Kadın: Hadi nefret et benden... Erkek: Ediyorum zaten...
Kadın: Biliyordum...sana da bu yakışırdı... Erkek: Zaten sana ve sevgine hiç inanmamıştım...tüm kadınlar gibi yapmacıktın....
Kadın:Biliyorum..aslında beni hiç sevmedin.. Erkek:Ne yapayım..senin beni özlediğin kadar ben seni özlemeyebilirim..amma da büyüttün bunu..
Kadın: Kalbimi kırdın yine ve her zamanki gibi...Ama benim kalbim kırıldığı zaman yapışmıyor artık...404 ü geçtim japon yapıştırıcısı da işe yaramaz..bilmeliydin. Erkek:Hepiniz aynısınız...
Kadın:Yeterdi artık..Ne yapabilirdim..karşılıksız bir aşkın peşinde koşacak mazoşist biri olmadım ömrümce...ben hep gülle bülbül masalındaki nazlı gül oldum..şarkılar söylenen.. Erkek:Eğer gerçekten sevseydin böyle yapmazdın..
Kadın:Seni gözümde büyüttüm ben..görmek istediğim gibi gördüm..haklıydın.. Erkek:Sen beni hiç sevmedin..hepsi bir kandırmacaydı...ve ben şimdi ölmek istiyorum..bana dokunma...beni acılarımla yalnız bırak...
Kadın:Seni hep sevdim ve hatta belki kendime bile itiraf etmek istemesem de hala seviyorum... Erkek:Artık çok geç..sana güvenmekle hata etmişim..aynısınız...aynısınız...
tıpta ajitasyon...restlessnes..(doğru kelimeyi türkçede bulmak ne kadar zor bazen) ..olaak tabir edilebilir...huzursuzluk hali diyelim...en yakın tanım bu olur...
BEN eser fırtına olurum… kalplerde kök salmış her ne varsa siler süpürürüm sevdim mi, ufuklar ayağının dibindedir sevdim mi, göğe uzanır elin bulutlar bir altında bir üstündedir güneşin patlamaları vurur nabızlarında güneşten daha aydınlık olur yüreğin
ve sonra tufan olur, sunduğum güneşleri söndürürüm kıyamadığım…işte budur kıyametin
ben deli kelebekler mevsiminde çıktım yumurtadan kaplumbağalar yolculuğu nedir bilirim dilini bilmediğim mahlukatla yoldaşlık özünü görmediğim canan ile yarenlik öğrendim
ve amma, insan, dem tutmayan bir ıtırlı sudur ölümün kıyısı nice keskin bilirim ötesini gördüm, dönüp baktım çocukların gözlerinde gidişimin kezzap tomurcuklarına kıyamadım buradayım
sağlam toprakların tapularını saklayan insanları arasında ben yurtsuz bir yürüyüş coşkusuyum evini burada kurmuş ankebutlar sürgünü
toprağım yok uçurumun dudağında öyle hükmedildim
ben her tende kendi yürüyüşünün yol arkadaşıyım...
yıldızlı bir gecede gözlerini gökyüzüne dikip aslında binaların arkasına gizlendiklerini ama onların pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..
Kadın: Hadi nefret et benden...
Erkek: Ediyorum zaten...
Kadın: Biliyordum...sana da bu yakışırdı...
Erkek: Zaten sana ve sevgine hiç inanmamıştım...tüm kadınlar gibi yapmacıktın....
Kadın:Biliyorum..aslında beni hiç sevmedin..
Erkek:Ne yapayım..senin beni özlediğin kadar ben seni özlemeyebilirim..amma da büyüttün bunu..
Kadın: Kalbimi kırdın yine ve her zamanki gibi...Ama benim kalbim kırıldığı zaman yapışmıyor artık...404 ü geçtim japon yapıştırıcısı da işe yaramaz..bilmeliydin.
Erkek:Hepiniz aynısınız...
Kadın:Yeterdi artık..Ne yapabilirdim..karşılıksız bir aşkın peşinde koşacak mazoşist biri olmadım ömrümce...ben hep gülle bülbül masalındaki nazlı gül oldum..şarkılar söylenen..
Erkek:Eğer gerçekten sevseydin böyle yapmazdın..
Kadın:Seni gözümde büyüttüm ben..görmek istediğim gibi gördüm..haklıydın..
Erkek:Sen beni hiç sevmedin..hepsi bir kandırmacaydı...ve ben şimdi ölmek istiyorum..bana dokunma...beni acılarımla yalnız bırak...
Kadın:Seni hep sevdim ve hatta belki kendime bile itiraf etmek istemesem de hala seviyorum...
Erkek:Artık çok geç..sana güvenmekle hata etmişim..aynısınız...aynısınız...
Kadın:Teşekkür ederim...bana armağan ettiğin yüzlerce gözyaşı için...
Erkek:Yalancısın..sus....
Kadın:Her zaman ömrümce boğazımda düğümlenmiş bir yudum olarak kalacaksın.
Erkek:Umrumda değil.....Git ona hadi..
Kadın:Hadi benden nefret et...
Erkek:Ediyorum zaten....
Kadın:Üzgünüm....bunu sen istedin....
Erkek:.................
Eternalflame/1.3.2004
imece..
şarabın köpüklü hali denebilir bir nevi..
“Düşünüyorum öyleyse varım”
Descartes
tıpta ajitasyon...restlessnes..(doğru kelimeyi türkçede bulmak ne kadar zor bazen) ..olaak tabir edilebilir...huzursuzluk hali diyelim...en yakın tanım bu olur...
beyhude gerginlik...
Belki de en güzeli masmavi bir gökyüzünde dalgalanan umarsız bir uçurtma olmak….
BEN
eser fırtına olurum…
kalplerde kök salmış her ne varsa siler süpürürüm
sevdim mi, ufuklar ayağının dibindedir
sevdim mi, göğe uzanır elin
bulutlar bir altında bir üstündedir
güneşin patlamaları vurur nabızlarında
güneşten daha aydınlık olur yüreğin
ve sonra tufan olur, sunduğum güneşleri söndürürüm
kıyamadığım…işte budur
kıyametin
ben deli kelebekler mevsiminde çıktım yumurtadan
kaplumbağalar yolculuğu nedir bilirim
dilini bilmediğim mahlukatla yoldaşlık
özünü görmediğim canan ile yarenlik öğrendim
ve amma, insan, dem tutmayan bir ıtırlı sudur
ölümün kıyısı nice keskin bilirim
ötesini gördüm, dönüp baktım
çocukların gözlerinde gidişimin kezzap tomurcuklarına kıyamadım
buradayım
sağlam toprakların tapularını saklayan insanları arasında
ben yurtsuz bir yürüyüş coşkusuyum
evini burada kurmuş ankebutlar sürgünü
toprağım yok
uçurumun dudağında öyle hükmedildim
ben her tende kendi yürüyüşünün yol arkadaşıyım...
İnsan, dem tutmayan bir ıtırlı sudur...
yıldızlı bir gecede
gözlerini gökyüzüne dikip
aslında binaların arkasına gizlendiklerini
ama onların pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..