Çocuk - Bayım... Vladimir döner. Bay Albert... Vladimir - Hadi bakalım. Bir an. Beni hatırlamıyor musun? Çocuk - Hayır Efendim. Vlamimir - Dün gelen sen değildin. Çocuk - Hayır Efendim. Vladimir - Bu senin ilk gelişin. Çocuk - Evet Efendim. Sessizlik. Vladimir - Bay Godot'dan bir mesajın var. Çocuk - Evet Efendim. Vladimir - Bu akşam gelmeyecek.
Çocuk - Evet Efendim. Vladimir - Ama yarın gelecek. Çocuk - Evet Efendim. Vladimir - Kesinlikle. Çocuk - Evet Efendim. Sessizlik. Vladimir - Kimseyle karşılaştın mı? Çocuk - Hayır Efendim. Vladimir - Ya iki...duraksar...adamla? Çocuk - Hiç kimseyi görmedim, Efendim. Sessizlik. Vladimir - O ne yapıyor, Bay Godot? Sessizlik. Beni duyuyor musun? Çocuk - Evet Efendim. Vladimir - Ee. Çocuk - Hiçbir şey yapmıyor Efendim. Sessizlik. Vladimir - Kardeşin nasıl? Çocuk - Hasta, Efendim. Vladimir - Herhalde dün gelen oydu. Çocuk - Bilmiyorum, Efendim. Sessizlik. Vladimir - yumuşakça Sakalı var mı, Bay Godot'un? Çocuk - Evet Efendim. Vladimir - Sarı mı, yoksa...duraksar...siyah mı? Çocuk - Sanırım beyaz, Efendim. Sessizlik. Vladimir - Tanrı bizi korusun! Sessizlik. Çocuk - Bay Godot'ya ne söyleyeyim, Efendim? Vladimir - Ona...duraksar...beni gördüğünü ve...duraksar ...beni gördüğünü söyle. Bir an. Vladimir yaklaşır, çocuk geri çekilir-Vladimir durur, çocuk durur. ani bir hiddetle. Beni gördüğüne eminsin değil mi,yarın gelip beni hiç görmediğini söyleme!
Çok sevdiğim bir arkadaşımın esrar bağımlısı olduğunu öğrendiğim de yaşadığım şaşkınlığı yaşıyorum.. herkesten beklerdim de arılardan beklemezdim. bilgiye bakın
Balarıları oğul verirken genç kraliçe yuvaya kabul edilmezse '9-hydroxdex-trans-2-enoicasid' maddesini milimikron kadar işçilere verir. Bu da keyif verici bir maddedir. Yani uyuşturucu. Bağımlılık yapar. İşçi arılar bu maddeyi kraliçeden her gün alabilmek için onun her türlü ihtiyacını karşılar. Yani arıların çalışkanlığının sırrı madde bağımlısı olmalarıdır.
serseriler osmanlıcada MAZANNE-I SÛI EŞHAS ' ne zaman kötülük yapacakları belli olmayan insanlar' günümüzün ifadesiyle 'potansiyel suçlular'. bu sınıfa kabadayılar, külhanbeyleri ve kopuklar girer imiş eski zamanlarda.. üçünün de birbirinden farklı hayat felsefeleri var. mesela kabadayılar küçültmek, hakaret etmek için birbirlerine 'külhanbeyi' (hamamların ocaklarında yaşayan kimsesiz serseriler) diyerek takılırlar imiş... 'kopuk' ise işsiz güçsüz avare gezenlere verilen ad.. bir de 'hayta' lar var ki osmanlı da sınır beylerine bağlı bir gruba verilen ad. ya kendileri ya da yaşayan insanlar; artık bilemiyoruz kim yapmış ama hayta kelimesinin anlamı zamanla değişikliğe uğramış..
Hayat sana iyi davranıyor mu? Kendinle konuşuyor musun, yoksa hala küs müsünüz? Zaman üzerinden geçerken acıtıyor mu? Yaşam ile yaptığın alışverişin kârlı mı? alınanlarla verilenler birbirine denk mi? nasılsın? hala acıyor mu....
-fotoğraflar çıkmış -ver ver bir bakayım, iftarda çekildiklerimiz değil mi? -evet, baksana bora nın keli nasılda parlyor -ha ha.. ya ama bir tuhaflık var bu işte -ne oldu -bunların hiçbirinde ben yokum benim sandalyem boş gözüküyor... -gayet normal -neden -e fotoğrafları sen çektin.. -:Ss
yinede güzeldi o ilk okunan kitaplar.. kim niye yazmış ne anlatıyor... umurunda mı? bir kelimenin peşine takılıp çağrışımlarla tüm evreni dolaşırdık.. dünya bile yetmezdi bazen. sınıra dayanınca uyanırdık ama bir bakmışız o geçen saniyelerde gözlerimiz 4-5 sayfa daha okumuş... ben üşenmez başa dönüp anlayarak okumaya çalışırdım ama nafile.. o yüzden elimde hep kitap vardı benim ama okunmuşlukları bir elin parmak sayısı kadar.. güzeldi yinede..
ilk kitap okunulan zamanlar ve ya ilk okunan çocukluk kitaplarından akılda kalan ne var? benim aklımda kitapta yazılanlardan çok kitabı nerede okuduğum kalmış.. said havva nın 'cundullah' isimli bir kitabı vardır mesela. sorulsa ne anlattığı ezbere olur, fakat size bayırda hayvan otlatırken kitabı okumaktan başımı kaldırdığımda bütün ineklerin ortadan kaybolup komşunun elmalığına girdiğini farkettiğimde yaşadığım korkuyu tek tek anlatabilirim. daha eskiye gideyim 4.sınıftan 5. sınıfa geçtiğimde öğretmenimin yaz tatilinde okumam için verdiği mavi sert kartonla kaplanmış yazıları büyük hacmi küçük sayfaları bol olan hikaye kitabının benimle beraber nereleri gezdiğinide anlatabilirim.. nasıl okuyacağımızı neden okuyacağımızı çok sonraları öğreniyoruz.. vesselam..
Çocuk - Bayım... Vladimir döner. Bay Albert...
Vladimir - Hadi bakalım. Bir an. Beni hatırlamıyor musun?
Çocuk - Hayır Efendim.
Vlamimir - Dün gelen sen değildin.
Çocuk - Hayır Efendim.
Vladimir - Bu senin ilk gelişin.
Çocuk - Evet Efendim. Sessizlik.
Vladimir - Bay Godot'dan bir mesajın var.
Çocuk - Evet Efendim.
Vladimir - Bu akşam gelmeyecek.
Çocuk - Evet Efendim.
Vladimir - Ama yarın gelecek.
Çocuk - Evet Efendim.
Vladimir - Kesinlikle.
Çocuk - Evet Efendim. Sessizlik.
Vladimir - Kimseyle karşılaştın mı?
Çocuk - Hayır Efendim.
Vladimir - Ya iki...duraksar...adamla?
Çocuk - Hiç kimseyi görmedim, Efendim. Sessizlik.
Vladimir - O ne yapıyor, Bay Godot? Sessizlik. Beni duyuyor musun?
Çocuk - Evet Efendim.
Vladimir - Ee.
Çocuk - Hiçbir şey yapmıyor Efendim. Sessizlik.
Vladimir - Kardeşin nasıl?
Çocuk - Hasta, Efendim.
Vladimir - Herhalde dün gelen oydu.
Çocuk - Bilmiyorum, Efendim. Sessizlik.
Vladimir - yumuşakça Sakalı var mı, Bay Godot'un?
Çocuk - Evet Efendim.
Vladimir - Sarı mı, yoksa...duraksar...siyah mı?
Çocuk - Sanırım beyaz, Efendim. Sessizlik.
Vladimir - Tanrı bizi korusun! Sessizlik.
Çocuk - Bay Godot'ya ne söyleyeyim, Efendim?
Vladimir - Ona...duraksar...beni gördüğünü ve...duraksar
...beni gördüğünü söyle. Bir an. Vladimir yaklaşır,
çocuk geri çekilir-Vladimir durur, çocuk durur. ani
bir hiddetle. Beni gördüğüne eminsin değil mi,yarın
gelip beni hiç görmediğini söyleme!
Godot'yu beklerken..
Çok sevdiğim bir arkadaşımın
esrar bağımlısı olduğunu öğrendiğim de
yaşadığım şaşkınlığı yaşıyorum..
herkesten beklerdim de arılardan beklemezdim.
bilgiye bakın
Balarıları oğul verirken genç kraliçe yuvaya kabul edilmezse '9-hydroxdex-trans-2-enoicasid' maddesini
milimikron kadar işçilere verir. Bu da keyif verici bir maddedir. Yani uyuşturucu. Bağımlılık yapar. İşçi arılar bu maddeyi kraliçeden her gün alabilmek için onun her türlü ihtiyacını karşılar. Yani arıların çalışkanlığının sırrı madde bağımlısı olmalarıdır.
İntihara meyilli olmak, yasalara saygılı pısırık katillere mahsustur;
öldürmekten korktuklarından, kendilerini yok etmeyi düşlerler,
cezalandırılmayacaklarından emin olarak...
Emil Michel Cioran: Aforizmalar / Burukluk
eğemez..
bknz.
kaybedilmemesigerekengiller
serseriler
osmanlıcada MAZANNE-I SÛI EŞHAS
' ne zaman kötülük yapacakları belli olmayan insanlar'
günümüzün ifadesiyle
'potansiyel suçlular'.
bu sınıfa kabadayılar, külhanbeyleri ve kopuklar girer imiş eski zamanlarda..
üçünün de birbirinden farklı hayat felsefeleri var.
mesela kabadayılar küçültmek, hakaret etmek için
birbirlerine
'külhanbeyi' (hamamların ocaklarında yaşayan kimsesiz serseriler)
diyerek takılırlar imiş...
'kopuk' ise işsiz güçsüz avare gezenlere verilen ad..
bir de 'hayta' lar var ki osmanlı da sınır beylerine bağlı bir gruba verilen ad.
ya kendileri ya da yaşayan insanlar;
artık bilemiyoruz kim yapmış ama hayta kelimesinin anlamı zamanla değişikliğe uğramış..
Hayat sana iyi davranıyor mu?
Kendinle konuşuyor musun, yoksa hala küs müsünüz?
Zaman üzerinden geçerken acıtıyor mu?
Yaşam ile yaptığın alışverişin kârlı mı? alınanlarla verilenler birbirine denk mi?
nasılsın?
hala acıyor mu....
-fotoğraflar çıkmış
-ver ver bir bakayım, iftarda çekildiklerimiz değil mi?
-evet, baksana bora nın keli nasılda parlyor
-ha ha.. ya ama bir tuhaflık var bu işte
-ne oldu
-bunların hiçbirinde ben yokum benim sandalyem boş gözüküyor...
-gayet normal
-neden
-e fotoğrafları sen çektin..
-:Ss
yinede güzeldi o ilk okunan kitaplar..
kim niye yazmış
ne anlatıyor... umurunda mı?
bir kelimenin peşine takılıp çağrışımlarla tüm evreni dolaşırdık..
dünya bile yetmezdi bazen.
sınıra dayanınca uyanırdık ama bir bakmışız
o geçen saniyelerde
gözlerimiz 4-5 sayfa daha okumuş...
ben üşenmez başa dönüp anlayarak okumaya çalışırdım
ama nafile..
o yüzden
elimde hep kitap vardı benim
ama
okunmuşlukları bir elin parmak sayısı kadar..
güzeldi yinede..
ilk kitap okunulan zamanlar
ve ya
ilk okunan çocukluk kitaplarından akılda kalan ne var?
benim aklımda
kitapta yazılanlardan çok
kitabı nerede okuduğum kalmış..
said havva nın 'cundullah' isimli bir kitabı vardır mesela.
sorulsa ne anlattığı ezbere olur,
fakat
size bayırda hayvan otlatırken
kitabı okumaktan başımı kaldırdığımda
bütün ineklerin
ortadan kaybolup komşunun elmalığına girdiğini farkettiğimde yaşadığım korkuyu
tek tek anlatabilirim.
daha eskiye gideyim
4.sınıftan 5. sınıfa geçtiğimde öğretmenimin yaz tatilinde okumam için verdiği mavi sert kartonla kaplanmış
yazıları büyük
hacmi küçük
sayfaları bol olan hikaye kitabının
benimle beraber nereleri gezdiğinide anlatabilirim..
nasıl okuyacağımızı
neden okuyacağımızı çok sonraları öğreniyoruz..
vesselam..