zaman usulca döküyor külünü
yüzün derin bir ırmaktan akıp da
öyle gelmiş
öyle büyümüş ellerin bende
farz et ki, bir şiirim yüreğinde
gökyüzüsü olmayan illegal bir yağmur gibi
ve hangi mısraya düşsem ağlıyorum
ölümün adı aşk bende
mavinin adı deniz.
düşün ki;
bir şiirlik ömrüm kaldı yanında
yaz beni
ölmezsem her mısrada
aşk değilim.
bir şiir gibi ezberimdesin hâlâ
bu sıcaklığı lacivert bir çizgiye böl
ve çıkar aklından
beni sevmen hiçbir işe yaramayacak
elinde kör bir bıçak
şimdi, yüzümde bıraktığın hüzünlerden
bir kitap okusa kalbim.
sen, fesleğenleri hiç kırmamış olsan,
ben, hiç gitmemiş.
mavi kapılardan, hiç dinlenmemiş şiirler okusan,
yine özledim diyebilsen,
aslında yalnız bir kadınım ben
unutalı çok oldu gökyüzü beni
ve mavi denizlerde, ölü balıklar
bulduğum o günden beri
kendi kimsesizliğim saklar beni
ben öyle hikâyede anlatıldığı gibi
bir kadın değilim
begonvillerin kokusunu da bilmem
yastığımın altına sakladığım
çakıl taşlarım vardır
deniz kenarından korkarım
belli ki sen dikenli bir kaktüsü sevmişsin hüseyin
bütün gün bir gölgeye doğru yürümüş dişlerin
ve bütün gün
ter basmış seni
ben sevgiye olan inancımla
insan bazen göğü yarıp içine girmek ister
gölgede bir kuş uzar sonra
bu yara kimden
o yara kimden bilmezsin yine
sabah saatlerinde başlayan yağmur
gözlerimiz gökten ayrılmaz sandınız
güneş de kıskanır sizi, size kalsa
yavruağzı bir bulut çöker ağzınıza
zehirli bir sarmaşık gibi gölgenizde
büyür nehirler
yağdıkça yağarsınız hep aynı mısraya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!