Bu konuda en iyi hizmeti IKEA veriyor diyebilirim zira 5 yıl önce aldığım elbise dolaplarına ilave alayım dediğim de, aynı model ürünü birebir renkte ve kalitede buldum. Yeterince kurumsal olmayan bazı firmalar bu kadar sürede çoktan kepengi indirmiş bile olabiliyor..
Mobilya takımlarının tüm elemanları birbirinden bağımsız olarak üretilir. Bu çağdaş üretim sistemi mobilyalarınıza çeşitli hareket kabiliyeti sağlar. Dekoratifdir. İstediğiniz biçimde yerleştirmeye olanak verir. Dilediğiniz anda, istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz. Odanızın boyutlarına göre ayarlanabilir. Hesaplıdır. Komple almak zorunluluğundan kurtulursunuz. Bütçenizin izin verdiği oranda satın alabilir, kalanını sonra da tamamlayabilirsiniz.
Komik şiirleriyle de hafızalarımıza kazanan güzel bir Kemal Sunal filmi. "Suya attım bir taş Çıkardı bir ses faş faş Birisi kafama vurunca Gözümden geliyor yaş"
"Hüsniye Hüsniye Beni döndürdün deliye İstersen sor beni Veli'ye Diyecek ki Hüsnü 12'de binecek gemiye" :)
Filmlerini tek kanallı TRT'den büyük bir keyifle izlerdik.. Özellikle Fantomas serisindeki geveze komiser Juve ve Jandarma serisindeki şef çavuş Ludovic Cruchot rolü ile hafızalarımıza kazınmıştı. Onlarca TV kanalı varken, neden hiç bir filmi yayınlanmaz anlamış değilim..
(Türk Nostalji sitesinden alıntıdır) 18 ocak 1970 Pazar gününe kadar her şey yolunda gidiyordu.. Beyaz Kelebekler, zirveye doğru tırmanıyorlardı. Fakat pazarı pazartesiye bağlayan gece bir felaket yaşandı. Feci bir trafik kazası, 3 Beyaz Kelebek'in yanarak ölmesine, Beyaz Kelebekler'in kolunun, kanadının kırılmasına sebep oldu...
Beyaz Kelebekler pazar gecesi Maksim'deki programlarından sonra iki otomobile binmişler, Adapazarı'ndaki konsere gidiyorlardı. Öndeki otomobilde menajerleri Turgut Akyüz, Ercüment Ateş ve Ender Akacan vardı. Arkadaki Chevrolet'de ise Altan ve Rıfat Eke kardeşler ile, Behzat Kutlubağ, topluluğun kadın solisti Ülkü Üst ve Bülent Ortaç...
Eşme köyüne kadar yolculuk gayet iyi geçmişti. Şakalaşıyorlar biraz sonraki konseri konuşuyorlardı. İşte tam bu sırada Azrail bir kamyonun içinde Beyaz Kelebekler'in önüne çıktı. Şoförün bütün gayreti boşunaydı. Korkunç bir fren sesi, kaygan caddede Chevrolet'nin kamyonla alt alta üst üste dönmesi ve şarampole yuvarlanış...
Benzin deposu patlamıştı. 5 Beyaz Kelebeği taşıyan Chevrolet cayır cayır yanıyordu. Öndeki araba, kazadan habersiz süratle Adapazarı'na doğru yol alıyordu. Adapazarı'na vardıkları zaman bir süre arkadaki arkadaşlarını beklediler. Fakat 5 Beyaz Kelebek'ten ne ses vardı ne nefes.
Sahneye çıktılar. Arkadaşlarının geciktiğini söyleyip seyircilerden özür dilediler ve programa eksik bir kadroyla başladılar. Tam o sırada "kötü haber" geldi:
Altan ve Rıfat Eke kardeşlerle Behzat Kutlubağ fecî trafik kazasında yanarak can vermişlerdi. Cesetleri kömür haline gelmişti. Otomobilde bulunan diğer iki Beyaz Kelebek ise mucize kabilinden ölümden kurtulmuştu.
Altan, Rıfat, Behzat... Beyaz Kelebekler'in her şeyiydi bu üç pırıl pırıl genç. Üçü de aynı okulda, Şişli'deki Özel İktisadi Ticari İlimler Akademisi'nde okuyordu. Geleceğe ümitle, güvenle baktıkları bir devrede, hayatlarının baharında ecel onları sahnelerimizden apar topar alıp götürmüş, arkadaşlarını, bütün Türkiye'yi tarifsiz bir acıya boğmuştu.
21 Ocak'ta Feriköy Mezarlığı'na defnedilen üç başarılı müzisyen, büyük bir kalabalık tarafından uğurlandı. Grup üyelerinden geride kalanlar, kısa bir süre sonra mezarlarını düzenleyip, arkadaşları için Beyaz Kelebek'ten bir mezar taşı yaptırdı.
"Çılgın" (Smokey And The Bandit), "Yolun sonu" (Cannonball Run) ve "Malone" (Malone) filmleriyle hafızalarımda yer eden çocukluğumun sevdiğim aktörlerinden. Geçenlerde yeni çekilmiş bir belgeselde şu anki içler acısı halini görünce içim bir tuhaf oldu. "İçler acısı" derken ekonomik durumunu değil sağlık durumunu kast ediyorum zira zamanında iyi birikim yaptığı yaşadığı malikaneden belli.. :) Neyse.. Efendim.. Kendisi kameraların karşısına elinde bastonla iki büklüm olarak ve ayakta durmakta dahi güçlü çekerek çıktığında; Allah herkese elden ayaktan düşmeden ölümün hayırlısını nasip etsin demeden duramadım..
80'lerin unutulmaz gençlik filmi "Kahvaltı Kulübü"nün görüntüleri eşliğinde güzel bir Modern Talking parçası..Parçanın aslında film ile bir alakası yok sanırım hazırlayan kişi hem MT hem de The Breakfast Club hayranı olduğundan ve filmin konusundan kıssadan hisse çıkardığından böyle bir video hazırlamış olmalı. Bu arada tüm zamanların en başarılı Lise filmi sayılan ""Kahvaltı Kulübü"nü izlemenizi de şiddetle tavsiye ederim.
Bu konuda en iyi hizmeti IKEA veriyor diyebilirim zira 5 yıl önce aldığım elbise dolaplarına ilave alayım dediğim de, aynı model ürünü birebir renkte ve kalitede buldum. Yeterince kurumsal olmayan bazı firmalar bu kadar sürede çoktan kepengi indirmiş bile olabiliyor..
Mobilya takımlarının tüm elemanları birbirinden bağımsız olarak üretilir. Bu çağdaş üretim sistemi mobilyalarınıza çeşitli hareket kabiliyeti sağlar. Dekoratifdir. İstediğiniz biçimde yerleştirmeye olanak verir. Dilediğiniz anda, istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz. Odanızın boyutlarına göre ayarlanabilir. Hesaplıdır. Komple almak zorunluluğundan kurtulursunuz. Bütçenizin izin verdiği oranda satın alabilir, kalanını sonra da tamamlayabilirsiniz.
1982 yapımı eser, Kemal Sunal'ın vatani görevini yaptıktan sonra çevirdiği ilk film özelliğini de taşımaktadır.
Komik şiirleriyle de hafızalarımıza kazanan güzel bir Kemal Sunal filmi.
"Suya attım bir taş
Çıkardı bir ses faş faş
Birisi kafama vurunca
Gözümden geliyor yaş"
"Hüsniye Hüsniye
Beni döndürdün deliye
İstersen sor beni Veli'ye
Diyecek ki Hüsnü 12'de binecek gemiye" :)
Filmlerini tek kanallı TRT'den büyük bir keyifle izlerdik.. Özellikle Fantomas serisindeki geveze komiser Juve ve Jandarma serisindeki şef çavuş Ludovic Cruchot rolü ile hafızalarımıza kazınmıştı. Onlarca TV kanalı varken, neden hiç bir filmi yayınlanmaz anlamış değilim..
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük komedyenlerinden olan Fransız aktör.
(Türk Nostalji sitesinden alıntıdır)
18 ocak 1970 Pazar gününe kadar her şey yolunda gidiyordu.. Beyaz Kelebekler, zirveye doğru tırmanıyorlardı. Fakat pazarı pazartesiye bağlayan gece bir felaket yaşandı. Feci bir trafik kazası, 3 Beyaz Kelebek'in yanarak ölmesine, Beyaz Kelebekler'in kolunun, kanadının kırılmasına sebep oldu...
Beyaz Kelebekler pazar gecesi Maksim'deki programlarından sonra iki otomobile binmişler, Adapazarı'ndaki konsere gidiyorlardı. Öndeki otomobilde menajerleri Turgut Akyüz, Ercüment Ateş ve Ender Akacan vardı. Arkadaki Chevrolet'de ise Altan ve Rıfat Eke kardeşler ile, Behzat Kutlubağ, topluluğun kadın solisti Ülkü Üst ve Bülent Ortaç...
Eşme köyüne kadar yolculuk gayet iyi geçmişti. Şakalaşıyorlar biraz sonraki konseri konuşuyorlardı. İşte tam bu sırada Azrail bir kamyonun içinde Beyaz Kelebekler'in önüne çıktı. Şoförün bütün gayreti boşunaydı. Korkunç bir fren sesi, kaygan caddede Chevrolet'nin kamyonla alt alta üst üste dönmesi ve şarampole yuvarlanış...
Benzin deposu patlamıştı. 5 Beyaz Kelebeği taşıyan Chevrolet cayır cayır yanıyordu. Öndeki araba, kazadan habersiz süratle Adapazarı'na doğru yol alıyordu. Adapazarı'na vardıkları zaman bir süre arkadaki arkadaşlarını beklediler. Fakat 5 Beyaz Kelebek'ten ne ses vardı ne nefes.
Sahneye çıktılar. Arkadaşlarının geciktiğini söyleyip seyircilerden özür dilediler ve programa eksik bir kadroyla başladılar. Tam o sırada "kötü haber" geldi:
Altan ve Rıfat Eke kardeşlerle Behzat Kutlubağ fecî trafik kazasında yanarak can vermişlerdi. Cesetleri kömür haline gelmişti. Otomobilde bulunan diğer iki Beyaz Kelebek ise mucize kabilinden ölümden kurtulmuştu.
Altan, Rıfat, Behzat... Beyaz Kelebekler'in her şeyiydi bu üç pırıl pırıl genç. Üçü de aynı okulda, Şişli'deki Özel İktisadi Ticari İlimler Akademisi'nde okuyordu. Geleceğe ümitle, güvenle baktıkları bir devrede, hayatlarının baharında ecel onları sahnelerimizden apar topar alıp götürmüş, arkadaşlarını, bütün Türkiye'yi tarifsiz bir acıya boğmuştu.
21 Ocak'ta Feriköy Mezarlığı'na defnedilen üç başarılı müzisyen, büyük bir kalabalık tarafından uğurlandı. Grup üyelerinden geride kalanlar, kısa bir süre sonra mezarlarını düzenleyip, arkadaşları için Beyaz Kelebek'ten bir mezar taşı yaptırdı.
Nurlar içinde uyusunlar…
"Çılgın" (Smokey And The Bandit), "Yolun sonu" (Cannonball Run) ve "Malone" (Malone) filmleriyle hafızalarımda yer eden çocukluğumun sevdiğim aktörlerinden. Geçenlerde yeni çekilmiş bir belgeselde şu anki içler acısı halini görünce içim bir tuhaf oldu. "İçler acısı" derken ekonomik durumunu değil sağlık durumunu kast ediyorum zira zamanında iyi birikim yaptığı yaşadığı malikaneden belli.. :)
Neyse.. Efendim.. Kendisi kameraların karşısına elinde bastonla iki büklüm olarak ve ayakta durmakta dahi güçlü çekerek çıktığında; Allah herkese elden ayaktan düşmeden ölümün hayırlısını nasip etsin demeden duramadım..
Gençleri adeta zombiye çeviren sentetik uyuşturucu.. Allah cümlemizin evlatlarını bu ve bunun gibi illetlerden korusun..
80'lerin unutulmaz gençlik filmi "Kahvaltı Kulübü"nün görüntüleri eşliğinde güzel bir Modern Talking parçası..Parçanın aslında film ile bir alakası yok sanırım hazırlayan kişi hem MT hem de The Breakfast Club hayranı olduğundan ve filmin konusundan kıssadan hisse çıkardığından böyle bir video hazırlamış olmalı. Bu arada tüm zamanların en başarılı Lise filmi sayılan ""Kahvaltı Kulübü"nü izlemenizi de şiddetle tavsiye ederim.