içimde karanfiller büyüttüğüm zamanlardı.
dokunsam bir rüzgar kırılırdı avuçlarımda.
akşamın koynuna usulca bıraktığım yağmurlardan,
ince kadife yastıklar çıkartırdım küflü
sandıklardan
göbeğimde patlayan bir diş ağrısı sonrası
tokayı saçıma saplayan annem
beni, yamalı caddelerde bırak
lekesi kaldı gözlerinin üstümde
yüzümde on parmağından sadece biri
tutup göğe yücelttim seni böyle aniden
bağladınız kuşları gözlerinden
söylemek de bir yere kadar
mümkünse göğe bakmayalım bir süre
bir süre zamana bırakalım bu
alışıla gelmiş yorgunluğu
hep iyi şeyler denk gelmez bana
gece evin duvarından sızar içeriye
tozlu çarşafları seyrederim ben
misal, gökdelen dikmişler arka mahalleye
en tepesinde sen
hatırla, güneşin gölgesine sığındığın günlerdi
sayısız ben vardı dudaklarında
hani ben de inansam
bütün üsküdar denize gömülürdü o gün
sancısı tutardı aklının yağmura beş kala
ve hep bir kibir damlardı saçlarından
kaç senelik yola çıkıyor bu gidiş
bu bekleyişin sonunda
gözlerim hep aynı noktayı dövüyor
cevapsız çağrılar birikiyor telefonda
kime baksam biraz eksik
eskiden, her gün ve yeniden, seveceğim
birileri olurdu
ekmek kokardı sabahları
akşamları sardunyalar dağılırdı etrafa
şimdi kimi sevsem yorgun
ve yaralı.
Şimdi buraya bir boşluk açıyorum
Sen de parantez açarsın akşama
Yoğurdu da üfleyerek yersin
bilirim
sen şimdi o yolu tek başına lacivert çizgiler olmadan da geçersin
hiçbir mevsimde
turuncu yağmur olmadığı gibi
benim de mavi rüzgarlarım yok bu şehirde
bazen, beyaz sakallarını suda ıslattığını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!