Ne yapmam gerektiğini bilemez halde yürüyordum geleceğe... Kafam altüst... Yüreğimin pır pırlarına söz geçiremeyen beynim... Arada yüzüme soğuk bir tas su çalıp beni kendime getirmeye çalışıyordu... Bense...ecinnilerin büyüsü altında mantığını yitirmiş bir halde... Avuçlarımda kalbim... O'nun düşüncesinin kısır döngüsüne girmiştim.... Limbik sistemim iptal bir halde....adını yineliyordu.....adını.....adını....
^^Ramazanımız bütün islam alemine hayırlı olsun inşallah...^^
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki... bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu her yıl...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor.. ramazanda oruç tuttuğum an... gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor... tüm dünya bir çatı altında birleşmiş... ve ben tüm dünyayla... dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum... aldığım her nefeste Allah adı... ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü... nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme... ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası.... içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri... ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti... her taraf açık.... ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda.... ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları... aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri... çok özledim çok...
Kıyısından dönülmüş ölümlerin,perdesi aralanmış yaşamların ilk şahitleriydik..Doğumların müjdecisi,ölümlerin kara habercisi..acıyan yerlerine dokunurduk hep yaşamın,aksayan,sancıyan yerlerine.Ak mintanlar içinde kanlı ellerimizle.Yenidoğan bir bebenin gözlerindeki o yaşam-ışıltısında da,ölümle randevulu birinin gözlerinin önünden geçen o film şeridinin son karesinde de biz...şifa serpiştirdiğimiz yaralarda açacak güllerdi bizim tesellimiz.iyiliğin beklentisizliğinde açmış esenliğin o beyaz gülü..ilklerin ve sonların sessiz ve sabırlı tanıklarıydık beyazlar içinde,şefkatli sinelerimizle...
Acil istasyonunda bir seher vakti..Sonbahar serinliğinin alveollerimde duyumsadığım bir acil nöbeti.İniltiler,anonslar,siren sesleri..kulak telsizde,gözlerim acil kapısında.komuta merkez bizi geçiyor telsizden.cevaplıyorum..iki dakika sonra ekip olarak hazırız.
04:47 16-35 çıkışımızı anonsluyoruz.
04:52 adresteyiz.Hasta yakınlarının çaresiz ve yalvaran bakışları arasında hastanın başındayız..Aldığı alkolün döndürdüğü başını,yuvarlandığı merdivenlere çarpmış 65 yaşlarında bir adam.Şuur yarıkapalı...oksipital bölgede kesi mevcut..
Oğul:babanın başını elleri arasına almış,gözlerine bakıyor..
-Noolur baba uzaklara bakma-diyor sanki.Kan sızıyor kafasından,belli ki bir-kaç saat önce yüreğinden sızan kanı durdurmak için rakı sürmüştü yarasına...
Kızı; sitemkar.-nereye baba,biricik kızının ben olduğum bir hayatı bırakıp,hangi limana yelken açıyorsun-dercesi.Soğukkanlılığımızı kuşanıp,Anlık bir inspeksiyon,semptom tesbiti...vital bulguları aldıktan sonra vakum sedye ile ambulansa transfer ediyoruz..hemen monitorize ediyoruz Cansel ablayla.nabız 40 larda..biz zamanla yarışıyoruz,hayat ölümle..ardından ciltaltı atropin enjekte ediyorum..ve respirasyonu sağlıyoruz..
04:59 1635 gemlik ssk dayız
Hızla indirip acile çekiyoruz hastayı.ssk personeli serum hazırlarken damaryolu açıyorum.elektrodları bağlıyorum.hayata akan o ırmağın önündeki tüm sedleri birbir dinamitleme telaşesinde ekibimiz.. göğsüne bakıyorum amcanın.yaşama dair bir iniş-çıkış arayan bakışlarla..bir zamanlar yaşamın çetin fırtınalarına direnmiş,zorlukları geri püskürtmüş,gögsüne..monitöre bakıyorum sonra kimbilir hangi acıların yurt edinip yavaşlattığı,hangi ölümsüz aşklar için bir zamanlar kafesini zorlayan bir kuş gibi delice çarpmış,kalbine bakıyorum..biricik sevdiceğinin,umutlarının,yadırgılarının,kırgınlıklarının saklı ülkesine,kalbine bakıyorum monitör ekranından..evet yükseliyor nabız.Göğsü; dalgaları yaşamın kıyılarına vuran bir deniz gibi gel-gitleniyor yeniden.hayatın ölümle girdiği o nefeskesmiş 5 dakikalık yarışı hayat kazanıyor.adamın hayat denen o yeşil bahçedeki solmuş karanfili ihya oluyor, eğilmiş başını göğe kaldırıyor yeniden.Cansel ablaya bakıyorum.bilge bir gülümseyişin aydınlığı var yüzünde benim yüzümede yayılıyor o zafer tebessümü.Hastane çalışanlarıyla hem görüşmek hem de görüşmemek üzre ayrılıyoruz.kapının önünde o birazdan hayata karışacak olan ırmağın öteki kollar..O suskun bekleyişi gülümseyerek selamlıyoruz.şükran pırıltılarıyla dolan üç bakıştan birinin gözlerine birikmiş yaş, içime damlıyor.teyzenin yüzündeki anlam bana joseph campbell in şu sözünü anımsatıyor.'Kutsal bir yerde, beyaz bir mum gibidir yaşlı bir yüzün güzelliği'-geçmiş olsun-diyorum-; alnımın teri yanağımdan süzülürken..
İçimizde ışıkları sönmüş bir evi aydın kılmanın sevinci..içimizde şifanın dokunan eli,atan nabzı,soluyan nefesi olabilmenin kıvancı.içimizde ölümle yaşam arasındaki yarışı,yaşam lehine finish-lemenin tarifsiz gönenci..içimizde ambulans penceresinden baktığımız hayata birini daha dahil etmeye sebeb oluşun iç huzuru..Yollara koyuluyoruz yine.Fabrika ışıklarının denizdeki rapsodisi....Körfez sularında ışıktan adacıklar..Bir balıkçı teknesi,gelmekte olan sabaha salınıyor,nazdar bir edayla....Suya güzelliğini düşürmüş dolunaya bakıyorum aşina gözlerle..
.05:15/16-35 acil istasyonundayız.muzaffer ama mütevazi bir ekip edasıyla..
İnsana dair yanımda bilge bir mutluluğu ayrımsıyorum..dudağım kıpırdıyor sessizce-Anne:bir hayat kurtardık bu gece-..
Al hilalli beyaz bir bayrak dalgalanıyor şimdi içimde..
25.09.2004/acil istasyonu..
kalbi erdemin mavi şuleli dünyasının hasretiyle çarpan doruklarda bir asil kardelen selamıyla
Sevgili Asil Kardelen'e... sevgi ve saygılarımla...
Ne yapmam gerektiğini bilemez halde yürüyordum geleceğe...
Kafam altüst...
Yüreğimin pır pırlarına söz geçiremeyen beynim...
Arada yüzüme soğuk bir tas su çalıp beni kendime getirmeye çalışıyordu...
Bense...ecinnilerin büyüsü altında mantığını yitirmiş bir halde...
Avuçlarımda kalbim...
O'nun düşüncesinin kısır döngüsüne girmiştim....
Limbik sistemim iptal bir halde....adını yineliyordu.....adını.....adını....
Microcosmos...Macrocosmos....Cosmos.........
Seni görmek yetiyor
Uykusuz gecelerin hesabını
Gözlerimden sormaya.
Seninle Gece/M. Sultan Tosun
Gözlerim yanıyordu..
Ebruli kahverengi...çakmak çakmak bakmaya alışkın gözlerim...
Sönmekte olan bir mum alevini andırıyordu...
Düşünüyorum da...
Bir de sen olmasaydın...nasıl devam ederdim yaşama...
Gecenin nemi mi düşmüş gözlerine
Ne olur ıslak ıslak bakma öyle
Saçını dök sineme derdini söyle
Ne olur ıslak ıslak bakma öyle
Sürerim buluttan tarlaları
Yağmurlar ekerim göğün göğsüne
Güneşte demlerim senin çayını
Yüreğimden süzer öyle veririm
Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım
Ben feleğin tekerine çomak sokarım
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle
Açardın,
Yalnızlığımda
Mavi ve yeşil
Açardın.
Keklik kanı, kınalı berrak
Yenerdim acıları kahpelikleri...
Gitmek
Gözlerinde gitmek sürgüne.
Yatmak
Gözlerinde yatmak zindanı
Gözlerin hani?
Canımın gizlisinde bir cani idin ki
Kan değil sevdamız akardı geceye,
Sıktıkça cellad
Kemendi...
It’s late in the evening
She’s wondering what clothes to wear
She puts on her make up
And brushes her long blonde hair
And then she asks me
Do I look alright
And I say yes, you look wonderful tonight
We go a party
And everyone turns to see
This beautiful lady
That’s walking around with me
And then she asks me
Do you feel alright
And I say yes, I feel wonderful tonight
I feel wonderful
Because I see the love light in your eyes
And the wonder of it all
Is that you just don’t realize
How much I love you
It’s time to go home now
And I’ve got an aching head
So I give her the car keys
She helps me to bed
And then I tell her
As I turn out the light
I say my darling, you were wonderful tonight
Eric Clapton
'O aranmakla bulunmaz; ama bulanlar yine de arayanlardır...'
Bayezid-i Bistami
Huzur ve Güven...
Dünyada en önemli...ve tek önemli...iki unsur....görebilene....
^^Ramazanımız bütün islam alemine hayırlı olsun inşallah...^^
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki...
bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu her yıl...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor..
ramazanda oruç tuttuğum an...
gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor...
tüm dünya bir çatı altında birleşmiş...
ve ben tüm dünyayla...
dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum...
aldığım her nefeste Allah adı...
ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü...
nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme...
ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası....
içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri...
ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti...
her taraf açık....
ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda....
ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları...
aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri...
çok özledim çok...
ramazanı çok seviyorum..
Hoşgeldin ya şehri ramadan.....
ANNE BAK YAŞAM VURUYOR KIYILARA...
Kıyısından dönülmüş ölümlerin,perdesi aralanmış yaşamların ilk şahitleriydik..Doğumların müjdecisi,ölümlerin kara habercisi..acıyan yerlerine dokunurduk hep yaşamın,aksayan,sancıyan yerlerine.Ak mintanlar içinde kanlı ellerimizle.Yenidoğan bir bebenin gözlerindeki o yaşam-ışıltısında da,ölümle randevulu birinin gözlerinin önünden geçen o film şeridinin son karesinde de biz...şifa serpiştirdiğimiz yaralarda açacak güllerdi bizim tesellimiz.iyiliğin beklentisizliğinde açmış esenliğin o beyaz gülü..ilklerin ve sonların sessiz ve sabırlı tanıklarıydık beyazlar içinde,şefkatli sinelerimizle...
Acil istasyonunda bir seher vakti..Sonbahar serinliğinin alveollerimde duyumsadığım bir acil nöbeti.İniltiler,anonslar,siren sesleri..kulak telsizde,gözlerim acil kapısında.komuta merkez bizi geçiyor telsizden.cevaplıyorum..iki dakika sonra ekip olarak hazırız.
04:47 16-35 çıkışımızı anonsluyoruz.
04:52 adresteyiz.Hasta yakınlarının çaresiz ve yalvaran bakışları arasında hastanın başındayız..Aldığı alkolün döndürdüğü başını,yuvarlandığı merdivenlere çarpmış 65 yaşlarında bir adam.Şuur yarıkapalı...oksipital bölgede kesi mevcut..
Oğul:babanın başını elleri arasına almış,gözlerine bakıyor..
-Noolur baba uzaklara bakma-diyor sanki.Kan sızıyor kafasından,belli ki bir-kaç saat önce yüreğinden sızan kanı durdurmak için rakı sürmüştü yarasına...
Kızı; sitemkar.-nereye baba,biricik kızının ben olduğum bir hayatı bırakıp,hangi limana yelken açıyorsun-dercesi.Soğukkanlılığımızı kuşanıp,Anlık bir inspeksiyon,semptom tesbiti...vital bulguları aldıktan sonra vakum sedye ile ambulansa transfer ediyoruz..hemen monitorize ediyoruz Cansel ablayla.nabız 40 larda..biz zamanla yarışıyoruz,hayat ölümle..ardından ciltaltı atropin enjekte ediyorum..ve respirasyonu sağlıyoruz..
04:59 1635 gemlik ssk dayız
Hızla indirip acile çekiyoruz hastayı.ssk personeli serum hazırlarken damaryolu açıyorum.elektrodları bağlıyorum.hayata akan o ırmağın önündeki tüm sedleri birbir dinamitleme telaşesinde ekibimiz.. göğsüne bakıyorum amcanın.yaşama dair bir iniş-çıkış arayan bakışlarla..bir zamanlar yaşamın çetin fırtınalarına direnmiş,zorlukları geri püskürtmüş,gögsüne..monitöre bakıyorum sonra kimbilir hangi acıların yurt edinip yavaşlattığı,hangi ölümsüz aşklar için bir zamanlar kafesini zorlayan bir kuş gibi delice çarpmış,kalbine bakıyorum..biricik sevdiceğinin,umutlarının,yadırgılarının,kırgınlıklarının saklı ülkesine,kalbine bakıyorum monitör ekranından..evet yükseliyor nabız.Göğsü; dalgaları yaşamın kıyılarına vuran bir deniz gibi gel-gitleniyor yeniden.hayatın ölümle girdiği o nefeskesmiş 5 dakikalık yarışı hayat kazanıyor.adamın hayat denen o yeşil bahçedeki solmuş karanfili ihya oluyor, eğilmiş başını göğe kaldırıyor yeniden.Cansel ablaya bakıyorum.bilge bir gülümseyişin aydınlığı var yüzünde benim yüzümede yayılıyor o zafer tebessümü.Hastane çalışanlarıyla hem görüşmek hem de görüşmemek üzre ayrılıyoruz.kapının önünde o birazdan hayata karışacak olan ırmağın öteki kollar..O suskun bekleyişi gülümseyerek selamlıyoruz.şükran pırıltılarıyla dolan üç bakıştan birinin gözlerine birikmiş yaş, içime damlıyor.teyzenin yüzündeki anlam bana joseph campbell in şu sözünü anımsatıyor.'Kutsal bir yerde, beyaz bir mum gibidir yaşlı bir yüzün güzelliği'-geçmiş olsun-diyorum-; alnımın teri yanağımdan süzülürken..
05:15/16-35 noktaya intikal ediyoruz.Devlet Hastanesindeki evimize..
İçimizde ışıkları sönmüş bir evi aydın kılmanın sevinci..içimizde şifanın dokunan eli,atan nabzı,soluyan nefesi olabilmenin kıvancı.içimizde ölümle yaşam arasındaki yarışı,yaşam lehine finish-lemenin tarifsiz gönenci..içimizde ambulans penceresinden baktığımız hayata birini daha dahil etmeye sebeb oluşun iç huzuru..Yollara koyuluyoruz yine.Fabrika ışıklarının denizdeki rapsodisi....Körfez sularında ışıktan adacıklar..Bir balıkçı teknesi,gelmekte olan sabaha salınıyor,nazdar bir edayla....Suya güzelliğini düşürmüş dolunaya bakıyorum aşina gözlerle..
.05:15/16-35 acil istasyonundayız.muzaffer ama mütevazi bir ekip edasıyla..
İnsana dair yanımda bilge bir mutluluğu ayrımsıyorum..dudağım kıpırdıyor sessizce-Anne:bir hayat kurtardık bu gece-..
Al hilalli beyaz bir bayrak dalgalanıyor şimdi içimde..
25.09.2004/acil istasyonu..
kalbi erdemin
mavi şuleli dünyasının
hasretiyle çarpan
doruklarda bir
asil kardelen selamıyla
Sevgili Asil Kardelen'e... sevgi ve saygılarımla...