Babam ve oğlum ha? .. 12 Eylül için burada verilmek istenen kavram terbiyesizlik değil...cahilliktir...Hattâ karşındakini cahil görerek belki terbiyesizliktir...Ne demek ihtilâl gecesi herkes evinde de dışarıda kimse yok...in cin top oynuyor...Ya Allah'tan korkmuyorsanız kul'dan utanın...Sanki ben bu süreci yaşamadım..ben Ay'dan - Merih'ten geldim...bilmiyorum..bırakın bilmemeyi düşünmüyorum...öyle ya herkes bir deliğe girdi...kimseler gelmez benim feryâd-ı âteş bağrıma...der gibi! Efendiler zaten filmdeki Baba'nın zihniyetinden bakarsanız göreceğiniz (görmek istediğiniz bu olduğu için) bu! Asker kötü! ! ! Aman aman tuzluyayım da kokmayın...bu filmdeki o iki kişiden başka acaba kim böyle bir durumu yaşamış ki...Ya biraz inandırıcı olun..Hadi sokaklarda in cin yok...peki o zaman asker de mi yok...bu nasıl ihtilâl...Öyle ya Radyo TV davul zurna ile geldiler...haberli. O yüzden de herkes evine kapandı...Gidin ulan işinize..Sorun bakalım o gece hastahanelerde doğum moğum olmamış mı...Hastalar yollarda ölmüş mü? ..Derdiniz 12 Eylül'ü küçük düşürmek...Ama insanların o (faraza) 1 geceye karşı kaç yıl sokağa çıkamadığını...çıkmağa korktuğunu...caddede sokakda...ona buna hüviyet hattâ pasaport soranların olduğunu..ya sağdan ya soldan olmaz da ben tarafsızım dediklerinde nasıl dayak yediklerini...hergün bok yoluna fail-i meçhûl cinayetlerle insanların öldüğünü..ha! sonra da bu nisyan ile malûl insanların bu sağ - sol çekişmesini körükleyenleri Başbakan - Cumhurbaşkanı yaptıklarını...sorun bir ya! ..Ama ben unutmadım...İstanbul'da tam da göbeğinde yaşarken hayatı...nasıl unuturum ki? ..Allah'tan bir Kenan EVREN vardı da şu anda hayattasınız...İşinize gelmiyor tabii.kıl payı kalmıştı..handiyse!
Her yediği golde değil...her rakip takım akınında önündeki savunma arkadaşlarına bağıran...çağıran...çok Genç yaşda ayağı kırıldığı için toplara balıklama (ayağa plonjon) yapmayıp da ayakla giren...kurtardığından fazlasını yiyen...bir gözü bana bir gözü sana bakan...yurtdışına gidip de poposuna baka baka dönen...ve de ülkede Turgay...Özcan...Şükrü...Sabri...den sonra kaleci yetişmediğinden doğru dürüst (zira Brezilyadan kaleci getirmişti Malatyaspor) koyunun bulunmadığı yerdeki Abdurrahman Çelebi! (NOt: 60 yıldır FB:liyim)
Ne var ki 'SANAT' şeklinde değil 'SAN'AT' şeklinde yazılır...O sizin yazdığınız SANAT...SANAL gibi bir şey olsa gerek...Ya Türkçe bileceksin...Ya öğreneceksin...
Babam ve oğlum ha? ..
12 Eylül için burada verilmek istenen kavram terbiyesizlik değil...cahilliktir...Hattâ karşındakini cahil görerek belki terbiyesizliktir...Ne demek ihtilâl gecesi herkes evinde de dışarıda kimse yok...in cin top oynuyor...Ya Allah'tan korkmuyorsanız kul'dan utanın...Sanki ben bu süreci yaşamadım..ben Ay'dan - Merih'ten geldim...bilmiyorum..bırakın bilmemeyi düşünmüyorum...öyle ya herkes bir deliğe girdi...kimseler gelmez benim feryâd-ı âteş bağrıma...der gibi!
Efendiler zaten filmdeki Baba'nın zihniyetinden bakarsanız göreceğiniz (görmek istediğiniz bu olduğu için) bu! Asker kötü! ! ! Aman aman tuzluyayım da kokmayın...bu filmdeki o iki kişiden başka acaba kim böyle bir durumu yaşamış ki...Ya biraz inandırıcı olun..Hadi sokaklarda in cin yok...peki o zaman asker de mi yok...bu nasıl ihtilâl...Öyle ya Radyo TV davul zurna ile geldiler...haberli. O yüzden de herkes evine kapandı...Gidin ulan işinize..Sorun bakalım o gece hastahanelerde doğum moğum olmamış mı...Hastalar yollarda ölmüş mü? ..Derdiniz 12 Eylül'ü küçük düşürmek...Ama insanların o (faraza) 1 geceye karşı kaç yıl sokağa çıkamadığını...çıkmağa korktuğunu...caddede sokakda...ona buna hüviyet hattâ pasaport soranların olduğunu..ya sağdan ya soldan olmaz da ben tarafsızım dediklerinde nasıl dayak yediklerini...hergün bok yoluna fail-i meçhûl cinayetlerle insanların öldüğünü..ha! sonra da bu nisyan ile malûl insanların bu sağ - sol çekişmesini körükleyenleri Başbakan - Cumhurbaşkanı yaptıklarını...sorun bir ya! ..Ama ben unutmadım...İstanbul'da tam da göbeğinde yaşarken hayatı...nasıl unuturum ki? ..Allah'tan bir Kenan EVREN vardı da şu anda hayattasınız...İşinize gelmiyor tabii.kıl payı kalmıştı..handiyse!
Eğer yanlış hatırlamıyorsam...Hz. Muhammed'in soyu Hz. ibrahim'e dayanır...O'nun da babasınınm adı Azer'dir...O zaman? ..
Sadece ve sadece...Kara Toprak!
Her yediği golde değil...her rakip takım akınında önündeki savunma arkadaşlarına bağıran...çağıran...çok Genç yaşda ayağı kırıldığı için toplara balıklama (ayağa plonjon) yapmayıp da ayakla giren...kurtardığından fazlasını yiyen...bir gözü bana bir gözü sana bakan...yurtdışına gidip de poposuna baka baka dönen...ve de ülkede Turgay...Özcan...Şükrü...Sabri...den sonra kaleci yetişmediğinden doğru dürüst (zira Brezilyadan kaleci getirmişti Malatyaspor) koyunun bulunmadığı yerdeki Abdurrahman Çelebi! (NOt: 60 yıldır FB:liyim)
Gayet basit bir tarifi var...üstelik de Kur'andan...' senin din'in sana...benim din'im bana...' ama aaaah ah! anlayana...
Ne var ki 'SANAT' şeklinde değil 'SAN'AT' şeklinde yazılır...O sizin yazdığınız SANAT...SANAL gibi bir şey olsa gerek...Ya Türkçe bileceksin...Ya öğreneceksin...
Değerse eğer! ..
Kim uyduruyor ulan! ..bu 'ilerleyen günler..ilerleyen saatler' lâflarını...ierdeki günler...ilerdeki saatler..Türkçe'nin içine ediyorsunuz..yok 'Paylaşmak..'yok soru 'Yöneltmek...'yok teşekkür etmek 'İstemek..' Paylaşılmaz...ANLATILIR...Yöneltilmez...SORULUR...istenmez...düpedüz adam Ggibi teşekkür EDİLİR! ..Nece konuşuyorsunuuuz? ..Bırakın İngilizce'den tercüme Türkçe'leri..Bilmiyorsanız dilinizin gücünü...güzelliğini...TIK'layın nedirlerde TÜRKÇE terimine ve okuyun 'Sarıgri''nin yazdıklarını...
Saat 17.49...ve TRT Radyo 4 de Acemkürdî 'O yardan haber yok sevilen seveni arar mı dersin? ' çalıyor...işe bak...Uzakta da!
İstanbul'da...ve bana gerçekten uzak...