Buradan son defa yazıyorum beni ilgilendiren bir mevzu varsa herhangi bir konuda arkamdan dönen kime ne gitmişse. Saçma sapan bir şeyler söyleniyor yok beni savunuyormuş birisi falan benim herhangi bir kimseyle konuştuğum bir konu yok! Dolayısıyla bahsi geçen her ne ise aslı yoktur. Benimle bir sorunu olan açıkça sorup cevabını da net bir şekilde alır. Kim kime ne amaçla ne diyor benim bilgim dahilinde değildir. Mesajım açık kimin neyi varsa sorabilir. Demediğim yapmadığım ve bilmediğim şeylerden sorumlu değilim. Bir şeyleri olmuş varmış gibi gösterip arkamdan iş çevirmeyin varsa bi derdiniz ben buradayım.
Oturmuşum sahilde, önümde onlarca isim yazılı, istiridye kabuklarında kuru ağaç dalları salkım saçak. Hava dupduru, güneş günün son demlerini vurmakta denizin yüzüne. Sarı tüylü yumrucak kedicik hafif mahmur gözleriyle selamlamakta akşamı. Ruhum şu an demli çay gibi sımsıcak, bir balık kadar da özgür. Ne kadar yorulmuşum meğer bilmiyordum, çakıl taşları yüzüme vuruncaya dek... Aslı Birer
Yanılgılar silsilesiyle dolu kör akılla yaşamayı tercih ediyoruz. Halbuki okuyup seçerek kendimizi güncellememiz de çok faydalı ve gelişebilmek için gerekli. Doğum sancılı ve zordur. İnsanın kendini doğurması ise olağanüstü mucizevi güzelliklere kapı açar. Dünün aynını yaşamak insan için ziyan olmuş zaman demektir.
Bugün altını çizdiğim Erich Fromm sahip olmak ya da olmak kitabı da geçen ve her şeyden önemlisi de Erich Fromm yazdı diye değil aklıma yattığı için benimsediğim bir cümleyi buraya aynen aslı gibi geçiyorum.
“Jules verne’i okumakla denizaltıları yapmak mümkün olmadığı gibi, peygamberlerin kitaplarını okumakla da, insancıl bir toplum yaratamayız.” Buradaki ana fikre son derece katılıyorum. Büyük bir ayrıntı dışında.
“Peygamberlerin aracılık ettiği kitaplar” olacaktı…benim inancıma göre.
Dikkatin yoğunlaşması. Mesela bir iş yaparken sadece o ana odaklanma aklınızı, takıntı halini alan düşüncelerden arındırıp yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak. Kitap okurken sadece okuduğunuz kitaba odaklanma, yemek yerken sadece aldığınız lezzete odaklanma, pişirirken de en lezzetli olmasını sağlar. Temiz bir zihinde farkındalık artar. Hem kendini hem etrafındaki insanlara daha duyarlı hale gelmek, insanı mutlu kılar. Her şeyden daha değerli olan zamanı da tadını çıkararak yaşamak için temiz bir zihne ihtiyacımız var.
zen ustası daokai (fuyo dokai; 1043–1118) bir dersinde “yemyeşil dağlar durmaksızın hareket halinde,” derken bir yandan fiziksel dağları ve onların göze görünmeyen, çağlar süren devinimlerini kast ediyor bir yandan da meditasyona oturmuş genç keşişlerin bir dağ gibi kımıltısız olsalar da aydınlanma yolunda sürekli ilerlediklerine işaret ediyordu.
Dürüst ve Erdemli olmak bu günlerde dünyanın birincil ihtiyacı hangi din olursa olsun ilk önce insan olabilme öğretisi ve içine yönelmektir zen felsefesi ve bu felsefenin öğretilerinin islam diniyle çok uyumlu olması dikkatimi çekiyor. Öyle ya ilim çinde de olsa alıp getirin diyen bir dine mensup olarak en güzel olanı öğrenip öğretmek kutsal bir görevdir.
…ve zerdali renginde tatlı baharlara benziyorsun, demişti yüreğinden gözlerime esen kavak yelleri.
Sesin diyorum sevgilim,
kulaklarıma öyle çarptı ki çok sevdiğim keman utandı çalmaya sustu.
Sustuk severken
Severek sustuk biz…
Buradan son defa yazıyorum beni ilgilendiren bir mevzu varsa herhangi bir konuda arkamdan dönen kime ne gitmişse. Saçma sapan bir şeyler söyleniyor yok beni savunuyormuş birisi falan benim herhangi bir kimseyle konuştuğum bir konu yok! Dolayısıyla bahsi geçen her ne ise aslı yoktur. Benimle bir sorunu olan açıkça sorup cevabını da net bir şekilde alır. Kim kime ne amaçla ne diyor benim bilgim dahilinde değildir. Mesajım açık kimin neyi varsa sorabilir. Demediğim yapmadığım ve bilmediğim şeylerden sorumlu değilim. Bir şeyleri olmuş varmış gibi gösterip arkamdan iş çevirmeyin varsa bi derdiniz ben buradayım.
Oturmuşum sahilde,
önümde onlarca isim yazılı,
istiridye kabuklarında
kuru ağaç dalları salkım saçak.
Hava dupduru, güneş günün son demlerini vurmakta denizin yüzüne.
Sarı tüylü yumrucak kedicik hafif mahmur gözleriyle selamlamakta akşamı.
Ruhum şu an demli çay gibi sımsıcak, bir balık kadar da özgür.
Ne kadar yorulmuşum meğer bilmiyordum, çakıl taşları yüzüme vuruncaya dek...
Aslı Birer
Yanılgılar silsilesiyle dolu kör akılla yaşamayı tercih ediyoruz. Halbuki okuyup seçerek kendimizi güncellememiz de çok faydalı ve gelişebilmek için gerekli. Doğum sancılı ve zordur. İnsanın kendini doğurması ise olağanüstü mucizevi güzelliklere kapı açar. Dünün aynını yaşamak insan için ziyan olmuş zaman demektir.
Bugün altını çizdiğim Erich Fromm sahip olmak ya da olmak kitabı da geçen ve her şeyden önemlisi de Erich Fromm yazdı diye değil aklıma yattığı için benimsediğim bir cümleyi buraya aynen aslı gibi geçiyorum.
“Jules verne’i okumakla denizaltıları yapmak mümkün olmadığı gibi, peygamberlerin kitaplarını okumakla da, insancıl bir toplum yaratamayız.” Buradaki ana fikre son derece katılıyorum. Büyük bir ayrıntı dışında.
“Peygamberlerin aracılık ettiği kitaplar” olacaktı…benim inancıma göre.
Dikkatin yoğunlaşması.
Mesela bir iş yaparken sadece o ana odaklanma aklınızı, takıntı halini alan düşüncelerden arındırıp yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak.
Kitap okurken sadece okuduğunuz kitaba odaklanma, yemek yerken sadece aldığınız lezzete odaklanma, pişirirken de en lezzetli olmasını sağlar. Temiz bir zihinde farkındalık artar. Hem kendini hem etrafındaki insanlara daha duyarlı hale gelmek, insanı mutlu kılar. Her şeyden daha değerli olan zamanı da tadını çıkararak yaşamak için temiz bir zihne ihtiyacımız var.
zen ustası daokai (fuyo dokai; 1043–1118) bir dersinde “yemyeşil dağlar durmaksızın hareket halinde,” derken bir yandan fiziksel dağları ve onların göze görünmeyen, çağlar süren devinimlerini kast ediyor bir yandan da meditasyona oturmuş genç keşişlerin bir dağ gibi kımıltısız olsalar da aydınlanma yolunda sürekli ilerlediklerine işaret ediyordu.
Alıntı
Dürüst ve Erdemli olmak bu günlerde dünyanın birincil ihtiyacı hangi din olursa olsun ilk önce insan olabilme öğretisi ve içine yönelmektir zen felsefesi ve bu felsefenin öğretilerinin islam diniyle çok uyumlu olması dikkatimi çekiyor. Öyle ya ilim çinde de olsa alıp getirin diyen bir dine mensup olarak en güzel olanı öğrenip öğretmek kutsal bir görevdir.
Haiku
sokak lambası
her gece yalnız kalır
yalnız ve aydınlık
Size en büyük ceza sizi görmemek olur.
Aynı şeyler hep nerede bir ağaç meyve verir dibine asit dökerler işte öyle bir şey!