Kültür Sanat Edebiyat Şiir

islam dünyası sizce ne demek, islam dünyası size neyi çağrıştırıyor?

islam dünyası terimi Mirac Erdurak tarafından 03.07.2004 tarihinde eklendi

  • **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav
    **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav15.03.2008 - 11:29

    Mü'minlerin Allâh'a sevgi ve muhabbetleri pek şiddetlidir.' (el-Bakara, 165)

    Meltemlerin ve rüzgârların yüzüme değer, serinletir beni... Sarar, ferahlatır... öylesine özlüyorum ki Cemâlini, bu ferahlık bile, beni ağlatır.

    Rabbim gerçek manada beni sen sevdin... Niceleri ise sever gibi göründü... Ama daima, kendilerini sevdiler... çünkü âcizdiler, fâniydiler... Kendilerine bile yetemediler ki, bana yetseler...

    Hepsi Sana borçluydu varlığını. Hepsinin bir canı vardı... Ve onlar, kendi canları yanmadıkça, anlayamadılar acıyı... Anlayanlar da zaten, kendilerince bir mânâ çıkardı...

    Sen varsın hakkıyla bilen beni... Her şeyimle bilen, her şeyimle seven, bir tek Sen... Sevdiğini biliyorum, zira sevmemiş olsaydın, o kadar kendinle meşgul etmezdin beni. Sevmemiş olsaydın, aratmazdın böylesi... Sen sevmemiş olsaydın, sevebilir miydim ki Seni?

    Sen canımın Cânânı... Sen'in sevginde vefâyı idrak ettim ben... O eşsiz vefâna, karşılık vermekten âciz oldum her zaman... Seni, Senin beni sevdiğin gibi sevmekten âcizim... Zira Sen yaratansın, ya ben? Ben, kul olmayı bile beceremeyen...

    Yalnızca Sendeydi tatmin... Sadece Sende. Bir Sen yettin bana... Kimselerle yetinemedim...

    Acı çekmeyi sever oldum Senin izninle. Dertlerin içinde gizlenmiş nice derman buldum...

    Sevdirdiğince sevdim Seni... Buldurduğunca buldum... Bir Sen varsın Bâkî olan... Geride ne varsa fâni... Bütün varlıkların hepsi fâni... Kimi güzel, kimi çirkin, kimi vasat, ama işte her biri fâni... Dallardaki çiçekler, göklerdeki bulutlar, çöller, pınarlar hep fâni... Seraplar ve gölgeler fâni...

    çöllerde kalmayı sevdim Seninle... Yalnızdım, kalabalıklar içinde... Her şeyde Senin sanatını görmeyi sevdim ben... Herkeste Senden bir tecelli bulmayı sevdim... Yıldızlarda nûrunu, güneşte nârını, ateşte hârını bulmayı sevdim.

    Hiçbir şeye muhtaç olmayışını sevdim ben. Azîz oluşunu, Kâdir-i mutlak oluşunu sevdim. Settâr oluşunu sevdim. öylesine güzel bir sırdaştın ki Sen, kimselere bir sırrımı vermedin. Günahıma rağmen yücelttin beni. şeref ikram ettin. Ekrem-ül ekremînsin...

    Kulunu sevmeni sevdim. Ey Rabbim! Ben unuttum, unutmadın. Ben, adını anmadım, yine de bırakmadın. Yüceler yücesi aşkına karşılık vermek varken, Seni bırakıp başkalarına yandım... Yine de vazgeçmedin benden.


    Sevdin beni, oysa, ben Sana kul bile olamadım. Nankörlük ettim. Yine de nimetlerini esirgemedin.
    şikayet eden, sızlanan, dert yanan hep ben oldum. Sen, sabrettin. Sen sevdin beni... Bense vefâsız bir sevgiliydim. Kıymetini bilemedim.

    şimdi, cemâlinin hasretiyle yanıyorum. Ve Senin muhabbetin fâni hazları benden yok etti. O kadar ki, güneşin kavurucu sıcağında da, serinleten rüzgarda da, Senin hasretin içindeyim.

    Senin sadece sanatını seyretmek yetmiyor artık! şahdamarımdan daha yakın olmanı sevdim. Ama bu bile yetmedi bana. Korkuyorum perdeler arkasında kalmaktan. Korkuyorum, başkalarına görünüp de beni mahrum koymandan. Cemâlin... Tüm derdim bu ey Rabbim!

    Cemâlin tüm derdim bu ey Rabbim.

    Dayanamam Mevlâm! Ne olur Sensiz bırakma beni! Biliyorum ki, ne yaparsam yapayım, cemâlini hak edecek bir sermaye biriktiremem.

    Seni hak edecek gücüm yok benim. Seni hak edecek amelim yok. Hiçbir şeyim yok ey en Güzel! Ellerim bomboş. üstelik günah kirleriyle lekeliyim. Bembeyaz gelemiyorum Sana... Yarattığın gibi tertemiz değilim. Dünya kirletti beni, nefsim aldattı. şeytana kandım. Müflisim. Vallahi hiçbir şeyim yok!
    Duyduğum iştiyakın sebebi, yine Sensin. Sensin her yanımda... Sensin varlığım... Zenginliğim Sensin... Tüm sefilliğime rağmen yine de Seni isteyişim, sırlarındandır.

    Bilmiyorum, bilen Sensin. Ve eğer, murâdıma, maksûduma, matlûbuma, yani Sana, yani Senin Cemaline kavuşursam bir gün, bu da sadece Senin merhametin.

    Sermayem yok Sevgili! Tüm sermayem, rahmetin... Lokmanın bile derman olamayacağı derdimin, dermanısın Sen!
    Yârsın!
    Cansın!
    şifâsın!
    Lokmanda değil ey Yâr, Sendedir benim devâm!
    Sana kavuşmadıkça, huzur da bana haram!
    Sermayem rahmetin, ilâcım Cemâlindir,

  • **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav
    **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav15.03.2008 - 11:28

    'VAR'SIN YOK DESiNLER!

    VAR’A ‘yok’ demekle, nesi değişir ki ‘var’ın? Varsın Allah’ım varsın! Diller yok diyorsa yalan, kalplerde senin adın yazılı... Canlar Seninle yaşıyor... Eller, sen istersen tutabilir, dizler de öyle...

    Alâim-i Semâ senin.

    Gökkuşağında renkler Seni gösteriyor, ‘ressam’ yok dese dert midir? şarkılarda ismin geçmese ne gam? Sesler seni söylüyor. Senin besteni şakıyor bülbüller!

    Gül gülümsüyorsa senin güzelliğinden...

    Rahmetinin katresidir yağmur, bahçeler hep senin.

    En şefkatli sensin Allah’ım. çünki sensin anneleri yaratan...

    En kudretli sensin Allah’ım çünki sensin dağları dik tutan...

    çocukların pamukçacık ellerinde, çimenlerin yeşermelerinde, sevdâlıların sıcacık yüreklerinde ‘apaçık’ sen ‘saklısın’...

    Sana ‘yok’ diyeni ‘yok’tan ‘var’ eden de sensin.

    Bolluklar mükâfatın, kıtlıklar ikazın... Ferahlıklar, sıkıntılarımıza teselli, üzüntüler seni hatırlamamız için...
    O kadar varsın ki...

    Varlığının heybeti karşısında başımız dönüyor, tıpkı dünya gibi...
    Sensiz yaşanmıyor...

    Milyonlarca yıldır, milyarlarca hayat ve her hayat sahibine her an taptaze nefesler veren nasıl ‘yok’ olur, nasıl ‘yaşamaz’?

    Hayatı veren sensin. Hayat da, hayatım da senin. Kendini bilmeyen seni tanımamış; kim neylesin?

    Anlamayı, bir adıma karşılık bin adımla koşuşturan sensin.

    ‘inanılan’ da sensin ‘inandıran’ da...

    ‘Var’ daha ‘yok’ iken ‘var’ olan da sensin.

    Her zaman her yerde ‘var’ olan da!

    Sevgin zerre eksilse üzerimizden ve bir an çevrilse bakışların, tutuşur yanarız...

    Asırlar bir ince perde, mekân bildiğimiz, ayak bastığımız, paylaşamadığımız dünya bir durak...

    Bir hak verdin... Akıl, duygu, dudak verdin, söyleyeceğiz...

    Kaderimizi kendimize ‘yazdıran’ da sensin.

    Yarattın, yaşatıyorsun, dirilişimiz vaadin...

    Sen vaadinden dönmeyensin, senindir sonsuzluk!

    ‘Küçükler’ Senden uzaklaştıkça küçüldüler, ‘büyükler’ sana yaklaştıkça büyüdüler.
    Yûnus balığın karnında, Yûsuf zindanda senin kölendi. Hürriyet sendeydi, sen Rabbimizsin...

    Serinlik Sendendi, ibrahim’i ateşin yakışından kurtaran... Mûsa’yı Firavun’un sarayında büyüten sendin.

    Sendin hem yetim, hem öksüz Muhammed’i (asm) Mirâc’a çıkaran...

    Yûsuf Züleyha’yı senin için reddetti...
    O, her şeyi!

    Allahım:

    Rüzgârdan, ışıktan, lisandan, insandan deliller gönderdin.. Her oluş, her tükeniş işâretindi!

    Peygamberlerin, nizâmını anlatan yazının satırbaşlarıydı, kelimelerindi velilerin: dostların, senin imla işaretlerin...

    Geylânî seni söyledi, Rabbanî seni, Mevlânâ sana çağırdı, Gazâlî sana. Bediüzzaman’ın “çağına ve sonrasına” seni anlatan sözü binlerce sayfa sürdü...

    “Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur” dedi Necip Fazıl, Sen çileyi mutluluk yapansın.

    Varsın Allah’ım varsın...

    Hilekârsa bilim, edepsizse edebiyat, sahteyse san’at,gerçeğini; amacını kaybetmişse ‘yok’ diyorsa desin!

    Küçük kitaplar ‘yok’ yazsa?

    Kâinat ‘var’ yazan koca kitap!

    Yazan sensin, okutan sensin.

    Selâm sana sevgili.

    “Bir nakışta bin nakşı nakşeden nakkaş...”

    Atomundan galaksisine, zerresinden küresine, yarattığın ne varsa, hepsi içimde dönüyor... Dalgalanıyor denizlerin damarlarımda, buğulanıyor gökyüzü gözlerimde, rüyalar içindeyim, çiçekler içinde, güneşler açıyorum... Bir küçük kâinatım!

    insanım ve inanıyorum sana.

    Kundaktan kefene, beşikten musallaya ve oradan ‘asıl hayata’ uzanan rahmetine... şelâlelerde çağıldayan, mercanlarda parıldayan güzelliğine... Toprak kokan mahsuller, kovanlar, peteklerce ikram ikram üstüne bereketine... Kan kırmızı karanfillerden, gözbebeklerine kadar, binbir çeşit ve rengârenk sanatına inanıyorum...

    ‘Yok’a inanmak ‘yok! ’

    şüphesiz inanılacak yalnız sensin.

    Sebepler! Size söylüyorum, sizi sebep gösterenlerde suç, Sevgilim ‘ol’der ve ‘olur’...

    Allahım...

    Bir sevdâdır sana inanmak...

    Gurbette âniden kavuşmaktır!

    Her şeyimi sen verdin, her şeyim senin.

    Seni sana lâyık anlatamadım affet! Kelimem yetmedi! işte Allah’ım bu kulunun bütün söyleyebildiği bu kadar.

    Ben bu kadarım...

    şükür ki sen bu kadar değilsin!

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören25.06.2007 - 00:26

    İslam da Şiiliğin Yükselişi...
    İranın ABD ye karşı çıkışı...
    Hizbullahın İsraile karşı direnmesi...
    Yemendeki Şiilerin ABD yanlısı hükümete karşı savaşması...
    Iraklı Şiilerin sürekli ABD askerleriyle savaşması...
    Son olarak İran ve Hizbullah destekli Hamasın Filistinin yönetimini ele geçemesi...
    birileri fena oynuyor taşlarla ama eminim yakında şiiler islam dünyasında güçlenecek ve şimdiki hain sünnilerin yerini alacak..

  • Nisa Gül
    Nisa Gül15.07.2006 - 23:19

    müslümanlarda birlik olsa bugün böyle zulümleri rahatlıkla görebilirmiydi müslüman ülkeler......maalesef başarmışlar birbirinden koparmışlar,kardeşlik ruhunu öldürmüşler müslümanım diyen her ferdin...
    islamda fertleşme diye bir şey yoktur.günde beş vakit namaz kılıyoruz ve her rekatında da fatihayı okuyup ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz diyerek diri tutmamız gerek yanımızı cemaat ruhumuzu yeşertmeyi diliyoruz ya ne diye dua ettiğimizi bilmiyoruz ya da ruhu tatmin etmek için namaz kılıyoruz,ibadet ediyoruz.eğer gerçekten tüm kalbiyle isteseydi bu kadar namaz kılan elbette birşeyler yapma ihtiyacı da duyacaktır muhakkak.....acıyan ve sürekli kanayan yanımız.......cumaya gidiyor insanlarımız birbirini tanımadan,hatta kalbinde bilmem hangi duygularla ayrılıyor.....

  • Sonra Sonra
    Sonra Sonra14.01.2006 - 02:48

    Liberalizmin vücutlara nakşından sonra İslam dünyası diye birşey kalmadı artık bireyci müslümanlar var... İslam dünyası Hakk'ın rahmetine kavuştu ne zaman döner? Allah-u teala ne zaman Seyyid Abdulkadir Geylani gibi bir din adamının dini noktadaki yüksekliğinde bir Selahaddin Eyyubi gibi savaş adamının harp komutasındaki bilgeliğinde ve Abdülhamit siyaseti kıratında bir adam gönderirse işte o zaman İslam dünyasından bahsedebiliriz....

  • F
    F19.07.2004 - 13:20

    Nüfusunun çoğunluğu müslüman olan ülkeler:
    (bkz: afganistan)
    (bkz: arnavutluk)
    (bkz: azerbeycan)
    (bkz: bahreyn)
    (bkz: banglades)
    (bkz: benin)
    (bkz: bosna hersek)
    (bkz: brunei)
    (bkz: birleşik arap emirlikleri)
    (bkz: burkina faso)
    (bkz: cezayir)
    (bkz: cibuti)
    (bkz: endonezya)
    (bkz: etiyopya)
    (bkz: fas)
    (bkz: fildisi kıyısı)
    (bkz: filistin)
    (bkz: gambia)
    (bkz: gine)
    (bkz: gine bissau)
    (bkz: ırak)
    (bkz: iran)
    (bkz: katar)
    (bkz: kazakistan)
    (bkz: kırgızistan)
    (bkz: kuveyt)
    (bkz: kktc)
    (bkz: libya)
    (bkz: lübnan)
    (bkz: maldivler)
    (bkz: malezya)
    (bkz: mali)
    (bkz: mısır)
    (bkz: moritanya)
    (bkz: nijer)
    (bkz: nijerya)
    (bkz: özbekistan)
    (bkz: pakistan)
    (bkz: sierra leone)
    (bkz: somali)
    (bkz: sudan)
    (bkz: suriye)
    (bkz: suudi arabistan)
    (bkz: tacikistan)
    (bkz: tanzanya)
    (bkz: tunus)
    (bkz: türkiye)
    (bkz: türkmenistan)
    (bkz: umman)
    (bkz: ürdün)
    (bkz: yemen)