hasta bir muhayyilenin ürünüydü bu film.. tamamen amaçsız ve anlamsız.. küçük bir tünelden geçiyorsun ve birden John Malkowichîn gölzerinden bakıyorsun dünyaya.. Ruh değişimi...
Allahtan beyin nakli yapılamıyor.. Yoksa ne yapardık?
senin adın buzul mavisi! çünkü mavilerde uyur, benden sana geçen sende beni kalkındıran ne varsa!
sevdiğim, açlığımın uzak ufku, her sabah; güneşten ne zaman işaret alırsan ne zaman dar gelirse soluğun böyle uzun sarılmaklara, fikrini kurcalarsa eğer açık korkular,
Nerde o? Hep bunu soruyorum kaybolduğunda gözlerin. Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum, yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi geliyorsun sen, bir esintisin şeftali ağaçlarından uçan.
Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil, o kadar neden var ki, o kadar az, böyle olmalı aşk kuşatan, genel, üzgün, müthiş, bayraklarla donanmış, yaslı, yıldızlar gibi çiçek açan, bir öpüş kadar ölçüsüz.
salaş...
tereyağı ve şekerin muhteşem birlikteliği..
kıbrısta yapımında zeytinyağı kullanılır..
I wish to be in your shoes..
hasta bir muhayyilenin ürünüydü bu film..
tamamen amaçsız ve anlamsız..
küçük bir tünelden geçiyorsun ve birden John Malkowichîn gölzerinden bakıyorsun dünyaya..
Ruh değişimi...
Allahtan beyin nakli yapılamıyor..
Yoksa ne yapardık?
sonuncusu fayda vermez..:=))
ucuz ve cosmopolitan bir şehir..
metropol şehirlerde yaşamanın farkını insan buraya gelince anlıyor..
böyle zamansız güneşli,umulmadık mavi günlerde
bir ^^bekleme salonu yalnızlığına^^ bürünüyorum..
iliklerimdeki yitik aşkı
sarhoş bir unutkanlığa ilikliyorum...
sanki şiirini bilmediğim
bir Fransız akşamında
kaldırım taşlarını sayıyorum kalbimin..
içimde ayak izlerin,
aylak bir yaz geçiyor avuçlarımdan...
ve ben ne zaman,kiminle sevişsem,
Hala seni aldatıyorum!
Y.Erdoğan...
senin adın
buzul mavisi!
çünkü mavilerde uyur,
benden sana geçen
sende beni kalkındıran ne varsa!
sevdiğim, açlığımın uzak ufku,
her sabah;
güneşten ne zaman işaret alırsan
ne zaman dar gelirse soluğun
böyle uzun sarılmaklara,
fikrini kurcalarsa eğer
açık korkular,
işte o zaman
mavilere,
mavilere
uyandır beni...
Y. ERDOĞAN
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...
işte hepsi bu kadar...
Y. ERDOĞAN
Nerde o? Hep bunu soruyorum
kaybolduğunda gözlerin.
Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,
yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi
geliyorsun sen, bir esintisin
şeftali ağaçlarından uçan.
Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil,
o kadar neden var ki, o kadar az,
böyle olmalı aşk
kuşatan, genel,
üzgün, müthiş,
bayraklarla donanmış, yaslı,
yıldızlar gibi çiçek açan,
bir öpüş kadar ölçüsüz.
Pablo Neruda/Aşk
Aynı soruyu sormaktan,
Minör ağrılardan yoruldum
Gitmeliyim buralardan..
İçimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
Yoruldum, yoruldum,YORULDUM.....
Gereklilik kipinde yaşamaktan.
A. Telli