Gittim diyorsun ve ben Nötrüm. Ne mutluyum, ne üzgün. Fabrika ayarlarıma dönmüş gibiyim. Sanki hayatın sesini kısmışlar da fonda hafif bir uğultu kalmış gibi. Yapacak şeyler var ama aciliyeti yok, hisler var ama yoğunluğu yok. Biri bana “hayat nasıl gidiyor” diye sorsa, muhtemelen “gidiyor işte” derim. Ne şikâyet edecek kadar kötü, ne anlatacak kadar iyi Ve garip olan, bu durum beni çok rahatsız etmiyor kii bunun adı ‘’ beklentisiz rahatlık ‘’ olmalı :P
aslında çok şey yapabilirdim bugün.. potansiyel zirvede lakin icraat yerlerde… şimdi kesin başlıyorum diyorum, içimden biri “bi 5 dakika daha” diye dilekçe veriyor… ben reddediyorum, o temyize gidiyor, süreç uzuyor dün akşam attığımız golü bir kere ( belki 20. ) daha izleyim de kalkacam. şimdi başlasam var ya, efsane olur ama o “şimdi” bi türlü gelmiyor. Yolu çok mu uzundur nedir… ya acaba beynimle vücudum uyumlu değil mi ne.. kalk-kalkma arasında gidip gelen bir sarkacım. Hele kalkıp pencereden dışarı bakayım, başka şeylere meyillensin paşa gönlüm. Bazen stratejik geri çekilme en iyi hamledir :))
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir , ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez. Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur, hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi. Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına, Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna. Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan, Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan. Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet, Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet. Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında, Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında. Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek, Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek... ZER MİDAN
tebessüm, kalbin dışarıya sızan ışığı gibidir, hem vereni hem de alanı saniyeler içinde iyileştirme gücüne sahiptir. hiçbir maliyeti olmamasına rağmen, bazen en ağır hüzünlerin ilacı, bazen de en kilitli kapıların anahtar, güçlü dostlukların başlangıcıı olur. dünyanın her yerinde, tebessüm tercüme gerektirmeyen tek lisanıdır..
Aslında su içmek , bir iki adım atmak , başını sağa sola çevirmek gibi kolay aktiviteleri bile üşenerek ve de üüff modunda yapması bile karşısındakinden ‘’ başarılı ‘’ notu almasına vesiledir. Onca yazıya sadece anladım, peki, ok diye cevap vermesi muhatabının önce höönnkk ! ve ilaveten bu kadar enerjiyi nerden buldu acep diyerek hayretler içinde kalmasına neden olur :)) Yok iyi günündeyse bir :) işareti yapması bile insanı sanki çölde vaha bulmuş gibi mutlu etmesinden mâade ruh halinin sevinçli mi , romantik mi ,asabi mi ya da ne olduğunu anlamaya çalışmak kesinlikle baltayı dize vurmaktır : ))))
Lakin insan törpülene törpülene olgunlaşırmış yaa , törpülendik, olgunlaştık ve de denklemi çözdük. Vee X = kabullenmek, sonucuna ulaştık : ))
Unutmak çok kolaydır bazen.. Zira ‘’ unutulabilir ‘’ kategorisine alınanlar için uygulama, bir delete tuşuna basmak kadar kolaydır. Sonrası mı ? E tabi kii hayatı yeniden başlat tuşu :))
Ona buna söylenmek bazı insanların doğal yeteneği ya da bir türlü vazgeçemediği takıntısı gibidir. Vapurda , markette, durakta … nerde 3-5 insan görseler hemen söylenmeye, şikayete başlarlar. Konu bulmak da çok kolaydır, hemen her konu olabilir. Sanki doğuştan ‘’şikâyet kotasıyla’’ geliyorlardır. Ya da kendi iç dünyasındaki huzursuzluğu ve kaosu bir tür dışa vurmak yöntemidir belki…
gerekli olduğunda burada değildi..
burada olduğunda gerekli değildi..
Gittim diyorsun ve ben Nötrüm.
Ne mutluyum, ne üzgün. Fabrika ayarlarıma dönmüş gibiyim.
Sanki hayatın sesini kısmışlar da fonda hafif bir uğultu kalmış gibi.
Yapacak şeyler var ama aciliyeti yok, hisler var ama yoğunluğu yok.
Biri bana “hayat nasıl gidiyor” diye sorsa, muhtemelen “gidiyor işte” derim.
Ne şikâyet edecek kadar kötü, ne anlatacak kadar iyi
Ve garip olan, bu durum beni çok rahatsız etmiyor kii bunun adı ‘’ beklentisiz rahatlık ‘’ olmalı :P
aslında çok şey yapabilirdim bugün..
potansiyel zirvede lakin icraat yerlerde…
şimdi kesin başlıyorum diyorum, içimden biri “bi 5 dakika daha” diye dilekçe veriyor…
ben reddediyorum, o temyize gidiyor, süreç uzuyor
dün akşam attığımız golü bir kere ( belki 20. ) daha izleyim de kalkacam.
şimdi başlasam var ya, efsane olur ama o “şimdi” bi türlü gelmiyor. Yolu çok mu uzundur nedir…
ya acaba beynimle vücudum uyumlu değil mi ne.. kalk-kalkma arasında gidip gelen bir sarkacım.
Hele kalkıp pencereden dışarı bakayım, başka şeylere meyillensin paşa gönlüm.
Bazen stratejik geri çekilme en iyi hamledir :))
Herkesin hayranlıkla izlediği bir manzara gibidir ,
ama içinde ne fırtınalar kopuyor kimseler bilmez.
Gurur , estetik ve hüzün bir aradadır sanki
Hem hayranlık uyandıracak kadar dik ve mağrur,
hem de bir o kadar terk edilmişliği hissediyor gibi.
Üstelik zamana direnerek, galata kulesi ile kavuşmayı sabırla bekleyerek
Yıldızlar dökülürken siyahın kucağına,
Şehir susar, çekilir kendi kabuğuna.
Bir fısıltı yükselir eski hatıralardan,
Sanki bir dost seslenir o uzak kıyılardan.
Ne hüzün kalır ne keder, hepsi geceye emanet,
Karanlığın kalbinde saklıdır asıl selamet.
Uykunun eşiğinde, düşlerin tam ortasında,
Yıka ruhunu ayın o gümüşümsü tasında.
Yarın başka bir güneş, başka bir nefes demek,
Şimdi sadece durmak, sadece dinlenmek...
ZER MİDAN
-Gidelim mi Olric ?
-Gidelim efendimiz.
-Nereye ?
- Gidilecek bir yerimiz olduğundan değil efendimiz,
sadece burada daha fazla kalamadığımızdan…
tebessüm, kalbin dışarıya sızan ışığı gibidir, hem vereni hem de alanı
saniyeler içinde iyileştirme gücüne sahiptir.
hiçbir maliyeti olmamasına rağmen, bazen en ağır hüzünlerin ilacı,
bazen de en kilitli kapıların anahtar, güçlü dostlukların başlangıcıı olur.
dünyanın her yerinde, tebessüm tercüme gerektirmeyen tek lisanıdır..
Aslında su içmek , bir iki adım atmak , başını sağa sola çevirmek gibi kolay aktiviteleri bile üşenerek ve de üüff modunda yapması bile karşısındakinden ‘’ başarılı ‘’ notu almasına vesiledir.
Onca yazıya sadece anladım, peki, ok diye cevap vermesi muhatabının önce höönnkk !
ve ilaveten bu kadar enerjiyi nerden buldu acep diyerek hayretler içinde kalmasına neden olur :))
Yok iyi günündeyse bir :) işareti yapması bile insanı sanki çölde vaha bulmuş gibi mutlu etmesinden mâade
ruh halinin sevinçli mi , romantik mi ,asabi mi ya da ne olduğunu anlamaya çalışmak
kesinlikle baltayı dize vurmaktır : ))))
Lakin insan törpülene törpülene olgunlaşırmış yaa , törpülendik, olgunlaştık ve de denklemi çözdük.
Vee X = kabullenmek, sonucuna ulaştık : ))
Unutmak çok kolaydır bazen..
Zira ‘’ unutulabilir ‘’ kategorisine alınanlar için uygulama, bir delete tuşuna basmak kadar kolaydır.
Sonrası mı ?
E tabi kii hayatı yeniden başlat tuşu :))
Ona buna söylenmek bazı insanların doğal yeteneği ya da bir türlü vazgeçemediği takıntısı gibidir.
Vapurda , markette, durakta … nerde 3-5 insan görseler hemen söylenmeye, şikayete başlarlar.
Konu bulmak da çok kolaydır, hemen her konu olabilir.
Sanki doğuştan ‘’şikâyet kotasıyla’’ geliyorlardır.
Ya da kendi iç dünyasındaki huzursuzluğu ve kaosu bir tür dışa vurmak yöntemidir belki…