Evrim kelimesiyle, Darwin'in evrim teorisini birbirine çok karıştırmamak lazım. İnsanların fıtratları arasında ki farklılık Darwin'in evrim teorisine kesin bir delil değildir, zaten tartışma bu değildir. Basitçe açıklamak gerekirse ister Çin'li olsun ister Afrikalı insan insandır, fakat Dawrin'in evrim teorisinde ve modern darwanistler insanın varolmasını bir şekilde insanın insandan farklı bir türden ya da türlerden geldiğini savunurlar... (Bu açıdan farklı din alimlerinin de Darwin'den önce savları olmuştur...)
Tabi teori doğal seleksiyon (natural selection) , rastlantısal olaylar (random events) vb. tesadüflerle pekiştirelerek açıklamalar getirilmeye çalışılıyor ama hala Darwin'in teorisini ispatlamak için (tabi Darwinislerin zaman zaman bulduk deyip yalan çıkan kandırmacaları saymassak) ara fosil hala bulunamamıştır. Bu açıdan ister biri maymun desin diğeri domuz, ne kelebekten fil ne de tesadüfen rüzgar esip hurda yığınının uçak olduğunu savunur gibi ortaya teori atmak en başta fizik, biyoloji gibi fenlere uyar mı sorarım? Yörüngeler kadar geniş ya da arı kovanı kadar küçük olsun, ortada bir nizam vardır, ister buna teleskopla bakın ister mikroskopla, tesadüfe yer yoktur...
Aynı Galileo davasını gibi olay daha çok din ve bilim çatışması haline getirilmeye çalışılsa da bilim dünyasında Darwin'e inanmayan bilim adamları da çoktur... Daha çok ikitidarlara, ideolojilere vb. kuramlara göre farklı politikalar izlenip eğitime ve sisteme yansımıştır ama bu konuda zaten bilim dünyasının içinde bir çatışma sürüp giderken dini lekelemeye çalışmak ne kadar bilimsel ki...... Zaten Galileo olayında da engisizyon gösterilip din suçlansa da, o zamanın matematikçileri gibi bilim adamlarının çoğuda Galileo Galilei'ya karşı çıkmışlardır. Yani teknoloji ve bilim ilerletmişiz ama hala daha eşeğe altın semer geçirmekten geri kalmayanlar var...
Tartışma uzayıp gider ama her şeye rağmen Darwin'in evrim teorisi, hala tarihe, Darwin kanunu olarak daha geçmemiştir... Zaten kanun dediklerimizin bazıları bile yanlış çıkartılmışken, teoriyi kabul etmiyoruz diye insanları aşağılayıp, atıp tutarak doğanın gerçeği şudur deme acizliğine düşmeye ne gerek var...
Bu konuda sorular üstüne soru sorup bilgisizliğini ispatlamaya çalışanlar mı var, yoksa kafaları karıştırıp çorba mı yapılmayı çalışıyor pek önemi yok ama eğer hala inatla bilimle dini düşman etmeye çalışanlar kitabımız da dediği gibi, önce kendileri bir etrafa baksınlar:
Mülk Süresi, 3. Ayet: ''O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? '' Mülk Süresi, 4. Ayet: ''Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.'''
Yaşamak için inanmak şart olsaydı şüphe yok ki her insan inanırdı... Durum böyle değilse tartışılan O'nun varlığı değil kişilerin seçimleridir...
Lakin inançta ihtiyaçtır; nasıl ''yemek için yaşamak değil yaşamak için yemek lazım'' diyorsak bu ölüçüyü inanç içinde getirmek ters olmasa gerek... Çünkü sağlıklı yaşamak için nasıl doğru yemek lazımsa, sağlıklı inanç için de doğru dini izlemek gerekli değil midir?
İşte din burada devereye girer ki insana bırakırsak yanlışı ve doğruyu birbirinden ayıramayabilir ve de doğrular ve yanlışlar insana göre bile değişiyorsa bu konu da söz hakkının Allah'ta olmasına şaşılacak bir şey yoktur çünkü o hem yaratığını bilir, hem de herşeye kudreti yeter... Üstelik kitabımızda da helallerin bazılarının insana çirkin, haramların bazılarının ise insanlara güzel gözüktüğünü bildirip öğütlerde bulunarak insana en doğru yolu göstermiştir gerisi kişilerin ve toplumların seçimlerine kalmıştır...
Fetullah Gülen gerçekten kim, tam olarak bilmiyorum çünkü göğsünü yarıp kalbine bakmadım... Lakin onu amcasının oğlundan daha iyi tanıyormuş gibi fikir yürütenler; iyi veya kötü olduğunu söyleyip bu söylediklerine kaynak ve deliller getiriyorlar (ve bu başlık altında yazılan kaç yazı karşısındakinin fikrini değiştirtti bilemiyorum) ama sanki nefret edenin daha çok nefreti; sevenin ise daha çok sevgisi arttı gibi geldi bana. Öyle ki gönüllerimizi bile şahit tutuyoruz...
Eninde sonunda gerçekten kötü mü iyi mi diyemiyeceğim (zaten kimse hakkında bunu tam söylemek bile zor) ama iyi dense kötü dense bir ''hak adamı'' kimliği var. Bana göre ise hak adamıyla uğraşmak kendi oturduğun dalı kesmek gibidir çünkü iyise değerini bilemediğinden, kötüyse aldandığından kaybeder insan. Bundan dolayı ne göklere çıkartmak ne de yerin dibine geçirmek bana uyuyor...
Fakat ona karşı olan sempatim şüphelerimden daha ağır basıyor. Neden derseniz zamanında başka hak adamları ile de uğraşılmıştı (uğraşmayı bırakın linç edilmesi ya da peygamber ilan edilmesi gibi sapık olaylar bile olmuştur) fakat düşünsenize Mevlan'ın döneminde yaşıyorsunuz ve elini öpemeden ölüyorsunuz ya da Veysal Karani yanınızdan geçyor farkında bile değilsiniz, bu işte beni çok endişilendiriyor çünkü eğer gerçekten Gülen samimi biri ise bırakın elini öpemeden nasihatlarını dinlemeden göçüp gidebiliriz. Tabi burada bu örneğin tersinide verebiliriz, belki Zeyidt'ir hak adamı sanıp peşinden gidip helak olunabilinir bile denilebilinir yine de her insan gibi benim de gönlümden geçenler daha ağır basıyor ki devrimizde bir hak adamı yaşıyor ve değerini bilemiyoruz diye üzülüyorum...
Uzun sözün kısası Gülen gerçekten kim bilmiyorum, hakkında yazılan çizilen karamalar ya da abartılı övgüler mantığıma ve gönlüme uymuyor ne de göklere çıkartacak ya da grubuna girecek kadar da seviyorum... Sadece kesin bildiğim bir şey var ki o benim değerli bir müslüman kardeşim, o değer oldukça da öyle kalmaya devam edecek...
Radyasyon meselesi Ateistler, Yesiller, Hor görülen cinsler, Nesli tükenen kaplumbağalar, 84. madde Beni ilgilendirmez, Varlığım varlığına Armağan olmus bir kere.
Çeliskiler keskinlessin diye Böyle mi geçsin ömrüm?
Kil idim, kızıl toprak çamur idim Döndüm karıştım Alt oldum, üst oldum, yalpa vurdum Karnım şişti Boynum inceldi destoldum (testi oldum) Fırına girdim alevlere konuldum Bir küs oldum bir barıştım Har vuruldum harman savruldum Ha gittim ha durdum Hem bulandım hem duruldum Bir gün de kendi yolumda kırıldım ...... Yukarıdaki dizeler 'testinin öyküsü...'* Su testisi, su yolunda kırılır. Testi oluşu, uzun yolculuktur. Ama... Yazgısı bellidir. Bir gün kendi yolunda kırılacaktır.
kendini aldatmak
Evrim kelimesiyle, Darwin'in evrim teorisini birbirine çok karıştırmamak lazım. İnsanların fıtratları arasında ki farklılık Darwin'in evrim teorisine kesin bir delil değildir, zaten tartışma bu değildir. Basitçe açıklamak gerekirse ister Çin'li olsun ister Afrikalı insan insandır, fakat Dawrin'in evrim teorisinde ve modern darwanistler insanın varolmasını bir şekilde insanın insandan farklı bir türden ya da türlerden geldiğini savunurlar... (Bu açıdan farklı din alimlerinin de Darwin'den önce savları olmuştur...)
Tabi teori doğal seleksiyon (natural selection) , rastlantısal olaylar (random events) vb. tesadüflerle pekiştirelerek açıklamalar getirilmeye çalışılıyor ama hala Darwin'in teorisini ispatlamak için (tabi Darwinislerin zaman zaman bulduk deyip yalan çıkan kandırmacaları saymassak) ara fosil hala bulunamamıştır. Bu açıdan ister biri maymun desin diğeri domuz, ne kelebekten fil ne de tesadüfen rüzgar esip hurda yığınının uçak olduğunu savunur gibi ortaya teori atmak en başta fizik, biyoloji gibi fenlere uyar mı sorarım? Yörüngeler kadar geniş ya da arı kovanı kadar küçük olsun, ortada bir nizam vardır, ister buna teleskopla bakın ister mikroskopla, tesadüfe yer yoktur...
Aynı Galileo davasını gibi olay daha çok din ve bilim çatışması haline getirilmeye çalışılsa da bilim dünyasında Darwin'e inanmayan bilim adamları da çoktur... Daha çok ikitidarlara, ideolojilere vb. kuramlara göre farklı politikalar izlenip eğitime ve sisteme yansımıştır ama bu konuda zaten bilim dünyasının içinde bir çatışma sürüp giderken dini lekelemeye çalışmak ne kadar bilimsel ki...... Zaten Galileo olayında da engisizyon gösterilip din suçlansa da, o zamanın matematikçileri gibi bilim adamlarının çoğuda Galileo Galilei'ya karşı çıkmışlardır. Yani teknoloji ve bilim ilerletmişiz ama hala daha eşeğe altın semer geçirmekten geri kalmayanlar var...
Tartışma uzayıp gider ama her şeye rağmen Darwin'in evrim teorisi, hala tarihe, Darwin kanunu olarak daha geçmemiştir... Zaten kanun dediklerimizin bazıları bile yanlış çıkartılmışken, teoriyi kabul etmiyoruz diye insanları aşağılayıp, atıp tutarak doğanın gerçeği şudur deme acizliğine düşmeye ne gerek var...
Bu konuda sorular üstüne soru sorup bilgisizliğini ispatlamaya çalışanlar mı var, yoksa kafaları karıştırıp çorba mı yapılmayı çalışıyor pek önemi yok ama eğer hala inatla bilimle dini düşman etmeye çalışanlar kitabımız da dediği gibi, önce kendileri bir etrafa baksınlar:
Mülk Süresi, 3. Ayet: ''O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? ''
Mülk Süresi, 4. Ayet: ''Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.'''
Yaşamak için inanmak şart olsaydı şüphe yok ki her insan inanırdı... Durum böyle değilse tartışılan O'nun varlığı değil kişilerin seçimleridir...
Lakin inançta ihtiyaçtır; nasıl ''yemek için yaşamak değil yaşamak için yemek lazım'' diyorsak bu ölüçüyü inanç içinde getirmek ters olmasa gerek... Çünkü sağlıklı yaşamak için nasıl doğru yemek lazımsa, sağlıklı inanç için de doğru dini izlemek gerekli değil midir?
İşte din burada devereye girer ki insana bırakırsak yanlışı ve doğruyu birbirinden ayıramayabilir ve de doğrular ve yanlışlar insana göre bile değişiyorsa bu konu da söz hakkının Allah'ta olmasına şaşılacak bir şey yoktur çünkü o hem yaratığını bilir, hem de herşeye kudreti yeter... Üstelik kitabımızda da helallerin bazılarının insana çirkin, haramların bazılarının ise insanlara güzel gözüktüğünü bildirip öğütlerde bulunarak insana en doğru yolu göstermiştir gerisi kişilerin ve toplumların seçimlerine kalmıştır...
Tedbir bizden takdir Allah’tan
Karl Marx bilimsel sosyalizmin kurucusudur, eğer bilimsel kelimesini atıp sosyalizmin kurucusu dersek tarihsel bir hata yapılmış olunur...
Fetullah Gülen gerçekten kim, tam olarak bilmiyorum çünkü göğsünü yarıp kalbine bakmadım... Lakin onu amcasının oğlundan daha iyi tanıyormuş gibi fikir yürütenler; iyi veya kötü olduğunu söyleyip bu söylediklerine kaynak ve deliller getiriyorlar (ve bu başlık altında yazılan kaç yazı karşısındakinin fikrini değiştirtti bilemiyorum) ama sanki nefret edenin daha çok nefreti; sevenin ise daha çok sevgisi arttı gibi geldi bana. Öyle ki gönüllerimizi bile şahit tutuyoruz...
Eninde sonunda gerçekten kötü mü iyi mi diyemiyeceğim (zaten kimse hakkında bunu tam söylemek bile zor) ama iyi dense kötü dense bir ''hak adamı'' kimliği var. Bana göre ise hak adamıyla uğraşmak kendi oturduğun dalı kesmek gibidir çünkü iyise değerini bilemediğinden, kötüyse aldandığından kaybeder insan. Bundan dolayı ne göklere çıkartmak ne de yerin dibine geçirmek bana uyuyor...
Fakat ona karşı olan sempatim şüphelerimden daha ağır basıyor. Neden derseniz zamanında başka hak adamları ile de uğraşılmıştı (uğraşmayı bırakın linç edilmesi ya da peygamber ilan edilmesi gibi sapık olaylar bile olmuştur) fakat düşünsenize Mevlan'ın döneminde yaşıyorsunuz ve elini öpemeden ölüyorsunuz ya da Veysal Karani yanınızdan geçyor farkında bile değilsiniz, bu işte beni çok endişilendiriyor çünkü eğer gerçekten Gülen samimi biri ise bırakın elini öpemeden nasihatlarını dinlemeden göçüp gidebiliriz. Tabi burada bu örneğin tersinide verebiliriz, belki Zeyidt'ir hak adamı sanıp peşinden gidip helak olunabilinir bile denilebilinir yine de her insan gibi benim de gönlümden geçenler daha ağır basıyor ki devrimizde bir hak adamı yaşıyor ve değerini bilemiyoruz diye üzülüyorum...
Uzun sözün kısası Gülen gerçekten kim bilmiyorum, hakkında yazılan çizilen karamalar ya da abartılı övgüler mantığıma ve gönlüme uymuyor ne de göklere çıkartacak ya da grubuna girecek kadar da seviyorum... Sadece kesin bildiğim bir şey var ki o benim değerli bir müslüman kardeşim, o değer oldukça da öyle kalmaya devam edecek...
Acil Demokrasi
Bugünlerde nüksetti basım yine,
Sağa çarptım sola çarptımhabire.
Her yanım yara bere içinde kalbim.
Hava bedava, su bedava değil.
Hür demokratik
Parlamenter sistemde...
Olağanüstü haller,
Geçis dönemleri,
Sıkıyönetimler,
'Simdi sırası değil'ler,
Fikir suçları,
İdam cezası,
141-142
Adalet Mülkün Temeli
Çeliskiler keskinlessin diye
Böyle mi geçsin ömrüm?
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Radyasyon meselesi
Ateistler, Yesiller,
Hor görülen cinsler,
Nesli tükenen kaplumbağalar,
84. madde
Beni ilgilendirmez,
Varlığım varlığına
Armağan olmus bir kere.
Çeliskiler keskinlessin diye
Böyle mi geçsin ömrüm?
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Acil demokrasi
Grup: Bulutsuzluk Özlemi
Album: Uçtu Uçtu
Söz: Nejat Yavasoğulları
Genel Kültür:
www.forsnet.com.tr yaptığı:
www.kimkimdir.gen.tr
www.kronoloji.gen.tr
vb.
Dini:
www.kuran.gen.tr
www.kuranikerim.com
www.muslimheritage.com
Sinema
www.imdb.com
www.sinema.com
Sözlük:
www.wordassistant.com
www.tdk.gov.tr/tdksozluk/sozara.htm
vs. vs.
konuya göre değişen web sitelerini de zamanla koyarım
Kil idim,
kızıl toprak çamur idim Döndüm karıştım
Alt oldum, üst oldum, yalpa vurdum
Karnım şişti
Boynum inceldi destoldum (testi oldum)
Fırına girdim alevlere konuldum
Bir küs oldum bir barıştım
Har vuruldum harman savruldum
Ha gittim ha durdum
Hem bulandım hem duruldum
Bir gün de kendi yolumda kırıldım
......
Yukarıdaki dizeler 'testinin öyküsü...'*
Su testisi, su yolunda kırılır.
Testi oluşu, uzun yolculuktur.
Ama...
Yazgısı bellidir.
Bir gün kendi yolunda kırılacaktır.
o guzel insanlar o guzel atlara binip gittiler
Yaşar Kemal