bu sabah kalça kemiğimi de kırdılar, müzeyyen
kan ter içinde çıkmış sol gözüm
sağ elimde lacivert imgeler
bir amcaya selam verdim, müzeyyen
göbek attım müzisyenin birine
her gece doluya çağırıyorsun beni
klavye bozuluyor
dilimde emsalsiz bir salyangoz
bir nehirim sana akan
zaman başlıklı bir ağrıydın sol omzumda
içimde çöllesen bir ağacın
önünde durup
suyun öylece akıp gitmesini bekledim
şimdi, hangi sökük tarafından başlasak da zamanın
bütün nehirler soğutarak akıtıyor kendini, bak
senin yaşından
benim yaşımdan dirilen bunca insan
kırılan bunca kemikten daha derin
kim kaldıracak içimdeki yarayı şimdi
ve bu kör noktadan
uğurlarken kuşları soyağacına doğru
gökyüzü hangimiz için ağlayacak
ve biliyorum
bir dönem , o da beni sevsin diye çok yalvarmıştım tanrıya
şimdi "sağa çeksin de ineyim"
diye bekliyorum
benim elmanın kurduyla işim yok güzelim
oldum olası, ayvayı çekirdeği ile
görmeliydin beni gömdüğün yerde
nasıl da arsızca çözüldüm şiire
üstelik üstüm başım bu kadar kardelen kokarken
ve senin mahremyetin bu kadar açken ihanete
görmeliydin beni unuttuğun yerde
sesimin yankılandığı duvarlar
bırakıyorum geceye
nereye baksam kirli bir elbise
kaç kez inandıysam bu yaraya
o kadar yıkadım kendimi
ve işte cesurca açtım şiirimi
sırf siz didik didik edin diye ellerimi
ne varsa içimden dışarıya doğru
akıp gidiyor
ve beş parmağımın biri uykuda
her günün sonunda ilk saçlarım ıslanır,
sonra yüzüm
elinin biri sırf beni kirletmek
için sever, öteki öldürür
sonra gözlerinde eskir o çıplak halim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!