Ümeyme bnt. Rukayka anlatıyor: “Ensardan bir grup kadınla Hz. Peygamber’e (sav) biat etmek üzere gelmiştim. Dedik ki, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayacağımıza, hırsızlık yapmayacağımıza, zina etmeyeceğimize, kendi uydurduğumuz bir iftira ile hiç kimseyi suçlamayacağımıza ve dinin emirleri konusunda sana karşı gelmeyeceğimize dair sana biat (bağlılık yemini) ediyoruz.’...”
1929 yılında Atatürk, Yalova kaplıcalarına giderken yolda sığır güden küçük bir çocukla karşılaşır. Çocuğun adı Mustafa’dır.
Atatürk, küçük adaşıyla sohbete başlar ve ona sorular sorar. Çocuk, Atatürk’ün kim olduğunu bilmeden ona büyük bir özgüven ve zeka ile cevaplar verir.
Atatürk ona, “Sen okuma yazma bilir misin?” diye sorar. Çocuk, “Bilmem ama öğrenmek isterim,” der. Atatürk, çocuğun bu azminden ve pratik zekasından çok etkilenir. Yanındakilere dönerek, “İşte Türk köylüsü böyle yüksek zekadadır,” der.
Atatürk, Mustafa’yı İstanbul’a getirtir, bakımını üstlenir ve okutur. Sığırtmaç Mustafa, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başarılı bir subay (Binbaşı) olarak görev yapar.
Bu anı, Atatürk’ün sadece bir lider değil, aynı zamanda fırsat eşitliğine inanan bir eğitim gönüllüsü olduğunu kanıtlar.
Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.
Bu kafamın içindekileri cehennem diyeni Zaten kapısı yok gökyüzünün bence ruhunu kanattığın kadar Soysuz gibi gezeninin yüzünü bellettin din diye Saygısız diye anlattıkça yardımı mı kestin de deli diye Ben her gün yalvarsam da duadan mı saymadın da geçmişin yüküsün Şimdi Allah deyince affedildik sanmışlar da kıyamet mi uzakta Resimleri lanetlenmiş diye kendileri bakmışlar ama hatırlamak isteyen kim Yanında işi kalmamış diye yer gök senin şeytanına hakim Bu nasıl bir yaklaşım ki her lafımız yalandan kine bulanmış Az yukarıda katil yok diye bugün bizim evi cehennemden sormuşlar
adını bilemeyen tüm erkekler cennetin tersi şiir diyen yok edilmiş kimlikler halini hatrını sormayan katil suratlı pislikler
Bir daha görüşmeyelim derken sevgilisini kaybeden eşitliğinde Senin işin mi yok besledin bunları insan diye
diyeceğine Allah'a dua edip, bütün kitapları ve okuma öğüt anlayışını ve 99 ismi de kötüye kullanıyorlar ve kışkırtma amaçlı yaklaşılıyorlar ve kendilerini aciz olmakta haklı sanıyorlar, sinir bozuyorlar ya
benim için cehennem
onlar yalancı yani
lut ibrahim in babası değil ki edebiyat olsa ben bu konuyu seçmedim ki suçu bana atsalar kitabımı cehennemde sandılar madem babası bizden değil onlardandır dediler oğlu yok kızı var diye de meleklere şeytan dediler
YANİ O AÇIDAN YALANCILAR VEYA ÇOK ESKİ DÖNEMLERDE ÖYLE İNSANLAR DA VARMIŞ DİYE
yani özetle "normal" insanlar olarak zekânızı kullanmazsanız örneğin lut ailesi de vardı onlar da peygamberleri gördü selamlaştı onlar hayatta kaldı başka peygamberler de doğdu yeniden umut da oldu
diye okumak ve cennete inanmak yerine
başlarına gelenler gerçek oluyor "kimse doğru yolu bulamadığından dolayı"
https://www.youtube.com/shorts/V6oBxB1_F-g
onlarmış
Ümeyme bnt. Rukayka anlatıyor:
“Ensardan bir grup kadınla Hz. Peygamber’e (sav) biat etmek üzere
gelmiştim. Dedik ki, ‘Ey Allah’ın Resûlü! Allah’a hiçbir şeyi ortak
koşmayacağımıza, hırsızlık yapmayacağımıza, zina etmeyeceğimize,
kendi uydurduğumuz bir iftira ile hiç kimseyi suçlamayacağımıza ve
dinin emirleri konusunda sana karşı gelmeyeceğimize dair sana biat
(bağlılık yemini) ediyoruz.’...”
Türk köylüsü yüksek zekâlıdır.
M.Kemâl Atatürk
1929 yılında Atatürk, Yalova kaplıcalarına giderken yolda sığır güden küçük bir çocukla karşılaşır. Çocuğun adı Mustafa’dır.
Atatürk, küçük adaşıyla sohbete başlar ve ona sorular sorar. Çocuk, Atatürk’ün kim olduğunu bilmeden ona büyük bir özgüven ve zeka ile cevaplar verir.
Atatürk ona, “Sen okuma yazma bilir misin?” diye sorar. Çocuk, “Bilmem ama öğrenmek isterim,” der. Atatürk, çocuğun bu azminden ve pratik zekasından çok etkilenir. Yanındakilere dönerek, “İşte Türk köylüsü böyle yüksek zekadadır,” der.
Atatürk, Mustafa’yı İstanbul’a getirtir, bakımını üstlenir ve okutur. Sığırtmaç Mustafa, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nde başarılı bir subay (Binbaşı) olarak görev yapar.
Bu anı, Atatürk’ün sadece bir lider değil, aynı zamanda fırsat eşitliğine inanan bir eğitim gönüllüsü olduğunu kanıtlar.
Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.
Mustafa Kemal Atatürk
o açıdan atasözü yazdım tarihe geçmek için;
insana zorla euzu dedirtmeyin bari
Bu kafamın içindekileri cehennem diyeni
Zaten kapısı yok gökyüzünün bence ruhunu kanattığın kadar
Soysuz gibi gezeninin yüzünü bellettin din diye
Saygısız diye anlattıkça yardımı mı kestin de deli diye
Ben her gün yalvarsam da duadan mı saymadın da geçmişin yüküsün
Şimdi Allah deyince affedildik sanmışlar da kıyamet mi uzakta
Resimleri lanetlenmiş diye kendileri bakmışlar ama hatırlamak isteyen kim
Yanında işi kalmamış diye yer gök senin şeytanına hakim
Bu nasıl bir yaklaşım ki her lafımız yalandan kine bulanmış
Az yukarıda katil yok diye bugün bizim evi cehennemden sormuşlar
adını bilemeyen tüm erkekler
cennetin tersi şiir diyen yok edilmiş kimlikler
halini hatrını sormayan katil suratlı pislikler
Bir daha görüşmeyelim derken sevgilisini kaybeden eşitliğinde
Senin işin mi yok besledin bunları insan diye
diyeceğine Allah'a dua edip,
bütün kitapları ve okuma öğüt anlayışını ve 99 ismi de kötüye kullanıyorlar ve kışkırtma amaçlı yaklaşılıyorlar ve kendilerini aciz olmakta haklı sanıyorlar, sinir bozuyorlar ya
benim için cehennem
onlar yalancı yani
lut ibrahim in babası değil ki
edebiyat olsa ben bu konuyu seçmedim ki
suçu bana atsalar kitabımı cehennemde sandılar
madem babası bizden değil onlardandır dediler
oğlu yok kızı var diye de meleklere şeytan dediler
YANİ O AÇIDAN YALANCILAR
VEYA ÇOK ESKİ DÖNEMLERDE ÖYLE İNSANLAR DA VARMIŞ DİYE
bana yazdırdılar
o açıdan kitap okunamaz
insan gibi insan olup
evinde kendi ailenle okunur
yani beni bu şekilde örnek verecek değil
ama bu bir örnek
Çünkü aklı olmayan tek yaratık şeytan
yani özetle "normal" insanlar olarak zekânızı kullanmazsanız
örneğin lut ailesi de vardı
onlar da peygamberleri gördü selamlaştı
onlar hayatta kaldı
başka peygamberler de doğdu
yeniden umut da oldu
diye okumak ve cennete inanmak yerine
başlarına gelenler gerçek oluyor
"kimse doğru yolu bulamadığından dolayı"
sıkıntıdan ölmek
ölmekmiş meğer
ağzından tek bi doğru laf çıkmayan
tek bir kitap okumamış
çocuk desen masum diyemeyen
aklı hiçbir ilme yetişmeyen
kim varsa -isyan etti diye pes ettiniz
KÜSTÜM BEN.
ASLA DA AFFEDECEK DEĞİLİM.
Açın okuyun...
Türkler, ahlakını hiçbir zaman bir peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmemişlerdir.
M. Kemal Atatürk
Eğer Türkler müslüman olmasaydı, İslamiyet musevilik gibi göksel bir din olarak kalırdı.
M. Kemal Atatürk
Türk milleti hiçbir devirde insanların yaptığı putlara tapmamıştır.
M. Kemal Atatürk
böyle de turşu kurun:))
Beni HİÇKİMSE İLGİLENDİRMİYOR.