Büyük bir aşkla tutkundu adama… Adam sadece soğuk kış günlerinde gelmezdi aklına…sevmezdi öyle davranmayı… Şevkatli kollarıyla sarmaladıkça büyürdü çiçekler…çünkü…kadın…öyle bilirdi…
Kadın katıksız bir aşkla tutkundu adama… Adamsa...hayatın kendine getirdiği sendromik sevdaları boynunda taşırdı kelepçe gibi… Onun kısır döngülerini iyi bilirdi kadın…dokunmazdı yaralarına… Onun elleri yara sarmak için vardı….kendini alıkoyamayarak hissettiklerinden…yaşamaya öylesine devam ederdi…. Onu kendi haline bırakıp kaosları ve zehirli aşklarıyla...iyi olması için dua ederdi. …
Kadın hiç inanmadı adamın onu gerçekten sevdiğine… Hayatsa…Hep bir engel çıkarırdı buluşma ihtimallerini sıfırla çarpmak için… Belki de içgüdüsel…
Kadın hiç inanmadı…inanamazdı sevgisine…yalan gelirdi ona… Gül rayihaları gibi solacağına ve koku verme gücünü kaybedeceğine inandırmışlardı onu…güzelliğinin adreslerinde gerisi yalandı…
Hayat bir gün gelir…doğru ve yanlışlarını önüne koyardı… Sildikleri güneşleri fark ettirirdi birden….
Adam... Kadını hiç ama hiç sevmemişti demek ki..…
Ne yapacağını bilemez halde…durdu… Güneş’e baktı… Kim çekti bu siyah perdeyi bu hayat denilen ölümcül tiyatro sahnesine….diye düşündü…
Cevabı…bulamadı…
Artık ne güneş kalmıştı…ne de günebakanlar… Geriye kalan.. Sonsuz bir gün batımı ve soğuk bir damla gözyaşıydı….
bir zamanlar aşıktım sana baksan titrer..dokunsan erirdim... öyle çok severdim seni istesen düşünmeden canımı verirdim neler oldu..neden bitti neleri yitirdim senle nasıl bitti bu aşk böyle hala inanamıyorum ne sen tanıdığım o genç adam ne de ben o saf kızım.. ayrılık senin kaderinmiş benimse alınyazım anlatamadım...anlamadın... aşkımızı....anlatamadım...
han sarhoş hancı sarhoş
yolda yabancı sarhoş
el çek tabip gönlümden
içimdeki sancı sarhoş.
Çemberimde gül oya...
sarışın, yeşil gözlü olduk da nooldu..?
aynı hamam...aynı tas...
Kadın…
Büyük bir aşkla tutkundu adama…
Adam sadece soğuk kış günlerinde gelmezdi aklına…sevmezdi öyle davranmayı…
Şevkatli kollarıyla sarmaladıkça büyürdü çiçekler…çünkü…kadın…öyle bilirdi…
Kadın katıksız bir aşkla tutkundu adama…
Adamsa...hayatın kendine getirdiği sendromik sevdaları boynunda taşırdı kelepçe gibi…
Onun kısır döngülerini iyi bilirdi kadın…dokunmazdı yaralarına…
Onun elleri yara sarmak için vardı….kendini alıkoyamayarak hissettiklerinden…yaşamaya öylesine devam ederdi….
Onu kendi haline bırakıp kaosları ve zehirli aşklarıyla...iyi olması için dua ederdi. …
Kadın hiç inanmadı adamın onu gerçekten sevdiğine…
Hayatsa…Hep bir engel çıkarırdı buluşma ihtimallerini sıfırla çarpmak için…
Belki de içgüdüsel…
Kadın hiç inanmadı…inanamazdı sevgisine…yalan gelirdi ona…
Gül rayihaları gibi solacağına ve koku verme gücünü kaybedeceğine inandırmışlardı onu…güzelliğinin adreslerinde gerisi yalandı…
Hayat bir gün gelir…doğru ve yanlışlarını önüne koyardı…
Sildikleri güneşleri fark ettirirdi birden….
Adam...
Kadını hiç ama hiç sevmemişti demek ki..…
Ne yapacağını bilemez halde…durdu…
Güneş’e baktı…
Kim çekti bu siyah perdeyi bu hayat denilen ölümcül tiyatro sahnesine….diye düşündü…
Cevabı…bulamadı…
Artık ne güneş kalmıştı…ne de günebakanlar…
Geriye kalan..
Sonsuz bir gün batımı ve soğuk bir damla gözyaşıydı….
Eternalflame….
kantarın topuzunu kaçırmak terimi..
terazi...burcumu....
no comment
bir kadın çizeceksin
onun gibi bırakıp gitmeyecek
saklayıp gömeceksin
kimseler
sevemeyecek...
güzel bir rüyaydı...
vehmettiğim...
bir zamanlar aşıktım sana
baksan titrer..dokunsan erirdim...
öyle çok severdim seni
istesen düşünmeden canımı verirdim
neler oldu..neden bitti
neleri yitirdim senle
nasıl bitti bu aşk böyle
hala inanamıyorum
ne sen tanıdığım o genç adam
ne de ben o saf kızım..
ayrılık senin kaderinmiş
benimse alınyazım
anlatamadım...anlamadın...
aşkımızı....anlatamadım...
Sinem / Yağmur adlı albümden...