'Denizin üstünde ala bulut yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak adam durmuş düşünür.
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa, balık mı olsam, yosun mu yoksa? .. Ne o, ne o, ne o. Deniz olunmalı, oğlum, bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.'
'Kazancakis'in o romanını bilirsin: Günaha Son Çağrı. O kitabın son bölümünde bu duyguyu ne güzel anlatır Kazancakis; mücadeleyi bırakmamanın, mücadeleden kopmamanın o büyük sevincini ne güzel anlatır. İşte o sevinci duyuyorsun, o büyük sevinci. (...) '
Deniz bize döndü: 'Cezaevinden bizi yangından mal kaçırır gibi kapıp havada getirdiler. Ayakkabılarımızın bağlarını bile bağlamamıza fırsat vermediler. Postallarımın bağlarını bağlasınlar; asılınca postallarımın ayağımdan düşmesini istemem,' dedi. Bir görevli, eğilip Deniz'in açılmış bağcıklarını bağladı. İki gardiyan iki kolundan kavradı. 'Hadi,' dediler. Deniz, kalktı, dimdik yürüdü iki gardiyanın arasında. Çok metin gitti.
En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de Devrim O, onun en güzel yüz metresini koştu En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak... En hızlısıydı hepimizin, En önce göğüsledi ipi... Acıyorsam sana anam avradım olsun, Ama aşk olsun sana çocuk, AŞK olsun! '
'Gözlerim dayanmıyor bu maviye'
Can Yücel
Bilmediğini uydurmaktır. Araştırmadan, okumadan tepeden konuşmaktır.
'Deniz olunmalı oğlum'
Nazım Hikmet
'Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa,
balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.'
Nazım Hikmet
'Takalar geçiyor allı yeşilli
Takalar geçiyor dümenleri lazlı
Takalar geçiyor en nazlı
Yelkenlilerden de güzel
Güvenli sularda işsiz dönenen
Gezi yelkenlerinden çok duyarak denizi
Takalar geçiyor enginlere
Yamalı göğsünü gere gere
Takalar geçiyor yükle yürekle
Takalar geçiyor emekle dolu
Günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
Denizlerde Anadolu
Kıyılar kadın olmuş
Açılır gider erkeği
Takalar takalar toprağın
Denizde çarpan yüreği...'
Bülent Ecevit
'Kazancakis'in o romanını bilirsin: Günaha Son Çağrı. O kitabın son bölümünde bu duyguyu ne güzel anlatır Kazancakis; mücadeleyi bırakmamanın, mücadeleden kopmamanın o büyük sevincini ne güzel anlatır. İşte o sevinci duyuyorsun, o büyük sevinci. (...) '
Deniz Gezmiş (Gülünün Solduğu Akşam'dan)
'BEN SEN O
O, yalnız ağaran tanyerini görüyor,
ben, geceyi de.
Sen yalnız geceyi görüyorsun,
ben ağaran tanyerini de...'
Nazım Hikmet
Büyük şair. Can Yücel'i azımsayabilmek için en az onun kadar iş yapabilmiş olmak gerekir.
Avukat Mükerrem Erdoğan anlatıyor:
Deniz bize döndü:
'Cezaevinden bizi yangından mal kaçırır gibi kapıp havada getirdiler. Ayakkabılarımızın bağlarını bile bağlamamıza fırsat vermediler. Postallarımın bağlarını bağlasınlar; asılınca postallarımın ayağımdan düşmesini istemem,' dedi.
Bir görevli, eğilip Deniz'in açılmış bağcıklarını bağladı.
İki gardiyan iki kolundan kavradı. 'Hadi,' dediler.
Deniz, kalktı, dimdik yürüdü iki gardiyanın arasında.
Çok metin gitti.
(Gülünün Solduğu Akşam)
'MARE NOSTRUM
En uzun koşuysa elbet Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, AŞK olsun! '
Can Yücel