Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • terör28.11.2003 - 03:34

    İlkel bir silah ama SSCB'nin yıkılmasından sonra çoğu Ülkelerin kendine uygun düştüğü yerde kullanmak için geliştirdiği ve her gün yeni yeni türlerini gördüğümüz yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş gibi politikaların sanatı.

  • radikal islam28.11.2003 - 03:16

    Hz. Peygamberin eşlerine üç kişi gelip Hz. Peygamber’in ibadet durumunu sordular. Durum onlara bildirildi. Dediler ki “Biz nerede Peygamber nerede? Allah(c.c.) onun gelmiş ve gelecek günahlarını bağışlamıştır”. Onlardan biri şöyle dedi: “Ben daima geceleyin namaz kılarım”. Diğeri; “Gündüz oruç tutarım ve hiç bozmam”. Sonuncusu da; “Ben kadınlardan uzaklaşırım ve asla evlenmem” dedi.

    Hemen sonra Hz. Peygamber geliverdi. Buyurdu ki: ”Şöyle, böyle diyenler sizler misiniz? Dikkat ediniz. Allah’a yemin ederim ki ben sizden daha fazla Allah’tan korkan ve O’na daha fazla itaat edenim. Ama benim hem oruç tuttuğum hem de tutmadığım olur, namaz kılarım da, uyurum da ve kadınlarla da evlenirim. Benim şu yolumdan yüz çeviren benden değildir.”

    Hadis-i Şerif
    Kaynak: Enes bin Malik
    _______________________________________

    Bu hadis, zahiri (dünyasal) anlamı ile çok açık olmasına karşılık batıni (manevi) anlamı ile bence açıklanması gereken önemli bir husus var.

    Allah’a yakınlaşmak ve Peygamberimiz’e uymak derken; aşırıya kaçmadan orta yolu bulmak gerekir. Eğer biz, herşeyde olduğu gibi dinde de orta yolu bulamazsak, aşırıya kaçarız; dine bid’at sokmuş oluruz. Çünkü Peygamberimiz’in yaptıklarının dışında fazlasını yapmak (çağımızda olduğu gibi) dinimize bid’at sokmak demektir ki Peygamberimiz “Benim bu yolumdan ayrılan” derken bunu kastediyor. Peygamberimiz’in yaptığı ibadetlerin zerresini yapmaya çalışırken ya da onu taklit etmeye çalışırken aşırılığa kaçmak; dinden uzaklaşmaktır. Yani Allah’a ulaşalım derken; Allah’ın yolundan çıkıverebiliriz. Ne ile? Yaptıklarımızla.

    Kısaca bu Hadis-i Şerif; dinde ortayolu, dinde istikrarı, dinde mantığa dayalı ibadeti öngörüyor, bunu tavsiye ediyor.

  • kapitalist28.11.2003 - 02:46

    Etrafta çok karşılaştım, bazıları, heycandan mıdır nedir, sosyaliste inat olsun diye, ''ben de kapitalistim'' diye çıkışıyor. Tabi sosyalist sosyalizmi savunduğundan sosyalist deniliyor ya sözde kapitalizmi savunan da kapitalist oluyormuş. Fakat bu arkadaşlara üzücü bir haberim var, kapitalist o anlamda kullanılmaz, kapitalist aşağıda açıklamaya çalıştığım gibi sermayedare, anamalcıya denir.

  • michael jackson27.11.2003 - 23:57

    Üç Kral (Three Kings) filmindeki, Iraklı askerin, Troy adındaki Amerikan Askerine işkence yaptığı sahnesindeki konuşmalar.

    (Not: Çevirinin kolay anlaşılması için kendimden aktarmaları parantez içine koydum)

    Asker: Birader senin rutben ne?
    Troy: Çavuş

    Asker: Bölüğün?
    Troy: 437 Sivil İlişkiler Bölüğü ABD Ordusu yedek güçleri(nden) .

    Asker: Anlat bakalım? Michael Jackson'la olan problem nedir?
    Troy: (Anlamadım) Ne demek istiyorsun?

    Asker: (Söyle dedim) Michael Jackson'la olan problem nedir? Michael Jackson'la olan problem nedir (dedim sana) ? (Yoksa) sorumu anlamıyor musun?
    Troy: Hayır. (Valla) pek emin değilim gerçekten...

    Asker: Popun kralı... Mısır'a geldi... Resmini gazete de gördüm; aloo beyaz eldivenli (olan) : (hani) otelimdeyim Ben Micheal Jackson'ım (diyen) : senin ülkenin yüzünü kestirttiği (herif) .
    Troy: Sanmıyorum..

    Asker: Michael Jackson(yahu) Kahrolası sapık ülekenin kralı (olan)
    Troy: Saçmalık. (Ne yaptıysa) Kendisine yaptı.

    Asker: Oğlum, sen kör zavallı pisliğin tekisin. O kadar (çok) belli ki.. Zenci bir adam (kalkıyor) derisi beyaz, saçını da dümdüz yapıyor Neden biliyor musun?
    Troy: Hayır?

    Asker: (Çünkü) senin sapık kahrolası ülken (nasıl) zencileri kendilerinden nefret ettirdiyse, sevmediğiniz Araplar'a ve bombaladığınız buradaki çocuklara aynısını yaptınız. (kardeşi kardeşe düşman ettiniz)

    (Not: İngilizce konuşmalar aynen geçirilmiştir.)

    Soldier: What is your rank, bro?
    Troy: Sergant first class

    Soldier: Your company?
    Troy: 437 Civil Affairs company U.S. army reserve.

    Soldier: Tell me something, O.K.? What is the problem with Michael Jackson?
    Troy: What do you mean?

    Soldier: What is the problem with Michael Jackson? What is the problem with Michael Jackson? Do you understand my question?
    Troy: No. I'm not sure I do.

    Soldier: King of pop... He come to Egypt. I see picture in newspaper. Hello, With a white glove. I'm Michael Jackson in my hotel. Your country makes him cut his face.
    Troy: I don't think so.

    Soldier: Michael Jackson is king of sick fxxking country.
    Troy: Bullsxxt. He did it himself.

    Soldier: You are a blind poor shit, my man. It's so obvious. A black man made the skin white and the hair straight. And you know why?
    Troy: No.

    Soldier: Your sick fxxking country makes the black men hate hisself just like Arab you hate and children you bomb over here.

  • düş27.11.2003 - 22:55

    Ah! Düş olmayan bir şey var mıdır gündüzleyin
    Gözlerinde geçmişten gelen bir ışıkla
    Çevresine bakan kişi için?

    Poe

  • ateş27.11.2003 - 22:47

    Çakmak taşlarının birbirine vurulmasıyla kıvılcım çıkartma ile çakmağın kibritten çok daha önce keşfediğildiği söylenir. Fakat bugünkü kullandığımız gazlı çakmak çok sonradan bulunmuştur.

    Kibritin ilk versiyonu MS. 577'de Çinlilerin uzun süren askeri bir kuşatma altında yemek pişirmek, ısınmak gibi ihtiyaçlarını gidermek için çamdan elde edilmiş çubukların başına sülfür nufus edilerek, hanımlar tarafından, keşfedilmiştir. İlginçtir 1530'a kadar Avrupa'da hiçbir kibrit çeşidine rastlanılmamıştır, büyük olasılıkla Haçlı seferleri sırasında doğudan öğrendiler.

    Bildiğimiz çakmağın ilk modeli ise ''Emniyetli Kibrit (Safety Match) '' olarak 16 Mart 1897 Louise V. Aronson tarafından yağı sülfürle ateşleme düzeni ile icat edildi. Ateşleme sistemleri ile kafayı bozmuş olan Aronson sonraları çok daha değişik çakmaklar üzerine çalışmıştır. (Bundan sonra ki gelişmeleri detaylı bir şekilde Çakmak başlığı altında anlatmaya çalışacağım...)

  • türban27.11.2003 - 19:39

    ülkemin bakkallarında poşet poşet porno dergi satılırken, küfür etmek inşallah demekten daha cazip gelirken kim kime nasıl anlatsın baş örtüsünün giyilmesinin artık sorun veya ilerlemeye bir engel olmadığını.

    Yabancı üniversitelerin broşür, kitapçık gibi tanıtım yayınlarında boy boy başı örtülü öğrencilerin raklamı yapılıp beyinler kapışılırken kim kime modernleşemedik, batıdan geri kaldık, onlar gibi aşamadık olayları diyor? Kaçımız buraya yazarken sözlerimizi ölçüyoruz. Neyi başımıza dert ediyoruz, bu korku bu çelişki niye... Esas bunları sorun kendinize.

    Ekonomimiz IMF'e bağlıyken, bağımsızlığımız tehlike altındayken, Yunanlılar Karadenizde konsolosluklar açıp halkın hepsi sanki rummuş gibi kendine çekmeye çalışırken, papazlar İstanbulu Vatikan gibi Türkiye'den koparmaya çalışırken halkın giydiği örtü mü sorun oluyor? Hani nerde o çocuklarına zorla baş örtüsü giydirmeye çalışan aileler, esas zorlama nerde? Gerçekten çok üzücü!

    Dinde zorlama yoktur, bu ayettir, örtüyü bırakın zorlama ile yedirilen bir hardal tanesi bile varsa zaten dinimize yakışmaz. Zorlama tamamen karakter meselesidir, bunu yapanların etiketi yoktur, dinimizde nefse işkence çektirmek bile yokken malesef dinimiz ülkemizde din eğitimi eksikliğinden ve kendini bilmezlerden dolayı yanlış tanınmıştır.

    Kral çıplak! Kral çıplak!

  • istiklal caddesi27.11.2003 - 19:05

    Her şehirde kesin bu adla vardır.

    Denizli'deki İstiklal caddesi, 1976'da 6 değil sadece 4.9 şiddetinde bir depremle, apartmanların birbirine yapışık oluşundan dolayı domino taşları gibi yıkılmasıyla yerlebir olmuştur, yaklışık o depremde 887 bina hasar görmüş sadece 4 kişi canını kaybetmiştir. Ve malasef hala ders alınmamıştır...

  • ali kuşçu26.11.2003 - 19:20

    Türk astronomu.Semerkant’ta doğdu. Babası Türkistan ve Maveraünnehir emîri Uluğ Beyin doğancıbaşısı Muhammed. Kuşçu adının buradan geldiği söylenir. İlk öğrenimini Semerkant'ta yaptı. Sonra, Bursalı Kadızade Rumî'den ve Uluğ Beyin kendisinden matematik ve astronomi okudu. Semerkant'tan Kirman'a giderek öğrenimini tamamladı. Uluğ Beyin kurduğu rasathaneye müdür oldu (1421) ve onun Zîc (yıldızların yerlerini ve hareketlerini gösteren cetvel) adlı eserine yardım etti. Gürganî tahtında oturan Uluğ Bey, oğlu Abdüllâtif'in ihaneti sonucu öldürülünce (1450) , Semerkant medreselerindeki derslerine son verdi ve Hacca gitmek üzere Tebriz'e geldi (1449) . Tebriz'de Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan kendisine çok itibar etti ve yanında alıkoydu. Bir ara, Osmanlılarla barış konuşmalarını yürütmek üzere elçi olarak Ali Kuşçu'yu Mehmed II'ye (Fatih) yolladı. Ünlü bilgine hayran olan Mehmed II, kendisinden İstanbul'da kalmasını rica etti.

    Ali Kuşçu, bu daveti ancak elçilik görevini bitirdikten sonra gerçekleştirebileceğini bildirdi: Tebriz'e döndü, bir süre sonra bütün ailesini alarak İstanbul'a geldi. Osmanlı-Akkoyunlu sınırında Mehmed II'nin emriyle büyük bir törenle karşılanan Ali Kuşçu, Ayasofya medresesine müderris oldu. 1474 yılında öldü.

    ESERLERİ

    Çalışmaları iki yönde gelişmişti: kelâm ve dilbilgisi, riyaziye ve heyet (matematik ve astronomi) . Kelâm, dilbilgisi ve Nâsırıüddin-i Tusî'nin Tecrid-ül-Kelam (Sözün Tecridi) adlı kitabına ve kadı. Adudüddin'in Risale-i Adüdiye'sine (Adudüddin'in Risalesi) yaptığı yorumlar ve özellikle Unkud-üz-Zevahir fi Nazm-ül-Cevahir (Mücevherlerin Dizilmesinde Görülen Salkım) adlı eserleri önemlidir. Astronomi konusunda ise Farsça yazdığı Riselet-ül fi'l hey'et (Astronomi Risalesi) başta gelir. Eser, bazı ilâvelerle Arapçaya çevrildi. Ali Kuşçu bu nüshaya Risalet-ül-Fethiye (Fetih Risalesi) adını vererek Fatih'e sundu.
    Ayrıca Uluğ Beyin Zîc'ine yaptığı yorum, en önemli yazılarındandır. Bunlardan başka Mahbub-ül-Hamail fi keşif-il-mesail (Meselelerin Keşfinde Tılsımların en Makbulü) adlı ansiklopedik bir eseri daha vardır. Çağında İstanbul medreselerinde matematik ve astronomi çok gelişmiştir.

    Ayrıca Bkz.
    www.bilimtarihi.gen.tr/kimkimdir/ali_kuscu.html
    http://matlab.s5.com/alikuscu.htm
    www.atominsan.com/ali_kuscu.htm
    www.sanalmatematik.com/d/m15.html
    www.bilimveteknoloji.com/bilimadamlari/ali/ali.htm
    www.sevde.de/Tarihe_san_ver/ALi_KUSCU.htm
    www.meteor.gov.tr/2003/geneltanitim/geneltanitim.htm
    vb...

  • alejandro sanz26.11.2003 - 19:13

    İspanyolca müziğin çok tutulduğu ülkelerde sevilen Latin yıldızı şu anda dünyaca bir üne sahip. Türkiye'de de konser vermişti sanırım. 'El Alma Al Aire' adlı albümüyle baya ödül aldı.

    Albümleri:
    3
    Alma Al Aire
    Basico
    Canta Como
    Corazon Partio-Remezclas
    Escencial de Alejandro Sanz
    Mas
    MTV Unplugged
    No Es lo Mismo
    Quisiera Ser
    Si Tu Me Miras
    Viviendo de Prisa

    Orjinal Web Sayfası:
    www.alejandrosanz.net