Mafyaya karşı devleti küçük düşürdüğü iddiasıyla uyarı alan...Ayinlerden sonra başlayan sıradışı olaylar zinciriyle tahayyül sınırlarını zorlayan ve klasiklikten uzaklaşmasıyla dikkati celbeden... teknoloji nimetlerinin kötüye kullanımını ve varlığını sorgulamamızı sağlayan rating rekoru sahibi dizi.. Son nokta diri diri mezara gömülme oldu ya....artık bu pirincin taşı nasıl ayıklanır gelecek yıl bilemiyorum...bence şimdiden kafa yormaya başlamalılar..:=))
en az tıklananlar listesinden yıllar sonra çıkıp üstelik de en çok tıklanan olarak karşımda duran ve beni şaşırtan terim.. gözlerim açık kaldı birden...
Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri Bursa'da bir kadıdır.. herşey bir boşanma davasının huzuruna gelmesiyle başlar... Eş olan bayan eşinin bir süredir ortadan kaybolduğunu iddia etmekte ve boşanmak istemektedir..Kocası ise hac vazifesini ifa ettiğini söylemekte..hatta Bursalı hacılara hediyelik birkaç eşya emanet ettiğini iddia etmektedir…oysaki bu kadar kısa bir sürede hac gibi meşakkatli ve uzun bir yoldan dönmek mümkün değildir… Kadı kararını verir…hacdan gelecek olan Bursalı hacılar daha şehre girmeden önce toplanıp huzuruna getirilecek ve sorgulanacaktır… Denilen yapılır…olay doğrudur..gerçekten de adam hac yapmış ve arkadaşlarına hediyelikler emanet etmiştir…dava kapanır…ancak bu kadı’nın içinde ukde olarak kalır ve günlerce düşünmesine vesile olur… Gidip o adamı bulur ve böyle bir mucizeyi gerçekleştirmek için kimden feyz aldığını sorar…ve adamın söyledikleri doğrultusunda zamanın evliyalarından Üftade Hazretlerini gider bulur ve tüm malını mülkünü bırakıp onun öğrencisi olmayı ister…kendini tamamen dünya nimetlerinden uzak tutmayı başaran bu uğurda Pazar yerinde kadı kıyafetleriyle ciğer satan,tuvaletleri temizleyen ve benliğini Allahu tealaya adayan Hüdai Hz.leri en kısa zamanda Üftade Hz.lerinin en gözde öğrencisi olur…ve ona her sabah namazında uyanıp hocasının abdest suyunu ısıtma görevi verilir…bir sabah kötü bir kabusla uyanan Hüdai Hz.leri hocasının suyunu ısıtmakta geç kaldığını fark eder ve su dolu ibriği göğsüne bastırıp hocasından özür diler…Üftade Hz. Israrla suyla abdest almak ister …suyun üzerinden dumanlar yükselmektedir…O gün Üftade Hz. ^^Bu su belli ki odunla ısınmamış..Allah aşkıyla ısınmış…sen artık oldun…ayrılma zamanımız geldi^^…der ve onu başka bir yere öğrenci yetiştirmeye gönderir… kısa zaman sonra da hakkın rahmetine kavuşur…
Dönem padişahlarından II.Osman ülkedeki bütün velileri huzuruna çağırır…ve elindeki iğne kutusunda ne olduğunu bilenin onun danışmanı olacağını söyler…Bütün veliler orada olsa olsa iğne vardır padişahım derler…sıra Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerine gelir...cevap verir.. ^^Padişahım…ben o kutuda ne olduğunu bilemem…O kutuya iğne de sığabilir…bir küçük kertenkele de..^^diye cevap verir…Kutuda gerçekten kertenkele vardır ve hayretler içinde kalan padişah onu danışmanı ilan eder…Rüyalarını yorumlatmaya ferman gönderdiğinde bile fermanın içindekiler dahi okunmadan cevabı yazılmıştır…
Üftade Hz.lerinin bir duası vardır…Padişahlar peşin sıra yürüsün diye…Onu ziyarete gelen padişah Hüdai Hzlerini atına bindirir ve peşi sıra yürür…Hüdai Hz sırf hocasının duasını gerçekleştirmek adına bunu yaptığını söyler…
Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri mütevazi bir hayat sürdürmüş ve dergahında birçok öğrenci yetiştirmiştir.Bir duası vardır…
^^Beni sevenler..türbemde bir kez dahi gelip fatiha okuyanlar…denizde boğulmasın…ömrü boyunca yokluk yüzü görmesin…^^…
Türbesi Üsküdar’dadır…Allah bir gün ziyaret edip ruhuna fatiha okumayı nasip eder inşallah…
Ayşe mutlu biten bir masal Madalyonun güzel yüzü Hem kontes hem köylü kızı Ah ne diyeyim peri kızı Ben seni sevdim sen beni sevmesen de olur Zaten aşk budur Ama yine de... Hadi neyse...
Leonardo Di Caprio'nun bir obsesif kompulsifi başarılı bir şekilde canlandırdığı...ancak uçak görüntüleriyle insanın içini daraltan film... 2. yarıda neden salondakilerin azaldığını anladığımda artık çok geçti....:=))
haftasonu kaçmak için mükemmel bir yer... kızkardeşimle minik ve şirin öğretmenevinde kalmıştık... gece kapadokyaya özgü kazılmış duvarlardan münhasır canlı müzik olan bir yerde oraya özel yapılmış ev yapımı şarap içip...gitar çalan çocuğa çav bellayı çaldırıp hep beraber söylemiştik...
Sonsuz saygı duyduğumuz insanlar...
Mafyaya karşı devleti küçük düşürdüğü iddiasıyla uyarı alan...Ayinlerden sonra başlayan sıradışı olaylar zinciriyle tahayyül sınırlarını zorlayan ve klasiklikten uzaklaşmasıyla dikkati celbeden... teknoloji nimetlerinin kötüye kullanımını ve varlığını sorgulamamızı sağlayan rating rekoru sahibi dizi..
Son nokta diri diri mezara gömülme oldu ya....artık bu pirincin taşı nasıl ayıklanır gelecek yıl bilemiyorum...bence şimdiden kafa yormaya başlamalılar..:=))
en az tıklananlar listesinden yıllar sonra çıkıp üstelik de en çok tıklanan olarak karşımda duran ve beni şaşırtan terim..
gözlerim açık kaldı birden...
Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri Bursa'da bir kadıdır.. herşey bir boşanma davasının huzuruna gelmesiyle başlar...
Eş olan bayan eşinin bir süredir ortadan kaybolduğunu iddia etmekte ve boşanmak istemektedir..Kocası ise hac vazifesini ifa ettiğini söylemekte..hatta Bursalı hacılara hediyelik birkaç eşya emanet ettiğini iddia etmektedir…oysaki bu kadar kısa bir sürede hac gibi meşakkatli ve uzun bir yoldan dönmek mümkün değildir…
Kadı kararını verir…hacdan gelecek olan Bursalı hacılar daha şehre girmeden önce toplanıp huzuruna getirilecek ve sorgulanacaktır…
Denilen yapılır…olay doğrudur..gerçekten de adam hac yapmış ve arkadaşlarına hediyelikler emanet etmiştir…dava kapanır…ancak bu kadı’nın içinde ukde olarak kalır ve günlerce düşünmesine vesile olur…
Gidip o adamı bulur ve böyle bir mucizeyi gerçekleştirmek için kimden feyz aldığını sorar…ve adamın söyledikleri doğrultusunda zamanın evliyalarından Üftade Hazretlerini gider bulur ve tüm malını mülkünü bırakıp onun öğrencisi olmayı ister…kendini tamamen dünya nimetlerinden uzak tutmayı başaran bu uğurda Pazar yerinde kadı kıyafetleriyle ciğer satan,tuvaletleri temizleyen ve benliğini Allahu tealaya adayan Hüdai Hz.leri en kısa zamanda Üftade Hz.lerinin en gözde öğrencisi olur…ve ona her sabah namazında uyanıp hocasının abdest suyunu ısıtma görevi verilir…bir sabah kötü bir kabusla uyanan Hüdai Hz.leri hocasının suyunu ısıtmakta geç kaldığını fark eder ve su dolu ibriği göğsüne bastırıp hocasından özür diler…Üftade Hz. Israrla suyla abdest almak ister …suyun üzerinden dumanlar yükselmektedir…O gün Üftade Hz. ^^Bu su belli ki odunla ısınmamış..Allah aşkıyla ısınmış…sen artık oldun…ayrılma zamanımız geldi^^…der ve onu başka bir yere öğrenci yetiştirmeye gönderir… kısa zaman sonra da hakkın rahmetine kavuşur…
Dönem padişahlarından II.Osman ülkedeki bütün velileri huzuruna çağırır…ve elindeki iğne kutusunda ne olduğunu bilenin onun danışmanı olacağını söyler…Bütün veliler orada olsa olsa iğne vardır padişahım derler…sıra Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerine gelir...cevap verir..
^^Padişahım…ben o kutuda ne olduğunu bilemem…O kutuya iğne de sığabilir…bir küçük kertenkele de..^^diye cevap verir…Kutuda gerçekten kertenkele vardır ve hayretler içinde kalan padişah onu danışmanı ilan eder…Rüyalarını yorumlatmaya ferman gönderdiğinde bile fermanın içindekiler dahi okunmadan cevabı yazılmıştır…
Üftade Hz.lerinin bir duası vardır…Padişahlar peşin sıra yürüsün diye…Onu ziyarete gelen padişah Hüdai Hzlerini atına bindirir ve peşi sıra yürür…Hüdai Hz sırf hocasının duasını gerçekleştirmek adına bunu yaptığını söyler…
Aziz Mahmut Hüdai Hazretleri mütevazi bir hayat sürdürmüş ve dergahında birçok öğrenci yetiştirmiştir.Bir duası vardır…
^^Beni sevenler..türbemde bir kez dahi gelip fatiha okuyanlar…denizde boğulmasın…ömrü boyunca yokluk yüzü görmesin…^^…
Türbesi Üsküdar’dadır…Allah bir gün ziyaret edip ruhuna fatiha okumayı nasip eder inşallah…
İtiraf ettim kendime
Seviyormuşum meğer diye
Sonrada güldüm halime
Çocuk musun oğlum diye
Meğer hep çocukmuşum
Büyümemişim kalmışım
Hiç farkına varmamışım
Daha sanki onbeş yaşım
Ayşem ayşem ayşem
Gül ayşem güldür ayşem
Ayşem ayşem ayşem
Yolun ecelimdir ayşem
Ayşem ayşem ayşem
Gurbetten dönüşüm ayşem
Ayşem ayşem ayşem
Rüzgarım gülüm gül ayşem
Ayşe mutlu biten bir masal
Madalyonun güzel yüzü
Hem kontes hem köylü kızı
Ah ne diyeyim peri kızı
Ben seni sevdim sen beni sevmesen de olur
Zaten aşk budur
Ama yine de...
Hadi neyse...
Bir akşam gözünde aşk tüterse
Geçmiş günler aklından geçerse.
Kalbin bomboş ümitler biterse
Sen üzülme......Ben varım...
Neler geçti kimbilir başından..
Sevgi umdun hep başkalarından..
Ağlama gidenlerin ardından..
O giderse....
.......................^^Ben varım..^^
mayo markası..
mükemmel bir sentez...
Leonardo Di Caprio'nun bir obsesif kompulsifi başarılı bir şekilde canlandırdığı...ancak uçak görüntüleriyle insanın içini daraltan film...
2. yarıda neden salondakilerin azaldığını anladığımda artık çok geçti....:=))
haftasonu kaçmak için mükemmel bir yer...
kızkardeşimle minik ve şirin öğretmenevinde kalmıştık...
gece kapadokyaya özgü kazılmış duvarlardan münhasır canlı müzik olan bir yerde oraya özel yapılmış ev yapımı şarap içip...gitar çalan çocuğa çav bellayı çaldırıp hep beraber söylemiştik...