ELMA VE ZEHİR
Sokakları kurşun karası,
Dağları suskun, göğü yaralı bir sabah…
Bir koku düştü rüzgârın sırtından,
Usul usul,
Bir ana saçını okşar gibi çocukların.
Elma kokuyordu gökyüzü, kardeşim,
Elma…
Dalında güneş büyüten bir baharın,
Bir çocuğun avucunda cennet sandığı
O küçücük, o kırmızı dünya.
Kim bilecekti
Ölümün de böyle güzel kokacağını
Kim bilecekti,
Bir nefeslik ömürle sınanacağını insanın,
Bir halkın göğsüne zehirli bir gece
Gibi çökeceğini gökyüzünün
Analar sofraya ekmek koyacaktı,
Çocuklar bayramlık düşler giymişti.
Birinin cebinde yarım bir şeker,
Birinin dilinde yarım kalmış türkü,
Birinin gözlerinde daha görülmemiş denizler…
Sonra gök yarıldı.
Ne bir kapı çalındı o evlerde,
Ne ölüm adını söyledi.
Yalnızca o koku,
O kahrolası elma kokusu…
Ve çocuklar sustu, kardeşim,
Daha dünyaya söyleyecek sözleri varken.
Kuşlar göğün kara bağrından düştü,
Toprak ana, kollarını uzattı
Ama yetişemedi hiçbirine.
Beş bin can…
Beş bin güneş söndü bir solukta.
Beş bin evin ocağına kül düştü,
Beş bin annenin yüreğinde
Aynı taş, aynı kan, aynı çığlık.
Ey Halepçe!
Ey dağların bağrında büyüyen yara!
Hangi nehir alır bu zehrin hesabını,
Hangi toprak örter bu insanlık ayıbını
Söyle, hangi dağ dayanır
Bir çocuğun son bakışına
Sen ki
Kürdün alnında silinmeyen bir yazısın,
Anaların dilinde dinmeyen ağıt,
Dünyanın yüzüne çalınmış
Kara bir utançsın.
Dağların başında yine kar,
Ovalarında yine rüzgâr…
Ama o günün çocukları dönmedi,
O sofralarda ekmek bir daha
Eski sıcaklığıyla bölünmedi.
Şimdi ne zaman bir elma koksa,
Bir yerimiz kanar içten içe.
Bir ana irkilir uykusunda,
Bir çocuk tutar annesinin eteğini
Dünya…
Bütün o kirli suskunluğuyla
Yine geçer Halepçe’nin önünden.
Hey dünya!
Hangi dilde anlatılır bu zulüm
Hangi kitapta aklanır bu ölüm
Hangi adalet tartabilir
Bir çocuğun yarım kalmış ömrünü
Ey Halepçe,
Senin acın dağlardan büyüktür,
Senin yasın nehirlerden derin.
Zehir toprağa karışır,
Kan suya karışır,
Ama unutma, kardeşim,
Hiçbir zulüm sonsuza dek gömülmez
İnsanlığın hafızasına düşen yerde.
Her elma kokusunda
Bir Halepçe kalkacak ayağa.
Her rüzgârda
Bir ana seslenecek dağlara
“Çocuklarımı verin bana!”
Dağlar susacak yine…
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 13:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!