Tilki gibi kurnaz, olmamak lazım Kin-kibir-nefretle, dolmamak lazım Kimsenin Ahını, almamak lazım Vebal Kazanın da, pişer gidersin... ----OZAN ÇAKIROĞLU----
****CAMBAZ TİLKİ**** Kuyruğu Uzun, Marifeti Çoktur Kulaklar Tetikte, Bakışı Faktır Tavuk, Ördek Hindi ayrımı yoktur Kümesten-kümese koşar da gider. . Hep Geceden Yapar, Vurgun işini Horoz sesi duyunca, biler dişini Beleşe Getirir, Ekmek-Aşını Bey-Paşalar gibi, yaşar da gider. . Beğenmez zayıfı, sevmez topalı Dolaşır Her Yanı, Gözü Kapalı Dişisi Dominanttır, Eli Maşalı Gönülden gönüle. coşar da gider. . Nerde bir çiftlik varsa, orya kurulur Gözü hiç doymaz, her pilice vurulur Tazı-köpekten korkar, kaçar yorulur Kuyruğu Kamçılar, Uçar da Gider... -----OZAN ÇAKIROĞLU-----
******GÜNÜN EN ÖNEMLİ AKTÜEL HABERİ***** Sayın Şeyhülislam'ın Kızı Feyza ERBAŞ son model arabasının anahtarına ŞİİR yazmış. Amma ve lakin kuralsız, uyaksız ve redifsiz olmuş.... Yoksulu-öksüzü, Emeklisi, Garip-gurebası Oruçlarını kuru ekmek, pırasa soğanla tutuyorlar????? Gerisini yazmıyorum, çünkü siliyorlar....
******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ****** Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi yenisi olur mu??? Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de sohbet-muhabbet kalmış... Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü- yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK..... Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi, Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir..... Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda- sından geliyorum.....VESSELAM ----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----
****MUHTEREM, Materyal olgunun tamam olduğu ve sübuta erdiğini görür ve anlarız. Amenna ve saddakna. Ancak **AKLIN** tamama erdiğini nasıl anlayacağız???
*****Bu gün erken saatlerde yazdığım **Bir fincan Kahvenin kırk yıl hatırı var** başlıklı yazım silinmiş. Ayrıca benzer bir çok yazılarım silinmektedir. Tetkik Jüri tarafından hoş karşılanmayan veya siyasi muhtevalı görülebilir. Ancak neden silindiğini her hangi bir şekilde bize anlatılamaz mı. Örneğin Mesaj sayfamıza not düşülemez mi...Saygılarımla. -------OZAN ÇAKIROĞLU-------.
Bazen olumsuz olay ve gelişmeler, İnsana Rahmani bir çağrıdır. Her türlü olumsuzluktan ve kötülüklerden sakınmayı işaret eder. Merhameti fısıldar, müspet düşünmeyi ve davranmayı öğütler... Yaradan her müsübeti bize irşat eylesin...
*****UNUTULMAZ BİR AŞKTIR LİSELİ YILLAR***** Lise'de çok muhterem hocalarımız vardı. Yaşayan bütün hocalarımı saygıyla selamlarım, Merhum olanlara Allah Rahmet eylesin. Mekânları Cennet, Ruhları Şad olsun. Sayın Salih Altun hocamız, bir gün Edebiyat dersinde Defterime Şiir yazarken gördü. Aldı Defteri yazdığım Şiiri sınıfa okudu. Ben kızar diye düşünürken. Salih bey, sınıfa Şiiri nasıl buldunuz diye sorunca, Sınıf mevcudu hep birden alkışladılar. Hoca sınıfa şöyle bir baktı ve dedi ki Şiiri ya anlamadınız, ya da Arkadaşınıza müzahir oluyorsunuz diye kızdı. Salih hocam bana döndü ve dedi ki? Sen bağlama çalıyorsun, peki bu Şiiri Türkü olarak besteleyebilirmisin diye sorunca, ben dumura uğradım. Çünkü Şiiri ölçüsüz-uyaksız yazmıştım. Sınıfta benden başka Şiir yazan arkadaşlarım da vardı. Saygıdeğer Hocam, hepimize birden Serbest vezinle Şiir yazmak tembel ve kolaycıların işidir. Pir Sultanlar Dar Ağacına giderken kafiyeli ve uyaklı koşmalar söylemiştir. Aşık Veyseller, Aşık Şenlikler, Deryami ve Sümmaniler Asla ve kat-a Serbest, yani özgün Şiir yazmamışlardır. Nasihatım odur ki, her ne iş yaparsanız yapın, asla kaypak ve kolaycı olmayın... Ben 14 yaşımdan beri Şiir yazmaktayım. iki binden fazla Şiirim var. Hepsi 7--8--ve 11 li hece ölçüsüyle yazılmıştır. Bir kısmını kendim besteledim. Bazen hasbelkader çalar söylerim... Üç uşak yetiştirdim, Üçü de Bağlamayı eline almaz. Ancak, küçük kızım benden gizli Gitar almış. Onu da çalmayı öğrenemedi.... Saygıdeğer Salih Hocamın nasihatı benim her daim baş tacımdır. Eğer ki merak eden olursa, Şiir sayfamda **ŞAVŞATLI SALİH ALTUN HOCA** başlıklı Şiirimi okuyabilirler... ------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******KİN-KİBİR-NEFRET****** Terbiye edilmemiş nefis, insana kötülüğü emreder. Dolayısıyla İNSANLIK kötü duygularının ne kadar kontrol edilebildiği ile doğru orantılı bir statüdür. Kin-kibir ve nefret insanın hak ve adalet gibi olgulardan eşit yararlanmadığında Şahıslar, her türlü tavır ve tutumlara karşı derin bir kızgınlık duyarlar. Hatta derin ve taşkın bir ruh haliyle intikam alma duyguları kabarır. Demem o ki, kin-kibir ve nefret duygusu insan da öfke, kızgınlık, üzüntü, isyan ve hoşgörüsüzlük ile doğru karekterizedir. Bunların kaynağı Aile de ve çevre de, Şiddete maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş kişilerde vuku bulur ve bir salgın virüs gibi Toluma yayılır...VESSELAM... -----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN-----
Tilki gibi kurnaz, olmamak lazım
Kin-kibir-nefretle, dolmamak lazım
Kimsenin Ahını, almamak lazım
Vebal Kazanın da, pişer gidersin...
----OZAN ÇAKIROĞLU----
****CAMBAZ TİLKİ****
Kuyruğu Uzun, Marifeti Çoktur
Kulaklar Tetikte, Bakışı Faktır
Tavuk, Ördek Hindi ayrımı yoktur
Kümesten-kümese koşar da gider.
.
Hep Geceden Yapar, Vurgun işini
Horoz sesi duyunca, biler dişini
Beleşe Getirir, Ekmek-Aşını
Bey-Paşalar gibi, yaşar da gider.
.
Beğenmez zayıfı, sevmez topalı
Dolaşır Her Yanı, Gözü Kapalı
Dişisi Dominanttır, Eli Maşalı
Gönülden gönüle. coşar da gider.
.
Nerde bir çiftlik varsa, orya kurulur
Gözü hiç doymaz, her pilice vurulur
Tazı-köpekten korkar, kaçar yorulur
Kuyruğu Kamçılar, Uçar da Gider...
-----OZAN ÇAKIROĞLU-----
******GÜNÜN EN ÖNEMLİ AKTÜEL HABERİ*****
Sayın Şeyhülislam'ın Kızı Feyza ERBAŞ son model arabasının anahtarına
ŞİİR yazmış. Amma ve lakin kuralsız, uyaksız ve redifsiz olmuş....
Yoksulu-öksüzü, Emeklisi, Garip-gurebası Oruçlarını kuru ekmek, pırasa soğanla
tutuyorlar????? Gerisini yazmıyorum, çünkü siliyorlar....
******ESSELAMÜN ALEYKÜM BEŞER ALEMİ******
Dün akşam Teravih Namazından sonra, bir ahbabımla biraz gezindik. Ramazan
çadırına uğradık. Biraz Mahalle Parkında oturduk. Eskiden Atamız-Dedemiz hep
derlerdi, o eski Ramazanlar kalmadı. Ben de derdim ki, ya hu Ramazan'ın eskisi
yenisi olur mu???
Dün akşam gördüklerimden sonra, şimdi de ben diyorum ki, hani nerde o neşeli
Ramazan akşamları. Eskiden Ramazan çadırına eğlenmek için gidilirdi. şimdiyse
İftarı-Sahuru beleşe getirebilirmiyiz diye gidiliyor. Bazı nursuzlar da kalabalıktan
faydalanıp söğüşleme yapmak için gidiyorlar. Ne Ramazan Manileri kalmış, ne de
sohbet-muhabbet kalmış...
Biraz da Parkta oturduk. Herkes kendi haline, suskun, perişan suratlar asık.Gülmü-
yor yüzler, pusulu gözler, hep sancılı sohbet sözler. Köşeler de gizli saklı gençler
oturuyorlar. onlar da ellerine almış telefon tık-tık-tık...Yanında ki arkadaşı umurunda
değil. Bir ağaç gölgesin de iki sevgili çok sıkı oturmuşlar, birinin sağ, birinin sol kolu
dolanmış boyunlara??? Amma ve lakin onların da ellerinde Telefon TIK-TIK-TIK.....
Bu sorumsuz-şuursuz-aymaz gençlerimiz yarınların umudu, Öğretmeni. Mühendisi,
Kaymakam-Valisi, belki de Vekili, Mebusu??? İşte temelsiz bina buna denir.....
Geç saatler de eve geldim. Her zaman olduğu gibi, gönlümün sultanı, sevgili eşim
Çay demlemiş beni bekliyor. Tam nerdesin HERİF diyecekken, yüzüme bakıp Ya-hu
matem odasından mı geliyorsun dedi.... Dedim evet Hanım aynen öyle, matem oda-
sından geliyorum.....VESSELAM
----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN----
****MUHTEREM, Materyal olgunun tamam olduğu ve sübuta erdiğini görür ve anlarız.
Amenna ve saddakna. Ancak **AKLIN** tamama erdiğini nasıl anlayacağız???
*****Bu gün erken saatlerde yazdığım **Bir fincan Kahvenin kırk yıl hatırı var** başlıklı
yazım silinmiş. Ayrıca benzer bir çok yazılarım silinmektedir. Tetkik Jüri tarafından hoş
karşılanmayan veya siyasi muhtevalı görülebilir. Ancak neden silindiğini her hangi bir
şekilde bize anlatılamaz mı. Örneğin Mesaj sayfamıza not düşülemez mi...Saygılarımla.
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------.
Bazen olumsuz olay ve gelişmeler, İnsana Rahmani bir çağrıdır.
Her türlü olumsuzluktan ve kötülüklerden sakınmayı işaret eder.
Merhameti fısıldar, müspet düşünmeyi ve davranmayı öğütler...
Yaradan her müsübeti bize irşat eylesin...
*****UNUTULMAZ BİR AŞKTIR LİSELİ YILLAR*****
Lise'de çok muhterem hocalarımız vardı. Yaşayan bütün hocalarımı saygıyla selamlarım,
Merhum olanlara Allah Rahmet eylesin. Mekânları Cennet, Ruhları Şad olsun.
Sayın Salih Altun hocamız, bir gün Edebiyat dersinde Defterime Şiir yazarken gördü. Aldı
Defteri yazdığım Şiiri sınıfa okudu. Ben kızar diye düşünürken. Salih bey, sınıfa Şiiri nasıl
buldunuz diye sorunca, Sınıf mevcudu hep birden alkışladılar. Hoca sınıfa şöyle bir baktı
ve dedi ki Şiiri ya anlamadınız, ya da Arkadaşınıza müzahir oluyorsunuz diye kızdı.
Salih hocam bana döndü ve dedi ki? Sen bağlama çalıyorsun, peki bu Şiiri Türkü olarak
besteleyebilirmisin diye sorunca, ben dumura uğradım. Çünkü Şiiri ölçüsüz-uyaksız yazmıştım.
Sınıfta benden başka Şiir yazan arkadaşlarım da vardı. Saygıdeğer Hocam, hepimize birden
Serbest vezinle Şiir yazmak tembel ve kolaycıların işidir. Pir Sultanlar Dar Ağacına giderken
kafiyeli ve uyaklı koşmalar söylemiştir. Aşık Veyseller, Aşık Şenlikler, Deryami ve Sümmaniler
Asla ve kat-a Serbest, yani özgün Şiir yazmamışlardır. Nasihatım odur ki, her ne iş yaparsanız
yapın, asla kaypak ve kolaycı olmayın...
Ben 14 yaşımdan beri Şiir yazmaktayım. iki binden fazla Şiirim var. Hepsi 7--8--ve 11 li hece
ölçüsüyle yazılmıştır. Bir kısmını kendim besteledim. Bazen hasbelkader çalar söylerim...
Üç uşak yetiştirdim, Üçü de Bağlamayı eline almaz. Ancak, küçük kızım benden gizli Gitar
almış. Onu da çalmayı öğrenemedi....
Saygıdeğer Salih Hocamın nasihatı benim her daim baş tacımdır. Eğer ki merak eden olursa,
Şiir sayfamda **ŞAVŞATLI SALİH ALTUN HOCA** başlıklı Şiirimi okuyabilirler...
------OZAN ÇAKIROĞLU-------
******KİN-KİBİR-NEFRET******
Terbiye edilmemiş nefis, insana kötülüğü emreder. Dolayısıyla İNSANLIK kötü
duygularının ne kadar kontrol edilebildiği ile doğru orantılı bir statüdür.
Kin-kibir ve nefret insanın hak ve adalet gibi olgulardan eşit yararlanmadığında
Şahıslar, her türlü tavır ve tutumlara karşı derin bir kızgınlık duyarlar. Hatta derin
ve taşkın bir ruh haliyle intikam alma duyguları kabarır.
Demem o ki, kin-kibir ve nefret duygusu insan da öfke, kızgınlık, üzüntü, isyan ve
hoşgörüsüzlük ile doğru karekterizedir. Bunların kaynağı Aile de ve çevre de, Şiddete
maruz kalmış, aşağılanmış ve ötekileştirilmiş kişilerde vuku bulur ve bir salgın virüs
gibi Toluma yayılır...VESSELAM...
-----BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN-----
****MUHTEREM ŞAİRİM****
Eyvallah, çok teşekkür ederim. Bahtınız açık, mevcudiyetiniz daim olsun.