Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş kişiye "tecrübeli denir" diyor Freud İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı,güvenmemeyi,
sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir.
Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir.
İnsanların "Tecrübe" dediği şey budur.
Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana "Tecrübeli" denir.
Sigmund Freud
Size göre de freud’ un düşüncesi doğru öyleyse.
Bana göre değil
Sevgi ve tecrübe her zaman ters orantılı olmaz. Çünkü insan psikolojisi zaman içinde değişkendir. Bana göre sevgi ile tecrübe doğru orantılı gelişmesi de muhtemeldir.
Belki de dünyayı refaha kavuşturacak formül sevgiyle olmaktan geçiyordur. :)
İçinde yarım kalmış hikayeler doluyken, hayattan tamamlanmayı beklemek kanatların olmadığını bile bile uçmaya çalışmaktan başka bir şey değil. Aslı Birer
Şili’ye 1943’te dönebildi ve 1945’te de senatör seçildi. Şili Komünist Partisi’ne katıldı ve iktidara yönelik eleştirileri yüzünden iki yıl boyunca kaçak hayatı yaşadı.
Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler. Yavaş yavaş ölürler Okumayanlar, müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler, Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler Heyecanlardan kaçınanlar, Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Eğer; doğrular, menfaatler doğrultusunda saptırılmasaydı, bugün yaşanan savaşların yaşanması ihtimalinin hayali bile olmazdı.
Aslı Birer
Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş kişiye "tecrübeli denir" diyor Freud
İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı,güvenmemeyi,
sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir.
Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir.
İnsanların "Tecrübe" dediği şey budur.
Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana "Tecrübeli" denir.
Sigmund Freud
Size göre de freud’ un düşüncesi doğru öyleyse.
Bana göre değil
Sevgi ve tecrübe her zaman ters orantılı olmaz.
Çünkü insan psikolojisi zaman içinde değişkendir. Bana göre sevgi ile tecrübe doğru orantılı gelişmesi de muhtemeldir.
Belki de dünyayı refaha kavuşturacak formül sevgiyle olmaktan geçiyordur. :)
Ihlamur kokulu sokaklarda büyüdük biz bahçelerin avlularından sarkan hanımelilerin kokusuna müptelaydı soluklarımız…
mutfak camlarından sokağa
buram buram taşan, tarhananın kokusu, az ötede fatma teyzenin kuzinesinden dağılan sıcak ekmeğin kokusuydu insan yüreklerimize nakış gibi işlediğimiz…
Bir çocuğun naifliğiyle mi yoksa nahif yüreğinden mi bakmak gerekiyor büyük büyük pencerelerden dünyaya.
Keşke karışmasa elma, armutla.
Aslı Birer
Gülkurusu yüreğimin süveydasında, kokusunu gizlediğim, fırtınada sürüklenen yaprak, düşen sevdaydı dudağımdan sessiz sedasız sürüklenip yiten…
İçinde yarım kalmış hikayeler doluyken, hayattan tamamlanmayı beklemek kanatların olmadığını bile bile uçmaya çalışmaktan başka bir şey değil.
Aslı Birer
Herkes kendisiyle kavgalıydı, nedense kabahati hep doğan güne yükledik…
Aslı Birer
Öyle zaman olur ki insan bodur bir limon ağacının dibine sığar.
Öyle ki; yaprağın kokusundan, toprağın kucağından beslenir. Öyle bir hasret işte sadeliğe, arıdaki mükemmelliğe.
Aslı Birer
Ah, dilim! Beni ne çok düşman sahibi ettin
İçi zehir, dışı gül şerbeti ikram etseydin
Ne kadar renkli ne kadar da hoş! Ve lezzetli.
Aslı Birer
Sayfaya bir Pablo Neruda şiiri iliştireyim.
Şili’ye 1943’te dönebildi ve 1945’te de senatör seçildi. Şili Komünist Partisi’ne katıldı ve iktidara yönelik eleştirileri yüzünden iki yıl boyunca kaçak hayatı yaşadı.
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup yön değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.