Kültür Sanat Edebiyat Şiir

keloğlan sizce ne demek, keloğlan size neyi çağrıştırıyor?

keloğlan terimi Dehşet tarafından 18.01.2003 tarihinde eklendi

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 28.02.2010 - 11:49

    Türkiye'de çizgiroman'ın duayenlerinden, rahmetli Ali Recan'ın sahip olduğu Alfa yayınları tarafından, 80'li ve 90'lı yılların başında çizgiromanı da çıkarılan Türk masal kahramanı...

  • Emma Libertarian
    Emma Libertarian 14.12.2009 - 15:59

    Masal türünün,
    tanınmış en ünlü kahramanı.

  • Davut Tkml
    Davut Tkml 11.06.2009 - 19:38

    Çocukluğumun masal kahramanı Keloğlan. Keloğlan kitapları, Keloğlan filmleri vs. 'Bir varmış bir yokmuş. Evvel zamanda bir Keloğlan varmış.' diye başlardı her şey...

  • Ceylin Su
    Ceylin Su 11.12.2008 - 20:22

    bir erkek bu kadar saf olmamalı
    sürekli tarhana içen,al yanaklı :)))

  • Fizanlı Necip Fîyakalı
    Fizanlı Necip Fîyakalı 24.11.2008 - 21:17

    doğuştan albino olabilir
    bitlenince kafayı sıfıra vurdurmuş olabilir
    alopesi areata olmuş olabilir
    ya da kendiliğinden dökülmüş olabilir ;)

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak 27.10.2008 - 14:28

    Kesinlikle Rustu Asyali geliyor aklima...

  • Rıfkı Kaymaz
    Rıfkı Kaymaz 15.07.2008 - 23:22

    'Bir varmış bir yokmuş' la
    Masalına başlanır.
    Büyük küçük, dinleyen,
    Hikâyenden hoşlanır.

    Saf temiz yüreğinle,
    Dağları aşıyorsun.
    Annen ile birlikte,
    Ne güzel yaşıyorsun!

    Yoksulsun ama gönlün,
    Öylesine zengin ki.
    Ey Keloğlan biz seni,
    Seviyoruz inan ki...

    Kötülüğün düşmanı,
    Dostusun iyilerin.
    Macerası bir başka,
    Devlerin cücelerin.

    Masallarla her gece,
    Konuk ol evimize.
    İyi, güzel, doğruyu,
    Katarak sevgimize.

    Keloğlan, Keleşoğlan,
    Seviyoruz biz seni!
    Bekliyoruz her zaman,
    Gülmeni, güldürmeni!


    Rıfkı Kaymaz

  • Ela Mihrace
    Ela Mihrace 04.11.2007 - 20:49

    saf masal kahramını ütopik bir masal

  • Emin Bilal
    Emin Bilal 01.05.2007 - 21:54

    özlü sözlerle insanlara neysen o ol dedirten bir kişilik

  • Fnur Tekin
    Fnur Tekin 16.04.2007 - 23:10

    bir masal kahramanı,saflığı çağrıştırıyor.

  • Bay Grey
    Bay Grey 05.04.2007 - 00:31

    Ben bir garip keloğlanım, eşeğimin yok palanı, varım yoğum doğruluktur, hiçte sevmem ben yalanı...

  • Ahmet Zor
    Ahmet Zor 13.03.2007 - 18:20

    Masal kahramanı

  • Ali Yalçı
    Ali Yalçı 12.03.2007 - 16:09

    keloğalan masal kahramanıdır.

  • Nesrin Gelincik
    Nesrin Gelincik 06.12.2006 - 22:37

    Rüştü ASYALI.......

  • Berk Beyaz
    Berk Beyaz 03.12.2006 - 11:05

    berkay

  • Berk Beyaz
    Berk Beyaz 03.12.2006 - 11:04

    keloğlan
    zeberk

  • Berk Beyaz
    Berk Beyaz 03.12.2006 - 11:03

    keloğlan hakkında bilgi ve masal

  • Talha Yasin
    Talha Yasin 03.12.2006 - 00:13

    keloğlan bi keleş oğlan hayatı hep beleş oğlan.

  • Süreyya Döner
    Süreyya Döner 29.11.2006 - 10:06

    masal kahramanı

  • Elif Elena
    Elif Elena 26.08.2006 - 22:25

    mr grey senin hayat felsefen bana kelolanın felsefesini hatırlattı. ;)
    bi yakınlıınıs varmı? mesela saçlarınıs varmı?

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 24.08.2006 - 14:29

    ah keloğlan..
    idolümsün benim
    annem hep bakkala tuz almaya gönderiyor
    ve ben hep tuz alıp geliyorum
    sen ki keloğlan keleşoğlan
    anan göndermiş çarşıya tuz al diye
    sen kız alıp dönmüşsün..
    vaay bee.. ne yürek ama

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 07.01.2005 - 22:35

    yaa arkadaş..o kadar elimizde hollywood'luk malzemeler var ki...!

  • Sonay Demir
    Sonay Demir 15.03.2003 - 20:16

    KELOĞLAN VE SİHİRLİ TAS

    Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş.
    Çok söylemesi günahmış.
    Evvel zaman içinde bir Keloğlan varmış. İh-
    tiyar ve yoksul annesi, bu biricik oğlunu 'Keloğlum,
    keleş oğlum' diye severmiş.
    Günlerden bir gün Keloğlan annesinden izin
    alıp batik tutmaya gitmiş. Belki bir kaç batik yaka-
    larım. Anacığımla pişirir, yeriz. Aç karnımızı do-
    yururuz' diye düşünüyormuş.

    Irmağın kenarına gelip oltasını salmış. Öğleye doğru kocaman bir balık tutmuş. Pulları gümüş gibi parlak, gözleri cam gibi aydınlık, güzel mi güzel bir balıkmış bu...
    Keloğlan balığın pullarını kazımış, karnını yarıp temizlemek istemiş. Bir de ne görsün! Balığın karnı içinde kocaman bir tas durmuyor mu? Keloğlan bir sevinmiş, bir sevinmiş ki sormayın. 'Hem balığı götürürüm anama, hem tası' demiş.

    Tası su ile doldurup balığı yıkamak istemiş. Birden inanılmayacak bir şey olmuş. Tastan boşalttığı sular altın olarak akıyormuş yere. Keloğlan çok şaşırmış. Bir kaç kere denemiş, hep altın akıyormuş tastan. 'Bu, sihirli bir tas galiba. Hemen anama haber vereyim' demiş. Evlerine koşmuş.

    Sihirli tasa küpler dolusu suyu doldurup doldurup boşaltmış. Suyu boşalan küplere de altınları biriktirmiş. Artık ülke hükümdarı bile onun yanında fakir sayılırmış...
    Keloğlan günler sonra büyük bir saray yaptırıp oraya taşınmış. Kendisine hizmetçiler tutmuş. Sevdiği ve istediği her şeyi alıyor, en güzel yemekleri yiyormuş. Sonunda altınlarının çokluğu onu şımartmaya başlamış.

    Gereksiz masraflara, lüzumsuz harcamalara girişmiş. 'Oğlum bu işin sonu kötü olabilir' diye öğüt vermeye çalışan anasını bile dinlememiş.

    'Sihirli tas elimde, ne istersem yapabilirim...' diyormuş.


    Keloğlan'ın böyle kendini beğenmesi, şımarması ve hırsa kapılması, insanların ona duyduğu sevgiyi azaltmış.

    Herkes 'Eski hali bundan daha iyiydi. Gözünü hırs bürüdü Keloğlan'ın' demeye başlamış.

    Keloğlan bir gün daha çok altın elde etmek için, sihirli tasını eline alıp ırmağın kenarına gelmiş. 'Suyu tükenecek değil ya, bir saray da buraya yaptırayım. ' demiş. Gurur ve kibirle tasını suya daldırmış. Kıyıda biriken altınlar hırsını artırıyormuş. Daha hızlı daha hızlı daldırmaya başlamış tası. Artık altınlardan başka bir şey düşünmüyormuş. Birden tas elinden kayıp suya düşmüş. Keloğlan onu tutmak için eğilince kendisi de ırmağa yuvarlanmış. Yüzme bilmediği için hızla akan ırmakta nerdeyse boğulacakmış. Binbir güçlükle kenara çıkmış. Kendisi suda çırpınıp dururken, biriktirdiği altınları da hırsızlar çalıp götürmüşler.

    Artık tası bulmanın da imkanı kalmadığından ağlaya ağlaya annesinin yanına dönmüş. Başına gelenleri anlatmış. Yaşlı kadın:

    - Üzülme yavrum, demiş. Hay'dan gelen Hû'ya gider. Zaten, sen o tası alnının teri, elinin emeği ile kazanmamıştın. Üstelik zenginlik seni iyice şımartmıştı. Böylesi daha iyi oldu. Hiç olmazsa kendini başkalarından üstün görme hastalığından kurtulursun.'

    Keloğlan bu sözlerle teselli bulmuş. Anasına hak vermiş.

    O günden sonra da Sihirli Tası bir daha hiç anmamış.

    YAZAN: AHMET EFE