Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • kadın02.06.2007 - 22:25

    6 yaşındaki kuzenim 5 buçuk yaşındaki komşu kızı ´sevgilisiyle´ bahçede evcilik oynuyor. Usulca yanlarına yaklaşıyorum. Tok bir ses tonuyla; 'Ceren sen bundan sonra benim sevgilim olsana' diyorum. İkisi de pür dikkat bana bakıyorlar. Kuzenim gülümseyerek hafif peltek bir konuşmayla 'Ama olmaz ki o benim sevgilim' diyor. 'Olsun,' diyorum, 'bundan sonra benim sevgilim olur değil mi Ceren? ' Sert bakışlarla 'Olmaaaaz! ' diyor. 'Ama sana çikolata alırım' diyorum 'sonra dondurma da.' Bu sözüme kulak kesiliyor, hoşuna gidiyor. Bunu fark eden kuzenim bozuk bir sesle sözümü kesip 'Ben de alırıım' diyor. 'Ama senin paran yok ki' diyorum. Sonra Ceren'e 'Ben ondan büyüğüm, seni istediğin yere götürürüm, gezdiririm ayrıca ondan güçlüyüm de' diyorum. Kuzenim 'Hiç deee' diyerek üzerime saldırıyor. Ellerinden tutuyorum onu, havaya kaldırıyorum, sonra kucağıma alıyorum. 'Gördün mü? ' diyorum Ceren'e. 'Ben ondan güçlüyüm.' Daha bir hevesleniyor. Onu gezdirecek, daha büyük bir sevgilisi olacak olması çok hoşuna gidiyor. 'Peki' diyor, kabul ediyor. Kuzenim 'Hayır Ceren olmaz' diyor sesi titrek, gözleri ağlamaklı. 'Oluuurrr' diyo Ceren kaşları çatık, sesi sert. 'Alaycı bir üslupla sen beni gezdiremezsin ki, sonra hiç çikolata da almıyorsun! ' 'Ama böyle olmaz' diyorum Ceren'e. 'Madem beni seviyorsun ona ´Artık ben seni sevmiyorum, A.... abiyi seviyorum´ demen lazım' diyorum. O da kuzenime söylüyor. O masmavi dolu dolu ağlayan gözlerle kuzenim bana dönüyor 'A... abi senden nefret ediyoruuum! ' diyor sonra ağlayarak eve gidiyor. Ceren'le kalıyoruz. Ayağa kalkıyorum. 'Aaa Ceren senin boyun ne kadar kısa, ben hayatta bu kadar kısa bir kızla beraber olmam, seni terk ediyorum' diyorum, yüzü ekşiyor. 'Ben zaten seni sevmiyodum kiii' diyor. Kuzenimin arkasından gidiyorum gönlünü almak için. Biliyorum çok küçükler ama kuzenimin küçük de olsa kadınları ve hayatı öğrenmesi gerekiyor.
    (alıntıdır)

  • uğur mumcu24.01.2007 - 16:28

    Gittiğin katledildiğin 14 yıl oldu, dün gibi... Hala bu ülkede aydınları (insanları) katledenlere karşı hiç bir şey yapamıyoruz... Hala yüreğimizdesin... Saygıyla anıyoruz....

    Ben Atatürkçüyüm.
    Ben Cumhuriyetçiyim.
    Ben Laikim. Ben anti-emperyalistim. Ben bağımsız Türkiye'den yanayım.
    Ben özgürlükçüyüm. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım.
    Ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
    Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır....
    Uğur MUMCU

  • kadın08.01.2007 - 10:48

    bir kadın cocuktur aslında.çocuk gibi davranmayı severerkegin kendisine bir cocuga gösterdigi sefkati göstermesini de ister. bir cocugu oksar gibi incitmekten korkarak oksamalidir erkek kadını. ama her kadın cocukca da olsa dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister. yani bir kadının cocukluk yapmasina izin vereceksiniz, ama asla onu bir cocuk olarak görmeyeceksiniz. bir kadın güçlüdür aslında. hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. ama bu gücünü her zaman ortaya koymasini sevmez. ister ki erkegin gücü kendisine huzur versin. kendi kendine yapabilecegi seyleri bile erkegin yapmasini bekler. böylece hem daha kadın oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar güçlü oldugunu görecektir. ancak kadın gücünü göstermek istediginde onu engelleyemezsiniz. yapmak istedigi bir sey varsa mutlaka yapar. bir kadın sevgilidir aslında. içinde her zaman sevgiyi tasir. sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. sevdiklerini kolay kolay kıramaz. zor sever ama tam sever. bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir. ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. belki kolayca yüregine girebilirsiniz. ancak beyninde yer etmemisseniz her an terk edilebilirsiniz. sevmedigi halde terk etmeyen kadinlar da var elbette. bunun nedeni ise engelleyemedikleri 'acımak' duygusudur. bir kadın yalnızdır aslında. hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. kendisine ait bir dünyasi vardir ve orada hep yalnızdır. o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. hiçbir anahtar o dünyanin kapısını açamaz. yalnızlık onun sıgınagıdır. o sıgınaga ne zaman girecegine, ne kadar kalacagina hep kendisi karar verir. sıgınaktayken oradan çikmaya zorlarsaniz onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz. bir kadın bilgindir aslında. neler yapabilecegini erkek akli hayal bile edemez. yaratıcılıgının sınırı yoktur. ama bunu ortaya çıkartmak için hayatının erkegini bekler. hoyratça harcamaz yaratıcılıgını sadece erkegine saklar. bir kadının gerçek erkegi olmayi basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. çünkü yasamınız asla sıradan olmayacaktır. bir kadın hayattır aslında. çünkü hayatın içinde olan her sey ancak kadınlar oldugunda anlam kazanıyor. yemek yemek, su içmek bile. bir kadının elinden içtiginiz suyla kendi kendinize bardagi doldurup içtiginiz su arasindaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz? anlıyorsanız ne mutlu size. anlamıyorsanız, ne yazik ki yasamıyorsun...
    (C.D)

  • aşk08.01.2007 - 10:42

    ask da deprem gibidir
    ne zaman kimi vuracagini asla bilemezsiniz.
    geceyarisi aniden, dipten yukselen coskulu bir dalga gibi kabarir içinizde. toprak ayaginizin altindan kayiyor gibi olur ve en hazirliksiz oldugunuz anda bütün siddetiyle vurur.
    sarsilir, neye ugradiginizi sasirirsiniz. heyecan, korku, kararsizlik, cesaret, aci, öfke, huzun, merhamet, siddet kaplar bir anda dünyanizi. es dost yardima kossa da kolay toparlanamazsin.
    bittiginde agir bir enkaz birakir geride. daha kötüsü,
    'tamamen bitti' sandiginiz sarsinti, hafif bir siddette artici soklar halinde yillarca sürebilir. kalbinizdeki kirik hat ara sira yoklar yeniden... (C.D)

  • vazgeçmek08.01.2007 - 10:38

    Her tercih bir vazgeçiştir çünkü...
    Sabah işe gitmekle, yatakta nefis bir mis­kinlik fırsatından vazgeçmiş olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat binbir seçeneği da­yar burnunuzun ucuna... 'Ne giysem' telaşından, öğle yemeğinde 'Ne alırdınız' diye başucunuzda biten garsona, 'hangi kanal­daki filmi izlesem' kararsızlığından, 'bize oy verin' diye bağrışan partilere kadar herşey, herkes, her an sizi ısrarla bir tercihe zorlar.
    Yastığınıza teslim olmuşsanız, belki dışarda ışıl ışıl bir günden vazgeçmiş olursunuz. Bahar esintileri taşıyan bir elbise belki o gün yaşamınızı ışıldatabilecekken, ağırbaşlı bir sadeliğe karar vermekle muh­temel bir tanışıklığı tepersiniz. Belki yemediğiniz musakka, ısmarladığınız İzmir köf­teden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanal­daki film, o anki ruh halinize daha uygun­dur.
    Ama yaşam, vazgeçtiğiniz şeye ilişkin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur.
    Bu seçim oyununda vazgeçtiğimiz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır.
    Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir.
    Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray, ba­zen şöhret sahnesinin parıltılı neonları da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kal­maz.
    Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz kadınla pay­laşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.
    Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz.
    Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada ba­zen kaybetmek en doğru seçimdir.
    ...ve o dünyada en yerinde tercih; vazge­çiştir...
    (Can Dündar)

  • düşündüm de07.01.2007 - 14:53

    bunun üstüne ne söylenebilirki? ? ?

  • huzur07.01.2007 - 14:40

    Son zamanlarda en çok aradığım...

  • aşk kırıntıları07.01.2007 - 14:19

    yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana
    al içine tekrar derinine sakla, kat kasırgana
    yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz
    yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz...

  • umut07.01.2007 - 14:14

    her daim...

  • yarım kalanlar07.01.2007 - 14:05

    aşklar...
    ...nasıl ve hangi şartlar altında ortaya çıkmıştır bilinmez ama her iki tarafında içinde yaşanmamışlıkların üzüntüsü, tamamlanamamış anıların sıkıntısı ve bir şeyleri yarıda bırakmanın verdiği uktelerin kalacağı kesindir...