korkuyu üzerinize salan
derin rüzgârlar geçiyor önümüzden
içimize işleyen pas tutmuşluklar
köşe kapmaca oynuyor sanki
dehşet sevgi sözcükleri ile uyanıyor gün
kıyıya vuran dalga sesleri
tenin yakınlığı ve yatkınlığı şiire
hiçbir aşk hiç bu kadar kirli durmamıştı gövdemde
ve hiç bu kadar kül dökülmemişti geceye şiirden
bir ara sırtını dönüyorsun
dünyayı sırtıma aldığım o ilk gün dönmek istemiştim
annemin karnına
omuzlarımdaki kırsal bölgeye sol eliyle
vuran yağmur damlaları
karnımdaki şişkinliğe doğru akıyordu
en iyi nişancılardan sonra
en çok inandıklarım vurdu beni
ne varsa içimden tanrı'ya ulaşmış
kimseye şiir borcum yok artık
cümlelerin ünlem biriktirmiş en son hali bu
küllükteki sigara izmaritlerinde
sessizlik hâkim
filtresiz cümlede durmak gibi bir niyetim
yok bu akşam
anarşist saçlı dalyanlar geçiyor buradan
bütün rüzgârlar dağıtıyor her şeyi
bak, suçüstü yakalanıyorum gözlerine
nehre karışıp gitmekten korkuyorsun
şiirin altından geçiyorum
üstünden de çok geçmiştim
belki bilmezsin sen hüseyin
derin imgeler uzun nehirlere benzer
gereksiz bir kırmızının gelip üstüme oturması gibi
belki şimdi bir mucize olur sen gelirsin
üstümüzden kuşlar da geçer
çekilir karanlık odaların çiçekli perdeleri
bir yandan şehir eşkıyaları silah
seslerine karışıp gider
dalgalar göz kapaklarımızda savrulurken
Bir yağmur yağsa şimdi
Anlatsam duvar diplerindeki gölge
çiçeklerine seni
Sen, suyu vazoya koysan,
Ben, yenilerini diksem çiçeklerin
ben yine yanlış bir cümlede durdum fazilet
ıslak rüzgârların tenine karışıp
pencere pervazlarının yırtılmasını
hafifçe bekledim
kaç bıçak yerleşti kalbime




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!