her gün farklı elbiseni giyiniyor farklı renklere boyanıyorsun... tanıyorum seni ama çaktırmıyorum. özde aynısınız bütün senler... 3 dakikalık tebessüm ettirip yitip avuçlarımdan gidiyorsunuz.. siz teselliler neden beni umutlandırıyorsunuz!
pişmanlıklar söylenmemesi gerekip söylenenler.. özür dileyemeyişler perdeler gururlar.. içte olup dışarıya çıkmaya cesareti olmayan ve sürekli kanayan yaralar... tedavisi bir pişmanlık ifade eden cümleye bakıyor.. heyhat! pişmanlığın önünde gurur 24 saat nöbet tutuyor...
çizikler, kesikler.. kopanlar sığmayıp kabını çatlatan ve kanatanlar.. kanlar, irinler hava ve zaman karışımıyla bağlanan kabuklar.. ve kabukların -görevin bitti denilerek vücuttan atılmaları... geriye kalan sadece ve sadece izler... bakınca hatırlamak için hayatın attığı imzalar...
'ba's' (dirilmek) 'ba'de' (sonra) 'el' (arapçada bağlaç) 'mevt' (ölüm) öldükten sonra dirilmek... kışın kurumuş, hayat belirtisi olmayan bazı ağaçların baharda tekrar yeşermesi gibi..
'bî' (farsçada olumsuzluk veren ön ek) + 'kâr' (eylem, çalışma, kazanç) dolayısıyla eylemsiz kazançsız yaşamak manasına geliyor.. bekâr adam boş adam manasında yani.. ben demiyorum kelimenin anlamı diyor.. evliliğin hayata bir amaç kattığına inanmakla beraber bekârların amacının da uygun birisini bulup evlenmek olduğu gerçeğinide inkâr etmemek gerek.. :)
-doldumu hayri!
-dolmadı abi bu çile alttan kaçırıyor galiba
-yok yok bunun orjinali böyle hep kaçırır bir yerlerden
vakti gelmedi daha!
her gün farklı elbiseni
giyiniyor
farklı renklere boyanıyorsun...
tanıyorum seni ama çaktırmıyorum.
özde aynısınız bütün senler...
3 dakikalık tebessüm ettirip
yitip avuçlarımdan gidiyorsunuz..
siz
teselliler
neden beni umutlandırıyorsunuz!
pişmanlıklar
söylenmemesi gerekip söylenenler..
özür dileyemeyişler
perdeler
gururlar..
içte olup dışarıya çıkmaya cesareti olmayan
ve sürekli kanayan yaralar...
tedavisi bir pişmanlık ifade eden cümleye bakıyor..
heyhat!
pişmanlığın önünde gurur
24 saat nöbet tutuyor...
çizikler, kesikler..
kopanlar
sığmayıp kabını çatlatan ve kanatanlar..
kanlar, irinler
hava ve zaman karışımıyla bağlanan kabuklar..
ve kabukların
-görevin bitti
denilerek vücuttan atılmaları...
geriye kalan
sadece ve sadece
izler...
bakınca hatırlamak için
hayatın attığı imzalar...
yaranın kabuk bağlaması...
'ba's' (dirilmek)
'ba'de' (sonra)
'el' (arapçada bağlaç)
'mevt' (ölüm)
öldükten sonra dirilmek...
kışın kurumuş, hayat belirtisi olmayan bazı ağaçların
baharda tekrar yeşermesi gibi..
yemek yemek
yapmaktan daha büyük bir sanat..
'kâin' (varolan, yaratılmış olan) + 'ât' (çoğul eki)
varolan herşey manasında..
'bî' (farsçada olumsuzluk veren ön ek) + 'kâr' (eylem, çalışma, kazanç)
dolayısıyla
eylemsiz kazançsız yaşamak
manasına geliyor..
bekâr adam
boş adam manasında yani..
ben demiyorum
kelimenin anlamı diyor.. evliliğin hayata bir amaç kattığına inanmakla beraber
bekârların amacının da uygun birisini bulup
evlenmek olduğu gerçeğinide inkâr etmemek gerek.. :)
dünyanın en büyük sosyal aktivitesi..
hücûm emri gelmeden yerlerinden kıpırdamayan
bir ordu gibi
mülümanlar sofranın başında ezânı bekliyor..