evet benim döşemelerde kenarlardan açılmaya başladı.. ama diyorum ki saçlarıma evlatlarım sevdiniz kahroldunuz askerliği yediniz bitirdiniz istanbul gördünüz yaşadınız onlar dökmedi saçlarınızı ve direndiniz de bu şehir bu ankaramı dökecek sizleri direnin bre aslanlarım... hem babamda çok kel sayılmaz hani o da bir umut..
babaya laf yok batsın bu dünya demiş ve işe borsadan başlamış idealleri uğruna yapıyor o borsa spekülatörlüğünü.. orhan babadan mısralarla son verelim
batsın bu dünya bitsin bu rüya ağlatıpta güleneee yazıklar olsunnn doğmamış çileler yaşanmamış dertler hasret çeken gönül hep benimi bulsuuuuun ben ne yaptım kader sanaaaaaa mahkum ettin beni banaaaaaaaaa her nefeste bin sitem var laylaylom
köpek kovalar kedi kaçar... istisnalar var elbet birgün yine köpek kediyi kovalıyor klasik manzara kedi ağaca çıktı ama köpek inat hırlıyor ağacın dibinde derken kedi köpeğin sırtına atlıyor ve yapıştırıyor tırnaklarını sırtını kazıyor adeta köpeğin inlemeleri hertarafı sarmış. kaçmıyorda öyle bağırıyor olduğu yerde.. bu olaydan çıkardığım bir ders olmadı hala daha düşünemiyorum tüylerim diken diken oluyor..
gözlerimi kapattım yürüyorum üstümde bir hırka fazlalık bulutların arasından çağlayan şelaler görüyorum hiçbiri beni ıslatmıyor yol kenarların meyveleri uzatan dallar bakıyorum bakıyorum yemek mi? asla uzatsam ellerimi kaybolacaklar biliyorum bir kedi yavrusu yolda seviyorum seviyorum elimi tırmalamış acıttı biliyorum ama kan akmıyor çünkü bu benim hayalim senaryo bana ait..
gözlerimi açtım yazıyorum yazıyorum 'aşk' yazıyorum ama ekranda 'acı' yazsın istiyorum olmuyor.. çünkü buda benim gerçeğim...
her zaman pazarlık yapmalı taksimetreyi kapattırmalı... helede yol muhabbeti 'zor iş' muhabbeti e birazda 'şu bayan sürücüler' muhabbeti yaptınızmı... para almazlar diyeceğimi sanıyorsanız çok beklersiniz çatır çatır alırlar..
iki erzurumlu trene binip istanbula geliyorlar. otururken karşılarındaki adam çantasından muz çıkartıp yemeye başlar erzurumlular pür dikkat seyre dalarlar. nerden bilsin muzu. adam bakışlara dayanamaz ve iki muz daha çıkartıp ikram eder erzurumlulara fakat bir kurttur erzurumluların içine düşen bir türlü cesaret edip yiyemezler. içlerinden biri diğerine -gardaş önce sen ye eger bir şey olursa ben bu adamı vuracağam. kabul etmez diğeri. sen ye ben yiyim tartışırlar. derken karar kılarlar birinde dadaş muzu dişler ve tren tünele girer ve şöyle der diğerine -gardaş gardaş sahın yeme ben kör oldum!
helal daire keyfe kafidir der üstad.. insana verilen sınırlar yeterlidir 'sınırsız eğlence, sınırsız dans, sınırsız hokkabazlık'... sınır diye bir şey yok insan hayalinde bu tür sözlerde zihnin palyaçoları zaten.bir kandırmacadan ibaret. taşıdığımız ruh bile kalıplara sığmazken bedeni bir yere hapsetmek niye? diye sorabilir insan.. insanoğlu anlayacaktır özgürlüğü ve ruh dünyadan beraat edecektir ancak öldüğü zaman...
evet
benim döşemelerde kenarlardan açılmaya başladı..
ama diyorum ki saçlarıma
evlatlarım
sevdiniz kahroldunuz
askerliği yediniz bitirdiniz
istanbul gördünüz yaşadınız
onlar dökmedi saçlarınızı ve direndiniz de
bu şehir bu ankaramı dökecek sizleri
direnin bre aslanlarım...
hem babamda çok kel sayılmaz hani o da bir umut..
babaya laf yok
batsın bu dünya demiş
ve işe borsadan başlamış
idealleri uğruna yapıyor o
borsa spekülatörlüğünü..
orhan babadan mısralarla son verelim
batsın bu dünya
bitsin bu rüya
ağlatıpta güleneee
yazıklar olsunnn
doğmamış çileler
yaşanmamış dertler
hasret çeken gönül hep
benimi bulsuuuuun ben ne yaptım
kader
sanaaaaaa
mahkum ettin
beni banaaaaaaaaa
her nefeste bin sitem var
laylaylom
köpek kovalar kedi kaçar...
istisnalar var elbet
birgün yine köpek kediyi kovalıyor klasik manzara
kedi ağaca çıktı ama köpek inat hırlıyor ağacın dibinde
derken kedi köpeğin sırtına atlıyor ve yapıştırıyor tırnaklarını
sırtını kazıyor adeta köpeğin inlemeleri hertarafı sarmış.
kaçmıyorda öyle bağırıyor olduğu yerde..
bu olaydan çıkardığım bir ders olmadı hala daha düşünemiyorum
tüylerim diken diken oluyor..
-... ama ağlamışsın sen
gözlerimi kapattım yürüyorum
üstümde bir hırka fazlalık
bulutların arasından çağlayan şelaler görüyorum
hiçbiri beni ıslatmıyor
yol kenarların meyveleri uzatan dallar
bakıyorum bakıyorum
yemek mi?
asla
uzatsam ellerimi kaybolacaklar biliyorum
bir kedi yavrusu yolda
seviyorum seviyorum
elimi tırmalamış acıttı biliyorum
ama kan akmıyor
çünkü bu benim hayalim
senaryo bana ait..
gözlerimi açtım
yazıyorum yazıyorum
'aşk' yazıyorum
ama ekranda 'acı' yazsın istiyorum olmuyor..
çünkü buda benim gerçeğim...
bu benim nickimi
çağırıştırıyor..
nick nick..
yahu bunun türkçesi yokmu..
her zaman pazarlık yapmalı
taksimetreyi kapattırmalı...
helede yol muhabbeti 'zor iş' muhabbeti
e birazda 'şu bayan sürücüler' muhabbeti yaptınızmı...
para almazlar diyeceğimi sanıyorsanız çok beklersiniz
çatır çatır alırlar..
türkiye 73
brezilya 71
e heyirli olsun
eğlence var bu akşam maçın tekrarını seyrederiz
iki erzurumlu trene binip istanbula geliyorlar.
otururken karşılarındaki adam çantasından muz çıkartıp yemeye başlar
erzurumlular pür dikkat seyre dalarlar. nerden bilsin muzu.
adam bakışlara dayanamaz ve iki
muz daha çıkartıp ikram eder erzurumlulara
fakat bir kurttur erzurumluların içine düşen bir türlü
cesaret edip yiyemezler.
içlerinden biri diğerine
-gardaş önce sen ye eger bir şey olursa ben bu
adamı vuracağam.
kabul etmez diğeri.
sen ye ben yiyim tartışırlar.
derken karar kılarlar birinde
dadaş muzu dişler ve tren tünele girer ve şöyle der diğerine
-gardaş gardaş sahın yeme ben kör oldum!
helal daire keyfe kafidir
der üstad..
insana verilen sınırlar yeterlidir
'sınırsız eğlence, sınırsız dans, sınırsız hokkabazlık'...
sınır diye bir şey yok insan hayalinde
bu tür sözlerde zihnin palyaçoları zaten.bir kandırmacadan ibaret.
taşıdığımız ruh bile kalıplara sığmazken bedeni bir yere hapsetmek niye?
diye sorabilir insan..
insanoğlu anlayacaktır özgürlüğü
ve ruh dünyadan beraat edecektir
ancak öldüğü zaman...