Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • american history x / geçmişin gölgesinde29.12.2004 - 00:38

    Etme-bulma dünyasında ırkçılağa karşı bireysel bir bakış açısı getirebilien 1998 yapımı bir film ama aklıma ilk gelen o dişleri kaldırıma dayama sahnesidir (ığhhıhhh) hala tüylerim diken diken olur.

    Yönetmeni pek bilinmese de Fight Clup'tan tanıdığımız Edward Norton'u daha önce böyle hiç görmemişinizdir, kaslı maslı, tabi klasik hoşaf tipinide canlandırmıyor değil, filime iyi puan getirmiş... Ünlü mü ünlü Beverly D'Angelo unutmayalım. Aşmış oyucular var anlıyacağınız. Daha mesela Hayvan Mezarlığı, T2 gibi aşmış flmlerden Edward Furlong, Uzay Yolu: DS9'un kaptanı Avery Brooks ve daha bir çok ünlü kişi ABD'nin yine günah çıkartmasında yardımcı olmuşlar...

  • Lost Highway / Kayıp Otoban28.12.2004 - 04:12

    bkz. 'david lynch'

  • Lost Highway / Kayıp Otoban28.12.2004 - 04:02

    Lisedeyken bu filmin metnini çok duydum ama izleyemedim. Sonra universitede yine duymaya başladım etrafta, sanki bir mitden bahsediliyor gibiydi. Anlatın diyorum, tam anlatılamıyor. Bir taraf övdükçe diğer taraf aşağılıyor. ''Ya sev ya nefret et'' türünden bir film olduğu düşündüm. Kafam iyice karıştı anlıyacağınız. Seyredeyim diyorum, fırsatım olmuyor, merakım iyice artıyor artıyor.. İzleyenler öyle hava estiriyor ki sanki filmi anlamak entellik dantellik işi gibi...

    Yıllar sonra film denk geldi aldım. Kapak resmi sanki Radiohead'in video klibinden gibi... Eşimle oturtuk karşısına... Tek patlamış mısır eksik... Ve film başladı,. Sinir bozucu bir yavaşlık, rahatsız edici bir muzik... İnsan korkuyor mu yoksa biri tırnaklarını tahtaya mı sürtüyor cıyyyyyyyyyk. hehehe eşim 15 dk dayanamadı filme. Anlam veremiyor ve sonra tek başıma izliyeceğim diye filmi kapadık

    Dedim filmin onbeş dk böyle etkiliyorsa acaba gerisi nasıl, gerçekten de bir mit kadar olağan üstü mü falan filan derken bir gün perdeleri kapadım filmin başına oturdum. Off o ev sahneleri inanılmaz sinir bozucu ve sonra o da ne; bir flash back mi? İyice görmek için pause basıyorum ıyyyyk kadının bacağı mı yoksa bağırsakları mı... Önemli değil zaten çabuk geçen bir sahne, kolunuza iğne yapılmış gibi pek anlamıyorsunuz. Sonra ve sonra parti sahnesi: Aman Tanrım! , adamla yüzyüze konuşurken evinden de telefonla konuşabiliyor, in midir cin midir bir besmele çekiş.... Film böyle suprizlerle devam ediyor, uçuyor da uçuyor tutmak mümkün değil. Gerilmiş şekilde filmi bitirdim sonunda. Sonra etrafa bakış, filmi anlama çalışmalar, kafamda bir ampul yanma bekleyişi, yok hiç bir şey yok... Kendime gelince biraz, film hakkında tek diyebildiğim ''bir bxk anlamadım ama muthişti! ! ! '':P

    Bir daha izlemeye karar verdim ama çok rahatsız edici olduğundan en iyisi hakkında araştırma yapayım dedim. Sonra IMDB.com'dan hakkında dolu yazının arasında up uzun bir yazı buldum, ve okudukça jeton daha doğrusu jetonlar düşmeye başladı. haaa hmm, vay anasını sayın seyirciler dedirditicek şaşkınlıktan sonra yine düşüncelere daldım. Film hakkında artık diyeceğim ''manyak'' evet manyak bir film olması... Anlasanız da anlamasınız da manyak bir film bence :)

    Karmaşık, kaotik, anlaşılmaz, kopuk, bunlatıcı, sinir bozucu daha ne diyebilirim bu bile bu filmi izlemeye teşvik eder adamı bence ama anlayınca kaosta düzen varmış diyen düşünüre dönüyorsunuz, karmaşığın yerine planlı, anlaşılmazlığın yerine semboller, kopukluğun yerine sürükleyici, sinir bozuculuğun yerine hayrete düşmek ve en önemlisi her karesi düşünüle düşünüle yapılmış akıllı ve zekice yapılmış bir film çıkıyor karşınıza...

  • etik28.12.2004 - 00:33

    Çok eğlenceli bir konu benim için. İnsan davranışlarını, kültürsel farklılıkları aklınıza gelebilecek ne kadar değişken durum varsa çok geniş açıdan inceler.

    Etik kelimesi köken olarak Eski Yunan'a kadar gider derler. Ahlak, ahlakla ilgili demektir ama aralarında farklar vardır. ''Ahlak bilmi'' de denir ama ''Etik Bilmi''de vardır.

    Ahlak ve Etik arasındaki anladığım farkı açıklamaya çalışayım: Etik daha çok ahlak üzerinde konuşur, sorgular, tartışır, düşünür, yargılar vs vs.

    Etik bir şeye direk doğru veya yanlış demez, ama ahlak diyebilir.... Mesela geğirmek, bazı kültürlerde ahlaksızlıktır ama başka bir kültürde iltifat anlamına gelebilir diye bakar etik. Sadece ahlakta değil, mesela 90 60 90 batı kültürü için seksi demektir ama Hawai de eskiden şişmanlık seksiydi ve bunun gibi dolu örnek verebiliriz

    Belki karşınıza etiksel sorular ya da etiksel sorunlar diye de çıkmıştır. ''Mesela yolda bir çanta dolu para buldunuz, ne yaparısnız? '' gibi... Doğru ya da yanlış cevap yoktur ama daha doğru cevabı vardır diyebiliriz.

    Kolayca kavranacak bir konu değil, tam kavradığımıda zaten söyleyemem :)

    Hukukun, yasaların, adaletin, sistemin kısacası yazılı kuralların bittiği ya da ulaşmadığı durumlarda etik yardıma yetişir. Mesela ''Bu davranış, yasada yazmıyor ama adaletin ruhuna(ahlakına, onuruna) aykırıdır'' deriz, işte bu yaklaşım etiktir, evrenseldir.

    Kişiden kişiye, konumdan konuma, yereden yere, olaydan olaya, zamandan zamana, durumdan duruma çoğu şey değişebilir (değişkendir, görecelidir, yorumsaldır...) ama daha doğrusu ya da daha iyisi var demek daha doğrudur ya da daha iyidir belki daha güzeldir bile diyebiliriz. :) Etik burda işleve girer, mesela bir zorluk karşısında sabırlımı davrandınız daha da sabırlı davranılabilinir ya da daha hoşgörülü davranabilinirdi de :) çünkü neydi: her zaman daha iyisini, güzelini, kolayını, doğrusunu yapabiliriz, uygulayabiliriz, düşünebiliriz, edebiliriz vs vs eylemlere dökebiliriz...

    Etikten ancak olaylar üzerinde konuşarak daha iyi anlayabilriz zaten günlük hayatımızda bu olaylarla çoğu kez karşılaşıyoruz. Mesela toplumu ele alalım... Ahlaki açıdan büyüklere saygıdan bahsedilir evet bu bir toplumun gerçeğidir burada ne kadar küçüklerin büyüklere karşı doğru davranması behsedilirse, büyüklerin de küçüklere doğru davranmasını etik göz ardı etmez.

    Yalan söylemek yanlıştır ama ölüm döşeğindeki adama yalan söylemek o kadar yanlış değildir demek etiksel bir yaklaşımdır. Verdiğin sözü tutmamak yanlıştır ama kızgınken verilen sözün tutulmaması daha iyidir demek de. Bunun gibi örnekleri din ve ahlak konularında çok bulabilrsiniz, zaten oradan hatırladığım konulardandı :)

  • çaresizlik27.12.2004 - 22:15

    'Ağlarım,ağlatamam,hissederim,söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.' MEHMET AKİF ERSOY

  • batılı olmak27.12.2004 - 22:15

    Köyde fışkıran şifalı su bedeva olsa biz gider arıtılmış pis suyu pet şişelerde alırız. Daha ne kadar batılı olmak istiyoruz... Belki palyaçolar bizi ağlatana kadar...

  • batılı olmak27.12.2004 - 22:12

    İşte durumumuz: En kaliteli tütünü üretiriz ve satarız ama sonra bu ürünü paketlenmiş olarak, kat kat daha pahalıya alırız.

    Batıdan aldığımız ilim de böyledir. Yıllardır batıdan almaya çalıştığımız ilimler, üstünde dolaştığımız gömülü hazinedir esasında. Onlarsa bu hazineden kopardıkları parçalarla batılı süslüyeyip ambalajlı halde bize geri satıyorlar.

  • mehmet akif ersoy27.12.2004 - 22:03

    ''Ağlarım,ağlatamam,hissederim,söyleyemem. Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım.'' MEHMET AKİF ERSOY

  • quentin tarantino27.12.2004 - 21:56

    Film hayranları onunda bir hayran olduğunu unutmasınlar derim. Wachowski kardeşler gibi tam bir film manyağı olduğundan içimizden biri bile diyebiliriz. Özellikle manga, kung fu, samurai gibi uzak doğu filmlerine hayranlığı onun daha da tanınmasına yardımcı olmuştur. Lakin şunu unutmamak gerekir ki zaten Hollywood uzun süredir Uzak Doğu'nun etkisi altındadır, yaptıkları çoğu filmde bunun etkisini görmek mümkündür. Bizler Tarantino gibi yönetmenlerin filmlerini izlemekle eskiyi ve doğuyu keşfediyoruz esasında...

  • idrak27.12.2004 - 19:55

    Doğular ve gerçekleri idrak edip, doğrultusunda gitmedikçe idrak fanidir. Daha çok yük yüklenip, eşek gibi yaşamaktan başka acı ve zorluk vermez yaşamda.