Materyalizmi dillerine dolayıp ondan sonra da neymiş efendim yabancı filozofları güncelliyor muşuz. İnsan önce neyi savunduğunu bilmeli bence.
Materyalizmin tarihi Antik Yunan'a uzanmaktadır. Kurucuları arasında Demokritos, Empedokles ve Leukippos gösterilir. Bu düşünürlerin kurduğu ''Atom Felsefesi''
İnsan kombin yapacak kadar ustaysa neyi neyle harmanladığını da bilir değil mi? Birilerine sürekli giydirmek abesle iştigaldir bence de. Erdem ise yetkinlikleri kıskançlık ve egolara teslim etmeden kabul etmektir. Diplomaları boş laflarla boşa çıkarınca etkinliğini kaybetmiyor. O yetkinliği almak için altı yılınızı feda ederken insanlığınızı da kaybetmiyorsunuz efendim. Yaş’ a gelince ; aklın yaşla hiçbir alakası yok! Ataerkil bir anlayışla, özellikle de kadınların aşağılanmasını asla kabul edemem kim için olursa olsun. İki lafın başı ahlaktan bahsedecek ne yetkiye ne de yetkinliğe sahip değilken. Bu pervasızca söylemlerin bir dayanağı yok ise herkes hakkını farklı mecralarda da delil ve ispatıyla arayabilir! Bu da unutulmasın. Kadınlar da fikir sahibi ve yazmak özgürlüğüne sahiptir. Erdem ve ahlak felsefesini her daim savunurum ama bunu birilerinin üzerinden yapmam. Yapanı da affetmem! Herkes birilerini hedef gösterirken bütün bunları göze alsın ve düşünsünler isterim. Hiçbir kadın buraya, kendisine “ahlaksız” yakıştırması yapılsın diye gelmiyor. Zira bu ahlaksızlık her ne ise ispatını da istemek hakkı doğar.
Mistik şiirlerde hayat bulup, materyalist bir pencereden bakmanın içinde bulunduğu beyin mi? yoksa göz mü? yanlış bakıyor! Hayır yani ikisi de öyle farklı ki! Biri ruhlarla dans ediyor! Diğeri ruhların varlığını bile kabul etmiyor! Bu ne yaman çelişki Allahım(!) bir şey değil şaşı olacaklar. Herkes filozof kesildi başıma.
Gözlerime gölgeler düştü, farkındalıkları kör, aldanmış kadınların göremedikleri nüanslar ve dışlarında yansıyan ama içlerine bir türlü yansımayan aynalardaki karanlık gölgeler.
Eğer akvaryumdaki su hasta ise, içindeki balıklar da eninde sonunda hasta olurlar.
Der, Doğan Cüceloğlu
Bütünlüğün önemini görebilme çabası içine girmeli tüm dünya, aksi halde kimse nefes alamayacak ve tüm canlıları içine çekecek kadar güçlü bir girdap bekliyor dünyayı.
“Gerçekler acı ama zalim değil. Gerçek zulmetmez.” Z.Merdan Hem de nasıl doğru söylemiş. Sevgili Nilüfer; yara, gerçeklikte değil, gerçekleri görememekte. Ne güzel ifade etmişsiniz;” bilmek, uygulamadıkça hiçbir işe yaramaz.
İyikilerimizin, keşkelerimize galip gelmesini diliyorum. Güzel ve sağlıklı bir hafta sonu dileklerimle size ve okuyan herkese.
Her şeye rağmen yaşamak güzel. Ama herkes için eşit olsa güzellikler daha da güzel olurdu. Türkiyede yaşadığımız bir anı geldi aklıma bir gün sahil yolunda gezerken yaya geçidini kullanıp karşıya geçmek isteyen yaşlı bir teyzeye denk geldim, kadıncağız tam yolu ortalamıştı bir araba kadını görünce yol vermek için durdu. Daha sonra ne mi oldu? yaşlı teyze karşıya daha varmadan arkadan gelen bir araba, teyzeye yol vermek için duran arabaya vurdu. Ve zaman akıp giderken… Sonra yurtdışında çok işlek bir yoldayım ve karşıya geçmem gerekiyor. Işık da yok, eee nasıl geçeceğim? derken, yaya geçidine geldim, geldim de tırstım yani! Ne mi oldu? Ben yaya geçidine geldiğim an bütün arabalar durdu.
:))))
O an kendimi mısır kraliçesi gibi hissettim. Görmedik ki böyle saygı!
O gün çok güldüm, bir yandan da üzüldüm neden dedim? Neden benim ülkemde insana böyle saygı duyulmuyor? Bizim onların halklarından ne eksiğimiz var? Bu beni çok düşündürdü ve üzdü.
Bu örnekte olduğu gibi birçok eksik kaldığımız yerden incitiliyor, kırılıyoruz. Oysaki devletten insani haklarımızı istemek kadar doğal bir protesto yoktur! Bizler haklarımıza sahip çıkmayı değil, çıkmamayı saygı diye yanlış öğrenmişiz. Halbuki hakkına sahip çıkmak kadar saygıdeğer başka bir davranış yoktur. Her şey kendi hakkına ve, ve başkalarının hakkına saygıyla hayat bulur.
Ve şu atasözü çok karşılığını bulur; “ağlamayan çocuğa meme vermezler”
Yaşanılası güzel bir ülke istiyorum ve düşlüyorum işte hepsi bu:) Aydınlık olsun gününüz… Okuyan kişiler… Sevgilerimle.
Sadece birkaç saatliğine bütün kapıları kapatıp dış dünya ile bütün bağlarımızı koparıp, sadece kendi içimize dönmek…
Materyalizmi dillerine dolayıp ondan sonra da neymiş efendim yabancı filozofları güncelliyor muşuz. İnsan önce neyi savunduğunu bilmeli bence.
Materyalizmin tarihi Antik Yunan'a uzanmaktadır. Kurucuları arasında Demokritos, Empedokles ve Leukippos gösterilir. Bu düşünürlerin kurduğu ''Atom Felsefesi''
İnsan kombin yapacak kadar ustaysa neyi neyle harmanladığını da bilir değil mi?
Birilerine sürekli giydirmek abesle iştigaldir bence de. Erdem ise yetkinlikleri kıskançlık ve egolara teslim etmeden kabul etmektir. Diplomaları boş laflarla boşa çıkarınca etkinliğini kaybetmiyor. O yetkinliği almak için altı yılınızı feda ederken insanlığınızı da kaybetmiyorsunuz efendim. Yaş’ a gelince ; aklın yaşla hiçbir alakası yok! Ataerkil bir anlayışla, özellikle de kadınların aşağılanmasını asla kabul edemem kim için olursa olsun. İki lafın başı ahlaktan bahsedecek ne yetkiye ne de yetkinliğe sahip değilken. Bu pervasızca söylemlerin bir dayanağı yok ise herkes hakkını farklı mecralarda da delil ve ispatıyla arayabilir! Bu da unutulmasın. Kadınlar da fikir sahibi ve yazmak özgürlüğüne sahiptir. Erdem ve ahlak felsefesini her daim savunurum ama bunu birilerinin üzerinden yapmam. Yapanı da affetmem! Herkes birilerini hedef gösterirken bütün bunları göze alsın ve düşünsünler isterim. Hiçbir kadın buraya, kendisine “ahlaksız” yakıştırması yapılsın diye gelmiyor. Zira bu ahlaksızlık her ne ise ispatını da istemek hakkı doğar.
Mistik şiirlerde hayat bulup, materyalist bir pencereden bakmanın içinde bulunduğu beyin mi? yoksa göz mü? yanlış bakıyor! Hayır yani ikisi de öyle farklı ki! Biri ruhlarla dans ediyor! Diğeri ruhların varlığını bile kabul etmiyor! Bu ne yaman çelişki Allahım(!) bir şey değil şaşı olacaklar. Herkes filozof kesildi başıma.
Eğer, siyah göklerde geceyse, kalplerdeki krizantem bahçeleri ne?
Aslı Birer
Gözlerime gölgeler düştü, farkındalıkları kör, aldanmış kadınların göremedikleri nüanslar ve dışlarında yansıyan ama içlerine bir türlü yansımayan aynalardaki karanlık gölgeler.
Eğer akvaryumdaki su hasta ise, içindeki balıklar da eninde sonunda hasta olurlar.
Der, Doğan Cüceloğlu
Bütünlüğün önemini görebilme çabası içine girmeli tüm dünya, aksi halde kimse nefes alamayacak ve tüm canlıları içine çekecek kadar güçlü bir girdap bekliyor dünyayı.
?si=5kWchpv7zQ0ZQePW
“Gerçekler acı ama zalim değil. Gerçek zulmetmez.” Z.Merdan
Hem de nasıl doğru söylemiş. Sevgili Nilüfer; yara, gerçeklikte değil, gerçekleri görememekte. Ne güzel ifade etmişsiniz;” bilmek, uygulamadıkça hiçbir işe yaramaz.
İyikilerimizin, keşkelerimize galip gelmesini diliyorum.
Güzel ve sağlıklı bir hafta sonu dileklerimle size ve okuyan herkese.
Herkesin beklediği bir eylül vardır:)
?si=LNWWYmwKiA-vFQdO
Her şeye rağmen yaşamak güzel. Ama herkes için eşit olsa güzellikler daha da güzel olurdu. Türkiyede yaşadığımız bir anı geldi aklıma bir gün sahil yolunda gezerken yaya geçidini kullanıp karşıya geçmek isteyen yaşlı bir teyzeye denk geldim, kadıncağız tam yolu ortalamıştı bir araba kadını görünce yol vermek için durdu. Daha sonra ne mi oldu? yaşlı teyze karşıya daha varmadan arkadan gelen bir araba, teyzeye yol vermek için duran arabaya vurdu.
Ve zaman akıp giderken…
Sonra yurtdışında çok işlek bir yoldayım ve karşıya geçmem gerekiyor. Işık da yok, eee nasıl geçeceğim? derken, yaya geçidine geldim, geldim de tırstım yani! Ne mi oldu? Ben yaya geçidine geldiğim an bütün arabalar durdu.
:))))
O an kendimi mısır kraliçesi gibi hissettim. Görmedik ki böyle saygı!
O gün çok güldüm, bir yandan da üzüldüm neden dedim? Neden benim ülkemde insana böyle saygı duyulmuyor? Bizim onların halklarından ne eksiğimiz var? Bu beni çok düşündürdü ve üzdü.
Bu örnekte olduğu gibi birçok eksik kaldığımız yerden incitiliyor, kırılıyoruz. Oysaki devletten insani haklarımızı istemek kadar doğal bir protesto yoktur! Bizler haklarımıza sahip çıkmayı değil, çıkmamayı saygı diye yanlış öğrenmişiz. Halbuki hakkına sahip çıkmak kadar saygıdeğer başka bir davranış yoktur. Her şey kendi hakkına ve, ve başkalarının hakkına saygıyla hayat bulur.
Ve şu atasözü çok karşılığını bulur;
“ağlamayan çocuğa meme vermezler”
Yaşanılası güzel bir ülke istiyorum ve düşlüyorum işte hepsi bu:)
Aydınlık olsun gününüz…
Okuyan kişiler… Sevgilerimle.