Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Huri Çalışkan
Huri Çalışkan

İnsanı ayrıştıran din, dil, ülkesi değil penceresinden nasıl gördüğüdür.

  • yoga15.08.2024 - 12:35

    yoga ve pilates birbirine benzer mi?

    her iki aktiviteyi yapan biri olarak değerlendirdiğim de, şunu diyebilirim ki, benzer lâkin ayrışırlar.

    ( kısaca anlatmaya çalışacağım, fakat kısa anlatmayı çok başaramayan biri olsam da, deneyeceğim )

    iki örnek ile arada ki temel farkı değerlendirelim, bakalım ortaya neler çıkıyor:

    sörf yaparken yüksek dalgaların ya da şiddetli rüzgârın üzerinde durabilmek, savaşabilmek, direnebilmek için kuvvetli gövdeye ihtiyaç vardır, PİLATES öncelikle vücut sağlığını kuvvetlendirmeye odaklıdır.

    Nehir'e düşen bir dal, yolculuğunda ruhunu dinler, genel çerçevede etrafı görür, fark eder, onun odağı anda kalmaktır, ruh sağlığına iyi gelirken vücut sağlığını da kuvvetlendirir ve geliştirir.

    YOGA, savaşmaya, direnç göstermeye ihtiyaç duymaz, aksine kendinle ve dünya ile olan savaşını ( mutsuzluklarını veya başarısızlıklarını başkalarının sebep olduğunu düşünenler için vb. ) göstermek yerine, dirençleri tanır, fark eder, o yanlarını toparlar, ruh ve vücut sağlığına odaklanır, iyileştirir.

    Son olarak, pilates sesli yoga sessizdir, bana göre HER İKİSİ DE MUAZZAM!

  • şu an ne dinliyorum15.08.2024 - 11:41

    <<<< une lueur d'espoir >>>>



  • seni anlatmak15.08.2024 - 09:13

    şimdi sen bir gülüyorsun ya hani bahar geliyor, memleketimin dört bir yanına, gökyüzü senin gibi gülene rast gelmemiştir.



    ,, je danse avec le vent, la pluie and et je danse, danse .''

    o zaman ; bailar en todo momento, danse, danse.



  • ve öyle işte14.08.2024 - 20:48

    ?si=J16Ij-gh-vJylxcf


    VERANDALI EV

    Sevmedim ben kimseyi daha
    Zannetsem de tüm zamanlarda
    Bir yolculuktu unuttuğum
    Silkelediğim, kimsesizliğe bulaşan yalnızlık

    Herkesin aradığı o parçaya uyuyordum
    Belki de beni yoran
    Bu anaçlık duygusuydu
    Öksüzlüğü öğretiyordu insanlar
    Artık yutkunmaya gerek kalmayan kelimelerle beraber
    Geçmiş zaman aşklarında bıraktığım o duygular

    Keşkeleri, boş vermeyi
    Hep fedakârlık yapmayı
    Ama en çok da bunu bıraktım
    Unutulmayacak insanları kiracı etmiyordum artık
    Hatta sevmediğim ayak sesleri için
    Kapı arkasında bekleyerek onları karşılamayacağım gibi

    Bitti diye üzgün değilim, yalnız ise hiç
    Aslında en çokta yalnızlık denilen şey
    Varlığın içinde ki yoklukmuş
    Geçmiş zamanların oyunlarında mı kaldı mutluluklar
    Kim bilir belki de sırlarıyla gömüldü

    Sevinçten uykumun kaçtığı gecelerde
    Büyüklerim bozarlar diye düşlerimi
    Karanlığa sakladığım kalp atışlarım
    Şimdilerde sadece uzak görünen bir geçmiş
    Genç yaşlarda ne yana gideceğini şaşırır insan
    Hoş ne zaman aklıma gelse şaşar kalırım kendime
    Şimdi düzeltemem düşlerimi
    Hataları, yanlışları ve ahlar, vahları
    Üzerine de düştüğüm de söylenemez
    İstemesem yapmazdım

    Ben sevmedim seni daha
    Yazmadım satırlara
    Çizmedim gökyüzüne siluetini
    Ve dans etmedik henüz
    Penceremizden içeri sızan rüzgâr
    Uyandırmadı bizi henüz
    Hamakta uyuya kalıp
    Tutulurken her tarafımız
    Birbirimizi tebessümle öperken
    Daha da sıkı sarılmadık biz daha
    Ağaç gölgesinde uyumadık
    Yağmurda ıslanmadık seninle daha
    Taş fırlatmadık dereye
    Köpeğimizin adı ne olsun diye tartışırken
    Benim kazandığımı görmedin daha
    Odun kesmekten terleyen yüzünü silmedim henüz
    Farid Farjad’ı dinlemedik
    Kucağıma uzandığın zamanlarda
    Kitap okumadım ben sana daha
    Kızdığımı bildiğin halde kızdırmalarına
    Ve kızdırdığını bildiğim halde
    Küsmelere yenilmedim daha
    Heyecanla olan sohbetlerimizin sonu
    Tutkuyla sevişmelere dönüşmedi henüz
    Telaş yok
    Geç kalmak yok
    Ne hayata, ne sevgiye dair
    Gecikenlerin doğada buluştuğu bir zaman
    Tuşlar yerine dudaklarımıza dokunan parmaklarımız
    Bizimle büyüyen tomurcuklar var bahçede
    Hatta gülüşüyoruz
    Ah büyüdüklerini de göreceğiz İncir ağaçlarının
    Doğayı şarjlı kutular da saklamak yerine
    Dokunarak döşüyoruz ayaklarımızın altına, ruhumuza
    Ve ıslak toprak kokusu avuçlarımızda
    Ve koklamak, dokunmak, duymak yaşam alanımızda
    Hayat gidenleri unutturur
    Eğer kalbinde öldüyse
    O yüzden ben sevmedim seni daha
    Sevmedin sen de kimseyi daha
    Sarhoşluğa karışmış duygular içirilmedi bize henüz
    Gözlerine kilitlediğin anahtarı almadım
    Ve biz keşfetmeye başlamadık daha
    Hikâyemiz başlamadı henüz
    Gökyüzünü gören bu Veranda da.

    Huri Çalışkan

  • tanımlamada ki özne12.08.2024 - 15:35

    sen / ben : birlikte büyümedi ayak numaralarımız, yürümediği gibi sokaklarda. eğitim programları aynı olsa da anlatan farklıydı okullarda. her şeyden önce kültürlerimiz, çevremiz ve inançlarımız ile harmanlanıyorduk yuvamızda.

    denk geldiğimizde rastlantıların tesadüf sayıldığı fakat asla tesadüf olmayan bir zaman diliminde bocalamamız bu yüzden. senin yürürken gördüğün manzaralar bende başka seyirler olmaktaydı, senin zor gördüğün konuları ben kolaylıkla aşabiliyordum, tıpkı senin de bu mu canım zor dediğin benzetmelerde.

    insanlar neden anlaşamıyor.?
    anlaşılmadığı, görülmediği yanlarından belki de.!

    velhasıl bu böyle olunca, gel - git' ler yolculuğuna dönüşüyor, ne gidebiliyor, ne kalabiliyor bazı dokunuşların tatlarından... şeker hastaları gibi, yasak olmasına rağmen çikolata açlığına dönüşüyor, eeee yerse bin pişman bu defa.

    biz: sahip olduklarım sana yetersiz geldiğinde, değişmemi istersen eğer ya da sahip oldukların bana yetersiz geliyor, hoşlanmıyorsam, bu kendinden, kendimden var etmek olur. buna dönüşmek ise yanlış olduğu kadar yeterli de değildir, tutunmaya.
    lakin çoğaltmak, çoğalmak diye de bir durum var, bu doğru olan ve gerekli görülendir.

    o yüzden hayatına benden olan bir çok şeyi ekleyebilirim, hayatıma senden olan bir çok şeyi ekleyebileceğin gibi.

    şunu çok iyi biliyorum: sana ait olan yanını sevmediğimde, bana ait olan yanımı sevmediğinde, bunu sevgiye, ilişkiye dönüştüremez ( sin - dönüştüremem ) insan.

    senin pencerenden manzaraları görmenin keyfi var, benim de penceremden sen baktığında, ama senin gördüğünü göremem, senin de benim manzaram da aynı detayları göremeyeceğin gibi.

    şöyle bitirmek istiyorum son cümleyi!

    o kadar emekle pencerene ektiğin, yetiştirdiğin, belli ki zaman da ayırdığın, hatta mücadele ettiğin bazılarını ise kolaylıkla yapabildiğin, olmazsa olmaz dediğin değerlerini, bahçeni görüyorum ama kendi gözümden, bundan böyle bunların yanına bize ait olanları birlikte ekleyelim mi, bize ait olan tohumlarımızla.?


    çünkü insan bir çok sebeple ayrışır ya birbirinden bunun farkındalığı ile görelim mi, dünyayı...


    sevgi yanımızda olsun, Huri.










  • seni anlatmak12.08.2024 - 13:22


    ALP DAĞLARI

    Ezan sesiyle söylenen en güzel isim senin adın
    Görmeni isterdim bir mucizeye bakar gibi sana baktığımı
    Takvim yaprağı sen diyorken.

    Sana püfür püfür rüzgarlar getireceğim Alp dağlarından.

    Huri ÇALIŞKAN



  • aşkın yakıcı hali12.08.2024 - 12:24


    AŞK'ın YAKICI HALİ

    Kükürt ve oksitleyici potasyum klor attan yan yana geldiğinde sürtünmeyle yanar. Fakat bu iki maddenin yan yana olması illa ki yanabileceği anlamına gelmez. Bunun için sürtünmeyi artırıcı çok ince cam tozu ve bu karışımı bir arada tutacak bağlayıcı nişasta veya tutkal gerekir ki kibrit alev alabilsin.

    İki insanın bir araya gelmesi Aşk'a arzu hal olacak anlamında değildir.

    Aşk öyle bir şeydir ki.!

    Aşk'a değdiğinde kükürt ile oksitleyici potasyum klorat’la birlikte karışımlar başlar işte tam o anda manevi duygular okyanusa dönüşür, bedene sığamadığını zannedersin, daimi bir suretle dalgalanmaya başlar, taşarsın.
    Öyle hal almaya başlar ki;

    Kibrit tutuşur, deniz, petrol dökülmüşçesine alev alır, hiç bir engel yoktur, gönül ateşlenir, infilak olmuşsundur, olacaksındır lakin bunun önemi yoktur.

    Aşk; ruha en iyi gelen besindir, en çetin sınav...

    not: keyif alarak yazdığım konudur, sevgiler.

  • seni anlatmak12.08.2024 - 12:21


    Gözlerin o kadar derin ki, her baktığımda yeni seferlere çıkıyorum.!

    ( cesareti olanlar, kalbiyle hissedenler, yolculuktan keyif almak esas olan olsa da, bu gizemli yolculuğu keşfetmek, çoğaltmak değerli bir bakıma... çabuk tüketilen bir çok şeylerin arasında emekle oluşan değerleri de unutmadık, unutmayacağız da )

    sen ne güzel duygusun YAŞAMAK!

    sevgiyle, Huri

  • sende ki sen12.08.2024 - 12:01


    Kalbimi acıktıran duygularla senin sayende tanıştım...

    Huri.

  • sende ki sen12.08.2024 - 12:01


    ,,Ama yüreğimde çıtırdayan sesler var.

    Ve...

    Sana gülümsüyorlar.''

    Huri.