklar dolar. Herkesin ister istemez yola kenara sonraya erteye yarına her şeyin bir şekilde her zaman yarım kalacağına bıraktığı hikayelerini kediden kanaryadan pazardan okuldan çarşıdan noterden dosyadan çakıl taşlarından köprüden meydandan günden geceden toplum hafızasından ve insanlık kitabından herkesi yükler sarar ve sarmalar, ışığın karardığı veya günaydınların doğduğu ezel güncesine götürür emanetçi zaman.
İnsani değerlerini edinmemiş veya insanlık birikiminden miras olanlara büyüyememiş yoksunluk, ezikliğinin dürtü kölesi, çarpık yapılaşması çığırtkan müptelası ve bağımlılık kuklası olur. Ordan ötesi ve sonrasıysa sürekli zarar ziyandır . Sapkınlaşarak her türlü yaratıklığın kirini kuruntusunu kusmuğunu köpüğünü taklit salgınını ve özenti mikrobunu yaşayıp bulaştırır ve taşır insan. Ve böylece…
Rant çıkar ganimet servet otorite gösteriş güç özenti ve ihtişam düşkünü her işlenen haksız hukuksuz baskıyı zorbalığı kötülüğü cehaleti gericiliği hurafeyi köktenciliği ve keyfiyeti masum makbul ve sıradan görerek; günün birinde toplayıp biriktirdiği çözümsüz ve çıkışı olmayan sorunlar katmanında gücü ve iradeyi ele geçiren liyakatsiz doyumsuz haydut haramiliğin imtiyazlı seçkinlerinin dayattığı yağma yıkımlar buyurganlığına kayıtsız sorgusuz teslim olmak; tıpkı istanbul kaderkeşliği gibiliğin “ taşı toprağı altındır” diye ülkenin ve dünyanın her yerinden çığ gibi sökülüp gelenleri yüklendikçe dibe çöken, dağ tepe deniz koy kıyı sahil bayır dere orman bırakmayarak dibine çöktükçe elde edilen haksız yolsuzluğa dayalı rant ve güç sayesinde daha çirkin daha kirli daha gürültülü daha çarpık ve daha içinden çıkılmaz insanı doğayı ve tüm canlıların yaşam hayatiliğini hiçe sayıp dışlayarak dibe çöktükçe daha çok kalabalıklaşan insan yığınağı kozmopolit yüküyle soyan sömürenlerin asıl iştahını kabartıcı yılda üç yüz doksan milyar dolarlık ekonomi çarkının çevrilip döndüğü veya diğer bir deyişle ülke ekonomisinin yüzde yirmidokuzunun sadece istanbul rantından elde edildiği ve en önemlisi kayıt dışlılarıyla beraber en az yirmi milyon insanın tüm görmezden gelinen ve kendi kaderine terkedilmişliği kanıksandıkça masum görülen yıkıcı ve yakıcı sorunlarıyla beraber doluşup çöküştüğü içinden çıkılmaz bataklığa dönüşen benzeşmesi toplum ve ülke satında her yere ve herkese misliyle çarpıp katlayan nispette yayıldı ve yerleşti.
İçinden çıkılamayan düzensiz kuralsız kirli gürültülü tıkanıklık ve dağınıklığın hükmettiği kaos ve kargaşa ,her çarpık ilişkili çözümsüz sorunlar yumağını tetikleyen kışkırtan artıran ve kaynaklık eden cehaleti şiddeti korkuyu hurafeyi zorbalığı kanunsuzluğu kaderciliği tutuculuğu güvensizliği kaygıyı köktenciliği çıkmazı çelişkiyi uyumsuzluğu besleyen ve beslendiğinden beslenen geri kalmışlığın sağlam dayanaklı gösterge verisidir. Alışıp kanıksadıkça da hükmederek yönetildiği tüm yerleşmiş ve kökleşmiş siyasal kültürel veya ekonomik bozulmuşlukların çözülmesini asla istemediği bütün kötülüklerin kalıcılığı için süre n emedeki tutsaklığını savunanmaya var gücüyle kendini kul kurban eder.
Evet tıkanmış ve sonsuz kere hep aynı sıkıntıları doğurarak kendini tekrar eden kısır çorak ve kurak döngülerden sıyırıp yeni başlangıçlara onarmalı kendini insan. Ancak..yağmurdan kaçarken tufana değil elbette çünkü hiç bir ihtiyat gözetmeksizin bitmiş tıkanmışlıktan kaçışlara savrularak mümkün değildir ne yaşamanın anlamı, ne de mutluluğun sevinci ve insanlığın dönüm dolaşım kıstası. Çünkü, olduğu yerde gerekli olan, hayatı bulan, hayattan aldığını hayata verebilendir her yerde mümkün cümle cihan güzellik, öz benliğinin içinde yoksa kişinin, dışarda bulacağı beklenmedik mucize de değildir hayali kurulan iyi dilekli niyet veya kısmet.
Hele de kendinden bile kuşku duyup şüphe uyandıracak kadar emin olmayan mesafeli güvensizliğin aciz yetersiz ezik yitik çaresiz ve anlamsızlıklarında saplanıp kalırsa hayat, görmediği değer ve ilgi nedeniyle insanı toplumdan ve kendinden hızına yetişilmez kaçışlarla mezarlaştıran ve geri dönüşümü neredeyse imkansızlık seviyesinde öldürür ve soğutur. Çünkü burayı kendi kendini yiyip bitiren hırs yarış korku kabus gerilim kriz marka moda maske çelişki açmaz çıkmaz toplumsal yozlaşma özenti hur dalaş sataşma nefret kolkeksşyoncusu sosyal çürüme ve cinnet cinayet sarmalları bşrbşrini gmzeten ve badkılayan hspislikte şzleyip takip ve taklit ederek alanı geniş ( ölmedikçe veya öldürmedikçe rahat bırakmayan) tutsaklık kapsamına almıştır artık.
Sağlıklı büyüme gelişme ve kalkınmanın en temel dayanak göstergesi olan bilimselliği esas alarak, doğayı çevreyi insanı börtüyü böceği eğitimi kültürü sanatı dayanışmayı ülke dünya ve insanlık mirasını titizlikle gözeten saygın, duyarlı, liyakatli, onurlu ve sosyal iletişim aidiyetliliğiyle üretilen bütün ortak kazanım ve zenginliklerini gelir dağılımı eşitliği güden hukukun üstünlüğüne bağlı herkesin denetlenip sorgulanabildiği karşılıklı güven duygusunun toplumsal döngüde ne denli yaygın ve yerleşik olup olmadığına ve paylaşma sorumluluğunun her kişide ne gerçeklikte kanıksanıp karakterleşmiş olup olmadığıyla ilişkilidir.
Akıl fikir vicdan bilinç gözlem bellek deneyim çıkarımların muhatabı ve mantıken sonuçları doğuran sebepler ilişkisinde malumdur ki hiç bir soygun talan vurgun hırsızlık haydutluk ve çarpık yapılaşmaya maruz kalmadan adil duyarlı düzenli güvenli istikrarlı sağlam ve sağlıklı gelişmiş büyümüşlüğü hakkı hukuku insanı doğayı kültürü ve tüm canlı cansız ortak yaşam değerlerini gözeterek barınma beslenme eğitim sağlık ulaşım bilişim enerji iletişim ve huzuru kurarken istihdam ve tüm hayati ihtiyaçları gideren ve hiç bir acizlik eziklik kulluk kölelik muhtaçlığı yaratmadan özgür ve öz güvenli sosyal siyasal ekonomik ve kültürel doyumu ve mutluluğu sağlayacak kadar gelir dağılımı eşitliği her kalkınmış büyümüş ve gelişmişliğin vazgeçilmez ana omurgasıdır. Tüm bunlara duyarlı alakalı sorumlu özverili ilgili bilgili inanılır güvenilir ve liyakatli gelişip büyüyen her yapılaşma sanayileşme ve şehirleşme, bugünün dünya gerçekliği ölçeğinde eğer -alt yapısı yüzyıllar boyunca dengeli duyarlı çağdaş ve sağlıklı yapılaşarak süre gelmemişse - her hangi bir dünya şehri iki veya üç milyon kişiyi aşıyorsa orda çözüme dayalı hangi suni pansumanlı tamir onarım bakım teknoloji veya konforlu inşaat müdahalesi yapılırsa yapılsın, rant ve ganimet getirisini gözeten çarpık yapılaşma ve gelişmemişliğini haramiliğini yolsuzluğunu talancılığını geri kalmışlığını ve gericiliğini doyurup beslemekten başka hiç bir anlam güdüm ve çıkarım gayesi yoktur. Yakılan yıkılan değerler üzerine kurulan bütün ölü yatırımlarsa içinden çıkılmayan toplumsal çöküşün paylaşım ve mutluluk eşitsizliğini her türlü zorbalık sapkınlık ihanet usulsüzlük doyumsuzluk kanunsuzluk dalavere rüşvet hile dümen çıkar ve istismar yoluyla kendi aralarında kırışıp bölüşen seçkin ayrıcalıklı vurguncu tefeci sömürücü yağmacı çapulcu ve yağmacı güruhunun ganimet mülküdür.
Dünyanın istisnasız her yerinde, ortak gelir ve kazanımlardan elde edilen zenginliğin adil ve hukukun üstünlüğüne göre dağılımı yapılmayan büyük pasta gelir ve pay kısmı geçinmekte zorlanan yoksulluğun yaşam hakkına çapulculuk ederek çökmüş ve çöreklenmişlerin her türlü sağlıklı ve saygın gelişme büyüme istikrar iskan ve kalkınmaya köstekçi haydutluk ganimetidir. Demiştik ya..
Yakıp yıktığı suçun sabıka siciliyle, yağmayı, kanunsuzluğu, cehaleti, korkuyu, hurafeyi, çağ dışılığı,sefaleti, geri kalmışlığı ve keyfiyet buyurganlığını kurumsallaştırarak sadece kendi sür saltanat çarpık yapılaşmasını gözeten hamaset tellallığıyla asla mümkün olmayan istihdam istikrar büyüme gelişme ve kalkınmaya burdan yakın bakış kıyasıyla ve yorumsal detaya girmeden :
Köln , Düsseldorf,Dortmund, Essen Kuzey Ren Vestfalya’ sı ( Nordrhein Westfalya’sı ): 2 milyon 374 bin kişi toplam nufusa sahip. Yüzölçümüyse 34 bin kilometrekare. Toplam eyalet nufusu 18,1 milyon kişi. Eyaletin toplan ekonomik katkı payı 839,1 milyar yuro yani 923, milyar dolar.
İstanbul’un yüzölçümü 5 bin 463 kilometre kare 118 kilometre kare de göl baraj bentlerden toplam su yüzeyi. Marmara bölgesinin yüzölçümü 68 bin kilometre kare. Nufusu 26,6 milyon kişi ( ülke genelinin yüzde otuzu) Toplam gayrisafi si, ülke ekonomisinin yüzde 43 oranıyla 584 milyar dolarmış.
Köln Düsseldorf Dortmund ve Essen’ in Ekonomik potansiyeli toplam ekonominin yüzde yirmisi yani : 872 milyar yuro yani : 954 milyar Dolar resmi kayıtlı 15 milyonluk istanbulun 390 milyar Dolarlık ekonomik katkı payı hacminden kat kat fazlaca.
Münih,Nürnberg, Augsburg Bavyerası : 2 milyon 666 bin kişi toplam nufusa sahip ve ülke ekonomisine katkı payları : 792 milyar yuro yani : 871,2 milyar Dolar’ la yine istanbulun ekonomik hacminin (390 milyar dolar , 25 miyon insan ) yaklaşık iki misli.
Toplam bavyera eyaletinin ülke ekonomisine katkı payı yüzde 16 yani 955 milyar dolar veya 824,2 milyar yuro. Yüzölçümü 70.550 kilometre kare , toplam nufusuysa 13,2 milyon kişi.
11 , 2 milyonluk Baden Württemberg eyaletininse : ekonomik katkı payı 667 milyar yuro yani 733 milyar dolarla sözde 15 milyonluk nüfusu olan ve 390 milyar dolar ekonomisiyle istanbulun katkı payının yaklaşık iki misli ve arazizi geniş 5 milyon düşük nufusa sahip. Hamburg eyaletinin Almanya ekonomisine katkı payı 168 milyar Euro. Nüfusu 1, 9 milyon kişi. Eyalet nüfusu 5 ,1 milyon kişi .Yüzölçümü 755 kilometre kare . Berlin’ in ülke ekonomisine katkı payı 218 ( istanbul kadar) milyar Yuro. Nufusu 3, 8 milyon kişi. Yüz ölçümü 891 kilometre kare. Ayrıca Londra’ nın ülke ekonomisine katkı payı 725 milyar Yuro. Nüfusu 9,12 milyon kişi, yüzölçümü 1572 kilometre kare. Paris’ in ülke ekonomisine katkı payı 865 milyar Yuro. Nüfusu 2 milyon kişi. Yüzölçümü 105 kilometre kare. Yorumlamasını bilenedir ezber bozan detaydaki kalkınma büyüme gelişmeye dair derin çatlak ve ince ayrıntı.
İstanbulu batırdıktan sonra istanbulu artık hiç bir sürüklenerek yığınlaşıp gelen kaçışın çözüm yeri olarak görmeyen günsüz yarınsız kalabalıklar gezi turları rehberliğinde veya bulduğu en küçük fırsatta kapağı yurt dışına atarak istanbula gelişin eskiyi tekrar eden tüm yersiz yurtsuzluk sığıç ve geleceksizlik nedenleriyle birlikte, kendinden kurtulmanın çıkış ve kaçış yollarını hiç bir yerde veya her neresi olursa olsun hangilerin izi yolu veya haritası bilinmeyen yitiklerde aranmaktalar.
Acil Toplanma birikme ve kaçış alanları gibi, yığılmış birikmiş ve katlayarak artan toplum acılarını sorunlarını kuşkularını kaygılarını yoksunluklarını yalnızlıklarını ve insanlığın en zorunlu ve hayati ihtiyaçları getirisi garanti zahmetsiz ve yüksek ganimetten sayarak bu sefil yoksul tükenişte herkes kendine dağıtılmış iradesiz sorgusuzluğun koşullayıp dayattığı aidiyetsizliğin soygun sömürü ve yıkım parçacıklığında kalıbına göre biçilmiş rol, ödev, dekor, kostüm, maske, proje ve kurmacalarla hiç değilse en kötünün iyisi buna da şükür kabullenişlerinde hiç kimse artık yabancılaştığı kendini yadırgamıyor, hiç hayrete düşürmüyor, itiraz etmiyor, rahatsız olmuyor, tepki vermiyor, tuhaf bulmuyor ve sorgulamıyor..
En kötüsü ve acısıysa, herkes birbirinin ortaya yarılmış dökülmüş eksik noksan yetersizlik geçimsizlik eziklik ve mutsuzluk yaralarından kendi kanamalarını sararak üstünlük mükemmellik avuntu ve mutluluk payı çıkardığı ; hiç olmadığı kadar sündük pörsük .. de sümükleşip balgam artığı oldu insanlık.
‘ Bilmek’ de ekmeği suyu havayı doğayı börtüyü böceği hakkı hukuku ve insanı doğrulayan hayatın özü esası ve vazgeçilmezidir. Bilmezse ve deneyimlediği katılımcılık çıkarımlarıyla edindiği ve bildiğinde ısrar etmezse her üfürenin beyni benliği ve zihni boşaltılmış çöplük kutusu olur, kalıbına girdiği her değişkenlik dolgulamasında sağlam duruşlu karakter ve kişiliği yaşayıp taşıyamaz. Kendini tasarımlı ve kadrolaşmış jüri karşısında kalıplaşmış soruların bilgiçlik taslama denekliğini adar ve koşullandırırsa , her renge her an değişip dönüşebilmenin densiz dengesiz ve gerzek papağanlığını susar ve döner insan.
Su akarken, toprak diriyken, onur itibar kültür sanat söz yazı işler çalışırken, akıl fikir vicdan cesaret saygı sevgi dilinden konuşur danışırken , insanlık canlı ilgili duyarlı özgür isorumlu bilinçli gerçek samimi ve henüz ölmemişken … şöhreti şanı keseyi etiketi kostümü maskeyi bütçeyi seçkin üstün imtiyazlı ayrıcalıklılığa depolayıp doldurmak uğruna yerle yeksan edilen İstanbulu batırıp bitirdikleri halde her şeyin irade yetki ihtişam heybet ve hüküm sahibi oldukları varsayımı ve cüretiyle doğal yaşam dokusunu ve döngüsünü temelden sarsıp bozanlar, suni kanallar yırtarak yeni bataklık metropol şehirleri kurmaya soyunup su hala gök mavisi akıyor diye umarsız ve duyarsız harami güzellemesi avuntusuyla aklına her esen doyumsuzluğun ve ganimet düşkünü sapkınlığın yıkım mühendisliğini ve patronluk müteahittçiliğini yaparlar.
Çöküş çürüme ve yozlaşma başlayınca değersizlik yüceltilir, yaşam kalitesi duyarlılık seviyesi düştükçe düşerek aşağılanmanın ezilmişliğin kabul gördüğü popüler kültürün yüksek pirimlerle finanse edildiği gündelik harcayıp tükettiği arabesk bataklığına ve afyon cikletine dönüşür harabeden insanlık.
Kıskaçtaki toparlaması zor dağılmışlıkları anlamak veya anlaşılmak yerine kendini dayatarak hep haklı çıkmayı anaç edinen gerçeklik bağı ve bağlantısı kopuk körü körüne köktenci dogmacı ısrarcı kinci inatçı insanlığı örenleşmiş işlevsizliğin gideceği yer ( aynı suç ortaklarının birbiriyle ganimet - menfaat noktasında ittifak ortağı olup bütün kötülüklerini savunduğu ve zaten kanun düzenleyenleri bizzat kendileri okudukları için hırsız yolsuz haram her dosyası kabarık kirlilikten aklayıp arındırdığı ve kendin konfor alanlarını sağlama almak için her türlü aciz cahil muhtaç zavallı ve mahkum toplumsal çürümeyi kokuşmuşluğu ve ayrışmayı kıyasıya kışkırtıp kamçıladıkları ) tüm enerjisini ve çabasını kendini ispatlamak için harcayıp tükettiği ilişkisizlik mutsuzluk kahır şikayet gerilim ve bunalım çöplüğüdür.
Eskiden yerleşik var olan elit seçkin imtiyazlı ve sadece ihtiyaç duyduklarında alt tabakanın ve geniş kesimlerle yüzeyselden dokunarak geçerek işlerini bitirdikten sonra konforlu alanlarına geri dönüp tüneyen haksız hukuksuzluk yağma yıkım çarkına ortak istifadeci ve paydaş tolum gerçekliğinden kopuk ( sanat spor siyaset holding marka medya banka borsa emlak ticaret iletişim ulaşım sağlık magazin moda eğlence ünlüleri ve şöhretliler ( gruhu) ortak çıkar ayrıcalıklı burjuva sosyetesine aynı karakter ve sicilden onları hem lanetleyen hem de her yapısal bozuklukta onlara imrenip taklit ederek aynılaşan varoş arabesk sosyetesi , karanlığı cehaleti kimliksizliği ve kültür sanatsızlığı yücelten kesişim düzleminde birleşti ve buluştu.
Rant yağma yıkım şantiyeciliğinin Bop kısır döngüsünde aycalıklı menfaat ortaklığını önceleyerek toplumsal çöküşün yıkım miras mülkünü kıran kırana işletip çalıştıranlar, dağ deniz orman tarla bağ bahçe dere vadi ova bayır mera yayla koy körfez söz sanat iletişim kültür .. sınırsız sorgusuz haramilik keyfiyetiyle tüm ülke birikim kazanım varlık ve zenginliklerini sahipsizlik kanunsuzluk duyarsızlık liyakatsizlik aidiyetsizlik kimliksizlik ve devletsizlik bağlamında talan rant ganimet servet güç gösteriş ve ihtişam uğruna içöküp çullanarak yanıp yıkanların her türlü çarpık yapılaşmaları, sınırsız ve doyumsuz vurgunu soygunu talanı yağmayı yolsuzluğu sahtekarlığı ve yıkımı doyurup besleyerek algısını özgürlüğünü ve iradesini bağımlılıklarının kulluk köleliğine teslim etmiş insan yığınlarınıın her alanda duyarsızlaşıp çölleşen karamsar ve kayıtsızlığını kolayca manupule edilebilen istismarcılık hükmüne sürüklenen her şey çürür kokuşur yozlaşır ve yıkıma uğrar. Bundan dolayı toplum hayatı donanımlı bilimsel sağlıklı çağdaş ve saygın büyüme ve gelişimi her türlü geri kalmışlığın sorunlar çoraklığında tıkanır kalırken soyut sanal şekilci ve sahte gündemlerle magazin afyonlarını harcayıp tükettiği sosyal siyasal ekonomik ve kültürel bataklıkta bütün çirkinliği ve çirkefliğiyle huzursuz mutsuz gergin ve geçimsizliği artırıp çoğalttığı sefil yoksulluğu üstüne çekip yığan şiddet kahır kaygı endişe hurafe sapkınlık eğitimsizlik ve sorunlar silsilesi sarmalıyla boğuşarak geri kalmışlığı örgütler bu çelişkilerinden haydut haramilerin ayrıcalıklı zümreleştiği çarpık yapılaşma bataklığı. Medyatik ünlü şöhretli fenomenleriyse adeta kendilerini ilahlaştırıp taparcasına adanmış fanatikleri sayesinde istismar ganimetinden menfaatlinenlerin en bilindik liste sıralamalı ortak çıkarcılarıdırlar.
Bütün bınların körükleyip tetiklediği yakıcı ve yıkıcı sorunlarla toplumsal kişilik ve insani duyarlılığını yitirmiş sürüklenişlere kayıtsız kalan korku karanlık furya azgınlık sapkınlık saldırganlık baskı talan tecavüz yağma fuhuş ve yozlaşma bağımlısı her kişiliksizlik başı bozukluğu, masum mübah gördüğü her çirkefleşmeyle bir zamanlar eleştirel bakışla sağlıksız hastalıklı ölümcül tutarsız ve dengesiz gördüğü her oluşumu ve gelişmeyi mikrobuna bulaşmış bağımlı bozulmuşluğun hormon gıdası olarak en öncelikli hayatilikte normalleştirerek günün vazgeçilmez değeri ve marka modası sayar.
Dünya artık göz göre göre bağıra çağıra ve göstere duyura yaşanan en korkunç asalak adi azgın sapkın acımasızlık derecedinde Kafkaslar Balkanlar Irak Libya Sudan Suriye gibi ve nicelerinde yaşanan işgal tecavüz kuşatma ve katliam yıkımlarından sonra sınırlarının nerden nereye kara nasıl hangi koşullarda ve ne ölcekte yerli kiralık katiller uygun uşaklar ve dalkavuk işbirlikçileriyle beraberce kotarıp çizildiğini zorla dayatarak bölünmüş parçalanmışlığın bütün ganimet zenginliğini sorgusuz sualsiz yağmalayıp yıkma girişimciliği ‘ yaşama hakkı zehirden zıkkım olsun, sana biçilmiş ölü gömleğidir razı gelmeyip şurdan şurayı geçersen veya çıkarsan dünyayı başına dar ederim’ haydut haramiliği, alıştık rutinlerin doğal seyri süreçleri haline getirildi.
Bu yaklaşım modeli doyumsuz kanaatsiz başına buyruk seçkinler ve ayrıcalıklılar zümre sultası kötülüğün bütün vurguncu talancı çıkarcı istismarcı tacizci yağmacı ve sorgusuz yargısız yetki sahibi tecavüzcü karaktersizliği ve şerefsizlikleriyle insanlığın ve yaşama haklarına serbest rekabetçilik piyasasından kendi kendileriyle hükümran olduğu tüm dünyanın istisnasız her yerinde dorunlarıyla boğulan kalabalıklara sistem bozukluğunun bütün kahrını yükünü faturası eziyeti ve borç yükü ölmedikçe bitmemeyi popüler kültürün toplum alıştırıp uyuşturan afyonlarıyla kabullenmekten başka haddin çizgin yok gibilerden zorla dayattıkları ölü gömleği giydirilmişliğin çapulculuk sür saltanatına çöküp çullanmış durumdalar.
Yaşayacaksan bizim çılgın tüketim çarkının amansız ve acımasız cinnet kovalama döngüsünde ölerek sürünecek ve ölünceye kadar iki büklüm olsan da ömrüyün sonuna kadar iş güç mesaisi kovalayıp zıkkımın berkini yiyerek yaşayacaksın. Dinlenmek istiyorsan sa toprağın altında ebedi huzura gömülerek tam dinleneceksin. Tıpkı Alman emperyal sınırsız sorgusuz sömürü yarışında serbest rekabetçiliği kurumsallaştıran neo liberal vahşi kapitalist seçkinler güruhunun lokomotif başını çektiği ve tüm dünya diğer benzerlerine örnekleyen dayatmasıdır.
Hiç bir zaman amacı işlevi inancı çeşitliliği fiili ve dinamiği olan çaba çöpe gitmez. Arzular hayaller istekler hevesler ve tutkular olumlu veya olumsuz hepsi besler eskiyen yanlarını tazeleyerek olgun ve zenginleştirir insanı.
Uğraş denilen azimli dirençli dayanıklı ve sürekliliği olmadıkça tek damardan veya tek kaynaktan varılan birikimini harcar önünde duran kısıtlayıcı katmanlarda boğularak kurak köksüzlüğe laçkalaşır ve tükenir insan . Bu bakımdan aklı fikri ufku bilinci yeniyle buluşup tanışmaya bilinmeyeni keşfetmeye eksiğini gidermeye veya kendi bildiği fazlalıklarını aktarmaya veya gereksiz yükünü boşaltmaya sosyalleşmenin ihtiyacı gereğince açık yaşamalı . Ancak dünya artık bu sağlıklı hassas ve saygın değerler ilkeler ve duyarlılıklar eksen dengesinde dönmüyor ne yazık ki. Doyumsuzlukta gittikçe haktan hukuktan akıldan vicdandan ilkeden histen duygudan paylaşmaktan sorumluluktan ve insanlıktan çıkarak en mahlukluğun bütün gerici karanlık yobaz bencil ihtişam güç ve gösteriş düşkünü bağnazlık meziyetleriyle yaratıklaşan haramiliğin sapkınlık ve şiddet meraklısı çapulculuk ölüm zulümleri kol gezmekte artık dünya hayatında.
Zaten insanlar sipariş üzere doğuyor ve proğramlı kölelikleri harcayarak donsuz kesintisiz tükenişinin sonunu getiriyor. Bu çarpık yapılaşma dönüm dolaşımda yapay zeka kendi aralarında konuşarak danıştığı insanlığın yok oluşuna hen tanıklık hem de hükmediyor.
İnsanlığın yön akıl fikir vicdan ut ihtiyat sınır had hudut yol yordam denetim ahlak kontrol kanun kural ve hukuk duygusunu yitirerek başkasının yaşam hakkına riayet etmeyi hiç tanıyıp umursamadığı ve bilhassa ihlal ve tecavüzlerin kendine masum meşru haktan saydığı azınlığın çıkar ayrıcalıklığını gözeten …azgın sapkın ve çılgın tüketim çağında emperyalist- kapitalist merkezlere bağımlı geri kalmış ülkelerde sınırsız sömürüyü esas alan ve zaten sınırlı imkansızlıklarla sınırlı hayatın çöküşünü ve tıkanıklığını tümüyle işlemez çalışmaz hale getirici konforlu alanlarını ( ballı börekli beleşçiliğin sayısını kendileri bile bilmedikleri servet sermaye emlak ve yüksek maaşlı haksız kazancın iş güç ve şöhret kovalayan hırsız yolsuzları) kollayarak adaletsizliği ve gelir dağılımı eşitsizliğini körükleyen çıkar ilişkili servet saltanat çarkına çöreklenmelerin yarattığı sorun işsizlik karanlık cehalet korku kaygı iskan istihdam sefalet ve sıkıntı yığılmaları yaşanırken , neo liberal globalci emperyal kapitalist merkezlerde ise günden güne türü ve çeşidi artırılarak faturası büyütülen azgın ve amansız sömürünün kulluk köleliğini ödemesi ve hayati ihtiyaçlarını karşılaması için yaşamları doğumdan mezara serbest rekabet yarışına göre planlı proğramlılığa özelleşmiş insan yığınlarının ölmedikçe huzur rahat özgürlük ve sağlıklı yaşam yüzü göstermedikleri; ve ölünceye kadar haktan hukuktan yoksul ve hakkı hukuku düzenek haramilerinin kendi imtiyazlarına göre yazıp düzenlediği en acımasız ve pahalı koşullara ezilerek çalışmayı şart koşarak, sahteliğin daniskasından demokrasi eşitlik özgürlük ve insan hakları hamaseti ve havariliği satıp pazarlamaktalar.
Benlik kişilik kimlik karakter ve öz güven yoksunu yetersizlikler, işlevsiz ve değersizlik duygusunu bastırarak maske kamuflajıyla ve estetik planlı marka dolgulamalarıyla yaşamayı köpürterek yoz ve magazin bağımlılıklarının aşağılık komplelerini kodlayan tüm özenti referansını adandığı popüler şan şöhretlilere göre tutunup takınmaktan onur duyar , yüksek değerden bilir inanırlar.
Çünkü devletçilik,hiç özel bir kazanç artırımı, sömürü ganimeti, zümrecilik çıkar sultacılığı veya servet edinimi gütmeksizin toplumsal faydacılığı esas alıp insanlığın tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayıp gidermeyi önceliğine ( eğitim sağlık gıda ulaşım spor güvenlik özgürlük ilim irfan imar istikrar iletişim kültür sanat ve nicesi.. ) alırken, onun tüm kazanım -birikim nimetlerinden yararlanarak yıkımını yağmalanmasını gözeten özelleştirmelerse, şahsi azınlıkçılık ve ayrıcalıklılık sultasının en aşağılık yol ve yöntemlerle hiç bir emek kural duyarlılık sorumluluk ve liyakat tanımayan çıkarcılığın menfaat ve azınlık ganimetçiliğini önceler kollar kotarır.
Bu çorak kurak yıkıcı gerici aşiretçi etnikçi yağmacı vurguncu talancı işgalci köktenci ayrılıkçı feodal yobaz veya aydınyobaz kör ve karanlık sür saltanat çevrim çarkı kavşak noktasında Pekaka Mehepe Akepe Hedepe HizbulHüda Büyük Birlik Yeniden Refah Tip Emep Perinçek Yeni Cehepe Yeni Cehepenin Yenisi ve diğer benzer ıvır zıvır kirli siyasilik sultasıyla beraber onları ön planda tasarımlayıp fonlayan Tom Barrak Bop teşkilatına bağlı moda müzik eğlence magazin medya gıda giyim eğitim sağlık enerji spor marka ulaşım iletişim ve tüm yaşam döngüsünü tek elinde çekip çeviren bankalar tarikatlar mafyalar borsalar holdingler sanayiciler kuruluşlar tüccarlar ortak çıkar topluluğu hep birlikte bağımlılığı ve sorunları artan toplumu yozlaştırdıkları kara cehalet algı yönetiminde hiç bir sorgu sual tepkisiyle karşılaşmadan sürekli soyut günden değişiklikleriyle gönüllü köleliği sevk ve idare etmekteler.
… … DUYUM ve DÜŞÜNCESİNİ YİTİRİNCE İNSANLIK … Bütün canlılar birbiriyle ilişkili ve bağlı beş duyularıyla hayata ilişkilenir tutunur yaşarlar ve kendilerine özgünlüğü tamamlarlar.
Tatma duyusu olmayan hazdan hevesten zevkten ve doyumdan yoksun, görme işitme hissetme ve konuşma duyusu olamayanlar görenlerin duyanların hissedenlerin tadanlar ve konuşanların dünyasından yoksun izah arabuluculuk ve tarifi üzere muhtaçlıkta tüm zorluklara katlanmak zorunda kalırlar.
Zaten herkesin bağımlılıklar muhtaçlıklar ve sürekli tüketim ihtiyacı artırmalara yetişme kaygılarıyla savrulup sürüklenerek iradesiz cesaretsiz özgüvensiz kimliksiz ezik düşkün yalnız yitik yılgın kayıp duyarsız ve zavallılık tükenmişliğinde savaşım direncini kaybettiği sorunlu sıkıntılı ve travmalı yaşamakta.
Oysa..,
Kaya çakıl kum tanesi veya su damlası, her bir varlık kendi değerini kattığıyla yaşamın saygın csnlı diri ve sağlıklı dolaşımında insan kadar ortak etkinliği ve paydaşlığı vardır. Bu yüzden yazılı kanunlarla veya yazılı olmayan dünya çevre börtü böcek hayvan ve toplum faydacılığını düzenleyip gözeten akla fikre vicdana duyarlılığa liyakate ve sorumluluğa dayalı ahlaki ilişkiler ağına riayet etmemek, insanlığın toplumun dünyanın ve her şeyin saygın ve özgün yaşama hakkına tecavüz ettiği kadar, tecavüz eden de aynı kapsayıcı dereceden tecavüz edilmeye mahkumdur.
Kötülüğü örgütleyerek yarattığı sorunları sür saltanat sermayesinin dayanağı ve geçim kaynağını bilenler sayesinde kanun düzen ahlak ve kuralsızlığın her yere hakim olduğu ihlallerde hapisaneler insanla dolar, trafik kan golüne döner emsali saygınlığını vicdanını liyakatini aidiyetini ve riayetini yitirmiş yaşamın her alanına kendini örnekler fakat hiç kimse yaratılan toplumsal facia sabıkasını sıradanlaşmış kabulde asla üstüne almayarak katlayarak büyüyen felaketlerden çoktan yitirdiği ders çıkarma eğilimini sorgulamasını onurunu aklını yolunu iradesini anlayışını arayışını ve bilincini kendinde bulamaz . Her şeyi en acımasız ruhsuzlukla her fırsatı kazanca dönüştürmek isteyen; ve insanlığı öncelemeyen para ve menfaat endeksine göre faturalayan bu cinnet çarkında en çok hastalar zayıflar ve donanımsız olanlan kurban ediliyor.
Bu sebeple,
Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu hırsızlığı yolsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti rüşveti talanı kanunsuzluğu devletsizliği haydutluğu ve cehaleti kutsayarak; ve her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu afişleyerek avunan kişi keyfiyetine özelleşmiş selfi toplumunun üretildiği yapay zeka çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar, algı denetleme mühendislikler ve kötü kadınlar yönetmekte.
Fitne kin nefret ayrı gayrılık keşmekeşinde devamlı sükse ihtişam gösteriş açık üstünlük ve kusur arayan ortak değerleri bozguna uğramış sevgisiz saygısız ve hoşgörüsüz bu kısır döngü çukurunda korkun saplantı ve takıntı travmalarının hem kendine hem de hiç ki seye inancı güveni kalmamış kişiyi her şeyden ve herkesten kaçışlara hapsettiğiyle sığınacak kaçışlar ararken toplumda aradığı iyileşmeyi samimiyeti ve saygınlığı bulması artık asla mümkün olmadığı büyük dramatik kırılmalarını ve duygu karmaşasını göğüslemek zorunda kalır.
Böylece yalnızlık yabancılaşma değersizlik zavallılık eziklik hiçlik yitiklik suçluluk ve sahip olduğu en son evde ve dünyasında kalan şeylerini kaybetme korkusuyla çıkar para güç gösteriş ihtiras ve sürekli kazanmaya kurulu düzenekte avlayanların kulu kölesi olur insan. Başıma felaketlerin en kötüsü gelecek suçluluk duygusu ve kendi takıntılı inatçı yıkıcı ihmallerinin itirafı niteliğindeki kendine baskın gelme ritüelleri sonucunda herkesten yüz çevirdiği kaçışın sonucudur - her iyiliğin karşılıksız olmadığı - hiç kimseye sığınmanın, yani ilahi yücelik adı altındaki cehaleti güdümlülüğü sefaleti ve ezikliği ortak ganimet paydasında kutsayıp yücelten gericiliğin yobazlığın tarikatların siyasetin mafyanın medyanın modanın markanın borsanın bankaların ve magazinin tezgahına iletişimsiz cansız ve dirayetsiz rehin düşmeler. Bundan en çok da ayrı gayrılığın toplumu ve herkesi birbirinden bölük pörçüklere ayırıp kutuplaştırarak iletişimsiz aidiyetsizliğe hapsettiği yaşam kalitesi diplerde sürünen sosyal bozgunun zayıfları kovulmuşları kimsesizleri yalnızları ücretlileri ameleleri ırgatları çiftçileri ezilenleri sömürenlenleri hastaları öğrencileri işsizleri kısacası azınlık sultasının suçluluk sabıkasıyla olup biten ve yaşanan çöküşün ve yıkımın ağır yükünü taşıyan en geniş kesimler mağdur muhtaç olur ve zarar görürler.
Altıncısı olan sezgi, algı, his ve duyguların sayesinde kendini koruma, konumlandırma, anlama, tanıma ve kendi dışındaki dünyayı keşfetme adına düşünerek ve sorgulayarak yorumladığı dengeli donanımlı davranış biçimlerini geliştiren akıl fikir idrak bilinç bellek kavram çıkarım ve irade birikimlerini kolaylaştırır ve zenginleştirir. Tüm bunlardan yoksun yetişmiş büyümüş lümpenlik, dürtü bağımlılığının ve algı yönetiminin kulu kölesi ve kuklası bilinç altı içgüdüsel refleksleriyle haraket ederek, kolayca yönlendirilebilen ve manupule edilebilen rol model bağımlısı davranış bozukluğunun her tütlü kötülük fitnelik kabalık saldırganlık tahammülsüzlük körlük zorbalık sapkınlık kokuşma çürüme cehalet bozgun gösteriş şatafat istismar keyfiyet ihlal şiddet ve tecavüz eğilimleri hayatın her alanında baskın gelir; herkes herkese hiç bir konuda kabul ve saygınlık riayeti göstermeksizin göreceli etkilendiği oranda üste çıkmak için sınırsız tüketim çılgınlığı bağlamında elinden geleni ardına koymayan hınç yarış nispet kin öfke nefret gösteriş öç intikam sarmalında acı sefalet yıkım ve bozgun sirayet eder.
Bir sepette bir çürük tüm sağlamları ezer bozar yıkar işlevsizleştirir haşat eder ya, devlet de öyle çürüklerin sızmasıyla otoriteyi ele geçiren herkes kendi saldırgan kabülsüz doyumsuz bencil bağnaz hastalıklı sorunlu saplantılarını devlet diye dayatır, sahip olunan ve kazanılmış değerleri yakıp yıkarak kanıksanan bozulmuş her damarda işlemez yürümez çalışmaz olur yol hat kural kanun güven sağlık iletişim tarım eğitim sanayi iskan imar trafik insan ve toplum, itibarı saygınlığı samimiyeti ve güveni sarsılmış hurafeci üfürükçü dolandırıcılık kafasıyla köktenci arızaya sürekli sakatlıklar ekleyen kötülüğü kutsayıcı haramiliğe meyilli keyfi zorbalığı dokunulmaz haktan bilmeler sosyal siyasal kültürel ve ekonomik tüm hayatın dönüm dolaşımına hükümran olur.
Sevgi saygı kültür barış huzur eşitlik denge özgürlük gibi değerler üzerine kurulu Toplum Ortaklığı, kazanımları hiç bir imtiyaz iltimas ayrıcalık torpil kayırmacılık köken ve zümre farkı gözetmeksizin adaletli paylaşılmasıyla yaşar gelişir büyür ve çağdaşlığın getirdiği göstergelere özdeş kalkınır. İşin ucuzuna kaçarak yüksek getiri kovalayan amansız ve azgın soygun sömürü çarkında acımasız kuralsız ruhsuz zorba ve doyumsuz azınlık sultasının çoğunluğun yaşam hakkını talan ettiği keyfiyet hükümranlığı çöreklenerek çullanıp çöktüğü adaletsiz ahlaksız yağmacı yıkımcı tecavüzcü ve vurguncu çapulculuk döngüsünde ortak hayatın tüm dolaşım alanlarına hükmeden kalitesizlik boşalırken, liyakatli nitelikli onurlu duyarlı ve saygın insan türüne toplum değerlerine ve yaşam ilişkilerine son verilir. Çivisi cılkı çıkmış sosyal yozlaşmanın , sınırsız kokuşmuşluğun, değerler yoksunu magazin kültürlü çılgın tüketim bağımlılığının ve gösteriş şekilciliğini esas alan toplumsal bozulmanın dip noktası..açık veya kapalılık hiç farketmiyor çıkış damarını bulan herkes nerde tıkandıysa orda fışkırıp patlıyor.
Kabuk özden soyunup sıyrılınca dağlar iller dereler yollar hava su toprak orman deniz ırmak çeşme kütüphane okul müze meydan sokak köprü hasat hububat yürürlükteki ilişkiler ve veya yaşanacak yıllar birbirinden ve bilhassa tüm vebali kendisi suçlara sebep insandan davacı olur. Alacaklıyım kendimden gayrı çol çocuk genç ihtiyar kadın kız erkek canlı cansız herkesten ve her şeyden hesabıyla, karakteri künyesi kayıp, sicili bozuk ve her haltı yedikten sonra üste çıkan puşt zamanda, eçimsizliğin rutin alışmış kanıksanmışlığı sıradanlaşınca bütün kötülükler olağan doğal ve hayatın normali sayılır.
Çünkü birden bire sert düşüşlü veya çıkışlı veya savruluşlu şoklanmalar ne doğanın ne insanın ne de toplumsal ilişkilerin olağan saygın ve sağlıklı oluşma ve gelişme seyridir. Kendi ganimet ve menfaat bekası için gerekirse- zaten artık hiç bir anlam değeri olmayan ve seçilenlerin de çıkar ilişkili oynak dönek kaypaklıklarla satışa gelip toplum temsiliyetini kandırarak kafasına göre saf değiştirdiği - göstermelik seçimleri dahi bir daha hiç yapılmamak üzere hepten ortadan kaldırma eğilimi olanların toplumu diledikleri konuda kendi yanar döner fırıldaklıklarına ve savrulmalarına göre sert düşüş ve çıkışlı değişimlerin muhtacı mahkumu ve mahrumu kılarak varılan yer ucuz numaralarla adaleti dengesi istikrarı huzuru güvenliği topyekün bozulmuş sosyal hayatı kalitede ve nitelikte felç eden ve bugün Türkiye özelinde çok bileşkenli Bop çevrim çarkı gibi istisnasız tüm dünyayı kasıp kavurup dayatmalarına esir alan yüksek yağma mülkü edinmenin haramilik hükümranlığıdır.
Kaderi ve karakteri hiç değişmeyen emek sermaye uyuşmazlığı ve çelişkisi temelinde, yağmacı vurguncu talancı tefeci soyguncu fırsatçı yarıcı ve kendi kanunlarını kendileri yapan sorgusuz doyumsuz azınlık sultası sömürücülerin çıkarıyla onları can ve mal bütün varlıklarıyla sırtında taşıyarak kölelik ilişkileriyle bağımlı ve muhtaç yığınlarınki asla aynı fayda bileşeninde kesişmediği en temel toplumsal belirleyici etken olan , çıkar zıtlığı ve çatışmasıdır.
Trafiği düzgün işleyen ülkelerde hayatın her refleksi özgür iradesi olmayan kalabalıkları taa kundak çağından itibaren sınırsız haraç yağma ve sömürüyü doğal bilip anlama ve kabullenme algısına disipline edilir ve orda dönüp dolaşan hayatın her damarı ve her yeri ödemedikçe cezası katlayarak artan paraya faturalanmış.fiyat endeksiyle toprak bastı haramiliği düzeneğindeki kapısının önü dahi park parasına tabi yaşamayı kısıtlayan vahşi kapitalist karakteriyle insanı kurulu düzeneğin kapatılmış kölesi sayan korkunç baskıcı yağmacı ve sömürü düzeneğidir.
Ve buralarda ve burayı taklit eden bizim gibi bağımlı ve yarı gelişmiş veya yarı sömürge ülkelerde insanı eşyalaşmış raf ürünü bilip anlayan yaklaşımla insansızlaşma etrafında her şey sınırsız sorgusuz soygun sömürü çatkını besleyip doyuran gösteriş vitrini ve aksesuar dekorudur. Magazin afyonlaması Algı yönetimiyle, kaygı ve korkularına yenik kültürsüzlüğü kargaşayı istikrarsızlığı hiçliği iletişimsizliği ayrışmayı küslüğü kimliksizliği saygısızlığı sevgisizliği eğitimsizliği yılgınlığı ezikliği düşkünlüğü kopukluğu onursuzluğu aidiyetsizliği toplumsuzluğu karanlığı kara cehaleti ve her türlü muhtaçlık duygusunu herkese aşılayarak paravanın ardındaki asıl kukla piyon oyun tezgah sürsaltanat sahibi ve gürühu olan borsa medya finans emlak moda gıda enerji sipor sağlık ulaşım iletişim eğitim imar rant sanayi ticaret reklam banka holding tarikat mafya atölye ofis taşeron ve pazarlama endüstri çıkar ortaklığının toplum temsil etme yetki ve iradesini en aşağılık onursuzlukla haraç mezat ederek menfaat konforunu kotarmaya dilediği gibi satmayı ve yanar döner değişimlerini kendine hak sayıp gören KİRLİ ve kibirli siyaseti özel arazi temizleme ve toplum sorunlarını hiçe sayan kanunsuz kanun oylama yahut yazdırmanın dekor sekreteryası olarak kullanırlar.
Bugün artık içgüdüsel bağımlılık refleksleri takıntıları saplantıları sapkınlıkları ve dürtü bozukluklarıyla haraket eden istisnasız tüm yeryüzü toplumlarının Türkiye’ de de çarpan ve katlayarak sirayet eden yayılmış yerleşik kanıksanmışlığın benzeşerek tükettiği duygu ve duyu yoksunluğunun cılkı çıkıncaya kadar lisansıza ömür yorup sohbet üzen bağları kopmuş sosyal iletişimi enkaz küsüşmüşlük , saygınlık itibar idrak onur akıl vicdan ahlak sorumluluk bellek bilinç düşünce ve tüm değerlerini yitirmiş anlaşmaz uyuşmaz gerilimler en birbirinin açığını çaresizliğini zaafiyetini kusurunu düşkünlüğünü ezikliğini donanımsızlığını ve muhtaçlığını kollayan gammazlıklar hileler pusular kaypaklıklar güvensizlikler acımasızlıklar kişiliksizlikler endişeler kopuşlar ayrılıklar iletişimsizlikler kaygılar kötülükler ve geçimsizlikler üzerine kurulu suçu dosyası kabarık, davası kavgası çatışması hıncı çekişmesi doyumsuzluğu fesatlığı fitnesi kargaşası ve mutsuzluğu hiç bitmeyen kokuşmuş çürümüşlüğün sürekli mahkemeleşmelere düşüşlüğünü kullanıp harcanmaktadır.
Çünkü insanlığını dünyayı ve ülkesini toplumsal varolan değerleri ve kazanılmış bütün zenginlikleri duyum ve duyarlılıklarıyla kullanmasını bilmeyenler, her şeyi para pul güç gösteriş ihtişam servet ganimet ölçüsüne göre önceleyen hırsız yolsuz haydut ve harami soyan sömürenlerin doyumsuzluk ihtiyacına ayar düzen ederek dayattığı kurguladığı ve baskıladığına göre sonu gelmeyen çürümenin çöküşün yıkımın vurgunun istismarın ihanetin çapulculuğun talanın yağmanın kukla kölesi ve harami haraç mezatı olur tüm değerleriyle beraber insanlık. Yani özetle..
Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti ve cehaleti kutsayarak her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu fişleyerek avunan selfi toplumunun üretildiği çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar ve kötü kadınlar yönetmekte.
… BOP GALERİSİNDE GARSON MÜTEAHİT … Yaşam gerçekliğinden kopuk Algı yönetme mühendisliğiyle dayatılanın göreceli gündem değişimlerine adanarak yaşamak Ve tüketerek tükenmek… Emperyal dayatmaların kurumsallaştıkça sivilleşen darbe ürünüdür Bizim oğlanlar iyi iş becerdi parolasının tüm eklenti işbirlikçi ve bileşenleriyle Çok gömleklili servet saltanat düşkünü, emperyal taşeronu ve milli muhafazakarcı Yeşil kuşakçı Ilımlı islamcı Milli talebe birlikçi Büyük doğucı Dinlerarası diyalogçu Tarikat siyaset mafya medya borsasından köktencilik yelpazesiyle sürüklenip gelen Ve pekaka ipoteğine kostüm giydirilmiş sol tayfacılıkla içli dışlı homojen Oniki eylül sonrasının hükümranlık sultasını tümüyle ve kesintisiz devralan Ve toplumun tüm kesimlerini kutuplaştırarak kendi keyfiyet dayatmalarına birleştiren bop eşbaşkanlılığıyla Çözümsüz orunlarıyla boğuşmaktan kendine yabancılaşmış insan yığınlarını dilediği gibi yönlendiren ve yöneten İdareci ve ittifakçı ortaklarından olan Mehepe Boğaziçi milyarderlerine ülkenin her sokak ve mahallesinde Fakir gurubalığın iliğini sömürerek yeni ve daha çok milyarderler türetmenin dışında hiç bir ilgisi Alakası Çözümü Çaresi Birikimi Donanımı Siyasal sosyal bağı olmayan Pekakanın yazı turası Mehepe Akepe ve benzer bileşenleriyle Magazin afyonlarıyla uyuşturulmuş toplum zaafiyetini diledikleri dürtü bağımlısı algılara silkeleyi savurarak Etnik kimlikçilik ve din tüccarlığı siyasetinin ayrılıkçılığı kutuplaştıran, ittifak ganimetine ortak Her türlü istismara dayalı bütün toplumsal değerlerin kendi tekeline konforlu alanlar olarak kapatan Markajlayan Markalaştıran Holdingleştiren Piyasalaştıran İşleten Çalıştıran Sömüren Biçilmiş roller kamuflajıyla sürekli kılıf taraf ve gündem değişikliğinde dayatılan rollere bop plan projelerinin Her ne vakit gizlice kulağa fısıldananları gaipten duyar duymaz gibisinin Emperyal sülüklerin Irak işgaline çapul çullanışlarını reddeden Ecevit hükümetini anında bozarak Gaipten duyduğu üflenmiş fısıltılarla Bop eşbaşkanlığının Pekaka açılım süreçlerinin ve Cumhuriyetin tasfiyesi yolunun açılışını gerçekleştiren Mehepe Ruhuna her üflenip fısıldandığında bop işi icraat ve işbirliğine baştan hazır Çarşı siparişine göre yanar döner plastikten pervane Müsait Uygun Mümkün ve dörtkol çevrim çarkına amade Pekaka ipotekçisi iştirakçisi ve piştisi bop devşirmelikleri Siyasi emlakçılığım sol kamuflaj tayfalarına nispet yarışan Eğitimde İstikrarda Adalette Ulaşımda Gıdada Sağlıkta İstihdamda Gelişimde Kalkınmada Huzurda İşçinin çiftçinin işsizin öğrencinin emeklinin ve diğer toplum yığınlarının kıtlık kanaati olan Mutluluk payında ve özgürlük paydasında tıpkı pekaka hedepe cehepe ve cehepenin yenisi gibi Toplumun geçim derdiyle Gelecek kaygısıyla Yaşam kaygısıyla Hayata tutunma mücadelesiyle Çürüme çöküş ve iletişim sorunuyla sıfırın ta kendisine piştisi Akepe’ nin yan kulvarcısı Mehepe.. Çok ortaklı ve çok kutuplu montajların siyasi korsan marangozu mehepe, Muhalif mi İktidara ittifakı mı Hepsine galerici garson mütahitmisi besbelli Sevr hortlağından bütün istismarcı yağmacı ihanetçi çıkar ortaklarının ortak beklentisini onaylayıp kotaran Kendi süreç ilişkili yelpaze savrulmalarının hükümetçilik halisinasyonları evirip çevirip Kırk dümen katakullesinden devlet politikası diye bop çığırtkanlığında pazarlayıp Mücadelemiz bitmedi, Daha bu başlangıç diyenlerle beraber tom barrak eşkiya ganstetciliğine ucu her şekil bağlı ve açık Belirsiz bilinmezliği bozup yeniden karıştıran topyekün yağma yıkımların icrasına bağlı ve açık Toplum gündemine yarınsız geleceksizliğin üstü kapalı işbirlikçilik örgüsünü Hepberaber hükümsüzlükten haciz koydular
Evet mi hayır mı, tamam mı devam mı, açılım mı kürt meselesi mi gibilerle süre gelen Bop sür saltanatçılığını daim kılmaya ve Türkiye Cumhuriyetini tasfiye etmeye dönük artık hiç bir işlevi olmayan meclis onay mührünü bastı.
Denetimli kutuplaşmalar ve kontrollü açlık yolluk çürüme sefalet ve sorunlar yumağıyla, mutsuzluk geçimsizlik tükenmişlik muhtaçlık ve umutsuzluk bağımlılıkları her gün daha da artan toplumu ezikliğe acizliğe zavallılığa ve umutsuzluğa mahkum etme döngüsünde itirazsız tepkisiz istismar hamasetçiliğiyle sindirip her türlü ağırlaştırılmış toplumsal çöküş dayatmalarının kanıksanıp kabul gördürüldüğü “ yüz yıllık parantez aralığı “ diye adlandırılan; ve “ ilk fırsatta, en uygun durakta, inilecek tramvay istasyonu “ olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’ ni bütün kurucu değerleriyle ortadan kaldırarak yerine etnik ayrımcılığın çok çıkar ortaklı ve ittifaklı Sevr paramparçalılığı kurulması istenen Bop çevrim çarkında hilesi hurdası da çok ‘ Evet mi Hayır mı, ‘ ‘Tamam mı Devam mı ‘ referandum ve başkanlık oylatan hükümranlık sultası oynatmalarıyla beraber, ayrılıkçı Pekaka - Hedepe açılım süreçlerinin en sonuncusu on ağustosta ikibin yirmi altı günü artık hiç bir konuda özgün saygın işlevi olmayan; dayatılanı evetlemeye toplumdan aldığı temsiliyetini yitirmiş mecliste oylandı, sırıtan gülüşmeler alkışıyla şaşırtmayacak çoğunlukta kabul edildi.
Eşit yurttaşlık ve birlikte ayrısız gayrısız adil ve kardeşçe taşamayı düzenleyen toplum iradesine dayalı demokratik çağdaş laik sosyal hiç kinseye ve hiç bir zümreye özel imtiyazcılığı gözetmeyen yargı yasama ve yürütme erkli hukukun üstünlüğüne dayalı ve kurulu Tutkiye Cumhuriyetimiz varken ve ortak yaşama ayrı gayrısızlığını çoktan sağlamış bütünleşmişken, Kozan’ ı hedef gösterip feodal ilkel gericilik ve kullananın marabalığı olarak demokrasi havariliği şapşallığıyla Sevr’ i talep ediyorsan, senin niyetin ortak yalamın huzuru barışı güvenliği ve kardeşçe birlikte yaşamı donatmak değil, tam tersi kışkırtanın seçkin ajanda tetikçisi olarak seni proğramlayanların yağma yıkım ve ayrılıkçı ihale piyonculuğudur.
Eskinin Has particisi, Mehepe, Akepe, Hüda Par, Tip, Emep, Büyük Birlik, Eski Akepeci Yeniyol, Yeni Cehepe ve Yeni Cehepe’ nin Yeni’ si, Hedepe-Pekaka… birbirlerine ağız dolusu demediklerini bırakmadıkları zikzak ve U dönüşleriyle meşhur kişilik karakter ve kalibreleriyle, eylem söylemleri kendilerini yazan projelere ve buyuran proğramlara göre kesintisiz değişen dönüşen istismarcılık BOP EŞBAŞKANLIĞI kapsam içi kulvarında toplumun somut sorunlarla can çekiştiği bütün hayati konulara verilen her iyileştirici yasa teklifini aynı otomatik indir kaldırlarla reddeden; toplumdan gerçekliğinden kaçak; toplumdan kopuk ; laik sosyal eşit yurttaşlık ilkesine hukuk devleti olmaya karşıt; kendi kaymağı kıyak konforunu kotarma dışında hiç bir duyarlılığı ve etkinliği olmayan meclis kalabalığı oynadı sergiledi bu kurgusu ve sonucu baştan belli oyunu.
Bütün sosyal ilişkilerin birbirinden ayrışarak birbirine sorumsuz kayıtsız ilgisiz kopmuş param parçalılıkta bir arada beraberliği ve ortak hayat sürdürmesi mümkün olmayan aidiyeti hakkı ve yükümlülükleri vardır. Hem hiç bir ortak yaşam kaygı ve sevincinde aklı fikri emeği çabası kaygısı sevinci ve katkısı bulunmayan ve hiç bir kuşku sahtekarlık güvensizlik hile dalavere ve çelişkiye yer vermeksizin karşılıklı bağlayıcılık inanırlık samimiyet güvenirlik ve özveri gerektiren ilkesellik bağlamında hem kendi başına özel buyruk, hem de toplumsal birlikteliğin ortak sağlıklı huzurlu liyakatli saygın özgür güvenli istikrarlı umutlu dengeli adaletli ve mutlu ilişki ve iletişim paydaşlığının kurulması ve yürütülmesinin de örneği mümkünü yoktur.
Bu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosyal ve hukukun üstünlüğüne dayalı eşit yurttaşlık ilkesiyle sevgili Atatürk’ ün kurduğu somut gerçeklikteki özgür çağdaş liyakatli bağımsız hiç bir emperyal empozesi olmayan Türkiye Cumhuriyeti’ dir. Ondan hariç ayrısı gayrısı sömürgecilerin kuklasına göre hususi kundaklayıp kurguladığı projeler tezgahıdır.
Bu sebeple sömürü yağma yıkım ve soygun ilişkili serbest piyasa patron kılavuzluğunda sınırsız sorgusuz boş vermişliği baskılayıp dolaşıma sürerek ormanlar yanarken; çarpık ve kaçak yapılaşmalar sıradanlaşırken, iller kentler köyler dağlar koylar denizler araziler kıyılar köşeler sürekli ayrıcalıklı ve üstün zümre milyarderleri çoğaltan banka borsa mafya medya holding moda magazin tarikat siyaset sivil toplum kuruluşları ve tuzu kuru sendika barınlarını ve akademisyenleri ortak çıkar ve ganimette birleştirip buluştururken; etnik kökenine bakmaksızın herkesi aynı yıkıcı şiddette vurarak toplumsal çürüme ve çöküşü tetikleyici gelir dağılımı adaletsizliği, her türlü eşitsizliğin de ana sponsorudur. Buradan sürüklenen sosyal hayatsa soyut sahte ve yapay gündemli her şekil istismarın ganimet mühimmatına dönüşür. İşte mevcut gündemdeki hayatın gerçek sorunlarından ilgisi bağı kopuk veBu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosy yıllardır Kürt Meselesi’ söylemli Bop markasını ısıtıp soğutarak ve ülke ve toplum gerçekliği umrunda olmayan kalıbı niyeti kalibresi ve menfaati birbirinin benzerlerini buluşturan Tom Barak planproje Bop sekreteryası kapsamıyla kendi siyasi manevra çıkarının icabına gelenle iş tutmayı ‘ devlet politikasıdır’ virtiniyle ambalajlayıp Pekaka kurucu önderliğini icraya koyan boş kağıda imza atarcasına omurgasız ilkesiz liyakatsiz iradesiz kaypak tamahkar konuma ve duruma göre kılık pozisyon ittifak eylem söylem ve kabuk değiştiren; güvenilirliği itibarı ve onurlu duruşu olmayanları çıkar odaklı buluşmalarda birleştirerek toplumdan kaçak dayatmaları onanma ve mühürlenme işi gerçekleştirildi.
Özgür Özel, Bop Eşbaşkanlığı güdümünde herhangilerden uygun seçkin figüran olarak ve Kılıçdaroğlu Yeni Cehepe’ sinin de dosya taşıyıcısı olarak, Pekaka Açılımları ekseninde Türkiye Cumhuriyeti’ nin yağma yıkım süreçli tasfiyesine yönelik Evet mi Hayır mı , Tamam mı Devam mı oyunlarıyla süre gelen ; kurulu siyasi tezgahta Ekmelettin, Babacan, Uysal, Davutoğlu, gibilerle sırtına sarılı iskambilin kader kısmet ve kumar yaz bozculuğunun baş bayiliğini ve mekan sahipliliğini yaparak, ittifakçı olduğu Bop iktidar sahibine sürekli KAZANDIRMAYI, bir başka deyimle kendine umut kurtuluş ve beklenti bağlayanları boşa çıkarıcı kaderi kederi sorunları ve sonucu değişmezliğin devamlı KAYBETTİRMESİNİ garantileyen alışkanlık piyonluk adanmışlık ve geleneğin sahibidir.
Devletler, toplum hassasiyetini önceleyen sorgulayan ve danışan tutarlı onurlu kişilikli itibarlı çağdaş liyakat ve hukukun üstünlüğü esasında ve kalıcı ilkeler inançlar iradeler kanunlar kararlılıklarla kurulur gelişir kalkınır ve yaşarlar. Her gün ve her an eylemi ve söylemi icabın gereğine göre fırıldaklıkların kaypak değişken ve dönek çıkar çarkına ortaklık ittifaklarına ve ganimet ilişkilerine göre devletler asla kurulmaz ve yaşamazlar.
Bu bakımdan da Atatürk inkilap ve ilkeleri üzerine kurulu olan Türkiye Cumhuriyetinin yıkım yağma ve tasfiyesine yönelik plan ve proje rol biçiminin çok ortaklı ve çok ittifaklı Bop Eşbaşkanlığı, kaşıdığı ve kışkırttığı etnik mezhepsel ayrılıkçılıklığı gericiliği karanlığı cehaleti yozlaşmaları kutuplaşmaları ve çürümüşlükleri bilhassa kimlik siyaseti üzerinden toplum mühendisliği yapmakla beraber, muhalefetsizliği devşirerek kendi dayatmaları dışında hiç bir yasa anayasa kanun ilke kural tanımayan Bop Eşbaşkanlığı oyun ve dayatmalarına göre kalıba girmekte ve Mehepe’ nin beyan ettiği üzere açıktan açığa toplum aldatma istismarında kim nasıl ısmarlayıp buyurduysa ordaki Şekil İcabı’ na zıplayıp vaziyet almakta Yeni Cehepe’ nin Yeni, sinin mühür ve kilit sahibi Özgür Özel. Bu bakımdan Atatürk, Türklük, Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti kurucu değer ilke ve kazanımlarına hiç bir etkin eylemi ve söylemi olmayarak seçkin ekibiyle beraber Kemal Kılıçdaroğlu ve Bop eşbaşkanlığı ittifakında yapılan traji tiyatral oylamaya evet damgası basması, kalibresi ve karakterinin gereğidir.
Özgür Özel’ in yerel seçimlerdeki topladığı fakat Bop Eşbaşkanlığına hep kazandırma figüranlığı etmenin dışında hiç bir toplum temsil etme niyeti ve gerçekçi siyasi varlığı olmadığı sebebiyle topladığını geri dağıttığı başarı grafikli gösterge onun gayret azim inanç veya etkinliğiyle değil toplumun biriken tepkisinin boşalacak yer arama çırpınışının gidecek başka yeri bulamama ve görememe neticesinden kaynaklıydı.
“ Harun gibi geldiler, karun gibi zenginlesip firavunlaştılar “ plakali sözde HAS muhaliflikten bugünlerde meclis müdürlügüne terfi eden ve benzerlerini Muhalefetsizleşmeye sürekli değiştirip kendi vitrinine devşirmekte hile oyun kurgu dolap ve hüner sahibi olan Bop Eşbaşkanlığı, tüm gelmiş geçmiş SİYASETEN kalıba girip çıkan rakiplerinde olduğu gibi pasif ve her kalıba müsait Kılıçdaroğlu Yeni Cehepesin nasıl ve ne miktarda tepe tepe kullanıp harcadıysa, kazandığı seçimleri Bop’ a devir teslim eden Özgür Özel’ hususi yontulmuş kuklacılığını da aynı Türkiye Cumhuriyeti’ ni yıkım-tasfiye bağlantısından, Bop kurulumlu kurgu döngü dümen dolaşım dayatma ve icraatlarında tepe tepe OY, latarak ve oynatarak kullanıp harcamakta .
Aynı bağlantıda kürtlerin yüzde altmışının ülke batısında kardeş kardeşe kaynaşıp yaşadığı Türk toplumunun somut ve ortak sorunlarıyla hiç bir ilgisi alakası olmayan Mehepe, söylemde ve eylemde sürekli değişerek Bop vitrininde sapa sağlam yerini bulduğu ayrıcalıklı konforunu ve değişken kaypaklığını ‘Devlet Politikası ‘ tabelasıyla ‘ her şey yakında değişecek inşallah Türkiye değişmez’ coğrafi işaretli Tom Barrakçı’ lığı itiraf niteliğindeki ortaklıkta, emperyallerin dayatmalı süreçlerini dağıtılmış rollerde oynar oyalanır ve oylarken Pekaka , Akepe, Hedepe, Büyük Birlik, Yeniyol Grubu, Hüda Par gibi, emek sermaye çelişkisinden değil, ilkel yobaz etnik ve mezhep ayrışmalarına dayalı kimlik siyasetine dayanak ve destek veren Tip ve Emep’ in de toplumun gerçek yağmalanmış bozulmuş ayrısız gayrısız ortak kaygısı endişesi derdi sıkıntısı sorunu hayati ihtiyacı ve mutsuz geçimsizliğiyle inanılır güvenilir zerre kadar sorumlulukları ilgileri ve alakaları yoktu.
Kurulumunu Yeni Demokratik Cumhuriyet olarak tanımlayan ve “ daha bu başlangıç aşamamız “ vurgusuyla kurucu önderini her aşiret mafya medya tarikat siyasetin boya bulaşıklısı ve uluslararası yağma talan yıkım uyuşturucu piyasa pazarlamacısı ve tetikçisi etnik ayrılıkçı Pekaka ‘ yı seçip dayatan tüm yerli yabancı emperyal ve işbirlikçilerinin kim ne karakterde neye uygunluğunu bildikleri ezberden sözde demokrasi ve birlikte yaşam reklamıyla ilkel feodal gericiliğin ortaklaşa kotardığı ve aşamalı olarak toplumda asıl derin ayrılmaların yaralarını kanatarak ve tohumlarını ekerek devlet istemeye varacağı ayan beyan tekelleşmiş BOP hükümranlığını garantiye alma girişimli traji tiyetral oyunu sergilendi ve oylandı.
…
ÖĞRETİLMİŞ SERBEST PAZAR PİYASA KÖLELİĞİNE
….
Güzel renk aşikarı güzelliğin talibidir aynı zamanda. Söyleyemediği ve varamadığı nice sonsuzlukları barındırır güzel ve gizemli kalbinde. Yani aşık olan, aşktır da kendisi. Evet mallesef uçsuz bucaksız ruhsuzluğu kokuşmuşluğu ve tükenmişliği harcanarak yaşıyoruz.
Kişinin kendi olmadığı siparişten maskeleri değer ölçüsü bilerek, AŞAĞILIK düşkünlük doyumsuzluk hırs tamah gösteriş eziklik ve değersizlik dürtüsünün kamçıladığı marka ve maskeleşmelere gerçeğimiz olan kendimizden hep SAKLANARAK ve referans alınan özenti yarışındaki kıran kırana ölerek yapay zekayı üstün kıldığımız hücre ve algı tutsaklığıyla sanatın bile beş paralık çıkar ve ayrıcalıklı konfor ilişkilerine satılık raf ürünü halini aldığı asosyal çöplükte kendimizden sonrasızlığa magazin medyatikliği soytarısı, ünlü takipçisi, idol hayranı veya örenkeşlik takasına anlamsızlaşmaya içerik üreten abuk subukluğun döküp saçtıklarını dişirip toplayan fenomen fanatikliği tabutunda her şeyimizi kaybetme pahasına mezatlaşarak mezarlaşıyoruz.
İstihdam eğitim ulaşım kanalizasyon arıtma beslenme barınma sağlık güvenlik imar yol trafik iletişim kültür edebiyat sanat… gibi hayati ihtiyaç gereklilik ve zorunlulukların her türlü alt yapısı sağlıklı çağdaş liyakatli sorumlu duyarlı bilimsel ve öz kaynaklarıyla temelden gelişerek büyümeyen çirkin ve çarpık yapılaşmalar, en başta işsizlik gibi tüm ekonomik başlıklı yaşamsal döngüyü işlemez çalışmaz sorunlar yığını tıkanıklıkta felç ederek, hiç kimsenin kimseye kabulü ve tahammülü olmadığı hırsızlık yolsuzluk rant düşkünlüğü zorbalık kayıtsızlık karamsarlık şiddet vurgun soygun tefecilik sahtekarlık sapkınlık acımasızlık kanunsuzluk sadistlik bencillik gericilik görgüsüzlük kişiliksizlik yağmacılık ve başına buyrukluk gibi yıkıcı artçıları olan toplumsal çöküşün var olan kendi kaderine terkedilmiş kısıtlı imkanları seçkinler zümresinin keyfiyet çıkarcılığına servis ederek geri kalmışlığın istikrarsız geçimsiz bütün olumsuzluklarını sorunları biriktikçe artan ve kanıksayarak yaşayan sefil yoksul muhtaç aciz ezik ve mahkum kalabalıkların tüketimine terk ederler.
Öğretilerek eğitilmeye kendi emeğinin katkısı düşüncesi duyarlılığı sorumluluğu gayreti ilgisi araştırması bilgilenmesi yorumlaması sorgulaması ve çabasıyla donanımlılığın hiç bir yatkınlığını ve yakınlığını gösteremeyen bilgi ve iletişim kirliliği karmaşası ağlarının ve örgülerinin bağımlısı boşluklara ve aralıklara kimsenin girme şansının olmadığı..
Daha ana rahmine düşmeden herkesi tıpkı fenerli galatasaraylı trabzonlu veya beşiktaş fanatiği olmak mecburiyeti varmış gibi kısır kurak ve yapay gerilimlerin birbiriyle tokuşup boğuştuğu amansız ayrışma kutuplaşmayı hayatın yağma yıkımlara terkedilmiş bütün somut gerçeklikleri yerine algı yönetimi ve magazin dolgulamasıyla kışkırtıp kodlayarak markaları yarıştıran; maskeleri kapıştıran; mal mülk makam verci servet ziynet cevher kostüm kılıf kalıp yüz çehre surat etiket ve ünvanları ve hatta yoksullukları çilekeşlikleri ve acıları köpürtüp kıran kırana kapış kapış kızıştıran ihtişam ve gösteriş ahmaklığının pazar piyasası alabildiğine global serbestin esir kampına dönüştü dünya.
Herkesin en mükemmeli, en üstün rakipsizi ve asla erişimsizi olmaya yüksek başarının, her şartta asla kaybetmeyip sürekli kazanan birincilik mükemmeleciliğinin, herkesi geride bırakan ve aska geriye düşmeyen servet güç otorite ayrıcalık kederkeşlik veya derbederlik sahipliliğinin, her zaman herkesten çok ülke gezerliğini gütmek takip etmek kovalamak veya yakalamak uğruna tezgahta vitrinde tartıda akılda vicdanda onurda haysiyette ahlakta ilişkide sicilde kişilikte ve karakterde bozulan insan, bozuldukça daha çok kendini kamçılayıp kundaklayan azmış sapkınlıkların yapay dolgulamalı sahtekarlığını alışmış kudurmuştan beterdir bağımlılık mahkumu ruhuna bedenine suretine suratına giydirdi yedirdi. Bankaların borsaların holdinglerin tüccarların tasarımcıların müteahhitlerin mimarların sarı sendikacıların modacıların reklamcıların soyguncuların sömürücülerin gammazların hurafecilerin tefecilerin sivil toplumcu şirketleşmelerin dolandırıcıların mafyaların tarikatçıların pazarlamacıların din ve kimlik bezirgancılarının sağlıktan gıdaya, spordan barınmaya, tüm toplumsal hayatı kendi ganimet çıkarcılığına felakete sürükleyip felç ederek korkunç çürümeyi ve çöküşü bütün çarpık çirkef kanunsuz ve kayıt dışı iletişim çarkıyla kurdukları sistemin aksam parçası olan medyatik sanayi ve kirli siyaset taşeronluk ve tetikçilik etti.
Sabırsız tahammülsüz hızla kayıp giderek dünyadan insanlıktan ve zamandan Başka değerleri anlayıp kavrayamama sebebiyle hem kendi farkındalığını duyumsayamaz hem de kurduğu ve zaman ayırdığı saygın iletişim bağıyla hayattan zevk alıp mutlu olma doyumunu sindirip koruması gereken yaşamsal değerleri özümsemeyemez insan.
Yanlış ve kopuşlar üzerine sağlamlaşmış sürdürülemez ilişkisizlikler, saplantı kabus ve örtü örgü duvar ve kabuklarından dışarıya çıkamayan birlikteliklerin birbirleriyle sürekli enerjilerini tüketerek geçimsizlik üreten çekiş döğüş hır gür yarış nizah nefret üste çıkma ve nispetlerde şizofreni derecesinde bunalım gerilim depresyonlarını kavgalaştığı iletişim alışkanlık ve ilişki bozukluğunu katmanlaşan yoğunlukta kendini körelten ve kendi kendini baskılayan çürümeye terkettiği ve bütün canlı diri sağlıklı hünerli ilgili bilgili atılgan katılımcı cesur becerikliliği sağlayan yaşama yetenek ve hünerlerini yitirerek etrafındaki bütün çevrelerine hiç bir saygın ortak yaşam belirtisi kalmayacak şekilde kendi yıkım felaketlerini yayar ve bulaştırırlar.
Hızlı ve çılgın tüketim çağında her şeyin başında insan, ilk liste sıra başı olarak büyük çöküş yıkım çürüme ve bozulmalar yaşıyor. Yaşadığı bozulmalarla yozlaşmışlığı vazgeçilmez hayatilikten, azgın sapkınlıkları saygınlıktan, akıl fikir irade kültür ve bilinç kayıplarını liyakatten, kısır döngüleri ve şiddetli geçimsizlikleri haktan huzurdan, her türlü lanetli kahırlı özenti bağımlılıklarını özgürlükten,, duyarsız kaypak ve duruma göre değişken kişiliksiz ve kimliksizleri onur ve itibardan, sayıp bilerek alıştığı kanıksadığı her olumsuzluğu onaylayıp yücelterek olağan hale yaygınlaştırıyor.
Özgür iradesi , özgün kişiliği, saygın öz benliği, aklı fikri ve vicdanı onurlu yaşam ilişkilerini çekip çevirmeye yetecek kadar deneyimli donanımlı hayat ve karakter birikiminden yoksun; ve ortak yaşamaya ve toplumsal aitliliğe dair hiç bir paylaşma alışkanlığı, sorumluluk bilinci, dayanışma kültürü, sorgulama cesareti, liyakat anlayışı, vicdan muhasebesi, özgürlük kimliği, özveri fedakarlığı, sosyalleşme eğilimi, adalet duygusu, duyarlılık refleksi, ahlaki ihtiyati, kişilik yeterliliği, mutluluk çıkarımı, paydaşlık kaygısı ve bütün değer ve kazanımlardan birlikte faydalanma ve koruma inancı olmayan; sırf kendi bencil bağnaz bunak özenti çöplüğünden bulaşan soyut medyatik yapay ve magazinsel salgınların alıştırıp uyuşturduğu egosunu tatmin etmek ve üstün seçkin ayrıcalıklılığa kibir gösteriş hırs yarış şiddet duyarsızlık umursamazlık gibi saplantı bağımlılıklarını doyurmak için asla hiçkimseden geri kalmamaya ve daima herkesten öncelikli olmaya bütün kanun kural ülke devlet ve insanlık kazanımlarını hiçe sayarak sorgusuz sınırsız yağma yıkım tecavüz talan sömürü ve soygun düzenekli çöküşün dayattığı şartlanmışlıklara göre kuruyor ve kurguluyor artık kendini insanlar.
Voleyi vurayım, hayatını kurayım cinsinden kolay, kayıtdışı ve kara para üçlemesiyle herkesin iştahını kabartarak dönüp dolaşan hayatta her şeyin hazır kalıplarda izole edilmiş kalabalıklara empoze edildiği bilgi kirliliği ve algı yönetimi en başta olmak üzere alışkanlıklarına yol gösterip yön veren afyon dolgulamaları da bu garami döngüsünün tezgahında kotarılan dondurulmuş kusuntu hazır kalıplarından aşılanıp empoze edildiği, artık kimsenin özgün ahlaklı, kararlı, bilinçli, onurlu duyarlı saygın ve ahlaklı ne adı var, ne kişiliği var, ne sözü var, ne güvenirliği var, ne inanırlığı var, ne samimiyeti var, ne kimliği var, ne gerçekliği var, ne itibarı var, ne sosyal ilişkisi car ne toplumsal kaygısı yahut sorumluluğu var, ne paylaşma alışkanlığı var, ne kendine ait aklı fikri iradesi var ne de orası burası ustura neşter botokslaması oynanıp kurcalanmamış bedeni veya yüzü var artık.
İnsanı kendinden soğutarak yabancılaştırma ve iğdişleme operasyonculuğuna seksenli yılları milat alarak topyekün yeryüzü soygun sömürü işgal talan yıkım tecavüz ve ölüm zulüm çarkından beslenen sülüklerinin Yeni Dünya Düzeni diye markalaştırdıkları sosyal siyasal kültürel ve ekonomik bakımdan hiç kimseyi dılarda bırakmayan GLOBALİZM ablukasıyla herkesi kolayca avladı,tuzağına düşürdü, kendiliğinden köleleştirdi ve pazar piyasa soytarısına çekti çevirdi. Aynı yıllarda Türkiye’ de tedavüle konulan Kenan Darbesi yağma yıkım kundaklamasıyla da ne yazık ki sevgili ülkemiz ve toplumumuz cunta yerini Bop Eşbaşkanlığı’ na devreden Oniki Eylül’ ün Yeni Dünya Düzeni ortaklığından zarar ziyan çürüme çöküş hasar ve yıkım nasibini aldı ve almaya devam etmekte. Bunda tüm kirli siyaset ortak suçum sekreteryası olduğu gibi, modernize edilerek alt yapısızlığa yığılıp sürekli biriktirdiği çözümsüz sorunlarıyla daha içinden çıkılmazlığa varoşlaşan çarpık ve çirkin kentleşme erozyonunu, yapısında fuhuş furya uyuşturucu her pisliğin döndüğü dizi sinema medya mafya magazin mekan kredi ve emlak endüstrisinin içli dışlı olarak birbirini beslediği ve birbirinden beslendiği bozuk çarka her konuda amansız ayrışıp kutuplaşan liste başı konumundaki spor fanatikliğinin yan kortej kulvarında Tarkan ve Sezen nesli seksenli laboratuarlarda üretilerek topyekün arabeskleşmenin vitrin kılıfı, sahne tezgahı ve mega marka kostümü giydirilerek toplum mühendisliğinin yapay dokunuşlarla kamçılayıp köpürttüğü kapış kapış tüketici tedavülüne konuldu.
Yedi meşaleciler fecri ati ve serveti finun’ un savunduğu şiirde sürekli yenilik arama, yerel ve milli duyguların ağır bastığı konulardan ve toplumculuktan arınma, tekrara düşmeme, dış dünyaya değil içe kapanıklığın biriktiği yerden hayale önem verme, imge ve simgelere yer verip zor anlaşılır olma batılı ölçülerle sanat sanat içindir parolasında tablo yapar gibi şiir yazmaya odaklanıp öne çıkararak birinci ve ikinci yeniye yataklık etmekle işe başlamış; ancak zaten batı taklitçiliğinden aldıkları soyut kaynakla hep kendilerini koydukları ilkelerde boğup zamanla yataylaşarak zaten sağlam iradeli inançla çıkmadıkları yoldan geri dağılarak çok sürmemiş ve iflas etmişler . Onlardan sonra gelenler de (bir ,ikinci yeni ve güncel ardılları) eskiyi düzeltiyim derken alt yapısı özgün kaynaklardan olmayan yenileşmek adına her pahasına batılılaşmayı umursayan ve sanat sanat içindir anlayışıyla kurgusal, sembolik, anlamsızlık, şekilcilik, imalı dolaylı yüzeyselliğin ve taklitçiliğin bireyselciliği önemseyerek tüm toplumsal değerleri gerçeklikleri ve sorunları yok saydığı, parıltılı imgeler bataklık çukuruna düşerek aynı akıbetin bugünkü bencil bunak hiçkimseye hiç bir duygusal yahut duyarlılık ortaklığı olmayan ve herkese her konuda lümpenlik sahtelik sinmişlik soğukluk kötümserlik karamsarlık eziklik yetersizlik ve değersizlik aşılamakla yaşam savaşını kaybetmeyi örgütleyen kendini imha etme yoluna sapmış tükenmişler.
Bu yüzden de bu günün ortak toplumsal hayatında çıkar amaçlı kullanışlı her şeyin özelleştirildiği ve kimsenin kimseye katlanıp kabulü ve tahammülü olmadığı şiddetli ağır depreşme ve şizofreni sarmalında magazin modeli insan, ağzı dili davranışı karakteri kişiliği pis laflar kokan ve çatışma sataşma hesaplaşma saldırı kötülük karanlık kin nefret ve gerilim çatırdayışları kovalayan yaşam biçimi üreteni ve tüketeni halini aldı.
Gün boyu uyumsuz mutsuzluklardan beslendiği bütün aşağılık yitiklik ve eziklik duygusunu örtbas etmek için sataşıp saldırganlaşacak gerilim bunalım pislik bela kabus dövüş çatışma aranarak enerjilerini ağzı davranışı dili tavrı kişiliği ve ilişkisi bozuk hır gür kavga hışım kin nefret karanlık kötülük çatışma kutuplaşma ve kargaşaya odaklı harcanıp tükenenlerin alıştıkları kahırlı küfürlü dışında bilip tanıdıkları saygın aydın çağdaş bilge ve verimli yaşam biçimleri anlayışları algıları kültürleri ve ilişkileri yoktur.
Çünkü sorgulayarak yaşamak ilkesi, hayatın özü esası hassas refleksi ve dengeli canlı dinamiğidir. Sorgulamaksa gerek olumluya gerek olumsuza hiç bir fanatiklik bağnazlık adanmışlık ön yargıcılık ve tarafgirlik salgını ve saplantısına kapılıp kilitlenmeden akıl fikir vicdan ve ahlaki birikimlerle ve özgür iradeli bakış açısıyla övülmeyi hakedene takdir, yerilmeyi gerektirene hiç ertelemeden eleştiri tepkisini koyabilmektir. Çünkü sadece ve her şartta katıksız iyi niyetli yaklaşım gereksiz istismarcılığı körükleyebileceği gibi zamanla katmanlaşarak yerleşik yanlışların ve sorunların çözümsüzlüğünü tetikler ve donatır. Ayrıca ortak ilişkileri sürdürülebilir kabulde ve saygınlıkta yürütmek de sadece iyi olmayı aşan; ve sorunları yönetmede veya yaşama sevincini artırmada paylaşma bilgi beceri özveri gibi donanımlı kişilik zenginliğini gerektiren bir olgudur.
Köksüzlüğün, yani hiç bir yere ait olmayan iki derede bir arada kalmışlığın her şeyi iflasa sürükleyerek ve kendi gücüne dayalı olmayan yapay ve yanlış kamburlaşarak çoğalmayı veya gösterişli vitrin donatmayı kalkınmış gelişmişlik olarak algılayan pençik pinçik yıkımların edebiyat hikayelerini, acı gerçeklerini ve kurgusal platonik hayalimsi hadsiz hesapsız özenti savurganlığını Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Araba sevdası, İntibah, Kiralık Konak, Şıpsevdi veya Aşkı Memnu gibi çağına tanıklık eserlerle bundan ikiyüz yıl evvelisinden bu günlere varan ve aynı zamanda toplumdan kopuk toplum üstü imtiyazlı yaşamın İstanbul günlüğünü tutarak yazılageldi.
Cumhuriyetimizin ilk çeyreğiyle ekonomik sosyal siyasal ve kültürel her alanda özgün samimi özverili çağdaş ve gerçek düzeyde kalkınmanın ivmesi yakalanmışken bilhassa altmışlı yıllarla beraber yeniden batıyla doğu arasında gidip gelen büyük çalkantı çürüme tıkanmışlık ve yıkım müteahhitliği elit ve seçkinler namına hüküm sürmeye başladı. Alt yapısına bulduğu her değeri kökten yıkarak arazi kapışması ve çirkin yapılaşma rantiyesinden başka hiç bir ülke devlet ve toplumsal sorumluluk liyakatliliği koymayan karanlık ve kapkaç tünelinden ( yetmişli yılların tüm kaç - göç çelişkilerini içinde kamburlaştığı tepkisel duruşun yerle bir edildiği )On İki Eylül ile taçlandırılmış bütün anlayış ve davranış bozukluğuyla batıya öykünüp özenen fakat hurafeci cehaleti kutsayıcı gericilikten asla vazgeçmeyen iki derede bir arada sıkışmış serveti funun seviyesinden bile düşük yapay sahtelikte herkesin her alanda birebiriyle kapışıp yarıştığı toplumdan ve gerçeklikten kopukluğun bu günlere gelindi.
Sinema müzik edebiyat resim mimari taslak tasarım gibi toplumsal damarı ören kuran ve örgütleyen stün taşları niteliğindeki iletişimin her türlüsü … ünlü ayrıcalıklı şöhretli ve konforlu alanını kurtarma esasına dayalı birbirini kotaran ve kollayan sanayi çarkında sponsorsuz aracısız veya AJANSSIZ asla kurulu tezgahta yerini almadığı bencillliği ve ÖZELLEŞMEYİ kutsayan raf ürünü duygusuz duyarsızlığa çarpık yapılaşma karakterinde sessiz sinik sönük uzak kayıtsız pantomim tarzı kayıplara karıştı gitti ilim bilim hak hukuk ve kültür sanat . Bu yüzden de ülke kaderiyle aynısını yaşayan İstanbul, uçakla yapılan yolculuklarda üstünden geçerken onlarca dakika suyun kenarına yıkılmış ve yığılmış tıpkı siyasetin ekonominin kültürün tarımın kimliğin sanatın edebiyatın toplumun ve insan ilişkilerinin batı ile doğu arasındaki iflasın eşiğinde taksit taksit köprüleri ve oto yolları özelleştirerek durum kurtarmaya çalışan hafriyat molozu gibi gözükmekte.
Çünkü…
Hiç bir emek sorumluluk çaba kaygı özveri samimiyet ve paylaşma bedeli ödemeden çok şeyin sahibi olma çıkar düşkünlüğünün beleşçi talancı vurguncu bedavacı hileci hurdacı torpilci imtiyazcı haydut ve dalavere haramiliğiyle kendini gelişmiş olgunlaşmış donanımlılığa bir türlü tamamlayamamış, tamamlamak üzereyken gerek sivil gerek cunta darbeleriyle toplumsal akıl bilinç ahlak anlayış kural düzen bellek hafıza ve birikimi yerle bir eden kanunsuzluğa keşmekeşliğe düşkünlüğe gösterişe ihtişama tantanaya foyaya cehalete karanlığa tutarsızlığa kaypaklığa yozlaşmaya kokuşmuşluğa ve magazin özentisine mahkum eden çöküşün bütün salgın ve mikroplarını yaşayarak taşıyan sosyal mezarlaşma kayıtsızlığında hayatı kararan toplumsal döngü, geçmişe öykünerek kendinden kaçışların izolasyon sığınağı yapıldı …
Adalarsa, şurda burda yeşillik kotasına boya çalınmış özel sitelerle istanbul içine çekinilen inzivanın kifayetsiz yetersiz kaldığı geçmişe hiç kimseye veya Robinson’ a kaçışları gibi şimdilik turistik nefes alma yerleri.
Rakipsiz, herkesin en mükemmeli, herkesten farklı, herkesten ayrıcalıklı, başarı grafiğine erişilmez ve kusursuzluğun herkesi kendine hayran bırakan tanrı veya tanrıça fenomen idol/ modeli olmalar uğruna özendiği bütün bozuk berbat ve bulaşık TEK TİPLEŞMENİN marka ve maskelerinin esir aldığı cehaleti yıkımı kısadan köşeyi dönmeyi ve karanlığı yücelten cinsiyetsiz, kimliksiz, duyarsız, acımasız,duygusuz, ilgisiz, kayıtsız, iradesiz, aidiyetsiz, doyumsuz, ruhsuz, bencil, soyut, karamsar, ve sahteliklerin tüketici düşkünü emek ve değer kavramını yitirmişliğiyle, ortak yaşama sevincine liyakati ve riayeti olmayan her türlü bağımlılıkların birbirine benzer küresel çarpıklığa özenti tutsaklığını kanıksadı ve kabullendi yerelden uyarlanmış ayarlanmış Bop labaratuar türevli toplumsal bozgun.
Yani.. doğru dürüstlüğün izinde ve yolunda gitmeyenlerini kendi haline bırakarak yalan yanlışların çoğalmasına sebep olunuyor. Ve her gün kalıp rutinleri değişmezliğin çevrim çarkına kendini bozmakla işe güce başlayan günsüz geçimsiz insan, fert başı katılım sicil sabıka ve cürüm payıyla sözüne iradesine güvenilmez dostluğu da bozuyor, sohbeti de bozuyor, aileyi de bozuyor, toprağı da bozuyor, çevreyi de bozuyor, samimiyeti de bozuyor, dili de bozuyor, adaleti de bozuyor, sağlığı da bozuyor, mimariyi de bozuyor, sporu da bozuyor, kültür sanatı da bozuyor, gıdayı da bozuyor, trafiği de bozuyor, siyaseti de bozuyor, ticareti de bozuyor, üretimi de bozuyor, pazarlamayı da bozuyor, iletişimi de bozuyor, inancı da bozuyor, ülkeyi de bozuyor, eğitimi de bozuyor ve en nihayetinde güdümlü saplantıları uğruna içinde ve sayesinde yaşadığı bütün ortak değerleriyle birlikte saygı sevgi sorumluluk ve aidiyet duygusuyla kazanılmış olan ülkeyi devleti ve toplumu da bozuyor.
Seyfi Karaca…. Eylül/26
..
RANT ve YAĞMA ŞANTİYECİLİĞİNDE BOP KISIR DÖNGÜSÜ
…
Bir avuç toprak, bir ömürlük yavan yaşık yemiş ve gönül sofrası, bir tutam yeşillik, bir nefeslik hayat ,kendi aşk kadar güzel olunca insan, hoşgilmişsin ey SEVGİLİ olan huzur demeye ne kalır ki…?! Ancak ve lakin…!
Dünyanın istisnasız her yerinde, ortak gelir ve kazanımlardan elde edilen zenginliğin adil ve hukukun üstünlüğüne göre dağılımı yapılmayan büyük pasta gelir ve pay kısmı geçinmekte zorlanan yoksulluğun yaşam hakkına çapulculuk ederek çökmüş ve çöreklenmişlerin her türlü sağlıklı ve saygın gelişme büyüme istikrar iskan ve kalkınmaya köstekçi haydutluk ganimetidir.
Her günün akşam oluşuyla pencereleri karşıdan görünen ışıkları yanar çevreyi saran karanlığa sessiz ve ılık sıcaklıklar dolar. Herkesin ister istemez yola kenara sonraya erteye yarına her şeyin bir şekilde her zaman yarım kalacağına bıraktığı hikayelerini kediden kanaryadan pazardan okuldan çarşıdan noterden dosyadan çakıl taşlarından köprüden meydandan günden geceden toplum hafızasından ve insanlık kitabından herkesi yükler sarar ve sarmalar, ışığın karardığı veya günaydınların doğduğu ezel güncesine götürür emanetçi zaman.
İnsani değerlerini edinmemiş veya insanlık birikiminden miras olanlara büyüyememiş yoksunluk, ezikliğinin dürtü kölesi, çarpık yapılaşması çığırtkan müptelası ve bağımlılık kuklası olur. Ordan ötesi ve sonrasıysa sürekli zarar ziyandır . Sapkınlaşarak her türlü yaratıklığın kirini kuruntusunu kusmuğunu köpüğünü taklit salgınını ve özenti mikrobunu yaşayıp bulaştırır ve taşır insan. Ve böylece…
Rant çıkar ganimet servet otorite gösteriş güç özenti ve ihtişam düşkünü her işlenen haksız hukuksuz baskıyı zorbalığı kötülüğü cehaleti gericiliği hurafeyi köktenciliği ve keyfiyeti masum makbul ve sıradan görerek; günün birinde toplayıp biriktirdiği çözümsüz ve çıkışı olmayan sorunlar katmanında gücü ve iradeyi ele geçiren liyakatsiz doyumsuz haydut haramiliğin imtiyazlı seçkinlerinin dayattığı yağma yıkımlar buyurganlığına kayıtsız sorgusuz teslim olmak; tıpkı istanbul kaderkeşliği gibiliğin “ taşı toprağı altındır” diye ülkenin ve dünyanın her yerinden çığ gibi sökülüp gelenleri yüklendikçe dibe çöken, dağ tepe deniz koy kıyı sahil bayır dere orman bırakmayarak dibine çöktükçe elde edilen haksız yolsuzluğa dayalı rant ve güç sayesinde daha çirkin daha kirli daha gürültülü daha çarpık ve daha içinden çıkılmaz insanı doğayı ve tüm canlıların yaşam hayatiliğini hiçe sayıp dışlayarak dibe çöktükçe daha çok kalabalıklaşan insan yığınağı kozmopolit yüküyle soyan sömürenlerin asıl iştahını kabartıcı yılda üç yüz doksan milyar dolarlık ekonomi çarkının çevrilip döndüğü veya diğer bir deyişle ülke ekonomisinin yüzde yirmidokuzunun sadece istanbul rantından elde edildiği ve en önemlisi kayıt dışlılarıyla beraber en az yirmi milyon insanın tüm görmezden gelinen ve kendi kaderine terkedilmişliği kanıksandıkça masum görülen yıkıcı ve yakıcı sorunlarıyla beraber doluşup çöküştüğü içinden çıkılmaz bataklığa dönüşen benzeşmesi toplum ve ülke satında her yere ve herkese misliyle çarpıp katlayan nispette yayıldı ve yerleşti.
İçinden çıkılamayan düzensiz kuralsız kirli gürültülü tıkanıklık ve dağınıklığın hükmettiği kaos ve kargaşa ,her çarpık ilişkili çözümsüz sorunlar yumağını tetikleyen kışkırtan artıran ve kaynaklık eden cehaleti şiddeti korkuyu hurafeyi zorbalığı kanunsuzluğu kaderciliği tutuculuğu güvensizliği kaygıyı köktenciliği çıkmazı çelişkiyi uyumsuzluğu besleyen ve beslendiğinden beslenen geri kalmışlığın sağlam dayanaklı gösterge verisidir. Alışıp kanıksadıkça da hükmederek yönetildiği tüm yerleşmiş ve kökleşmiş siyasal kültürel veya ekonomik bozulmuşlukların çözülmesini asla istemediği bütün kötülüklerin kalıcılığı için süre n emedeki tutsaklığını savunanmaya var gücüyle kendini kul kurban eder.
Evet tıkanmış ve sonsuz kere hep aynı sıkıntıları doğurarak kendini tekrar eden kısır çorak ve kurak döngülerden sıyırıp yeni başlangıçlara onarmalı kendini insan. Ancak..yağmurdan kaçarken tufana değil elbette çünkü hiç bir ihtiyat gözetmeksizin bitmiş tıkanmışlıktan kaçışlara savrularak mümkün değildir ne yaşamanın anlamı, ne de mutluluğun sevinci ve insanlığın dönüm dolaşım kıstası. Çünkü, olduğu yerde gerekli olan, hayatı bulan, hayattan aldığını hayata verebilendir her yerde mümkün cümle cihan güzellik, öz benliğinin içinde yoksa kişinin, dışarda bulacağı beklenmedik mucize de değildir hayali kurulan iyi dilekli niyet veya kısmet.
Hele de kendinden bile kuşku duyup şüphe uyandıracak kadar emin olmayan mesafeli güvensizliğin aciz yetersiz ezik yitik çaresiz ve anlamsızlıklarında saplanıp kalırsa hayat, görmediği değer ve ilgi nedeniyle insanı toplumdan ve kendinden hızına yetişilmez kaçışlarla mezarlaştıran ve geri dönüşümü neredeyse imkansızlık seviyesinde öldürür ve soğutur. Çünkü burayı kendi kendini yiyip bitiren hırs yarış korku kabus gerilim kriz marka moda maske çelişki açmaz çıkmaz toplumsal yozlaşma özenti hur dalaş sataşma nefret kolkeksşyoncusu sosyal çürüme ve cinnet cinayet sarmalları bşrbşrini gmzeten ve badkılayan hspislikte şzleyip takip ve taklit ederek alanı geniş ( ölmedikçe veya öldürmedikçe rahat bırakmayan) tutsaklık kapsamına almıştır artık.
Sağlıklı büyüme gelişme ve kalkınmanın en temel dayanak göstergesi olan bilimselliği esas alarak, doğayı çevreyi insanı börtüyü böceği eğitimi kültürü sanatı dayanışmayı ülke dünya ve insanlık mirasını titizlikle gözeten saygın, duyarlı, liyakatli, onurlu ve sosyal iletişim aidiyetliliğiyle üretilen bütün ortak kazanım ve zenginliklerini gelir dağılımı eşitliği güden hukukun üstünlüğüne bağlı herkesin denetlenip sorgulanabildiği karşılıklı güven duygusunun toplumsal döngüde ne denli yaygın ve yerleşik olup olmadığına ve paylaşma sorumluluğunun her kişide ne gerçeklikte kanıksanıp karakterleşmiş olup olmadığıyla ilişkilidir.
Akıl fikir vicdan bilinç gözlem bellek deneyim çıkarımların muhatabı ve mantıken sonuçları doğuran sebepler ilişkisinde malumdur ki hiç bir soygun talan vurgun hırsızlık haydutluk ve çarpık yapılaşmaya maruz kalmadan adil duyarlı düzenli güvenli istikrarlı sağlam ve sağlıklı gelişmiş büyümüşlüğü hakkı hukuku insanı doğayı kültürü ve tüm canlı cansız ortak yaşam değerlerini gözeterek barınma beslenme eğitim sağlık ulaşım bilişim enerji iletişim ve huzuru kurarken istihdam ve tüm hayati ihtiyaçları gideren ve hiç bir acizlik eziklik kulluk kölelik muhtaçlığı yaratmadan özgür ve öz güvenli sosyal siyasal ekonomik ve kültürel doyumu ve mutluluğu sağlayacak kadar gelir dağılımı eşitliği her kalkınmış büyümüş ve gelişmişliğin vazgeçilmez ana omurgasıdır. Tüm bunlara duyarlı alakalı sorumlu özverili ilgili bilgili inanılır güvenilir ve liyakatli gelişip büyüyen her yapılaşma sanayileşme ve şehirleşme, bugünün dünya gerçekliği ölçeğinde eğer -alt yapısı yüzyıllar boyunca dengeli duyarlı çağdaş ve sağlıklı yapılaşarak süre gelmemişse - her hangi bir dünya şehri iki veya üç milyon kişiyi aşıyorsa orda çözüme dayalı hangi suni pansumanlı tamir onarım bakım teknoloji veya konforlu inşaat müdahalesi yapılırsa yapılsın, rant ve ganimet getirisini gözeten çarpık yapılaşma ve gelişmemişliğini haramiliğini yolsuzluğunu talancılığını geri kalmışlığını ve gericiliğini doyurup beslemekten başka hiç bir anlam güdüm ve çıkarım gayesi yoktur. Yakılan yıkılan değerler üzerine kurulan bütün ölü yatırımlarsa içinden çıkılmayan toplumsal çöküşün paylaşım ve mutluluk eşitsizliğini her türlü zorbalık sapkınlık ihanet usulsüzlük doyumsuzluk kanunsuzluk dalavere rüşvet hile dümen çıkar ve istismar yoluyla kendi aralarında kırışıp bölüşen seçkin ayrıcalıklı vurguncu tefeci sömürücü yağmacı çapulcu ve yağmacı güruhunun ganimet mülküdür.
Dünyanın istisnasız her yerinde, ortak gelir ve kazanımlardan elde edilen zenginliğin adil ve hukukun üstünlüğüne göre dağılımı yapılmayan büyük pasta gelir ve pay kısmı geçinmekte zorlanan yoksulluğun yaşam hakkına çapulculuk ederek çökmüş ve çöreklenmişlerin her türlü sağlıklı ve saygın gelişme büyüme istikrar iskan ve kalkınmaya köstekçi haydutluk ganimetidir. Demiştik ya..
Yakıp yıktığı suçun sabıka siciliyle, yağmayı, kanunsuzluğu, cehaleti, korkuyu, hurafeyi, çağ dışılığı,sefaleti, geri kalmışlığı ve keyfiyet buyurganlığını kurumsallaştırarak sadece kendi sür saltanat çarpık yapılaşmasını gözeten hamaset tellallığıyla asla mümkün olmayan istihdam istikrar büyüme gelişme ve kalkınmaya burdan yakın bakış kıyasıyla ve yorumsal detaya girmeden :
Köln , Düsseldorf,Dortmund, Essen Kuzey Ren Vestfalya’ sı ( Nordrhein Westfalya’sı ): 2 milyon 374 bin kişi toplam nufusa sahip. Yüzölçümüyse 34 bin kilometrekare. Toplam eyalet nufusu 18,1 milyon kişi. Eyaletin toplan ekonomik katkı payı 839,1 milyar yuro yani 923, milyar dolar.
İstanbul’un yüzölçümü 5 bin 463 kilometre kare 118 kilometre kare de göl baraj bentlerden toplam su yüzeyi. Marmara bölgesinin yüzölçümü 68 bin kilometre kare. Nufusu 26,6 milyon kişi ( ülke genelinin yüzde otuzu) Toplam gayrisafi si, ülke ekonomisinin yüzde 43 oranıyla 584 milyar dolarmış.
Köln Düsseldorf Dortmund ve Essen’ in Ekonomik potansiyeli toplam ekonominin yüzde yirmisi yani : 872 milyar yuro yani : 954 milyar Dolar resmi kayıtlı 15 milyonluk istanbulun 390 milyar Dolarlık ekonomik katkı payı hacminden kat kat fazlaca.
Münih,Nürnberg, Augsburg Bavyerası : 2 milyon 666 bin kişi toplam nufusa sahip ve ülke ekonomisine katkı payları : 792 milyar yuro yani : 871,2 milyar Dolar’ la yine istanbulun ekonomik hacminin (390 milyar dolar , 25 miyon insan ) yaklaşık iki misli.
Toplam bavyera eyaletinin ülke ekonomisine katkı payı yüzde 16 yani 955 milyar dolar veya 824,2 milyar yuro. Yüzölçümü 70.550 kilometre kare , toplam nufusuysa 13,2 milyon kişi.
11 , 2 milyonluk Baden Württemberg eyaletininse : ekonomik katkı payı 667 milyar yuro yani 733 milyar dolarla sözde 15 milyonluk nüfusu olan ve 390 milyar dolar ekonomisiyle istanbulun katkı payının yaklaşık iki misli ve arazizi geniş 5 milyon düşük nufusa sahip.
Hamburg eyaletinin Almanya ekonomisine katkı payı 168 milyar Euro. Nüfusu 1, 9 milyon kişi. Eyalet nüfusu 5 ,1 milyon kişi .Yüzölçümü 755 kilometre kare .
Berlin’ in ülke ekonomisine katkı payı 218 ( istanbul kadar) milyar Yuro. Nufusu 3, 8 milyon kişi. Yüz ölçümü 891 kilometre kare.
Ayrıca Londra’ nın ülke ekonomisine katkı payı 725 milyar Yuro. Nüfusu 9,12 milyon kişi, yüzölçümü 1572 kilometre kare.
Paris’ in ülke ekonomisine katkı payı 865 milyar Yuro. Nüfusu 2 milyon kişi. Yüzölçümü 105 kilometre kare.
Yorumlamasını bilenedir ezber bozan detaydaki kalkınma büyüme gelişmeye dair derin çatlak ve ince ayrıntı.
İstanbulu batırdıktan sonra istanbulu artık hiç bir sürüklenerek yığınlaşıp gelen kaçışın çözüm yeri olarak görmeyen günsüz yarınsız kalabalıklar gezi turları rehberliğinde veya bulduğu en küçük fırsatta kapağı yurt dışına atarak istanbula gelişin eskiyi tekrar eden tüm yersiz yurtsuzluk sığıç ve geleceksizlik nedenleriyle birlikte, kendinden kurtulmanın çıkış ve kaçış yollarını hiç bir yerde veya her neresi olursa olsun hangilerin izi yolu veya haritası bilinmeyen yitiklerde aranmaktalar.
Acil Toplanma birikme ve kaçış alanları gibi, yığılmış birikmiş ve katlayarak artan toplum acılarını sorunlarını kuşkularını kaygılarını yoksunluklarını yalnızlıklarını ve insanlığın en zorunlu ve hayati ihtiyaçları getirisi garanti zahmetsiz ve yüksek ganimetten sayarak
bu sefil yoksul tükenişte herkes kendine dağıtılmış iradesiz sorgusuzluğun koşullayıp dayattığı aidiyetsizliğin soygun sömürü ve yıkım parçacıklığında kalıbına göre biçilmiş rol, ödev, dekor, kostüm, maske, proje ve kurmacalarla hiç değilse en kötünün iyisi buna da şükür kabullenişlerinde hiç kimse artık yabancılaştığı kendini yadırgamıyor, hiç hayrete düşürmüyor, itiraz etmiyor, rahatsız olmuyor, tepki vermiyor, tuhaf bulmuyor ve sorgulamıyor..
En kötüsü ve acısıysa, herkes birbirinin ortaya yarılmış dökülmüş eksik noksan yetersizlik geçimsizlik eziklik ve mutsuzluk yaralarından kendi kanamalarını sararak üstünlük mükemmellik avuntu ve mutluluk payı çıkardığı ; hiç olmadığı kadar sündük pörsük .. de sümükleşip balgam artığı oldu insanlık.
‘ Bilmek’ de ekmeği suyu havayı doğayı börtüyü böceği hakkı hukuku ve insanı doğrulayan hayatın özü esası ve vazgeçilmezidir. Bilmezse ve deneyimlediği katılımcılık çıkarımlarıyla edindiği ve bildiğinde ısrar etmezse her üfürenin beyni benliği ve zihni boşaltılmış çöplük kutusu olur, kalıbına girdiği her değişkenlik dolgulamasında sağlam duruşlu karakter ve kişiliği yaşayıp taşıyamaz. Kendini tasarımlı ve kadrolaşmış jüri karşısında kalıplaşmış soruların bilgiçlik taslama denekliğini adar ve koşullandırırsa , her renge her an değişip dönüşebilmenin densiz dengesiz ve gerzek papağanlığını susar ve döner insan.
Su akarken, toprak diriyken, onur itibar kültür sanat söz yazı işler çalışırken, akıl fikir vicdan cesaret saygı sevgi dilinden konuşur danışırken , insanlık canlı ilgili duyarlı özgür isorumlu bilinçli gerçek samimi ve henüz ölmemişken … şöhreti şanı keseyi etiketi kostümü maskeyi bütçeyi seçkin üstün imtiyazlı ayrıcalıklılığa depolayıp doldurmak uğruna yerle yeksan edilen İstanbulu batırıp bitirdikleri halde her şeyin irade yetki ihtişam heybet ve hüküm sahibi oldukları varsayımı ve cüretiyle doğal yaşam dokusunu ve döngüsünü temelden sarsıp bozanlar, suni kanallar yırtarak yeni bataklık metropol şehirleri kurmaya soyunup su hala gök mavisi akıyor diye umarsız ve duyarsız harami güzellemesi avuntusuyla aklına her esen doyumsuzluğun ve ganimet düşkünü sapkınlığın yıkım mühendisliğini ve patronluk müteahittçiliğini yaparlar.
Çöküş çürüme ve yozlaşma başlayınca değersizlik yüceltilir, yaşam kalitesi duyarlılık seviyesi düştükçe düşerek aşağılanmanın ezilmişliğin kabul gördüğü popüler kültürün yüksek pirimlerle finanse edildiği gündelik harcayıp tükettiği arabesk bataklığına ve afyon cikletine dönüşür harabeden insanlık.
Kıskaçtaki toparlaması zor dağılmışlıkları anlamak veya anlaşılmak yerine kendini dayatarak hep haklı çıkmayı anaç edinen gerçeklik bağı ve bağlantısı kopuk körü körüne köktenci dogmacı ısrarcı kinci inatçı insanlığı örenleşmiş işlevsizliğin gideceği yer ( aynı suç ortaklarının birbiriyle ganimet - menfaat noktasında ittifak ortağı olup bütün kötülüklerini savunduğu ve zaten kanun düzenleyenleri bizzat kendileri okudukları için hırsız yolsuz haram her dosyası kabarık kirlilikten aklayıp arındırdığı ve kendin konfor alanlarını sağlama almak için her türlü aciz cahil muhtaç zavallı ve mahkum toplumsal çürümeyi kokuşmuşluğu ve ayrışmayı kıyasıya kışkırtıp kamçıladıkları ) tüm enerjisini ve çabasını kendini ispatlamak için harcayıp tükettiği ilişkisizlik mutsuzluk kahır şikayet gerilim ve bunalım çöplüğüdür.
Eskiden yerleşik var olan elit seçkin imtiyazlı ve sadece ihtiyaç duyduklarında alt tabakanın ve geniş kesimlerle yüzeyselden dokunarak geçerek işlerini bitirdikten sonra konforlu alanlarına geri dönüp tüneyen haksız hukuksuzluk yağma yıkım çarkına ortak istifadeci ve paydaş tolum gerçekliğinden kopuk ( sanat spor siyaset holding marka medya banka borsa emlak ticaret iletişim ulaşım sağlık magazin moda eğlence ünlüleri ve şöhretliler ( gruhu) ortak çıkar ayrıcalıklı burjuva sosyetesine aynı karakter ve sicilden onları hem lanetleyen hem de her yapısal bozuklukta onlara imrenip taklit ederek aynılaşan varoş arabesk sosyetesi , karanlığı cehaleti kimliksizliği ve kültür sanatsızlığı yücelten kesişim düzleminde birleşti ve buluştu.
Rant yağma yıkım şantiyeciliğinin Bop kısır döngüsünde aycalıklı menfaat ortaklığını önceleyerek toplumsal çöküşün yıkım miras mülkünü kıran kırana işletip çalıştıranlar, dağ deniz orman tarla bağ bahçe dere vadi ova bayır mera yayla koy körfez söz sanat iletişim kültür .. sınırsız sorgusuz haramilik keyfiyetiyle tüm ülke birikim kazanım varlık ve zenginliklerini sahipsizlik kanunsuzluk duyarsızlık liyakatsizlik aidiyetsizlik kimliksizlik ve devletsizlik bağlamında talan rant ganimet servet güç gösteriş ve ihtişam uğruna içöküp çullanarak yanıp yıkanların her türlü çarpık yapılaşmaları, sınırsız ve doyumsuz vurgunu soygunu talanı yağmayı yolsuzluğu sahtekarlığı ve yıkımı doyurup besleyerek algısını özgürlüğünü ve iradesini bağımlılıklarının kulluk köleliğine teslim etmiş insan yığınlarınıın her alanda duyarsızlaşıp çölleşen karamsar ve kayıtsızlığını kolayca manupule edilebilen istismarcılık hükmüne sürüklenen her şey çürür kokuşur yozlaşır ve yıkıma uğrar. Bundan dolayı toplum hayatı donanımlı bilimsel sağlıklı çağdaş ve saygın büyüme ve gelişimi her türlü geri kalmışlığın sorunlar çoraklığında tıkanır kalırken soyut sanal şekilci ve sahte gündemlerle magazin afyonlarını harcayıp tükettiği sosyal siyasal ekonomik ve kültürel bataklıkta bütün çirkinliği ve çirkefliğiyle huzursuz mutsuz gergin ve geçimsizliği artırıp çoğalttığı sefil yoksulluğu üstüne çekip yığan şiddet kahır kaygı endişe hurafe sapkınlık eğitimsizlik ve sorunlar silsilesi sarmalıyla boğuşarak geri kalmışlığı örgütler bu çelişkilerinden haydut haramilerin ayrıcalıklı zümreleştiği çarpık yapılaşma bataklığı. Medyatik ünlü şöhretli fenomenleriyse adeta kendilerini ilahlaştırıp taparcasına adanmış fanatikleri sayesinde istismar ganimetinden menfaatlinenlerin en bilindik liste sıralamalı ortak çıkarcılarıdırlar.
Bütün bınların körükleyip tetiklediği yakıcı ve yıkıcı sorunlarla toplumsal kişilik ve insani duyarlılığını yitirmiş sürüklenişlere kayıtsız kalan korku karanlık furya azgınlık sapkınlık saldırganlık baskı talan tecavüz yağma fuhuş ve yozlaşma bağımlısı her kişiliksizlik başı bozukluğu, masum mübah gördüğü her çirkefleşmeyle bir zamanlar eleştirel bakışla sağlıksız hastalıklı ölümcül tutarsız ve dengesiz gördüğü her oluşumu ve gelişmeyi mikrobuna bulaşmış bağımlı bozulmuşluğun hormon gıdası olarak en öncelikli hayatilikte normalleştirerek günün vazgeçilmez değeri ve marka modası sayar.
Dünya artık göz göre göre bağıra çağıra ve göstere duyura yaşanan en korkunç asalak adi azgın sapkın acımasızlık derecedinde Kafkaslar Balkanlar Irak Libya Sudan Suriye gibi ve nicelerinde yaşanan işgal tecavüz kuşatma ve katliam yıkımlarından sonra sınırlarının nerden nereye kara nasıl hangi koşullarda ve ne ölcekte yerli kiralık katiller uygun uşaklar ve dalkavuk işbirlikçileriyle beraberce kotarıp çizildiğini zorla dayatarak bölünmüş parçalanmışlığın bütün ganimet zenginliğini sorgusuz sualsiz yağmalayıp yıkma girişimciliği ‘ yaşama hakkı zehirden zıkkım olsun, sana biçilmiş ölü gömleğidir razı gelmeyip şurdan şurayı geçersen veya çıkarsan dünyayı başına dar ederim’ haydut haramiliği, alıştık rutinlerin doğal seyri süreçleri haline getirildi.
Bu yaklaşım modeli doyumsuz kanaatsiz başına buyruk seçkinler ve ayrıcalıklılar zümre sultası kötülüğün bütün vurguncu talancı çıkarcı istismarcı tacizci yağmacı ve sorgusuz yargısız yetki sahibi tecavüzcü karaktersizliği ve şerefsizlikleriyle insanlığın ve yaşama haklarına serbest rekabetçilik piyasasından kendi kendileriyle hükümran olduğu tüm dünyanın istisnasız her yerinde dorunlarıyla boğulan kalabalıklara sistem bozukluğunun bütün kahrını yükünü faturası eziyeti ve borç yükü ölmedikçe bitmemeyi popüler kültürün toplum alıştırıp uyuşturan afyonlarıyla kabullenmekten başka haddin çizgin yok gibilerden zorla dayattıkları ölü gömleği giydirilmişliğin çapulculuk sür saltanatına çöküp çullanmış durumdalar.
Yaşayacaksan bizim çılgın tüketim çarkının amansız ve acımasız cinnet kovalama döngüsünde ölerek sürünecek ve ölünceye kadar iki büklüm olsan da ömrüyün sonuna kadar iş güç mesaisi kovalayıp zıkkımın berkini yiyerek yaşayacaksın. Dinlenmek istiyorsan sa toprağın altında ebedi huzura gömülerek tam dinleneceksin. Tıpkı Alman emperyal sınırsız sorgusuz sömürü yarışında serbest rekabetçiliği kurumsallaştıran neo liberal vahşi kapitalist seçkinler güruhunun lokomotif başını çektiği ve tüm dünya diğer benzerlerine örnekleyen dayatmasıdır.
Hiç bir zaman amacı işlevi inancı çeşitliliği fiili ve dinamiği olan çaba çöpe gitmez.
Arzular hayaller istekler hevesler ve tutkular olumlu veya olumsuz hepsi besler eskiyen yanlarını tazeleyerek olgun ve zenginleştirir insanı.
Uğraş denilen azimli dirençli dayanıklı ve sürekliliği olmadıkça tek damardan veya tek kaynaktan varılan birikimini harcar önünde duran kısıtlayıcı katmanlarda boğularak kurak köksüzlüğe laçkalaşır ve tükenir insan . Bu bakımdan aklı fikri ufku bilinci yeniyle buluşup tanışmaya bilinmeyeni keşfetmeye eksiğini gidermeye veya kendi bildiği fazlalıklarını aktarmaya veya gereksiz yükünü boşaltmaya sosyalleşmenin ihtiyacı gereğince açık yaşamalı . Ancak dünya artık bu sağlıklı hassas ve saygın değerler ilkeler ve duyarlılıklar eksen dengesinde dönmüyor ne yazık ki. Doyumsuzlukta gittikçe haktan hukuktan akıldan vicdandan ilkeden histen duygudan paylaşmaktan sorumluluktan ve insanlıktan çıkarak en mahlukluğun bütün gerici karanlık yobaz bencil ihtişam güç ve gösteriş düşkünü bağnazlık meziyetleriyle yaratıklaşan haramiliğin sapkınlık ve şiddet meraklısı çapulculuk ölüm zulümleri kol gezmekte artık dünya hayatında.
Zaten insanlar sipariş üzere doğuyor ve proğramlı kölelikleri harcayarak donsuz kesintisiz tükenişinin sonunu getiriyor. Bu çarpık yapılaşma dönüm dolaşımda yapay zeka kendi aralarında konuşarak danıştığı insanlığın yok oluşuna hen tanıklık hem de hükmediyor.
İnsanlığın yön akıl fikir vicdan ut ihtiyat sınır had hudut yol yordam denetim ahlak kontrol kanun kural ve hukuk duygusunu yitirerek başkasının yaşam hakkına riayet etmeyi hiç tanıyıp umursamadığı ve bilhassa ihlal ve tecavüzlerin kendine masum meşru haktan saydığı azınlığın çıkar ayrıcalıklığını gözeten …azgın sapkın ve çılgın tüketim çağında emperyalist- kapitalist merkezlere bağımlı geri kalmış ülkelerde sınırsız sömürüyü esas alan ve zaten sınırlı imkansızlıklarla sınırlı hayatın çöküşünü ve tıkanıklığını tümüyle işlemez çalışmaz hale getirici konforlu alanlarını ( ballı börekli beleşçiliğin sayısını kendileri bile bilmedikleri servet sermaye emlak ve yüksek maaşlı haksız kazancın iş güç ve şöhret kovalayan hırsız yolsuzları) kollayarak adaletsizliği ve gelir dağılımı eşitsizliğini körükleyen çıkar ilişkili servet saltanat çarkına çöreklenmelerin yarattığı sorun işsizlik karanlık cehalet korku kaygı iskan istihdam sefalet ve sıkıntı yığılmaları yaşanırken , neo liberal globalci emperyal kapitalist merkezlerde ise günden güne türü ve çeşidi artırılarak faturası büyütülen azgın ve amansız sömürünün kulluk köleliğini ödemesi ve hayati ihtiyaçlarını karşılaması için yaşamları doğumdan mezara serbest rekabet yarışına göre planlı proğramlılığa özelleşmiş insan yığınlarının ölmedikçe huzur rahat özgürlük ve sağlıklı yaşam yüzü göstermedikleri; ve ölünceye kadar haktan hukuktan yoksul ve hakkı hukuku düzenek haramilerinin kendi imtiyazlarına göre yazıp düzenlediği en acımasız ve pahalı koşullara ezilerek çalışmayı şart koşarak, sahteliğin daniskasından demokrasi eşitlik özgürlük ve insan hakları hamaseti ve havariliği satıp pazarlamaktalar.
Benlik kişilik kimlik karakter ve öz güven yoksunu yetersizlikler, işlevsiz ve değersizlik duygusunu bastırarak maske kamuflajıyla ve estetik planlı marka dolgulamalarıyla yaşamayı köpürterek yoz ve magazin bağımlılıklarının aşağılık komplelerini kodlayan tüm özenti referansını adandığı popüler şan şöhretlilere göre tutunup takınmaktan onur duyar , yüksek değerden bilir inanırlar.
Çünkü devletçilik,hiç özel bir kazanç artırımı, sömürü ganimeti, zümrecilik çıkar sultacılığı veya servet edinimi gütmeksizin toplumsal faydacılığı esas alıp insanlığın tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılayıp gidermeyi önceliğine ( eğitim sağlık gıda ulaşım spor güvenlik özgürlük ilim irfan imar istikrar iletişim kültür sanat ve nicesi.. ) alırken, onun tüm kazanım -birikim nimetlerinden yararlanarak yıkımını yağmalanmasını gözeten özelleştirmelerse, şahsi azınlıkçılık ve ayrıcalıklılık sultasının en aşağılık yol ve yöntemlerle hiç bir emek kural duyarlılık sorumluluk ve liyakat tanımayan çıkarcılığın menfaat ve azınlık ganimetçiliğini önceler kollar kotarır.
Bu çorak kurak yıkıcı gerici aşiretçi etnikçi yağmacı vurguncu talancı işgalci köktenci ayrılıkçı feodal yobaz veya aydınyobaz kör ve karanlık sür saltanat çevrim çarkı kavşak noktasında Pekaka Mehepe Akepe Hedepe HizbulHüda Büyük Birlik Yeniden Refah Tip Emep Perinçek Yeni Cehepe Yeni Cehepenin Yenisi ve diğer benzer ıvır zıvır kirli siyasilik sultasıyla beraber onları ön planda tasarımlayıp fonlayan Tom Barrak Bop teşkilatına bağlı moda müzik eğlence magazin medya gıda giyim eğitim sağlık enerji spor marka ulaşım iletişim ve tüm yaşam döngüsünü tek elinde çekip çeviren bankalar tarikatlar mafyalar borsalar holdingler sanayiciler kuruluşlar tüccarlar ortak çıkar topluluğu hep birlikte bağımlılığı ve sorunları artan toplumu yozlaştırdıkları kara cehalet algı yönetiminde hiç bir sorgu sual tepkisiyle karşılaşmadan sürekli soyut günden değişiklikleriyle gönüllü köleliği sevk ve idare etmekteler.
Seyfi Karaca…. Ağustos/26
…
…
DUYUM ve DÜŞÜNCESİNİ YİTİRİNCE İNSANLIK
…
Bütün canlılar birbiriyle ilişkili ve bağlı beş duyularıyla hayata ilişkilenir tutunur yaşarlar ve kendilerine özgünlüğü tamamlarlar.
Tatma duyusu olmayan hazdan hevesten zevkten ve doyumdan yoksun, görme işitme hissetme ve konuşma duyusu olamayanlar görenlerin duyanların hissedenlerin tadanlar ve konuşanların dünyasından yoksun izah arabuluculuk ve tarifi üzere muhtaçlıkta tüm zorluklara katlanmak zorunda kalırlar.
Zaten herkesin bağımlılıklar muhtaçlıklar ve sürekli tüketim ihtiyacı artırmalara yetişme kaygılarıyla savrulup sürüklenerek iradesiz cesaretsiz özgüvensiz kimliksiz ezik düşkün yalnız yitik yılgın kayıp duyarsız ve zavallılık tükenmişliğinde savaşım direncini kaybettiği sorunlu sıkıntılı ve travmalı yaşamakta.
Oysa..,
Kaya çakıl kum tanesi veya su damlası, her bir varlık kendi değerini kattığıyla yaşamın saygın csnlı diri ve sağlıklı dolaşımında insan kadar ortak etkinliği ve paydaşlığı vardır. Bu yüzden yazılı kanunlarla veya yazılı olmayan dünya çevre börtü böcek hayvan ve toplum faydacılığını düzenleyip gözeten akla fikre vicdana duyarlılığa liyakate ve sorumluluğa dayalı ahlaki ilişkiler ağına riayet etmemek, insanlığın toplumun dünyanın ve her şeyin saygın ve özgün yaşama hakkına tecavüz ettiği kadar, tecavüz eden de aynı kapsayıcı dereceden tecavüz edilmeye mahkumdur.
Kötülüğü örgütleyerek yarattığı sorunları sür saltanat sermayesinin dayanağı ve geçim kaynağını bilenler sayesinde kanun düzen ahlak ve kuralsızlığın her yere hakim olduğu ihlallerde hapisaneler insanla dolar, trafik kan golüne döner emsali saygınlığını vicdanını liyakatini aidiyetini ve riayetini yitirmiş yaşamın her alanına kendini örnekler fakat hiç kimse yaratılan toplumsal facia sabıkasını sıradanlaşmış kabulde asla üstüne almayarak katlayarak büyüyen felaketlerden çoktan yitirdiği ders çıkarma eğilimini sorgulamasını onurunu aklını yolunu iradesini anlayışını arayışını ve bilincini kendinde bulamaz .
Her şeyi en acımasız ruhsuzlukla her fırsatı kazanca dönüştürmek isteyen; ve insanlığı öncelemeyen para ve menfaat endeksine göre faturalayan bu cinnet çarkında en çok hastalar zayıflar ve donanımsız olanlan kurban ediliyor.
Bu sebeple,
Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu hırsızlığı yolsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti rüşveti talanı kanunsuzluğu devletsizliği haydutluğu ve cehaleti kutsayarak; ve her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu afişleyerek avunan kişi keyfiyetine özelleşmiş selfi toplumunun üretildiği yapay zeka çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar, algı denetleme mühendislikler ve kötü kadınlar yönetmekte.
Fitne kin nefret ayrı gayrılık keşmekeşinde devamlı sükse ihtişam gösteriş açık üstünlük ve kusur arayan ortak değerleri bozguna uğramış sevgisiz saygısız ve hoşgörüsüz bu kısır döngü çukurunda korkun saplantı ve takıntı travmalarının hem kendine hem de hiç ki seye inancı güveni kalmamış kişiyi her şeyden ve herkesten kaçışlara hapsettiğiyle sığınacak kaçışlar ararken toplumda aradığı iyileşmeyi samimiyeti ve saygınlığı bulması artık asla mümkün olmadığı büyük dramatik kırılmalarını ve duygu karmaşasını göğüslemek zorunda kalır.
Böylece yalnızlık yabancılaşma değersizlik zavallılık eziklik hiçlik yitiklik suçluluk ve sahip olduğu en son evde ve dünyasında kalan şeylerini kaybetme korkusuyla çıkar para güç gösteriş ihtiras ve sürekli kazanmaya kurulu düzenekte avlayanların kulu kölesi olur insan. Başıma felaketlerin en kötüsü gelecek suçluluk duygusu ve kendi takıntılı inatçı yıkıcı ihmallerinin itirafı niteliğindeki kendine baskın gelme ritüelleri sonucunda herkesten yüz çevirdiği kaçışın sonucudur - her iyiliğin karşılıksız olmadığı - hiç kimseye sığınmanın, yani ilahi yücelik adı altındaki cehaleti güdümlülüğü sefaleti ve ezikliği ortak ganimet paydasında kutsayıp yücelten gericiliğin yobazlığın tarikatların siyasetin mafyanın medyanın modanın markanın borsanın bankaların ve magazinin tezgahına iletişimsiz cansız ve dirayetsiz rehin düşmeler.
Bundan en çok da ayrı gayrılığın toplumu ve herkesi birbirinden bölük pörçüklere ayırıp kutuplaştırarak iletişimsiz aidiyetsizliğe hapsettiği yaşam kalitesi diplerde sürünen sosyal bozgunun zayıfları kovulmuşları kimsesizleri yalnızları ücretlileri ameleleri ırgatları çiftçileri ezilenleri sömürenlenleri hastaları öğrencileri işsizleri kısacası azınlık sultasının suçluluk sabıkasıyla olup biten ve yaşanan çöküşün ve yıkımın ağır yükünü taşıyan en geniş kesimler mağdur muhtaç olur ve zarar görürler.
Altıncısı olan sezgi, algı, his ve duyguların sayesinde kendini koruma, konumlandırma, anlama, tanıma ve kendi dışındaki dünyayı keşfetme adına düşünerek ve sorgulayarak yorumladığı dengeli donanımlı davranış biçimlerini geliştiren akıl fikir idrak bilinç bellek kavram çıkarım ve irade birikimlerini kolaylaştırır ve zenginleştirir. Tüm bunlardan yoksun yetişmiş büyümüş lümpenlik, dürtü bağımlılığının ve algı yönetiminin kulu kölesi ve kuklası bilinç altı içgüdüsel refleksleriyle haraket ederek, kolayca yönlendirilebilen ve manupule edilebilen rol model bağımlısı davranış bozukluğunun her tütlü kötülük fitnelik kabalık saldırganlık tahammülsüzlük körlük zorbalık sapkınlık kokuşma çürüme cehalet bozgun gösteriş şatafat istismar keyfiyet ihlal şiddet ve tecavüz eğilimleri hayatın her alanında baskın gelir; herkes herkese hiç bir konuda kabul ve saygınlık riayeti göstermeksizin göreceli etkilendiği oranda üste çıkmak için sınırsız tüketim çılgınlığı bağlamında elinden geleni ardına koymayan hınç yarış nispet kin öfke nefret gösteriş öç intikam sarmalında acı sefalet yıkım ve bozgun sirayet eder.
Bir sepette bir çürük tüm sağlamları ezer bozar yıkar işlevsizleştirir haşat eder ya, devlet de öyle çürüklerin sızmasıyla otoriteyi ele geçiren herkes kendi saldırgan kabülsüz doyumsuz bencil bağnaz hastalıklı sorunlu saplantılarını devlet diye dayatır, sahip olunan ve kazanılmış değerleri yakıp yıkarak kanıksanan bozulmuş her damarda işlemez yürümez çalışmaz olur yol hat kural kanun güven sağlık iletişim tarım eğitim sanayi iskan imar trafik insan ve toplum, itibarı saygınlığı samimiyeti ve güveni sarsılmış hurafeci üfürükçü dolandırıcılık kafasıyla köktenci arızaya sürekli sakatlıklar ekleyen kötülüğü kutsayıcı haramiliğe meyilli keyfi zorbalığı dokunulmaz haktan bilmeler sosyal siyasal kültürel ve ekonomik tüm hayatın dönüm dolaşımına hükümran olur.
Sevgi saygı kültür barış huzur eşitlik denge özgürlük gibi değerler üzerine kurulu Toplum Ortaklığı, kazanımları hiç bir imtiyaz iltimas ayrıcalık torpil kayırmacılık köken ve zümre farkı gözetmeksizin adaletli paylaşılmasıyla yaşar gelişir büyür ve çağdaşlığın getirdiği göstergelere özdeş kalkınır. İşin ucuzuna kaçarak yüksek getiri kovalayan amansız ve azgın soygun sömürü çarkında acımasız kuralsız ruhsuz zorba ve doyumsuz azınlık sultasının çoğunluğun yaşam hakkını talan ettiği keyfiyet hükümranlığı çöreklenerek çullanıp çöktüğü adaletsiz ahlaksız yağmacı yıkımcı tecavüzcü ve vurguncu çapulculuk döngüsünde ortak hayatın tüm dolaşım alanlarına hükmeden kalitesizlik boşalırken, liyakatli nitelikli onurlu duyarlı ve saygın insan türüne toplum değerlerine ve yaşam ilişkilerine son verilir.
Çivisi cılkı çıkmış sosyal yozlaşmanın , sınırsız kokuşmuşluğun, değerler yoksunu magazin kültürlü çılgın tüketim bağımlılığının ve gösteriş şekilciliğini esas alan toplumsal bozulmanın dip noktası..açık veya kapalılık hiç farketmiyor çıkış damarını bulan herkes nerde tıkandıysa orda fışkırıp patlıyor.
Kabuk özden soyunup sıyrılınca dağlar iller dereler yollar hava su toprak orman deniz ırmak çeşme kütüphane okul müze meydan sokak köprü hasat hububat yürürlükteki ilişkiler ve veya yaşanacak yıllar birbirinden ve bilhassa tüm vebali kendisi suçlara sebep insandan davacı olur.
Alacaklıyım kendimden gayrı çol çocuk genç ihtiyar kadın kız erkek canlı cansız herkesten ve her şeyden hesabıyla, karakteri künyesi kayıp, sicili bozuk ve her haltı yedikten sonra üste çıkan puşt zamanda, eçimsizliğin rutin alışmış kanıksanmışlığı sıradanlaşınca bütün kötülükler olağan doğal ve hayatın normali sayılır.
Çünkü birden bire sert düşüşlü veya çıkışlı veya savruluşlu şoklanmalar ne doğanın ne insanın ne de toplumsal ilişkilerin olağan saygın ve sağlıklı oluşma ve gelişme seyridir. Kendi ganimet ve menfaat bekası için gerekirse- zaten artık hiç bir anlam değeri olmayan ve seçilenlerin de çıkar ilişkili oynak dönek kaypaklıklarla satışa gelip toplum temsiliyetini kandırarak kafasına göre saf değiştirdiği - göstermelik seçimleri dahi bir daha hiç yapılmamak üzere hepten ortadan kaldırma eğilimi olanların toplumu diledikleri konuda kendi yanar döner fırıldaklıklarına ve savrulmalarına göre sert düşüş ve çıkışlı değişimlerin muhtacı mahkumu ve mahrumu kılarak varılan yer ucuz numaralarla adaleti dengesi istikrarı huzuru güvenliği topyekün bozulmuş sosyal hayatı kalitede ve nitelikte felç eden ve bugün Türkiye özelinde çok bileşkenli Bop çevrim çarkı gibi istisnasız tüm dünyayı kasıp kavurup dayatmalarına esir alan yüksek yağma mülkü edinmenin haramilik hükümranlığıdır.
Kaderi ve karakteri hiç değişmeyen emek sermaye uyuşmazlığı ve çelişkisi temelinde, yağmacı vurguncu talancı tefeci soyguncu fırsatçı yarıcı ve kendi kanunlarını kendileri yapan sorgusuz doyumsuz azınlık sultası sömürücülerin çıkarıyla onları can ve mal bütün varlıklarıyla sırtında taşıyarak kölelik ilişkileriyle bağımlı ve muhtaç yığınlarınki asla aynı fayda bileşeninde kesişmediği en temel toplumsal belirleyici etken olan , çıkar zıtlığı ve çatışmasıdır.
Trafiği düzgün işleyen ülkelerde hayatın her refleksi özgür iradesi olmayan kalabalıkları taa kundak çağından itibaren sınırsız haraç yağma ve sömürüyü doğal bilip anlama ve kabullenme algısına disipline edilir ve orda dönüp dolaşan hayatın her damarı ve her yeri ödemedikçe cezası katlayarak artan paraya faturalanmış.fiyat endeksiyle toprak bastı haramiliği düzeneğindeki kapısının önü dahi park parasına tabi yaşamayı kısıtlayan vahşi kapitalist karakteriyle insanı kurulu düzeneğin kapatılmış kölesi sayan korkunç baskıcı yağmacı ve sömürü düzeneğidir.
Ve buralarda ve burayı taklit eden bizim gibi bağımlı ve yarı gelişmiş veya yarı sömürge ülkelerde insanı eşyalaşmış raf ürünü bilip anlayan yaklaşımla insansızlaşma etrafında her şey sınırsız sorgusuz soygun sömürü çatkını besleyip doyuran gösteriş vitrini ve aksesuar dekorudur. Magazin afyonlaması Algı yönetimiyle, kaygı ve korkularına yenik kültürsüzlüğü kargaşayı istikrarsızlığı hiçliği iletişimsizliği ayrışmayı küslüğü kimliksizliği saygısızlığı sevgisizliği eğitimsizliği yılgınlığı ezikliği düşkünlüğü kopukluğu onursuzluğu aidiyetsizliği toplumsuzluğu karanlığı kara cehaleti ve her türlü muhtaçlık duygusunu herkese aşılayarak paravanın ardındaki asıl kukla piyon oyun tezgah sürsaltanat sahibi ve gürühu olan borsa medya finans emlak moda gıda enerji sipor sağlık ulaşım iletişim eğitim imar rant sanayi ticaret reklam banka holding tarikat mafya atölye ofis taşeron ve pazarlama endüstri çıkar ortaklığının toplum temsil etme yetki ve iradesini en aşağılık onursuzlukla haraç mezat ederek menfaat konforunu kotarmaya dilediği gibi satmayı ve yanar döner değişimlerini kendine hak sayıp gören KİRLİ ve kibirli siyaseti özel arazi temizleme ve toplum sorunlarını hiçe sayan kanunsuz kanun oylama yahut yazdırmanın dekor sekreteryası olarak kullanırlar.
Bugün artık içgüdüsel bağımlılık refleksleri takıntıları saplantıları sapkınlıkları ve dürtü bozukluklarıyla haraket eden istisnasız tüm yeryüzü toplumlarının Türkiye’ de de çarpan ve katlayarak sirayet eden yayılmış yerleşik kanıksanmışlığın benzeşerek tükettiği duygu ve duyu yoksunluğunun cılkı çıkıncaya kadar lisansıza ömür yorup sohbet üzen bağları kopmuş sosyal iletişimi enkaz küsüşmüşlük , saygınlık itibar idrak onur akıl vicdan ahlak sorumluluk bellek bilinç düşünce ve tüm değerlerini yitirmiş anlaşmaz uyuşmaz gerilimler en birbirinin açığını çaresizliğini zaafiyetini kusurunu düşkünlüğünü ezikliğini donanımsızlığını ve muhtaçlığını kollayan gammazlıklar hileler pusular kaypaklıklar güvensizlikler acımasızlıklar kişiliksizlikler endişeler kopuşlar ayrılıklar iletişimsizlikler kaygılar kötülükler ve geçimsizlikler üzerine kurulu suçu dosyası kabarık, davası kavgası çatışması hıncı çekişmesi doyumsuzluğu fesatlığı fitnesi kargaşası ve mutsuzluğu hiç bitmeyen kokuşmuş çürümüşlüğün sürekli mahkemeleşmelere düşüşlüğünü kullanıp harcanmaktadır.
Çünkü insanlığını dünyayı ve ülkesini toplumsal varolan değerleri ve kazanılmış bütün zenginlikleri duyum ve duyarlılıklarıyla kullanmasını bilmeyenler, her şeyi para pul güç gösteriş ihtişam servet ganimet ölçüsüne göre önceleyen hırsız yolsuz haydut ve harami soyan sömürenlerin doyumsuzluk ihtiyacına ayar düzen ederek dayattığı kurguladığı ve baskıladığına göre sonu gelmeyen çürümenin çöküşün yıkımın vurgunun istismarın ihanetin çapulculuğun talanın yağmanın kukla kölesi ve harami haraç mezatı olur tüm değerleriyle beraber insanlık. Yani özetle..
Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti ve cehaleti kutsayarak her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu fişleyerek avunan selfi toplumunun üretildiği çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar ve kötü kadınlar yönetmekte.
Seyfi Karaca….. Ağustos/26
…
BOP GALERİSİNDE GARSON MÜTEAHİT
…
Yaşam gerçekliğinden kopuk
Algı yönetme mühendisliğiyle dayatılanın göreceli gündem değişimlerine adanarak yaşamak
Ve tüketerek tükenmek…
Emperyal dayatmaların kurumsallaştıkça sivilleşen darbe ürünüdür
Bizim oğlanlar iyi iş becerdi parolasının tüm eklenti işbirlikçi ve bileşenleriyle
Çok gömleklili servet saltanat düşkünü,
emperyal taşeronu ve milli muhafazakarcı
Yeşil kuşakçı
Ilımlı islamcı
Milli talebe birlikçi
Büyük doğucı
Dinlerarası diyalogçu
Tarikat siyaset mafya medya borsasından köktencilik yelpazesiyle sürüklenip gelen
Ve pekaka ipoteğine kostüm giydirilmiş sol tayfacılıkla içli dışlı homojen
Oniki eylül sonrasının hükümranlık sultasını tümüyle ve kesintisiz devralan
Ve toplumun tüm kesimlerini kutuplaştırarak kendi keyfiyet dayatmalarına birleştiren bop eşbaşkanlılığıyla
Çözümsüz orunlarıyla boğuşmaktan kendine yabancılaşmış insan yığınlarını dilediği gibi yönlendiren ve yöneten
İdareci ve ittifakçı ortaklarından olan
Mehepe
Boğaziçi milyarderlerine ülkenin her sokak ve mahallesinde
Fakir gurubalığın iliğini sömürerek yeni ve daha çok milyarderler türetmenin dışında hiç bir ilgisi
Alakası
Çözümü
Çaresi
Birikimi
Donanımı
Siyasal sosyal bağı olmayan
Pekakanın yazı turası Mehepe
Akepe ve benzer bileşenleriyle
Magazin afyonlarıyla uyuşturulmuş toplum zaafiyetini diledikleri dürtü bağımlısı algılara silkeleyi savurarak
Etnik kimlikçilik ve din tüccarlığı siyasetinin ayrılıkçılığı kutuplaştıran, ittifak ganimetine ortak
Her türlü istismara dayalı bütün toplumsal değerlerin kendi tekeline konforlu alanlar olarak kapatan
Markajlayan
Markalaştıran
Holdingleştiren
Piyasalaştıran
İşleten
Çalıştıran
Sömüren
Biçilmiş roller kamuflajıyla sürekli kılıf taraf ve gündem değişikliğinde dayatılan rollere bop plan projelerinin
Her ne vakit gizlice kulağa fısıldananları gaipten duyar duymaz gibisinin
Emperyal sülüklerin Irak işgaline çapul çullanışlarını reddeden Ecevit hükümetini anında bozarak
Gaipten duyduğu üflenmiş fısıltılarla
Bop eşbaşkanlığının
Pekaka açılım süreçlerinin
ve Cumhuriyetin tasfiyesi yolunun açılışını gerçekleştiren Mehepe
Ruhuna her üflenip fısıldandığında bop işi icraat ve işbirliğine baştan hazır
Çarşı siparişine göre yanar döner plastikten pervane
Müsait
Uygun
Mümkün ve dörtkol çevrim çarkına amade
Pekaka ipotekçisi iştirakçisi ve piştisi bop devşirmelikleri
Siyasi emlakçılığım sol kamuflaj tayfalarına nispet yarışan
Eğitimde
İstikrarda
Adalette
Ulaşımda
Gıdada
Sağlıkta
İstihdamda
Gelişimde
Kalkınmada
Huzurda
İşçinin çiftçinin işsizin öğrencinin emeklinin ve diğer toplum yığınlarının kıtlık kanaati olan
Mutluluk payında ve özgürlük paydasında tıpkı pekaka hedepe cehepe ve cehepenin yenisi gibi
Toplumun geçim derdiyle
Gelecek kaygısıyla
Yaşam kaygısıyla
Hayata tutunma mücadelesiyle
Çürüme çöküş ve iletişim sorunuyla sıfırın ta kendisine piştisi
Akepe’ nin yan kulvarcısı Mehepe..
Çok ortaklı ve çok kutuplu montajların siyasi korsan marangozu mehepe,
Muhalif mi
İktidara ittifakı mı
Hepsine galerici garson mütahitmisi besbelli
Sevr hortlağından bütün istismarcı yağmacı ihanetçi çıkar ortaklarının ortak beklentisini onaylayıp kotaran
Kendi süreç ilişkili yelpaze savrulmalarının hükümetçilik halisinasyonları evirip çevirip
Kırk dümen katakullesinden devlet politikası diye bop çığırtkanlığında pazarlayıp
Mücadelemiz bitmedi,
Daha bu başlangıç diyenlerle beraber tom barrak eşkiya ganstetciliğine ucu her şekil bağlı ve açık
Belirsiz bilinmezliği bozup yeniden karıştıran topyekün yağma yıkımların icrasına bağlı ve açık
Toplum gündemine yarınsız geleceksizliğin üstü kapalı işbirlikçilik örgüsünü
Hepberaber hükümsüzlükten haciz koydular
Seyfi Karaca…Ağustos/26
…
HÜKÜMSÜZLÜK ONAYIYLA TEGAHA KONAN BOP
….
Evet mi hayır mı, tamam mı devam mı, açılım mı kürt meselesi mi gibilerle süre gelen Bop sür saltanatçılığını daim kılmaya ve Türkiye Cumhuriyetini tasfiye etmeye dönük artık hiç bir işlevi olmayan meclis onay mührünü bastı.
Denetimli kutuplaşmalar ve kontrollü açlık yolluk çürüme sefalet ve sorunlar yumağıyla, mutsuzluk geçimsizlik tükenmişlik muhtaçlık ve umutsuzluk bağımlılıkları her gün daha da artan toplumu ezikliğe acizliğe zavallılığa ve umutsuzluğa mahkum etme döngüsünde itirazsız tepkisiz istismar hamasetçiliğiyle sindirip her türlü ağırlaştırılmış toplumsal çöküş dayatmalarının kanıksanıp kabul gördürüldüğü “ yüz yıllık parantez aralığı “ diye adlandırılan; ve “ ilk fırsatta, en uygun durakta, inilecek tramvay istasyonu “ olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’ ni bütün kurucu değerleriyle ortadan kaldırarak yerine etnik ayrımcılığın çok çıkar ortaklı ve ittifaklı Sevr paramparçalılığı kurulması istenen Bop çevrim çarkında hilesi hurdası da çok ‘ Evet mi Hayır mı, ‘ ‘Tamam mı Devam mı ‘ referandum ve başkanlık oylatan hükümranlık sultası oynatmalarıyla beraber, ayrılıkçı Pekaka - Hedepe açılım süreçlerinin en sonuncusu on ağustosta ikibin yirmi altı günü artık hiç bir konuda özgün saygın işlevi olmayan; dayatılanı evetlemeye toplumdan aldığı temsiliyetini yitirmiş mecliste oylandı, sırıtan gülüşmeler alkışıyla şaşırtmayacak çoğunlukta kabul edildi.
Eşit yurttaşlık ve birlikte ayrısız gayrısız adil ve kardeşçe taşamayı düzenleyen toplum iradesine dayalı demokratik çağdaş laik sosyal hiç kinseye ve hiç bir zümreye özel imtiyazcılığı gözetmeyen yargı yasama ve yürütme erkli hukukun üstünlüğüne dayalı ve kurulu Tutkiye Cumhuriyetimiz varken ve ortak yaşama ayrı gayrısızlığını çoktan sağlamış bütünleşmişken, Kozan’ ı hedef gösterip feodal ilkel gericilik ve kullananın marabalığı olarak demokrasi havariliği şapşallığıyla Sevr’ i talep ediyorsan, senin niyetin ortak yalamın huzuru barışı güvenliği ve kardeşçe birlikte yaşamı donatmak değil, tam tersi kışkırtanın seçkin ajanda tetikçisi olarak seni proğramlayanların yağma yıkım ve ayrılıkçı ihale piyonculuğudur.
Eskinin Has particisi, Mehepe, Akepe, Hüda Par, Tip, Emep, Büyük Birlik, Eski Akepeci Yeniyol, Yeni Cehepe ve Yeni Cehepe’ nin Yeni’ si, Hedepe-Pekaka… birbirlerine ağız dolusu demediklerini bırakmadıkları zikzak ve U dönüşleriyle meşhur kişilik karakter ve kalibreleriyle, eylem söylemleri kendilerini yazan projelere ve buyuran proğramlara göre kesintisiz değişen dönüşen istismarcılık BOP EŞBAŞKANLIĞI kapsam içi kulvarında toplumun somut sorunlarla can çekiştiği bütün hayati konulara verilen her iyileştirici yasa teklifini aynı otomatik indir kaldırlarla reddeden; toplumdan gerçekliğinden kaçak; toplumdan kopuk ; laik sosyal eşit yurttaşlık ilkesine hukuk devleti olmaya karşıt; kendi kaymağı kıyak konforunu kotarma dışında hiç bir duyarlılığı ve etkinliği olmayan meclis kalabalığı oynadı sergiledi bu kurgusu ve sonucu baştan belli oyunu.
Bütün sosyal ilişkilerin birbirinden ayrışarak birbirine sorumsuz kayıtsız ilgisiz kopmuş param parçalılıkta bir arada beraberliği ve ortak hayat sürdürmesi mümkün olmayan aidiyeti hakkı ve yükümlülükleri vardır. Hem hiç bir ortak yaşam kaygı ve sevincinde aklı fikri emeği çabası kaygısı sevinci ve katkısı bulunmayan ve hiç bir kuşku sahtekarlık güvensizlik hile dalavere ve çelişkiye yer vermeksizin karşılıklı bağlayıcılık inanırlık samimiyet güvenirlik ve özveri gerektiren ilkesellik bağlamında hem kendi başına özel buyruk, hem de toplumsal birlikteliğin ortak sağlıklı huzurlu liyakatli saygın özgür güvenli istikrarlı umutlu dengeli adaletli ve mutlu ilişki ve iletişim paydaşlığının kurulması ve yürütülmesinin de örneği mümkünü yoktur.
Bu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosyal ve hukukun üstünlüğüne dayalı eşit yurttaşlık ilkesiyle sevgili Atatürk’ ün kurduğu somut gerçeklikteki özgür çağdaş liyakatli bağımsız hiç bir emperyal empozesi olmayan Türkiye Cumhuriyeti’ dir. Ondan hariç ayrısı gayrısı sömürgecilerin kuklasına göre hususi kundaklayıp kurguladığı projeler tezgahıdır.
Bu sebeple sömürü yağma yıkım ve soygun ilişkili serbest piyasa patron kılavuzluğunda sınırsız sorgusuz boş vermişliği baskılayıp dolaşıma sürerek ormanlar yanarken; çarpık ve kaçak yapılaşmalar sıradanlaşırken, iller kentler köyler dağlar koylar denizler araziler kıyılar köşeler sürekli ayrıcalıklı ve üstün zümre milyarderleri çoğaltan banka borsa mafya medya holding moda magazin tarikat siyaset sivil toplum kuruluşları ve tuzu kuru sendika barınlarını ve akademisyenleri ortak çıkar ve ganimette birleştirip buluştururken; etnik kökenine bakmaksızın herkesi aynı yıkıcı şiddette vurarak toplumsal çürüme ve çöküşü tetikleyici gelir dağılımı adaletsizliği, her türlü eşitsizliğin de ana sponsorudur. Buradan sürüklenen sosyal hayatsa soyut sahte ve yapay gündemli her şekil istismarın ganimet mühimmatına dönüşür. İşte mevcut gündemdeki hayatın gerçek sorunlarından ilgisi bağı kopuk veBu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosy yıllardır Kürt Meselesi’ söylemli Bop markasını ısıtıp soğutarak ve ülke ve toplum gerçekliği umrunda olmayan kalıbı niyeti kalibresi ve menfaati birbirinin benzerlerini buluşturan Tom Barak planproje Bop sekreteryası kapsamıyla kendi siyasi manevra çıkarının icabına gelenle iş tutmayı ‘ devlet politikasıdır’ virtiniyle ambalajlayıp Pekaka kurucu önderliğini icraya koyan boş kağıda imza atarcasına omurgasız ilkesiz liyakatsiz iradesiz kaypak tamahkar konuma ve duruma göre kılık pozisyon ittifak eylem söylem ve kabuk değiştiren; güvenilirliği itibarı ve onurlu duruşu olmayanları çıkar odaklı buluşmalarda birleştirerek toplumdan kaçak dayatmaları onanma ve mühürlenme işi gerçekleştirildi.
Özgür Özel, Bop Eşbaşkanlığı güdümünde herhangilerden uygun seçkin figüran olarak ve Kılıçdaroğlu Yeni Cehepe’ sinin de dosya taşıyıcısı olarak, Pekaka Açılımları ekseninde Türkiye Cumhuriyeti’ nin yağma yıkım süreçli tasfiyesine yönelik Evet mi Hayır mı , Tamam mı Devam mı oyunlarıyla süre gelen ; kurulu siyasi tezgahta Ekmelettin, Babacan, Uysal, Davutoğlu, gibilerle sırtına sarılı iskambilin kader kısmet ve kumar yaz bozculuğunun baş bayiliğini ve mekan sahipliliğini yaparak, ittifakçı olduğu Bop iktidar sahibine sürekli KAZANDIRMAYI, bir başka deyimle kendine umut kurtuluş ve beklenti bağlayanları boşa çıkarıcı kaderi kederi sorunları ve sonucu değişmezliğin devamlı KAYBETTİRMESİNİ garantileyen alışkanlık piyonluk adanmışlık ve geleneğin sahibidir.
Devletler, toplum hassasiyetini önceleyen sorgulayan ve danışan tutarlı onurlu kişilikli itibarlı çağdaş liyakat ve hukukun üstünlüğü esasında ve kalıcı ilkeler inançlar iradeler kanunlar kararlılıklarla kurulur gelişir kalkınır ve yaşarlar. Her gün ve her an eylemi ve söylemi icabın gereğine göre fırıldaklıkların kaypak değişken ve dönek çıkar çarkına ortaklık ittifaklarına ve ganimet ilişkilerine göre devletler asla kurulmaz ve yaşamazlar.
Bu bakımdan da Atatürk inkilap ve ilkeleri üzerine kurulu olan Türkiye Cumhuriyetinin yıkım yağma ve tasfiyesine yönelik plan ve proje rol biçiminin çok ortaklı ve çok ittifaklı Bop Eşbaşkanlığı, kaşıdığı ve kışkırttığı etnik mezhepsel ayrılıkçılıklığı gericiliği karanlığı cehaleti yozlaşmaları kutuplaşmaları ve çürümüşlükleri bilhassa kimlik siyaseti üzerinden toplum mühendisliği yapmakla beraber, muhalefetsizliği devşirerek kendi dayatmaları dışında hiç bir yasa anayasa kanun ilke kural tanımayan Bop Eşbaşkanlığı oyun ve dayatmalarına göre kalıba girmekte ve Mehepe’ nin beyan ettiği üzere açıktan açığa toplum aldatma istismarında kim nasıl ısmarlayıp buyurduysa ordaki Şekil İcabı’ na zıplayıp vaziyet almakta Yeni Cehepe’ nin Yeni, sinin mühür ve kilit sahibi Özgür Özel.
Bu bakımdan Atatürk, Türklük, Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti kurucu değer ilke ve kazanımlarına hiç bir etkin eylemi ve söylemi olmayarak seçkin ekibiyle beraber Kemal Kılıçdaroğlu ve Bop eşbaşkanlığı ittifakında yapılan traji tiyatral oylamaya evet damgası basması, kalibresi ve karakterinin gereğidir.
Özgür Özel’ in yerel seçimlerdeki topladığı fakat Bop Eşbaşkanlığına hep kazandırma figüranlığı etmenin dışında hiç bir toplum temsil etme niyeti ve gerçekçi siyasi varlığı olmadığı sebebiyle topladığını geri dağıttığı başarı grafikli gösterge onun gayret azim inanç veya etkinliğiyle değil toplumun biriken tepkisinin boşalacak yer arama çırpınışının gidecek başka yeri bulamama ve görememe neticesinden kaynaklıydı.
“ Harun gibi geldiler, karun gibi zenginlesip firavunlaştılar “ plakali sözde HAS muhaliflikten bugünlerde meclis müdürlügüne terfi eden ve benzerlerini Muhalefetsizleşmeye sürekli değiştirip kendi vitrinine devşirmekte hile oyun kurgu dolap ve hüner sahibi olan Bop Eşbaşkanlığı, tüm gelmiş geçmiş SİYASETEN kalıba girip çıkan rakiplerinde olduğu gibi pasif ve her kalıba müsait Kılıçdaroğlu Yeni Cehepesin nasıl ve ne miktarda tepe tepe kullanıp harcadıysa, kazandığı seçimleri Bop’ a devir teslim eden Özgür Özel’ hususi yontulmuş kuklacılığını da aynı Türkiye Cumhuriyeti’ ni yıkım-tasfiye bağlantısından, Bop kurulumlu kurgu döngü dümen dolaşım dayatma ve icraatlarında tepe tepe OY, latarak ve oynatarak kullanıp harcamakta .
Aynı bağlantıda kürtlerin yüzde altmışının ülke batısında kardeş kardeşe kaynaşıp yaşadığı Türk toplumunun somut ve ortak sorunlarıyla hiç bir ilgisi alakası olmayan Mehepe, söylemde ve eylemde sürekli değişerek Bop vitrininde sapa sağlam yerini bulduğu ayrıcalıklı konforunu ve değişken kaypaklığını ‘Devlet Politikası ‘ tabelasıyla ‘ her şey yakında değişecek inşallah Türkiye değişmez’ coğrafi işaretli Tom Barrakçı’ lığı itiraf niteliğindeki ortaklıkta, emperyallerin dayatmalı süreçlerini dağıtılmış rollerde oynar oyalanır ve oylarken Pekaka , Akepe, Hedepe, Büyük Birlik, Yeniyol Grubu, Hüda Par gibi, emek sermaye çelişkisinden değil, ilkel yobaz etnik ve mezhep ayrışmalarına dayalı kimlik siyasetine dayanak ve destek veren Tip ve Emep’ in de toplumun gerçek yağmalanmış bozulmuş ayrısız gayrısız ortak kaygısı endişesi derdi sıkıntısı sorunu hayati ihtiyacı ve mutsuz geçimsizliğiyle inanılır güvenilir zerre kadar sorumlulukları ilgileri ve alakaları yoktu.
Kurulumunu Yeni Demokratik Cumhuriyet olarak tanımlayan ve “ daha bu başlangıç aşamamız “ vurgusuyla kurucu önderini her aşiret mafya medya tarikat siyasetin boya bulaşıklısı ve uluslararası yağma talan yıkım uyuşturucu piyasa pazarlamacısı ve tetikçisi etnik ayrılıkçı Pekaka ‘ yı seçip dayatan tüm yerli yabancı emperyal ve işbirlikçilerinin kim ne karakterde neye uygunluğunu bildikleri ezberden sözde demokrasi ve birlikte yaşam reklamıyla ilkel feodal gericiliğin ortaklaşa kotardığı ve aşamalı olarak toplumda asıl derin ayrılmaların yaralarını kanatarak ve tohumlarını ekerek devlet istemeye varacağı ayan beyan tekelleşmiş BOP hükümranlığını garantiye alma girişimli traji tiyetral oyunu sergilendi ve oylandı.
Seyfi Karaca…. Ağustos/26