Ali Koç Elegeçmez
'BAZI İNSANLAR BAŞKALARININ KUSURUNU GÖRMEK İÇİN GÖZLERİ KESKİN KARTALA, KENDİ KUSURLARINI GÖRMEMEK İÇİN'SE BAŞINI KUMA SOKMUŞ DEVE KUŞUNA BENZERLER'
'BAZI İNSANLAR BAŞKALARININ KUSURUNU GÖRMEK İÇİN GÖZLERİ KESKİN KARTALA, KENDİ KUSURLARINI GÖRMEMEK İÇİN'SE BAŞINI KUMA SOKMUŞ DEVE KUŞUNA BENZERLER'
Aşık Olmak İster misiniz?
Aşk..aşk…aşk!
……………..diye diye,
başımın etini yediniz!
Aşk, hastalık değil
............mutluluktur dediniz.
Emin misiniz?
Kulakları sağır,
gözleri kör,
ciğerleri verem,
insanı
Aslı ile Kerem eden;
kara sevdalara sürükleyen
Kim?
Mecnun’u çöllere
Yusuf’la Züleyha’yı dillere
.….……………….düşüren
Ferhat’a, dağları deldirten
Şirin’in ateşini, ölümle söndürten
Mevlana’yı divane gibi döndürten
Nice padişahı, nice kralı
savaşlara götüren
Truva’yı kan gölüne döndürten
Şaire,
......ömrünü şiirle geçirten
geceni gündüze ekleten..
0 değil mi?
Aşk, zararsız bir hastalık öyle mi?
Arı’ya, yaşam boyu
...............................bal yaptırtan!
Tahir ile Zühre’ye
...............................saz çaldırtan..
Ölümlere vardırtan..
Aşk değil mi?
Siz
ne istediğinizden emin misiniz?
Hala aşık olmaya niyetli misiniz?
Yataklara düşmeye
bu kadar istekli misiniz!
Hala aynı fikirde misiniz?
..
Deli misiniz!
……..[]……………
İstanbul'dan Güzel!
Barbaros Limanı'nda o akşam vakti
Boğaz'a ters yönde bir rüzgar esti.
Ne Boğaz kaldı, ahhh!
................................Ne de yalılar!
Kadıköy
.............Üsküdar.....
..........................yok oldu bitti!
Penbe gül rengindeki
............................o akşam vakti
maviler birbirine karıştı gitti.
Denizi dudağından öpen martılar
bir başka mavinin içine girdi!
Vapur düdüklerinde sustu İstanbul!
Martı kanatlarından indi İstanbul!
Maviyi yüzünden sildi İstanbul!
Kız Kulesi
.................bir anda kayboldu gitti!
Yok oldu İstanbul bir göz içinde!
Eridi İstanbul bir söz içinde!
Şair gönlüm bırakıp beni
..................................bir taburede
Köpüksüz mavilikler içine girdi!
Ah şu şair gönlüm,
...................................ah deliii!
Uslanmadın gitti!
....İstanbul Benim Bu Gece!
Şaşırdım İstanbul’u görünce!
Aldım süpürgeyi elime
Süpürdüm tepeleri iyice
Ağaç diktim her yerine
Sonra fırçayı saldım denize
Boyadım İstanbul’u gönlümce
İstanbul benim,
Ben İstanbul’um bu gece!
…………&&………..
12.01.2007
Affet İstanbul!
Sana veda edemedim
Gözyaşımı silemedim
Bir tek buse veremedim
Affet İstanbul!
Boğaz’ında yüzemedim
Eteğinde gezemedim
Eserlerin süzemedim..
İçimdeki meltemlerin,
Hasret!
....................... İstanbul!
Vapur sesi dinlemedim
Martılara binemedim
Köprülerin gezemedim
Gönlümdeki resimlerin
Kasvet!
....................... İstanbul!
Sultanahmet
Dolmabahçe
Bilmem diye hiç yerinme
Tümü gönül penceremde
Seyret İstanbul!
Geri dönüp bakamadım
Sana mendil sallamadım
Güzel şiir yazamadım
Çünkü sende yaşamadım
Şükret İstanbul!
Acep bir gün gelir miyim
Endamını görür müyüm
Gözlerinde ölür müyüm
Kısmet İstanbul!
Dünya hanmış sense hancı
Hasretinden çektim sancı
Onüç milyon garip yolcu
Bir tanesi olamadım..
Sabret İstanbul!
Belki İstanbul!
...…………[]……………
Ali Koç Elegeçmez
Ömrün gün batımından önce gelirse, geride kalanların döktüğü gözyaşı; gün batımında gelirse, arifler için beklenen şeb-i arus'...
Peki ömrün gün batımı nedir? ....okuyalım:
..............[].........
Ömrün Günbatımında!
..............*...................
İlkin fark edemedik,
........................nasıl doğardı gün!
Dünya toz pembe idi,
...........................................öğleyin!
Bir de baktık,
......... gün batımına gelivermişik
.............................................ömrün!
Gün batımında gelir şimdi bize;
yaşanan her mevsim
............................ her hafta
..........................................her gün..
Menzili göründü ömrümüzün!
Artık
..........bir hazan gülüdür
................ya da bir veda busesi
dudaklarımızda açan her tebessüm
Rodin’in heykeline benzerken siluetim
Med-ceziri yaşıyor gönlüm.
Gölgemiz oldu ölüm!
Çöreklendi içimize
....................boynu bükük bir nida!
İtiraf etmekten kaçındığımız,
......................kocaman bir “elveda! ”
Bütün sevdiklerimizden ayrılmak
...............................gerçeği var ya!
Dinleyememek kuş seslerini...
Yürüyememek
..................bu sokaklarda bir daha
Kabullenmek istemeyiz asla!
Memede bebek oluruz yaşama!
Bu yüzden
ana sütü gibi haz verir;
.....................doğan güneş
................................açan çiçek…
hatta,
..........bulutlu gün…
Gün batımındaki her insana!
Ama boşuna!
Taşta yosun olsak ta..
solan bir yaprağızdır
..................hayat ırmağında!
Çıkmak üzereyizdir
..................yaşam tünelinden!
Duyan olmaz,
tutan olmaz elimizden.
Çaresiz,
............çörekleniriz anılara!
Batsın istemeyiz güneş
Bitsin istemeyiz
mevsimler,
aylar,
haftalar.
gün..
Günbatımındayken ömrün!
.........………………………
............. Aralık...2007-Keşan
Ali Koç Elegeçmez
Hangi Aşk Üstün?
Mecnun dedi:
....................aşk
........................ benimki!
Kerem dedi:
....................yook,
..........................benimki!
Ferhat dedi:
...................ben neyim ki!
POLEN dedi:
................dinleyin az,
.................gözünüzü açın biraz
Bir mevsimde
.................lodos-poyraz
............................. dinlemeden
....................................uçan benim.
Hem Leyla'ya
...............hem Aslı'ya
......................hem Şirin'e
...............................koşan benim.!
Bir tek yudum su istemem
ova
dağ
taş
....................hiç dinlemem.
sıcak-soğuk
.....................bekleyemem,
...................çiçeğime varırım ben.
Ben çiçeğe kavuşmasam
................yumurtayla buluşmasam
bir tomurcuk oluşmasam
..............dalda, meyva durur muydu.
Orda kiraz
............. sütte beyaz
......................asmada yaz
......................................olur muydu!
Bir an için hepsi durdu!
..............dağlar taşlar hep kudurdu!
İşte o an
..................aşk konuştu:
Tümünüzde aşk olmasa,
.....................gönlünüze o konmasa;
mıknatısta
...............zıt kutuplar,
.......................birbirini bulur muydu.
Volkanik dağ efesi,
........................Iguana olur muydu!
Seher vakti
...............güneş gonga,
................... hep.aşk ile vurur muydu!
bir bebeğin çığlığında;
....................aşk,
...........................hayatı
......................................bulur muydu!
Buluş için,
................tüm alimler,
.......................yunus yunus
......................................ağlar mıydı!
Bir pervane
.....................ışık için,
......................... çıtırçıtır
............................... yanar mıydı!
Mehmetçik'im
..................verilmezi,
.......................vatanına adar mıydı
Her ölümlü,
...............yaradana,
........................-kaçınılmaz -
................................... varır mıydı!
Bal arısı,
............çiçek çiçek
......................polenleri toplar mıydı
Ve bu şiir
...........böyle coşup
.......................ırmak gibi
........................................akar mıydı
Şİmdi lütfen siz söyleyin,
............................kimin aşkı
...................................... daha üstün?
Ali Koç Elegeçmez
Saros'dan Gelibolu'ya Bakarken!
Ne zaman
Saros'dan baksam Gelibolu'ya
Gelincik gelincik tepeler görürüm!
Düşünürüm Çanakkale Savaşları'nı
Mehmetçik'imle övünürüm!
Ne zaman Saros'dan baksam;
güneşe, aya..
Mart ayında, nisanda, mayısta, ağustosta..
Kanlısırt'ta.. Kocaçimen'de.. Bombatepe'de...
Uçan şahinler görürüm!
Ve öğretmen Ethem'in armut ağacında,
gamlı bülbülleri dinlerim!
Binerim martıların kanatlarına!
Gülle gibi ağır günlere giderim!
Kumkale'de..Anafartalar'da.. Arıburnu'nda...
Siperlerde gülleler eritirim!
Yahya Çavuş olurum Seddülbahir'de!
Bir avuç askerle üç alay düşmana direnirim..
Mustafa Kemal'le birlikte,
Conkbayırı'nda;
Bir ölür bin dirilirim!
Ne zaman Gelibolu'ya baksam
Saros Kıyıları'ndan;
Mecidiye'den..Erikli'den..Yayla'dan...
Tek tek koylarında gezerim Gelibolu'nun!
Kirte'de,Sığındere'de...Alçıtepe'de
Düşmanla göğüs göğüse cenk ederim!
Bir bakarım Mecidiye Tabyası'ndayım!
Edremitli onbaşı,
Seyit Mehmet'in yanındayım!
Kaldırıp kaldırıp dev gülleleri
Bouvet'i..Agemomnon'u vurmaktayım!
Ne zaman Saros'dan baksam Gelibolu'ya
Kanlısırt'ta Tekçam Tepesi'ndeyim!
Oturmuşum tek çamın altına
memleket türküleri söylemekteyim!
İşte böyle, her yaz ben,
Gümüş yaldızlı bu sahillerden
bakarken Gelibolu'ya
O destan günlerinde gezerim!
Ve ikiyüz ellibin şehidin kabirlerini okşarken
bronz tenli ellerim
'Dünya' denen bu bahçede
Tek tek çamların orman olduğu
savaşsız günleri özler
Katmer katmer gonca bir gül gibi
mavi denize bakan
çılgın gözlerim!
Ali Koç Elegeçmez
Çanakkale Kahramanları!
Eşref-i mahlukatın o çirkin- kirli yüzü
Yıl 1915'te düştü yine Boğaz'a!
Anadolu Türkü'nü toptan yok etmek için
Saldırdı hayvan gibi düşman Gelibolu'ya!
Yok etmek istediği sanki insan değildi
Halı kadar toprağa düştü binlerce mermi
Doğduğu topraklarda yeniden doğmak için
Göğsünü kalkan yaptı Anadolu Mehmet'i
Binlerce mermi düştü bir günde topraklara
Bir günde, bin destan yazıldı bu sırtlara!
0rtalama bir güne bin tane şehit düştü
0nbeşliler 0nbeşte toprağa böyle düştü!
Kimi Yahya Çavuş'tu, kimi Seyit Onbaşı
Çoğunun düşmemişti gözüne sevda yaşı
Kimini oğlunu bekler, kimini sevdalısı
Biçilecek buğdaylar beklerdi kimini de..
Göz kırpmadan verdiler canlarını vatana
Yazdıkları mektubu atamadan gittiler
Hayatın baharına veda ederken erken
Bizlere bu vatanı bırakan yiğittiler.
Conkbayır...Bombatepe...Kanlısırt.. demediler
Her tepenin önünde dev gibi dikildiler.
Bu vatana adanmış kınalı keklik gibi
'Öl! ' emriyle tarihe yeni bir yön verdiler.
Her biri aslan idi! Her biri melektiler!
Kanatsız gelmişlerdi, kanatsız yükseldiler!
Ali Koç Elegeçmez
Onbeşliler! (Çanakkale)
Dünyaya sen gösterdin nasıl korunur vatan!
İmanlı göğüslerle; çelikten daha sağlam
Aşılmaz bir duvarı nasıl örermiş insan!
Bu cennet vatan için nasıl verilirmiş can!
Dünyaya sen gösterdin şehit olmak ne demek!
Yar'e candan bir buse verir gibi can vermek!
Canını versen bile hiç ölmemek ne demek!
'Ölümlerden öteye ölmeye koşan Mehmet! '
Dünyaya sen öğrettin, Mehmet demek ne demek!
Komutanın emrine nasıl uyar bir Mehmet!
Kıpkızıl akşamların o ölüm sağnağında
'Ölümlerden öteye nasıl uçar bir Mehmet! '
Yıl 1915' ti...
Bademler açmaktaydı...
Zaman Boğaz'da durmuş, Mehmet'e bakmaktaydı!
Vatan için Mehmet'e onur veren o ölüm
Emperyal gemilerden o yıl sırıtmaktaydı!
Kırkında..otuzunda..onbeşinde gençtiler.
Emperyal orduları kovmaya gelmiştiler.
Kimi muvazzaf asker, kimi gönüllü bir er
Bir öğretmen...öğrenci...ya da bir rençberdiler.
Düşmanı durdurmaya birlikte and içtiler!
Zamanı deler gibi düştü gökten mermiler!
Sanki kıyamet idi, ölüm kustu gemiler!
Kırlarda bahar söndü! İnsanlık burda öldü!
Boğaz'ın sularına pis salyalar döküldü!
Kudurmuş kurtlar gibi saldırdılar bir anda
0 gümüşi sahili kirlettiler kanlarla
Bu bir savaş değildi, vallahi bir soykırım.
Yılar mı Mehmetçik'im, haykırdı: 'Hücum! Hücüm! '
'Allah, Allah! ' sesiyle inledi yerler gökler!
Boğaz'da matem vardı, ölüm kusarken günler!
Hangi düşman dayanır imanlı göğüslere
Mehmetçik'in önünde dümdüz oldu tepeler!
Bir kere sarsılmadan atıldılar ileri
Düşmanın üzerine göz kırpmadan gittiler.
Şaşırdı kaldı düşman! ..Açıldı gözbebekler!
Dere-tepeyi aşıp, uçarken Mehmetçik'ler!
Bu ne harb idi ya Rab! Bu nasıl bir harb idi!
Çarığı- çapasıyla Mehmet şahlanmaktaydı!
Vatana, ekmeğine göz diken düşmanını
Denize dökmek için kanatsız uçmaktaydı!
Ceplerinde ya mektup, ya da bir mendil vardı.
Burada mağlup olmak onlar için bir ar'dı!
Ya şehit olacağız, ya gazi demiştiler
Alay alay gelmişler bir avuç dönmüştüler!
İmanlı göğüslerle tarihe yön verdiler
İşte bu Mehmetlere 'onbeşliler' dediler!
Vatan nasıl korunur gösterdin be Mehmet'im!
Mertliğini sunarken bir gül gibi dünyaya!
Yarım kalan işleri bırakıp torunlara
Ebedi bir yaşama kanatlandın Mehmet'im!
Ali Koç Elegeçmez
Karşılıklı olursa,barış içinde mutlu yaşamanın anahtarı..