Bilindiği gibi, Yüce Allah'dan başka yaratıcı yoktur. Bu kainatta meydana gelen her şey, muhakkak Yüce Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olur. Onun için herhangi bir şeyin belirli bir şekilde meydana gelmesini, Cenab-ı Hakk'ın ezelde dilemiş olmasına 'KADER' denir. Yüce Allah'ın böyle dilemiş olduğu herhangi bir şeyi, zamanı gelince meydana getirmesine de 'KAZA' denir.
Örnek: Herhangi bir insanın falan günde meydana gelmesini Yüce Allah'ın ezelde dilemiş olması bir kaderdir. O insanın takdir edilmiş günde yaratılması da bir kazadır. Bununla beraber kaza sözü, takdir ve hüküm manasına da gelir.
Kaza ve kadere iman da, müslümanlarca bir esastır. Bunlara inanmak, Yüce Allah'a iman esaslarından sayılır. Allah'ın varlığını ve birliğini bilen, O'nun kainata tek hakim olduğuna inanan bir insan için kazaya ve kadere iman etmemek mümkün olmaz. Hangi mümkün şey vardır ki, Yüce Allah takdir ettiği takdirde meydana gelmesin? Hangi şey de vardır ki, Yüce Allah dilemediği halde o meydana gelebilsin?
Çoğu edebiyat incelemecisi tarafından Türk romanının - gerçek anlamda- miladı kabul edilir Halit Ziya. Onun başyapıtı “Aşk-ı Memnu” ise bugün bile roman tekniği açısından aşılmış değildir.
Yasak Aşk, Burjuva kültürünün gösterişli içi boşaltılmış yaşam tarzı 100 yıl önce de vardı Halid Ziya Uşaklıgil'in 100 yıl önce kaleme aldığı roman, Siyah Beyaz TV döneminde (1975) büyük yankı uyandıran dizi ve sonra da tiyatro oyunu olmuş.1900'ler Osmanlısı ya da 1975'ler Türkiye'sinden 2003'lere.
Türk edebiyatının büyük ustalarından Halit Ziya Uşaklıgil'in romanından uyarlanan Aşk-ı Memnu Osmanlı burjuvazisinin traji-komik hikayesi Oyunda kendisinden daha yaşlı bir adamla evlenen Bihter'in bir konakta yaşadığı büyük sıkıntı, evlendiği adamın neredeyse kendine yaşıt kızının olumsuz tavırları sonucu genç bir adama aşık olması anlatılıyor.
Kadın hareketinin sesini yükselttiği ikinci Meşrutiyet döneminin edebiyat yapıtlarında kadın, bir 'birey' olarak işlenmeye başlamıştır. Aşk-ı Memnu, pek çok Osmanlı romanının tersine, kadınlara yüzeysel yaklaşmaz.
Bihter'in evliliği ve yasak aşkı arasında yaşadığı çelişkiler, kadın cinselliği gibi 'tehlikeli' konuları da içine alacak şekilde işlenmiştir. Aşk-ı Memnu'da romantik aşk ve cinsellik evliliğin karşısında bir tehlike olarak durmaktadır.
Romanın sonunda Bihter'in ölümüyle hem bir romantik aşk hem de bir evlilik sona erer. Kadınların kamusal alanda hoş görülebilecek rahat tavırları, onları özel alanın evlilik kurumu tarafından belirlenen ilkelerine ihanet noktasına getirecek bir özgürlüğe kavuşturdukları noktada reddedilir.
Eskiden 'iffetsizlik' olarak algılanabilecek pek çok eylem Aşk-ı Memnu'nun kadınları için gündelik hayatın parçası haline gelmiştir. Bu da o dönem zihniyetindeki hızlı değişimin ipuçlarını verir. Firdevs hanım ile kızları Peyker ve Bihter, 'hafifmeşreplik'leri hoş görülen kadınlardır. Bu 'hafifmeşreplik 'yasak aşk'a, bir 'ihanet'e neden olduğa anda ise, bir ahlakî çöküntü havasına bürünmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından da oynanmış oyun olarak.....
Kendinden daha yaşlı bir adamla evlenen Bihter, yasak aşkın kurbanı olur. Roman olarak 'Aşk-ı Memnu', aşk ile ahlak arasında yaşanabilen sancılarla, baba kız ve ana kız ilişkilerinin işlendiği sosyo-psikolojik bir kesit değil sadece, aynı zamanda siyasal bir özgürlük çığlığı.Romanda siyasetten söz edilmediği ileri sürülebilir. Ama Halid Ziya'nın siyasal eleştirisi romanda siyasetin hiç olmamasında vardır zaten.
Sırça köşklerine hapsolmuş, hayatlarını kendilerince anlamlı kılmak için didinen şu insanlar bize yabancı mı?
Ölenle ölmeyi reddederek hamle yapan Adnan Bey; çocukluktan genç kızlığa sarsıntılarla geçen -adı Fidan demek olan- Nihal; kudretinin esiri olan Firdevs Hanım; özerkleşme umuduyla evliliği seçen -adı 'en iyi' demek olan- Bihter; kendini eğlenceye veren -adı 'çok gülen' demek olan- Behlul; uçuk hayalleri için mali destek arayan Nihad ile onu çarnaçar destekleyen karısı Peyker; arzularını doğrularına tabi kılarak mutsuz olan Matmazel de Courton -ve doğrularını arzularına tabi kılarak mutsuz olan başkaları! -; adı 'yabani gül' demek olan Nesrin; Beyoğlu gecelerinin vazgeçilmez çiçeklerinden Kette; Beşir ve Bülend.
Sevgili edebiyat hocam çok severdi bu kitabı...onun zoruyla okumuştum...dili biraz ağır olmakla birlikte çok güzel bir kitaptı...bir daha bulsam da okusam keşke...
Pratisyen Hekimler Kongresi'ne gitmiştim oraya... Pine Bay Holiday Resort'ta kalmıştık..5 yıldızlı güzel bir oteldi...ama ah şu obsesif yanım yok mu...
Millet kongreden kaçıp Efes antik kenti ve Meyrem Ana'yı seyre giderken...ben otelde kalıp kongre salonunun daimi simalarından olarak seminerleri izlemiştim....
Görebildiğim sadece kalesi ve kordonboyu oldu...Şehir içinde bir akşam yemeği yeme ve bir eğlence mekanına takılma ve tanıdığım herkese üzerinde kuşadası yazan seramik gereçler alma dışında lüksüm olmadı...
Bir daha gidip incelemek gereken ve yaşanılası yerler içinde geçebilecek küçük bir sahil kasabası...
saga ^^destan^^ anlamına geliyor.
Kaza ve Kader
Bilindiği gibi, Yüce Allah'dan başka yaratıcı yoktur. Bu kainatta meydana gelen her şey, muhakkak Yüce Allah'ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olur. Onun için herhangi bir şeyin belirli bir şekilde meydana gelmesini, Cenab-ı Hakk'ın ezelde dilemiş olmasına 'KADER' denir. Yüce Allah'ın böyle dilemiş olduğu herhangi bir şeyi, zamanı gelince meydana getirmesine de 'KAZA' denir.
Örnek: Herhangi bir insanın falan günde meydana gelmesini Yüce Allah'ın ezelde dilemiş olması bir kaderdir. O insanın takdir edilmiş günde yaratılması da bir kazadır. Bununla beraber kaza sözü, takdir ve hüküm manasına da gelir.
Kaza ve kadere iman da, müslümanlarca bir esastır. Bunlara inanmak, Yüce Allah'a iman esaslarından sayılır. Allah'ın varlığını ve birliğini bilen, O'nun kainata tek hakim olduğuna inanan bir insan için kazaya ve kadere iman etmemek mümkün olmaz. Hangi mümkün şey vardır ki, Yüce Allah takdir ettiği takdirde meydana gelmesin? Hangi şey de vardır ki, Yüce Allah dilemediği halde o meydana gelebilsin?
milletin efendisidir...
efendisiydi....denmeli....
bir de sayın millekvekilimizin sattığı pamuk tohumlarının içi kof çıkmasa...:=)))
Çoğu edebiyat incelemecisi tarafından Türk romanının - gerçek anlamda- miladı kabul edilir Halit Ziya. Onun başyapıtı “Aşk-ı Memnu” ise bugün bile roman tekniği açısından aşılmış değildir.
YASAK AŞK 100 YIL ÖNCE DE VARDI
Yasak Aşk, Burjuva kültürünün gösterişli içi boşaltılmış yaşam tarzı 100 yıl önce de vardı
Halid Ziya Uşaklıgil'in 100 yıl önce kaleme aldığı roman, Siyah Beyaz TV döneminde (1975) büyük yankı uyandıran dizi ve sonra da tiyatro oyunu olmuş.1900'ler Osmanlısı ya da 1975'ler Türkiye'sinden 2003'lere.
Türk edebiyatının büyük ustalarından Halit Ziya Uşaklıgil'in romanından uyarlanan Aşk-ı Memnu Osmanlı burjuvazisinin traji-komik hikayesi Oyunda kendisinden daha yaşlı bir adamla evlenen Bihter'in bir konakta yaşadığı büyük sıkıntı, evlendiği adamın neredeyse kendine yaşıt kızının olumsuz tavırları sonucu genç bir adama aşık olması anlatılıyor.
Kadın hareketinin sesini yükselttiği ikinci Meşrutiyet döneminin edebiyat yapıtlarında kadın, bir 'birey' olarak işlenmeye başlamıştır. Aşk-ı Memnu, pek çok Osmanlı romanının tersine, kadınlara yüzeysel yaklaşmaz.
Bihter'in evliliği ve yasak aşkı arasında yaşadığı çelişkiler, kadın cinselliği gibi 'tehlikeli' konuları da içine alacak şekilde işlenmiştir. Aşk-ı Memnu'da romantik aşk ve cinsellik evliliğin karşısında bir tehlike olarak durmaktadır.
Romanın sonunda Bihter'in ölümüyle hem bir romantik aşk hem de bir evlilik sona erer. Kadınların kamusal alanda hoş görülebilecek rahat tavırları, onları özel alanın evlilik kurumu tarafından belirlenen ilkelerine ihanet noktasına getirecek bir özgürlüğe kavuşturdukları noktada reddedilir.
Eskiden 'iffetsizlik' olarak algılanabilecek pek çok eylem Aşk-ı Memnu'nun kadınları için gündelik hayatın parçası haline gelmiştir. Bu da o dönem zihniyetindeki hızlı değişimin ipuçlarını verir. Firdevs hanım ile kızları Peyker ve Bihter, 'hafifmeşreplik'leri hoş görülen kadınlardır. Bu 'hafifmeşreplik 'yasak aşk'a, bir 'ihanet'e neden olduğa anda ise, bir ahlakî çöküntü havasına bürünmektedir.
Aşk-ı Memnu üzerine
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından da oynanmış oyun olarak.....
Kendinden daha yaşlı bir adamla evlenen Bihter, yasak aşkın kurbanı olur.
Roman olarak 'Aşk-ı Memnu', aşk ile ahlak arasında yaşanabilen sancılarla, baba kız ve ana kız ilişkilerinin işlendiği sosyo-psikolojik bir kesit değil sadece, aynı zamanda siyasal bir özgürlük çığlığı.Romanda siyasetten söz edilmediği ileri sürülebilir. Ama Halid Ziya'nın siyasal eleştirisi romanda siyasetin hiç olmamasında vardır zaten.
Sırça köşklerine hapsolmuş, hayatlarını kendilerince anlamlı kılmak için didinen şu insanlar bize yabancı mı?
Ölenle ölmeyi reddederek hamle yapan Adnan Bey; çocukluktan genç kızlığa sarsıntılarla geçen -adı Fidan demek olan- Nihal; kudretinin esiri olan Firdevs Hanım; özerkleşme umuduyla evliliği seçen -adı 'en iyi' demek olan- Bihter; kendini eğlenceye veren -adı 'çok gülen' demek olan- Behlul; uçuk hayalleri için mali destek arayan Nihad ile onu çarnaçar destekleyen karısı Peyker; arzularını doğrularına tabi kılarak mutsuz olan Matmazel de Courton -ve doğrularını arzularına tabi kılarak mutsuz olan başkaları! -; adı 'yabani gül' demek olan Nesrin; Beyoğlu gecelerinin vazgeçilmez çiçeklerinden Kette; Beşir ve Bülend.
Halit Ziya Uşaklıgil'in ünlü kitabı...
Sevgili edebiyat hocam çok severdi bu kitabı...onun zoruyla okumuştum...dili biraz ağır olmakla birlikte çok güzel bir kitaptı...bir daha bulsam da okusam keşke...
yasak aşk
dört tarafı sularla çevrili kara parçası....
Pratisyen Hekimler Kongresi'ne gitmiştim oraya...
Pine Bay Holiday Resort'ta kalmıştık..5 yıldızlı güzel bir oteldi...ama ah şu obsesif yanım yok mu...
Millet kongreden kaçıp Efes antik kenti ve Meyrem Ana'yı seyre giderken...ben otelde kalıp kongre salonunun daimi simalarından olarak seminerleri izlemiştim....
Görebildiğim sadece kalesi ve kordonboyu oldu...Şehir içinde bir akşam yemeği yeme ve bir eğlence mekanına takılma ve tanıdığım herkese üzerinde kuşadası yazan seramik gereçler alma dışında lüksüm olmadı...
Bir daha gidip incelemek gereken ve yaşanılası yerler içinde geçebilecek küçük bir sahil kasabası...